Gilmour – Waters Savaşlarının Meyvesi: A Momentary Lapse of Reason Albümünün Hikayesi

Roger Waters, Pink Floyd’dan ayrıldığında eski grup arkadaşlarının o olmadan devam etmelerini engellemek için dava etmeye çalıştı. Çok sert geçen söz düelloları sonunda adına uygun bir başlıkla A Momentary Lapse Of Reason albümünü yarattı. Rock’ın en büyük gruplarından biri bu kadar sert bir güç mücadelesinde nasıl bulaştı?

Roger Waters, ilk resmi solo albümü, 1984 Nisan’ında çıkan Pros And Cons of Hitchhiking çıkarmasının ardından Pink Floyd’dan ayrıldığını ve ayrılmasının grubun sonunu getirdiğini açıkladığında müzik basında sürpriz etkisi yaratmadı. Haber umursanmadı.

David Gilmour hariç kimse umursamadı. Vuruş için doğru anı bekliyormuş gibi, 1984’te About Face adlı solo albümünden oluşan parçalarla konserler verdi. Daha sonra arkasına yaslandı ve Waters’ın kavramsal bir Floyd gösterisine benzeyen birçok Floyd şarkısının çalındığı solo bir turunu bekledi.

Her ikisinin de ticari sonuçları benzerdi: mütevazi bir liste başarısı (ABD’de Waters altın plak; İngiltere’de Gilmour altın plak) ve konserleri de belli bir kitle izleyebildi.

İş anlamında bir sonraki belirgin adım, özellikle Floyd’un plak şirketi EMI’nin fikri çok açıktı: İki adamın bir araya gelip Pink Floyd’la birlikte çalışması. Bu, Waters için “geri adım” olabilirdi. Aynı derecede inatçı ama daha pragmatik Gilmour’un önerisi ise, “en azından isim olarak” yeni bir Pink Floyd albümü yaptığı olunca, en azından plak şirketi düşünülmemiş bir olasılık sundu: Roger Waters olmadan, Pink Floyd’u yeniden çalıştırmak.

Olay Pink Floyd adının tekrar kullanılmasını önlemek için Waters’ın yüksek mahkemeye başvurmasıyla resmen başladı. Gilmour başka türlü düşündü ve Nick Mason ile sonunda Rick Wright’ı tekrar gruba dahil etti. Çünkü The Wall’ı kaydetmeyi bitirdikten sonra Wright grubun dışına itilmişti. Yasal nedenlerden dolayı, yeni Waters-sız Floyd albümünün maaşlı bir müzisyeni olarak kalacaktı.

Waters, Gilmour’un planlarını öğrendiğinde çılgına döndü. Kendi sanatsal kariyeri açısından Waters’ın gelişini görmediği tek şey, grubun kendine indirgemesiydi. Pink Floyd’un “yaratıcı güçünün” onun ayrılığı ile “zarif bir şekilde emekli edilmesi” gerektiğine inanıyordu.

Gilmour (Mason, Wright ve EMI Records’taki güçler) açıkça başka türlü düşünüyorlardı ve Waters onların bu saygısızlıklarını ödetmek için mahkemeye verdi ve kaybetti. Asla tam olarak iyileşemeyeceği bir darbe yemişti.

“Danışmanım, bana sadece aradığım adaleti  haklın verebileceğini söyledi”, “Hukuk, bir isim hakkındaki ahlaki konuyla ilgilenmiyor”dedi.

Üzülerek şunları diyordu: “Olacak en iyi şey, dinleyicilerimin Pink Floyd’a dönüp “Hayır, bu Pink Floyd değil, Pink Floyd bundan daha fazlası. Hayır, grup adı bir tür franchise olmamalı’ demeliler. Bir grup ne zaman bir grup olmayı bırakır? Onların [Gilmour ve arkadaşları.] yaptıkları şey muhtemelen etrafta dolaşan insanların birden gidip kendilerine The Drifters adını vermeleri gibi bir şey… ”

Bunların hiçbiri, sonunda Eylül 1987’de piyasaya sürülen yeni bir Pink Floyd albümü, A Momentary Lapse Of Reason’ın yapımına odaklanan David Gilmour’un taş benzeri özelliklerinde bir titremeye neden olmadı.

Waters, onsuz ilk Pink Floyd albümünü “oldukça bariz bir sahtekarlık” diyerek kötüledi. Ve birçok bakımdan aslında tam olarak gerçek de buydu. Mantığın bir anlık çöküşü… önceki Floyd albümü 1983 The Final Cut’ın bir Roger Waters solo albümü olduğu kadar bir David Gilmour solo albümüydü. Waters, Michael Kamen ve Ulusal Filarmoni Orkestrası’nın yardımını almıştı; Gilmour ise The Wall’in ortak prodüktörü Bob Ezrin’e ekibe kattı. Roxy Müzik gitaristi Phil Manzanera, Little Feat klavyecisi Bill Payne ve davulcular Jim Keltner ve Carmine Appice, gibi birkaç isim eklediler.

Gilmour ayrıca, daha sonra “Rick Wright’ı Rick Wright’ın yapabileceğinden daha iyi yapabilir” diye iddia ettiği Jon Carin adlı genç bir Amerikalı klavyeci ile birlikte çalıştı. Gilmour, Carin ile ilk kez 1985’te Live Aid şovu için Londra’daki Roxy Music şarkıcısı Bryan Ferry’a katıldığında tanıştı. Gilmour, daha sonra Carin’i evi Hook End’i ziyaret etmeye davet etti. Yeni albümün hangi yöne gitmesi gerektiğine karar vermede bir “dönüm noktası” olan şarkı “Learning To Fly” adlı şarkının iskeleti orada oluştu. Ertesi yıl Gilmour’un tekne stüdyosu Astoria’da albüm kaydı başladığında, Carin yine geri döndü.

Asla üretken bir şarkı sözü yazarı olmayan Gilmour yeni şarkılarına doğru kelimeleri bulmak için yeni arkadaşlar denedi. 10cc’li Eric Stewart, Liverpool şairi Roger McGough ve Kanadalı söz yazarı Carole Pope gibileri denemeye davet edildi, ancak hiçbir şey çıkmadı. Gilmour’un 1970’lerin İngiliz prog öncüleri Slap Happy’in kurucu üyesi olan Anthony Moore’u, bazı bölümleri yazmaya davet ettiğinde nihayet iş yürümeye başladı.

Gilmour, Bob Ezrin sisli bir kış sabahı, Astoria dışındaki Thames Nehrinde bir gıcırtılı kayık sesini kaydetmeye karar verdiğinde aradığı albümün müzikal motifini buldu. Kayıt daha sonra albümün enstrümantal uvertürü Signs Of Life olarak kullanıldı. Bitmeyen bir nehir akışının, enerjinin, yaşamın metaforu, yeni Gilmour liderliğindeki Pink Floyd için kalıcı olacaktı.

Waters’ın gitmiş olmasına ilaveten ne Mason ne de Wright’ın minimal katılımdan fazlasını yapmadığı göz önüne alındığında, A Momentary Lapse Of Reason, Wish You Were Here albümünden bu yana en Floydian gibi duyulan Pink Floyd albümü oldu. Çevredeki ses efektleri ve spektral klavyeler, arkadaki gitar ve davul soundu gibi etkileriyle geri dönülmüştü. Vokaller artık okyanusun dibinden taranıyor gibi gelmiyordu, ama geçtiğimiz yazların eterik dokusunu yeniden kazanmıştı. (ÇN: Bu nasıl bir teşbih yapayım da millet yarılsın safsatası allahım yarabbim)

Nihayetinde, Pink Floyd’un ana söz yazarı ve hikaye örgücüsü Roger Waters’ın albümde yer almadığı gerçeği, yeni albümü satın alan milyonlarca kişide büyük bir fark yaratmadı. Pink Floyd en zirvede olduğu zamanda bile halk tarafından tanınmıyor oluşları onların işine yaramıştı. Hiç kimse Waters’ı çok aramadı, çünkü onlar en zirvedeyken bile Waters’ın onun diğerlerinden önde olduğunu düşünmemişti. Yeni Floyd albümünde, aynı yıl yayınlanan Waters’ın solo albümünden doğmuş olabilecek olan Dogs Of War aldı bir parça bile vardı.

Yine de, herkesin farkına vardığı büyük bir fark vardı: Radio K.A.O.S. ABD Top 50’ye zar zor ulaştı ve İngiltere’de 25’e kaldı. Momentary Lapse Of Reason ise, ABD ve İngiltere listelerinde 3 numaraya yerleşti. Dünyanın geri kalanında da durum öyleydi. Her iki albüm için yeterince iyi eleştiriler oldu, ancak Waters’ın albümü nispeten mütevazı satışlar yaparken, yeni Floyd albümü milyonlarca sattı ve bir düzine farklı ülkede altın ve platin plakları topladı.

İki kamp daha sonra kendilerini aynı anda Amerika’yı gezerken bulduklarında, zaferin kimde olacağı belliydi. Waters’ın turu, pek çoğu yarıya yakın, neredeyse dolu olan tiyatrolarda sahne alırken, Floyd turu 5.5 milyonluk yüksek bilet satışıyla sonuçlanan yüksek profilli 200 arena konserini kapsıyordu. Waters, “Kendimle rekabet halinde turne yapıyorum, ama kaybediyorum” diyecekti.

Gilmour, saygın İngiliz yazar Phil Sutcliffe’ye şunları söyleyerek cevap verdi: “40 yaşındayım. Grubu yerinden ayağa kaldırmak için Amerika, Avrupa ve dünyanın geri kalanında çok çalıştım. Ama Pink Floyd adı olmadan tekrar baştan başlamak istemediğim sürece kendimi yaşlı hissetmiyorum. O adı kullanma hakkını kazandım. ”

Ayrıca Waters’ın daha önce Pink Floyd’a getirdiği her şey için minnettardı. Evet, iki adam arasında her zaman kavga vardı, “ama o kavgaların hepsi müzikle ilgiliydi” diye ısrar etti. “Ben ve Roger’ı stüdyoda otururken, birden ‘Vay be, bu şimdi yaptığımız muhteşem oldu’ dediğimizi de hatırlıyorum. Ancak Roger’ın baskınlığı bir sorun haline geldi. İnsanların bilinçli bir şekilde karşısındakilerin modlarını düşürmek istediğini sanmıyorum, bu sadece onun karakteriydi. Bazen kendi yapımızın diğer insanlara ne kadar zarar verebileceğine duyarlı olmak zor olabilir. Ayrıca, bu şeylerden zarar görmüş olan herkes, o sıralar onun kadar da suçluydu. ”

Sürekli devam eden Floyd turunun üç ayı içerisinde, hem Mason hem de Wright, bu Pink Floyd’un ne kadar “gerçek” olduğunun altını çiziyormuş gibi ortaya çıktılar. Gilmour “Güvenleri düzeldi” dedi. “Bu tur onları tekrar işleyen müzisyenler haline getirdi. Ya da benim yaptığımı söyleyebilirim. ”

Tur bir yıl sonra hala güçlü bir şekilde devam ederken, Ağustos 1988’de, New York’taki Nassau Coliseum’daki beş gecelik performans kaydedildi ve ertesi ay da Abbey Road’da mikslendi. Sonuç, Pink Floyd’un 20 yıl boyunca ilk canlı albümü olan Kasım ayında yayınlanan Delicate Sound Of Thunder’dı.

O zamana kadar, iki taraf arasındaki savaş da en azından yasal olarak sona erdi. 1987 Noelinden iki gün önce Roger Waters, David Gilmour’ın hukuk ekibiyle mahkeme dışı bir anlaşmayı resmen kabul etti ve Gilmour’un The Wall’in tüm haklarını onda kalması karşılığında Pink Floyd’un adını kullanma konusundaki tüm zorlukları geri çekti.

Bununla birlikte, grubun şişme domuzu kullanması için şov başına 800 dolar gibi küçük ama tipik kesin talepleri vardı. 1987-88 Floyd tekrar turnesi için Gilmour, Waters’ın tasarladığı orijinal domuza pembe testisler ekletti ve böylece orijinal Floyd domuzundan yeterince farklı oldu.

O sıralar sanatsal amacının şimdi ne olacağını sorulduğunda Waters, Pink Floyd’un geleceğinde artık söz sahibi olmayacağını söyleyerek, sertçe şöyle söyledi: “Amaç yok. Ne yaparsak yapalım. Ya beynini havaya uçurursun ya da atlatıp işini sürdürürsün.”

Aslında, Waters, ondan sonra hep “sürdürmek istediği” şeyle mücadele ediyor gibiydi. 1992’de, tipik olarak kasvetli ve aynı derecede zekice olan Amused To Death adında sadece bir tane daha solo albüm yaptı.

Bu arada başarıyla yeniden yapılanan Pink Floyd, sonra bitmeyen yolculuğuna devam etti.

Loudersound.com’dan çeviridir.

Okan hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi, yeni amatör astronom adayı.

8 Eylül 2019 tarihinde Haberler, Merak Edilenler, Tarihçe içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: