David Gilmour’un 1990’daki Gerçeküstü Türkiye Macerası

David Gilmour’un Kaş – Kalkan – Türkiye serüvenleri özellikle 90’lı yıllarda adeta şehir efsanesi haline gelmiş, ağızdan ağıza pek çok kişiden farklı şekilde anlatılan bir masala dönmüştü. Hatta biri işi, onun bir barda Wish You Were Here çalan gençlere sinirlenip sahneye çıkıp o öyle çalınmaz böyle çalınır dercesine gitarı eline aldığı şekilde abarttığını dahi söylemişti. Belki bilmediğim, duymadığım başkaları da vardır. Ancak gerçek hikaye nihayet 2016 –  2017 yıllarında yaptığım kısa araştırmalarla gün yüzüne çıktı.

Olaydan ilk kez, Gilmour ile çekilen fotoğrafın TRT’de 90’larda yayınlanan bir rock programında gösterilmesiyle (evet o zamanlar TRT’de Rock müzik programı bile vardı) haberim olmuştu. Ancak harekete ise 2016 yazında geçmek nasip oldu. Olayın iki tanığına ulaşarak yaptığım görüşmelerden bir özet oluşturdum. Daha geniş bir yazı hazırlamayı düşünüyordum ancak 2017 Mayıs ayında ayarlayarak İzmir’e yaptığım gezide Atıl bey ile buluşarak olayları onun ağzından videoda aktarmak daha kolayıma geldi. Başka yeni fotoğraflarla oluşturduğum bu videoyu da aşağıda bulabilirsiniz.

Sevgili Atıl Şenkaya’nın arşivinde kalan ve  ilk kez yayınlayacağım bu fotoğrafta görmüş olduğumuz Gilmour’un solundaki  müzisyen Turgay, en soldaki Alman kız arkadaşı ve en sağdaki Atıl bey bisikletleriyle 1990 yılı Haziran ayı civarı ellerinde gitarlarla güney turuna çıkarlar. Patara gezileri biktikten sonra Kalkan’a dönmek için anayola çıkıp o güzergahta geçen minibüsleri beklerler. Gelen minibüslerden birinin şöförü önce özel birine hizmet verdiği için duramayacağını söyler. Ancak araç biraz ilerledikten sonra şöförün omzuna içerdeki birinin eli arabayı durdurması için dokunur.David Gilmour

Ekip duran minibüse doğru koşarlar.

İleride duran minibüsün camından bir baş çıkar ve sorar ‘Müzisyen misiniz?’

Ekipteki kız hemen tanır ve sorar:
– ‘Sen David Gilmour değil misin?’
Adam ‘Evet’ diye yanıtlar.
Çocuklar müzisyen olduklarını söyledikten sonra Gilmour onlara nereye gittiklerini sorar. Ona Kalkan’a gideceklerini söylerler. David Gilmour şöyle der, ‘Ben şimdi Patara’ya giriyorum, 1-2 saat gezeceğim, eğer döndüğümde yine burada olursanız sizi götürürüm.’

Onu kaybetmemek için kesin bir şekilde ‘tam şurada olacağız’ diye cevap verip duracakları yeri gösterirler ve ardından David’in minibüsü Patara’ya doğru sapar. Olayın şokunu yaşayan ekip yerlerinden kıpırdamadan güneşin altında beklemeye

David Gilmour'un Kalkan Sohbetibaşlar. Bu süre içerisinde Patara kavşağına gelen başka otostopçuları gruba dahil olmasınlar diye gelen arabaları kendileri durdurarak yollarlar. Gerçekten de iki saat orada bekledikten sonra Gilmour’un minibüsü görünür ve ekibi alır, Kalkan’a geçerler.

Kalkan limanında 4-5 saat birlikte içerler, sohbet ederler ve hatta fotoğrafta görüldüğü gibi gitar çalarlar. Bir ara bizim ekiptekiler Gilmour’a Julia Dream çalarlar ve Gilmour şaşırır, ‘Bunun akorlarını nerden buldunuz?’, ‘Yıllardır hiç çalmadım ben bunu’ der. Bilindiği gibi Floyd’un konserlerde hiç çalmadığı parçalardan biridir.

Kendi ülkenizde David Gilmour’a otostop çektiniz mi siz hiç?

27 yıl sonra yeni fotoğraflarla hikayenin birinci ağızdan videosu

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

14 Eylül 2016 tarihinde David Gilmour, Haberler, Merak Edilenler içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 4 Yorum.

  1. Rüştü Cüneyt

    Bir şeyi beğenmenin ve onu tanıtmanın sadece facebook da sayfa açıp habire youtube linki vermek olmadığını adanmışlığınızla gösterdiniz. Bravo.

    Beğen

  2. Ayıptır söylemesi; 1990 da David Gilmour’a Marmaris’de albüm kapağını imzalatmıştım. Hala durmakta evde.

    Liked by 1 kişi

  3. 1990 senesinde bu Patara gezisinden önce kendisine Beyoğlunda Hacı Abdullah lokantasında rastlayıp yaklaşık 5 dakika şaşkınlık ve şoktan nutkumun tutulduğu olmuştur. O zamanlar ( şimdi de ) sıkı bir hayranı idim. Bu hikayeyi , palavracı demesinler diye ancak çok samimi dostlarıma anlatırım. Patara gezisiyle alakalı yanlış hatırlamıyorsam Limon ( sonradan Leman ) dergisinde şöyle bir hikaye çıktı. Güya Gilmour minibüsle sıradan bir turist gibi minibüsle Patara’ya gidiyormuş, Ayakta imiş ve şoför ileride çevirmeyi görünce kafasına bastırıp çök falan demiş. Aynı yazıda Hacı Abdullah’ta Gilmour’un etraftakilerle konuşmaya çalıştığı, kimsenin yüz vermediği de yazılı idi. Orada bulunan biri olarak hiç öyle bir tavır görmedim. Büyük ihtimalle minibüste çöktürülme hikayesi de yanlış veya abartılı.
    Bu da böyle bir anımdır işte. Şimdi olsa illaki tanışır resim falan çekilir idim ama o zamanlar biraz çekingenlik vardı işte.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: