PinkFloydTürk’ün David Gilmour Pompeii 2016 İzlenimleri 7 Temmuz 1. Bölüm

Giriş: Önce Biraz Tarih

Pink Floyd tarihinde efsanevi mekanlarının bir listesini yapsak büyük ihtimalle Pompeii birinci sırada gelir. Milattan önce 79 yılında Vezüv yanardağının patlayıp şehiri 5 metre lav ve küllere gömmesiyle kaybolan bu tarihi kent 1600’lerde keşfedildikten yaklaşık 371 yıl sonra Pink Floyd’un efsanevi konser/dokümanterine ev sahipliği yapmıştı. Her şey o tarihten önce Pink Floyd ile sanatsal resimler eşliğinde bir video hazırlamak isteyen yönetmen Adrian Maben’in fikrinin kabul edilmeyişinden sonra Napoli tatili sırasında gezdiği bu bölgede pasaportunu kaybetmesiyle başladı. Geri dönüp sessizlikteki yıkıntılar arasında bu bölgede yapılacak bir çekimin yaratabileceği etkiyi hayal ederek grubun menajeriyle yeniden kontağa geçti. Maben’in kafasındaki konsepte uygun olarak (ve muhtemelen de Floyd’un İtalyan üst düzeyi ile henüz önemli bağlantıları olmayışından ötürü) tarihi mekanın korunması amacıyla yapılan konser çekimi seyircisiz gerçekleşti.

Floyd’un dağılmasından sonra Gilmour’un solo konserlerinde tarihi mekanlar arayarak kendisi için de bir heyecan yaratmaya çalıştığı anlaşılıyor. Geçtiğimiz yıl da Hırvatistan, Almanya gibi ülkelerde seçtiği tarihi mekanların yanında İtalya’da da Verona ve Roma’da benzer tarihi bölgelerde konserler ayarlanmıştı. Bu geleneği bu sene de Avusturya ile sürdürdü. İtalyanlarla arası her zaman çok iyi olduğu için bir süre sonra bu işleri tepeden bakanlık-başbakanlık düzeyinde (bolca tanıtım kaygısı da güdülerek) halletmekte başarılı oldu ve Pompeii’yi de 45 yıl sonra yeniden ziyaret edeceği üst düzey resmi anlaşmalarla neticelendi.

Meseleye Giriş: Bilet Aşaması ve Plan

Konserin açıklanmasıyla birlikte 4 arkadaş (Sibel, Hasan, Saliha ve ben) bilet alımı için yaşadığım finansal hesap git gellerinden ve nihayi olarak abimin büyük desteğinden sonra gitmeye karar verdim. Yaşadığımız heyecandan oluşan karın ağrılarıyla birlikte senkron bir şekilde saniyesi saniyesine bilgisayar başında çıkan ilk biletleri kapmak için uğraştık. Sandık ki tüm dünya bizim gibi, cebine bilet parasını koyan onbinler toplam 3000 kişilik kapasiteye hücum edecek. Bir heyecan kasırgasıyla biletlerimizi aldıktan sonra anladık ki meğer insanlar bizim yaşadığımız heyecanı pek yaşamıyormuş. Tahminimce meraklısı olan herkes kendi ülkesinde zaten daha uygun fiyatlara konseri izleyebildiği için çok da bizim gibi atlamamışlar. Biletler hemen tükenmediği gibi satışı günlerce sürdü. 400 Euro’yu bulan bilet fiyatının yüksekliğinin nedenlerini ise ancak şovu izledikten sonra anlayabildim. Kapasitenin küçüklüğü nedeniyle bir kişi orada olamayan diğer 3 kişinin parasını ödeyince konser gerçekleşebilmiş. Oysa bana göre çok daha ucuza, görseli az orijinal Pompeii benzeri bir gösteri olabilirdi.

Olayın etkisini olabildiğince uzun yaşayabilmek için biletimi doğum günüm olan 7 Temmuz’a değil 8 Temmuz’a aldık. Böylece 7 Temmuz’da konser alanının etrafında dışarıdan bir yandan müziği dinleyecek bir yandan sıcak Temmuz akşamında Floyd müziğiyle yıkanan Vezüv eteklerinde doğum günümü kutlayacaktık, etkileşim uzun sürecekti. En azından plan buydu.

7 Temmuz 2016

Napoli Yolcuları - Taksici

Taksici

7 Temmuz Perşembe sabahı 5 de taksiye bindiğimizde şöför bize İtalya yerine Endonezya’ya gitmemizi tavsiye etti. İnternetten bulduğu Endonezyalı bir kıza bir buçuk yıl görüştükten sonra evlenme teklif etmiş, kız da kabul etmiş. Fakat o sırada büyük bir kaza geçirip borca girmiş, gidememiş. Kıza ayıp oldu beni hala bekliyor dedi. Bir taksicinin herhangi bir sebepten yurt dışına açılması fikrini olumlu karşıladım ama Endonezya tavsiyesini geri çevirince karşı saldırıya geçip bu kez Malezya’ya gitmemizi tavsiye etti. Bir ara Hasan’ı ikna ederek yolumuzu değiştireceğini düşünmeye başladım. Belki de kararlılığımızı görünce bu kez de direkt bizi İtalya’ya götürmeyi önerdi ki herkesin bomba attığı havaalanına kendimizi zor attık.

Güvenlik (!) noktasından geçerek ekibin diğer üyeleriyle buluştuk ve artık selfilerin bini bin para olmaya başladı. Bayramın 2. günü oluşu dolayısıyla sabahın

Biniş

Biniş

6’sında Atatürk Havalimanı boş denecek ölçülerde olduğundan check in işlemleri çabuk bitti. Ardından klasik duty free turları, dönüşte eşe dosta verilebilecek hediyeler için, ‘burdan mı alsam ordan mı’ soruları konser heyecanının bir süre önüne geçmedi değil. Neticede her anı heyecanla dolu bir gezi başladı. Seyahat THY’nin bir şekilde karnımızı doyurmasıyla eğlenceli ve sonra uyutan bir şekle dönüştü. Napoli tepeden nasıl görünüyor diye merak ediyordum. Çünkü Kuzey İtalyayı görmüştüm. Avrupanın benzeri gibiydi, düzenli ekilen bağlar bahçeler, yollar vs. Napoli de düzgün müdür derken cevabı gördüm, hadi İstanbul demeyelim adamlara hakaret olmasın da ortalama bir Ege kenti düzeyinde yerleşimi vardı. Elbette yeşili daha bol tutulmuş versiyon.

Türkiye'den gelenlere ayrı eziyet

Türkiye’den gelenlere ayrı eziyet

İndikten sonra otobüslerle çok yavaş ilerleyen bir pasaport kontrolü kuyruğuna dahil olduk ve daha başında İstanbul’dan gelenleri kuyruktan ayırarak daha yavaş ilerleyen bir başka kuyruğa soktular. Sonra anlaşıldı ki tüm dünya normal bir kuyruğa girerken İstanbul’dan gelenler yeniden x-ray’den geçirilip yeniden çok detaylı aramayla ülkeye alınıyorlarmış. Bir süre bu kuyrukta sıra bekledikten sonra pasaport işlemi hemen bitti. Ancak bu kez de x-ray’den geçirilen İstanbul bagajlarını beklemek zorunda kaldık ve bu işlem oldukça sıkıcı 1 saatimizi aldı.

Alandan taksiye binerek yola çıktık. Etrafta gördüğüm oldukça bakımsız çok sayıda bina gecekondu gibi görünüyordu, şaşırdım. Anladım ki Napoli o kadar çok gelişmiş bir şehir değil. Az buçuk kazıklanarak (Havaalanı – Pompeii gidiş 2 saat kalış ve dönüş turu 90 euro tarifesi olmasına rağmen biz sadece gidişe 70 euro ödedik) yaklaşık 25 dakikalık bir yolculuktan sonra gayet merkezi otelimize geldik. Daha kapının girişinde ve resepsiyonda bize o gün orada olmamız gerektiğini gösteren ‘Pink Floyd Welcome David’ yazan afişle karşılandık. Muhtemelen belediye şehirdeki bütün otellere bu afişlerden dağıtmıştı. Çünkü ilk başta Gilmour bizim otelde kaldığı için bu afişi yapıştırdılar sandıysam da bu doğru değilmiş.

Otelin Girişindeki Afiş

Otelin Girişindeki Afiş Hoşgeldin David

Resepsiyon Panosu

Resepsiyon Panosu

Otel eğer bir gün giderseniz tavsiye ederim Hotel Vittoria. Wifi dışında hiç bir sorunu yok. Konumu inanılmaz merkezi Pompeii girişinin yanında. Çalışanlar ise gayet yardımcı oluyor. Bizde bu kadara merkezi bir otelde çalışanlar gelenlerin yüzüne bakmaz eminim. Otelin önündeki meydana onlarca tur otobüsü geliyor. Otelin sahibi de işini turlarla öyle güzel ayarlamış ki otobüsler önce otelin turistik eşya bölümünde iniyor, otelin içindeki restoran ve tuvaleti kullanıp meydana çıkıyorlar. Yani kalmasanız bile sizi bir şekilde otele yönlendirmiş oluyor. Binlerce insan sabah erken saatte yıkıntıları gezmeye başlıyorlar. Başlarda gelenlerin bütün dünyadan olduklarını sanıyordum ama daha sonra çoğunluğun İtalyan olduğunu ve genelde iç turizmin ağırlıklı olduğunu fark ettim. Ancak bizden farkı herkesin turlarla ve rehberlerin tam yönetimi altında geziyor olması bana ilginç geldi.

Odamıza çıktığımızda gördüğüm görüntü ile mest oldum. Balkonumda Pompeii inanabiliyor musunuz? Ben inanamadım gerçekten fotoğrafını çektim. Görüntüdeki bölüm Pompeii’nin güney batısında giriş kısmı. Bizim bildiğimiz Pompeii amfi tiyatrosuna yaklaşık 10-12 dakika süren 1 km mesafede.

Odamdan Pompeii manzarası

Odamdan Pompeii manzarası

Odaya yerleştikten sonra hemen öğlen yemeği için klasik bir İtalyan pizzası arayışına girişip yine otelin yakınlarındaki Ristorante Turistico adlı çok yaratıcı adı olan restorana oturduk. Onları bize de benzetiyorum ama çok da benzetemiyorum. Mesela restoranlar bizdeki gibi işlemiyor. Hele ki turistik restoranlarla hiç alakası yok. İtalyan garsonlar için zaman çok ağır akan bir şey. Masaya oturduğunuzda gelmiyorlar mesela. Çağırmak için bir takım aktiviteler gerekebiliyor. Hıza ve ilgiye alışkın turistlere garip geldiğini düşündüm.

Pizza şarap kombinasyonundan sonra hemen biletleri alacağımız konsere giriş yerine bakmaya gittik. Daha yeni yola çıkmıştık ki yol kenarında kocaman bir David Gilmour posteri görünce hepimiz önünde fotoğraf çektirdik. Ancak afiş ikinci gün yerinde yoktu. Büyük ihtimal o gece birileri tarafından sökülüp götürüldü.

Gilmour'un dev afişi. İkinci gün birileri söküp götürmüştü.

Gilmour’un dev afişi. İkinci gün birileri söküp götürmüştü.

Hikayenin devamını fotoğraflarla geçebiliriz.

Pompeii Çan kulesi

Pompeii Çan kulesi

Mekanın girişini, bilet alma organizasyonunu gözlemledikten sonra amfi tiyatronun etrafında konseri dinleyebileceğimiz hayal ettiğimiz gibi yakın uygun yeşil bir alan olmadığını fark ettik. Doğal olarak tüm tarihi bölge ziyarete kapalıydı. Bu biraz canımızı sıktı çünkü hayal ettiğimiz şey bu değildi. Şehirin meydanına doğru yürüdük. Etrafta onlarca David Gilmour veya Pink Floyd tshirtlüler vardı. Gelenlerin büyük çoğunluğu İtalyan gibi dursa da çok sayıda Amerikalı olduğunu da gözlemledim. Meydana çıktığımızda sol yanımızda büyük bir çan kulesi onun karşısında meydanın öbür yanında ise belediye binası olduğunu gördük.

Pompeii Belediye Binası kapısında Gilmour'a verilen hemşerilik duyuru afişi

Pompeii Belediye Binası kapısında Gilmour’a verilen hemşerilik duyuru afişi

Önüne doğru yürüdüğümüzde ise oranın bir gün önce David Gilmour’a onursal hemşerilik verilen yer olduğunu fark ettim. Binanın önünde David Gilmour’a verilen hemşerilik beratını duyuran afiş vardı. Tabi hemen fotoğraf çekildik. O sırada üstümdeki David Gilmour tshirtünü görüp gelen birinin kafası iyi Amerikalılarla bir süre sohbet ettik. Bana gittikleri Gilmour konserlerinden anlatırlarken onlara gittiğim Floyd konserlerini anlattığımda diyecek lafları kalmadı. Onca yol gelip hala bilet kuyruğundan bileklik almadıklarını görünce uyardım. O sırada onlara yaklaşan bir kadın da onlara kuyruğun ne tarafta olduğunu anlatırken kadının konuşmasından Yeni Zelandalı olduğunu anladılar. Konser için oralardan gelmiş kadın.

Meydandaki kafede otururken sevgili dostumuz Tankut geldi ve kaldıkları otelin roof’undan konserin dinlenebildiğini söyledi. Bu bilgiyle otelimize dönerken yolda 10 yıl önce 2006 da Roger Waters’ın Kuruçeşme Arena konseri için gelen tshirt satıcısı/bedavacı/konser takipçisi Kevin ile karşılaştık.

Yıllar sonra Kevin ile

Yıllar sonra Kevin ile

70lerden beri bütün Floyd/Waters/Gilmour konserlerine geldiğini söylüyordu ki söylediklerini doğrulayacak kadar kez pek çok arkadaşımız onunla karşılaştı ve yine parasının olmadığını, biletinin olmadığını, bir Norveçli arkadaşının ona bilet ayarladığını söyledi. Bu arada bana sürekli bir Erkan’dan bahsetti. Kimdi o Erkan bilmiyorum tabi. Ona inanıp fotoğraf çekildik. Yıllar önce çekildiğimiz fotoğrafı görmek için burayı tıklayabilirsiniz.

David Gilmour'un turne ekipmanlarını taşıyan tırlar

David Gilmour’un turne ekipmanlarını taşıyan tırlar

Otelimizin karşısındaki tır parkına gelen tırları daha önceden gördüğümü hatırladım. Bunlar Gilmour’un ekipmanlarını taşıyan tırlardı.

Konser başladıktan sonra Tankut’un söylediği otele girip gayet sakin roof da bira içmek istediğimizi söyleyince resepsiyon görevlisi gayet kibarca onayladı ve garsona isteklerimizi sordurdu. Roof da ne yazık ki Gilmour’u duymak çok zor oldu. Ancak harika bir akşam harika bir atmosferde Gilmour’un uzaklardan gelen hafif müziği ama güzel ışık görüntüleriyle biralarımızı yudumlamaya başladık.

Otelin roof'undan Pompeii

Otelin roof’undan Pompeii

Garson oda numaralarımızı sorunca biraz iş karıştı tabi. Dışarıdan geldiğimizi söylediğimiz zaman biralar 9 euro’dan 15 Euroya yükseldi. Bir süre sonra gelen resepsiyon görevlisi pasaportlarımızı da istedi. Müzik de olmayınca konserin ikinci bölümünü daha yakın bir lokasyondan dinlemek için yerimizden kalktık. Neyse ki herşey gayet nezaketle gerçekleşti. Karşılaştığımız tüm otel görevlileri hiç bir zaman işi yokuşa sürmeyip hep çözüm ürettiler. Gezimiz boyunca karşılaştığımız bu pozitiflik sayesinde hiç bir sorun yaşamadık.

Konseri kaçak olarak dinlemek izlemek isteyenlerin tek seçeneği bir otopark

Konseri dışarıdan dinleme seçeneği bir otopark

Tiyatroya en yakın yer açık alan bir otoparktı. Müziğin başlamasıyla meraklı (ve büyük kısmı Pink Floyd’u tanıyan) Pompeii halkı yavaş yavaş çoluk çocuk otoparkı doldurmaya en azından ziyaret etmeye, içeride olan biten ve gökyüzüne yansıyan ışık bayramını izlemeye geldiler. Küçük çocuklardan yaşlılara kadar şehirdeki halk için bu etkinliğin olayın farkında olduklarını gösteren gayet iyi bir gözlem oldu. İtalyan yetkililer Venedik’de yaşananların da bilincinde oldukları için ses sisteminin kalıntılara zarar vermemesi için hassasiyet gösterdiklerinden yakın bölgede bile çok yoğun ses yoktu. Buna rağmen insanlar bu konserden haberdar oldular. Zaten aylar öncesinden tüm İtalyan medyası bunu defalarca duyurmuştu.

Konserin ikinci bölümünü tümüyle bu otoparktan şehirin ahalisi genci yaşlısıyla birlikte dinledik. Öyle ki o halk da şarkıları hep bir ağızdan söylüyordu. Run Like Hell ve Comfortably Numb’ın ışık oyunları zirve yaptığında hepsi dışarıdan izleyen sıradan izleyiciler olmalarına rağmen hep birlikte alkışladılar. Ara sıra otopark görevlisinin müdehalesine rağmen sonuna kadar izleyebildik. Buradaki videoda 7 Temmuz’da çaldıkları Run Like Hell’in son bölümünü bulacaksınız.

Konserin bitimiyle dışarıda korsan tshirtçülerin adeta birbirleriyle müşteri kapma savaşı başladı. Az seyirciden mümkün olduğunca çok kapmaya çalışıyorlardı. Şahsen hem baskılarını hem tasarımlarını çok beğenmedim. Ertesi günü hayal ederek otelimize döndük.

Pompeii Konser Çıkışı Korsan Tsihrtçüler

Pompeii Konser Çıkışı Korsan Tshirtçüler

 

8 Temmuz 2016 Konser İzlenimleri 

Konsere ait tüm fotoğraf ve videolar için tıklayın.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

11 Temmuz 2016 tarihinde David Gilmour, Haberler, PFTN, Pink Floyd Klasörü içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: