Roger Waters Us and Them Turnesi Konser Yorumu

Youtube’da Waters’ın son prova (dress rehearsal) görüntülerinin tümünün birleştirilmiş halini izlerken ufak ufak fikirler uyandı, not etmeye başlayınca da alttaki yazı oluştu. Yapacak daha iyi bir işi olmayanlar için.


Denize bakan The Last Refugee bağlantılı intro güzel ama Breathe ile bağlantısı zayıf. Daha etkileyici olabilirdi.
İlk kez layıkıyla çift baslı One of These Days dinliyoruz. Guy Pratt’lı Gilmour tabanlılar hep biraz eksikti.
Müzikte Floyd görselde Sean Evans. The Wall’da hakkını tam teslim etmedik, bari burada edelim. Ancak One of These Days görseli Mason ve Wright’ın estetik katkıları olmadığı için tek kaynaktan beslenme, zayıf. Waters’ın şarkıyı günümüze bağlaması çok anlamsız.
 The Great Gig’de gökyüzündeki parmaklar görseli doğrudan Wright çağrışımlı harika. Lucious da bu parçada farklı ancak çok da başarılı.
Welcome To The Machine zaten bilinen Gerald Scarfe görüntülerinin büyük ekrana uyarlanmasıyla geçiyor. Klavyeci elemanın Wright sololarına yaklaşımı ise gayet takdir edilesi. Bitişle yeni albümden When We Were Young bağlantısı güzel. Ama parçanın girişinden insanın içinde yahu keşke Fearless’e girseydi daha iyiydi fikri uyanıyor 🙂
Deja Vu klibinde bir genç kız oynatmak yerine sahile vuran Aylin gibi gerçek bir Afrikalı daha etkili olurdu bence.
Bu arada Waters’a her şarkıda playback yapıyor diyenler biraz elini vicdanına koysun biraz da göz kulak bağlantısını yapsın. Welcome To The Machine de gayet doğal ama WYWH gibi parçalarda yapmadığı kesin. Hatta son albümden bile iyi.
Bu satırı yazdıktan sonra Another Brick Part 3 56.40’da net bir şekilde şarkıya erken girdiği için playback yaptığı bölüm kabak gibi ortaya çıkmış. Zaten şarkı bittikten sonra ara konuşması sırasında sesinin çatallı hali kendini belli ediyor, öksürüyor. Bu parça için öyle yapması da gayet normal. Ancak üstteki yargımı sürdürüyorum, o parçada playback söylüyor gibi gelmedi. (yumuşattım)
Animals için bacalarla birlikte fabrikanın yükselişi esnasındaki görüntü kaymalarını nasıl halledecek Sean bilemem, ama komik gözüküyor.
Dogs’da vokali yapan Jonathan Wilson’un sesi Gilmour’un yakınından bile geçmediği fark edilse de işin altından iyi kalkıyor.
Uzaya giden Battersea’lar görseli mükemmel. Dogs solosu sırasında gözlerinizi kapayıp orada Gilmour’u hayal ederseniz olağan üstü bir performans bulursunuz ancak görüntüde Kilminster ‘ı fark edince Besim abi gibilerin psikolojisi bozulacağı belli.
Aradaki uzun Wright bölümünde 1999 konserlerinden bu yana Waters’ın neden masada oturup kağıt oynadığını çözemedim. Tabi belki Floyd da böyle yapıyordu ama buna dair bugüne dek hiç bir şey görmedim. Ya bu bölümden çok sıkılıyor ya da anlamadığım bir şey anlatmaya çalışıyor.
Domuz maskeleri ise yeni turnede ortaya çıktı sanırım. Bu kısımda Lucious’un maskeleri köpek değil de tilkiye benziyor olması da komik. İkisi birden davullu son bölüme katkı yapmaları hoş. Ayrıca bu parçada ve hatta tüm Animals parçalarında Waters’ın playback yaptığını kabul edebiliriz.
Joey Waronker için de diyebiliriz ki Waters nihayet Nick Mason’a en yakın davulcuyu bulmuş. Yıllarca bize Graham Board’ın abartılı davulunu dinletmiş. Tüm Animals performanslarının çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Hatta öyle ki bugünkü bootleg kayıtlarına göre orijinal Pink Floyd konserlerinin bile teknik açıdan albüme çok yaklaşamadığı anlaşılıyor. Sonlara doğru giren Trump’ın salakça sözlerinin dökümü çok hoş. Erdoğan’ınkileri kullanmaya kalksa parçanın ve konserin süresi yetmezdi.
Money’de sahayı bölen perdenin hareketleride salona renk katıyor, gerçekten orijinal bir buluş. Waters’dan başka grupların da bunu kullanacakları kesin. (Tabi daha önce zaten biri yapmadıysa)
Brain Damage’deki bu kez sahildeki küçük mülteci kız bağlantısı ve sansürlenen satırların görüntüsü konserin konseptine gayet güzel uydurulmuş.
Eclipse’de orgun bariz varlığı Wright’ın tarzına benzemese de vokalsiz bu uzatılmış hali çok yakışmış. Meğer Let It Be formatına ne uygunmuş. Hep bir lokma verilirdi bugüne dek. Sonda beliren lazerli dev prizma ise en azından videoda çok etki uyandırmıyor göründü bana.
Bis’den sonra Vera ve yeni haliyle Bring The Boys konsepte bağlantı olarak uygun düşen iki parça. Lucious da yine çok başarılı.

Neticede Waters konserlerin muhteşem olacağını söyledi ama görünüşte sadece görseller üstüne yoğunlaşmış. Şov çok eksik. İlave ekranla 3D etkisine benzer bir görüntü yaratma girişimi başarılı olsa da neticede herşey 2D. Neden bu eleştirileri yapıyorum? Çünkü bu adam sahne tiyatrosunun dibine vurmuş, eşi benzeri düşünülmemiş şovlara imza atmış. Önceki turlarının çok üstünde olmasına karşı The Wall’a biraz yakın olmasını bekledim. Özgürlüğüyle tanıdığımız Waters’ın şarkı seçimlerinde tutucu davranıp dinleyicinin Comfortably Numb gibi hitlerine odaklanıp az çalınan Floyd ve solo kariyerine (Its A Miracle gibi) dokunmayışını garipsemedim de diyemem. Kilminster ise bana göre yine Comfortably’de harikalar yaratıyor.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

27 Mayıs 2017 tarihinde Blog, Haberler, Roger Waters içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: