Roger Waters 2016’da Dünya Turnesi Planlıyor

Roger Waters’ın İsrail yönetimine karşı aldığı tavrı tam anlamak isteyen İsrailli gazeteci Gideon Levy onunla 24 saat geçirerek Pink Floyd’un eski şarkıcısının görüşlerini aldı. Aynı zamanda İsrail’i kültürel anlamda izole etmek isteyen BDS hareketinin de önderlerinden olan Roger Waters kendini ifade etmek için uzun zamandır Amerika’daki Yahudi kesimiyle tartışma içinde olduğundan belki bu iyi bir fırsattı. Keşke her görüş karşı tarafı ve görüşlerini anlayabilmek için kendisiyle 24 saat geçirebilse. Görüşme politik fikirler, trajik aile hayatı ve rock yıldızı olarak yeni çalışmaları üzerine yaptıkları sohbeti kapsıyor.

Çakıl taşıyla kaplı yolda yavaşça giden taksiyle evine vardım. Buradaki diğer evler gibi caddeden görünmeyen gri bina, bu çok varlıklı New York’un Long Island bölgesine göre Southampton evlerinden çok da büyük değil. Tek girişli yan yoldaki küçük bir bina numarası size hedefinize ulaştığınızı gösteren tek belirti oluyor. Beni otobüs durağından alan taksi şöförü Paris Hilton’un evinin de yakında olduğunu söylüyor. Ama bu evde kimin yaşadığını bilmiyor.

Randevu saatinde kapının zilini çalıyorum ve bir köpek havlaması duyuyorum. Şortlu, çıplak ayaklı, solgun polo tişörtlü Roger Waters kapıyı açıyor. Yanakları iki günlük traşsız beyaz sakallıydı. Gri saçları darmadağın, mavi gözleri biraz yorgun görünüyordu. Yürürken ayaklarını yere sürüyor, fakat vücudu genç duruyor ve yüzünde sıcak bir gülümseme vardı. Bu gençlik idolümü selamlarken elini mi sıkmalı yoksa sarılmalı mıyım diye kendi kendime saatlerce yaşadığım kararsızlık birden sonuçlandı: Beni kucakladı, oysa daha önce hiç tanışmamıştık.

İki katlı evinde onu arkasından takip ettim. Duvarlarda resimler, yerlerde büyük halılar ve oturma odasında büyük piyano bulunan bir Amerikan eviydi. Dışarıdaki ısıtmalı yüzme havuzu sabahın erken saatlerindeki serinliğine rağmen sıcaktı. Havuzun yanında küçük bir spor salonu bulunuyor. Bazıları konuklar için olan pek çok yatak odası bulunan evde elbette bir de kayıt stüdyosu var.

Evin her tarafındaki vazolar mükemmel bahçesinden yeni kesilmiş mavi çiçeklerle donatılmış. Her pencerenin muhteşem bir manzarası var: Büyük bir gölet, etrafında büyük yeşil bataklıklı bir çayır ve ötesinde okyanus dalgaları açıkça görülebiliyor. En yakın ev gayet yeterli bir uzaklıkta. Arada ise İsveçli komşunun tenis kortu yer alıyor. Manhattan’dan iki saatlik otobüs yolculuğu ile gelinen bu yere başlayan yeni helikopter servisinin çok ucuz oluşu konuşuluyor ahali arasında: sadece 400 dolar!

Waters’ın dördüncü eşi Laurie Durning, beni dostça karşılayıp elimi sıkıyor. Birlikte bahçedeki avluya oturuyoruz, bize 11 yaşındaki beyaz bir köpek de katılıyor. Laurie, Orta Doğu’da olanlar konusunda çok bilgili. 2006’da Türkiye konserinden sonra gerçekleşen unutulmaz Israil konserine o da katılmıştı. Seyircideki sevgiyi kocasından çok daha fazla hissedebildiğini söylüyor.

2016 Dünya Turnesi Planlayan Roger Waters

54.000 İsraillinin katıldığı Neve Shalom’daki konserden sonra o alanda çok nohut yetişti. Waters, prodüktör Shuki Weiss’in kulis oluşturabilmek için pek çok lüks hediye ayarladığını çok iyi hatırlıyor. O inanılmaz sihirli geceyi hatırlıyorum fakat bunu Waters’a söylemek çok zor olacak zira hayranlarından duyduğu ”Benim hayatımı değiştirdin falan falan” sözlerini duymaktan hiç hoşlanmıyor.

Onun için, Pink Floyd (gençliğimin gizemli ve efsanevi müziklerini yapan ve bana göre tüm zamanların en büyük grubu) 30 yıl önce ayrıldığı eski işi.  20 yıllık grup hayatı özellikle de son dönemleri gitarist David Gilmour ile aralarındaki nefret dolu ilişkiden ötürü onun için kabus haline gelmiş.

Tam bir başyapıt olan ilk liderleri Syd Barrett hakkındaki “Shine on You Crazy Diamond,” uyuşturucuların da katkı yaptığı zihinsel hastalığının iç burkan hikayesiydi. Waters, eğer Barrett rahatsızlanıp şarkı yazmayı bırakmasaydı, hiç bir zaman kendi başına şarkı yazamayacağını söylüyor. Barrett’in zamansız emekliliği, Waters’ı Floyd’un pek çok şarkısını yazmaya zorladı.

New York’da Bir İngiliz

Sağ elinde 1968 yılından bu yana hiç çıkartmadığı yüzüğü var. Öbür elindeki evlilik yüzüğü ise yıllar içinde bir kaç defa değişmiş. Önceki iki evliliğinden üç çocuğu var (İlk karısı öldü). Henüz çocuğu olmadığı eşi Durning, New York’da film prodüktörlüğü yapıyor.

Roger Waters söyleşisi

Roger Waters ve Gideon Levy. Pink Floyd’dan eser yok. Sean Evans

Uzun yıllar sonra şimdi, Waters, Sting’in de söylediği gibi New York’da bir İngiliz artık. Yukarı çıkarken bunu ona söylüyorum ve bana gülümsüyor. Çift buraya pek uzak olmayan yeni bir yaz evi inşaa ettiriyorlar. O bundan çok daha büyük olacakmış ve orada torunlarının daha sık ziyaret edebileceklerini umut ediyorlar.
Bir zamanlar “Money, suçtur” diyen adam gayet iyi yaşıyor. Ayrıca biri Manhattan’ın ortasında diğeri pek kullanmadığı İngiltere’de tatil evi olmak üzere iki evi daha var. Dışarıda biri konvertibl olan iki pırıltılı Mercedes duruyor. Buna rağmen mütevazi ve iddiasız bir rock yıldızı olarak görünüyor. Evinde en azından.

Pink Floyd’dan ayrıldığından beridir çalıştığı kişisel bir İngiliz menajeri var, Mark Fenwick. Bir de 15 yıldır birlikte olduğu Macar yardımcısı Csaba Kralik. İkincisi çiftle birlikte yaşamıyor, fakat ihtiyaçları karşılamak ve eşlik etmek için tüm seyahatlerine katılıyor.

Vefat etmiş eski bir İsrail generali Matti Peled’in kızı barış aktivisti Nurit Peled-Elhanan, bölgedeki işgal ile ilgili olarak Waters’ı düzenli olarak bilgilendiriyor. Ayrıca Bil’in’deki bir arkadaşı bölgedeki protestolarla ilgili haftalık olarak resimler gönderiyor. Neve Shalom konserinden sonra İsrail’i ziyaret etti ve bir kez daha UNRWA’nın (Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı) konuğu olarak West Bank’i ayıran duvara imzasını attı. The Wall’un Pink Floyd’un en iyi albümü olduğuna inanıyor.

Waters son yıllarda pek çok zamanını da İsrail politikalarını eleştiren boykot, yatırımların geri çekilmesi ve yaptırım uygulanmasını isteyen BDS (Boycott, Dinvesment, Sanctions) hareketine ayırıyor. İsrail’de gösteri yapmak isteyen her sanatçı ondan azar işiteceği bir mektup alıyor. Neil Young geçen yaz yaşanan savaş yüzünden konserini iptal etti, fakat Waters sanatçıların mektuplarından dolayı konserlerini iptal ettiklerini düşünmüyor. Cyndi Lauper, Robbie Williams ve hatta Pink Floyd’un eski ses mühendisi, Alan Parsons onun ricalarını dinlemeyip İsrail’de konser veren sanatçılardan bazıları. Fakat yeni bir uluslararası eğilim yarattığı kesin.

Waters’ın İsrail’e karşıt mücadelesi dokuz yıl önce orada verdiği konserden sonra başladı. O zamanlar kendisi de konser vermemesi için uyarılar alan sanatçı bunu gözardı etti. Başlangıçta, Tel Aviv’de çalacaktı, fakat sonra gösteriyi Neve Shalom’a aldırdı. Çünkü bu bölgede Arap ve Yahudiler birlikte yaşıyorlardı. Ancak Araplar gelmediler ve o bundan dolayı hayal kırıklığına uğradı. Bugün ise kendisi İsrail’in herhangi bir yerinde konser vermeye karşı çıkıyor.

”O zamanlar ben olayın pek farkında değildim, bugün ise sanatçılar daha farkındalar” diyor.
Özellikle sözünü ettiği bazı sanatçıların kendi tarafında olduğunu diğerlerinin ise kendilerini düşündüğünü, bazılarının ise politika ile müziğin ayrı tutulması gerektiğini söylediklerini aktarıyor. Waters bunu kabul etmiyor. İşgale karşı savaşmakta kararlı ve ortada ayrımcı bir devlet olduğunu görüyor.

İstediğine inan fakat Waters İsrail’den nefret etmiyor. Adaletsizlik yapanlara karşı öfke duyuyor. İsrail hakkında konuştuğunda tüm üzüntüsüne, eleştiri ve kızgınlığına karşı nefretle dolu değil. 2013 yılındaki Avrupa turu konserlerinde İsrail Yıldızını domuzun üstüne koyması her ne kadar şüphe uyandırdıysa da anti semitizm konu değil.

Waters’ın Yahudi gelininden Yahudi torunları var. Çocukken annesinin arkadaşının kolunda gördüğü Fransız Yahudisi soykırımı yaşayanlara ait dövme onda güçlü bir etki bırakmış. Onun o kaygılı halini hatırlıyor: ”Çocukları için yaşadığı dehşeti hatırlıyorum. Çocuklarına bizimle kanoya binmesi için izin verilmiyordu. Tahmin edersin. Tabi tahmin edemezsin, kimse edemez. Ama düşündüğümü hatırlıyorum, neden bu kadın nehirden korkuyor ki? Düşün işte her şeyden korkuyordu; kendi gölgesinden bile korkuyordu.”

Neden İsrail?

Açık ve samimi yaklaşımından dolayı ona inanmamak mümkün değil. Evi kilitsiz; gece bile kapılar sonuna kadar açık. Filistinlilere karşı yapılan adaletsizliğin düzeltilmesi gerektiğine şiddetle inanıyor, bu amaç için çalıştığına inanıyor. Bunun ayrıca İsraillilerin kendi iyilikleri için olduğuna da inanıyor.

Neden özellikle bu adaletsizlik ortamında başkaları hatta daha kötüleri değil? Bu soruya Waters, Güney Afrika’daki ırkçılığa karşı yürütülen mücadele örneğiyle cevap veriyor. O zamanlar kimse başka mezalimler dururken neden Güney Afrika demiyordu. Neden İsrail? Çünkü bazı şeyler düzeltilebilir ve değişiyor aynı Güney Afrika’daki gibi.

Belki her şey babasıyla başladı. Londra, Blitz zamanının (2. Dünya Savaşında Londra’ya yapılan hava saldırıları) gönüllü ambulans sürücüsü kominist, pasifist bir baba. Sonunda Nazilerle savaşmak için İngiliz Ordusuna yazıldı ve tank saldırısında İtalya’da öldü. Cenazesi hiç bir zaman bulunamadı.
Eylül ayında yayınlanacak yeni filmi “Roger Waters: The Wall,”da Waters, Güney İtalya’da babasının öldüğü noktadaki plakanın yanında anısına trompet çalarken görülüyor. Waters babasının büyük annesine yazdığı mektuplardan onun Kudüs’de iki yıl okuduğunu öğrenmiş. Büyük babasını da bir savaşta kaybediyor: Birinci Dünya Savaşında ölüyor ve Fransa’da gömülüyor.

Waters, babası, Eric Fletcher Waters ile hiç karşılaşmamış, çünkü 1944’de öldüğünde daha beş buçuk aylıktı. Annesi Mary, abisi ile birlikte Cambridge’de onu tek başına büyütüyor. Kendisi de bir komunist olan annesi ona her zaman adaletin peşinden gitmesini öğretiyor. Abisi taksi şöförlüğünden emekli oldu, anneleri ise altı yıl önce 96 yaşında öldü. Roger zaman zaman onu Pink Floyd konserlerine getirirmiş. Diğer grup üyelerinin de konserlere ailelerini getirdiğini anlatıyor.

Eylül ayında Roger Waters 72 yaşına giriyor. Çocukken veteriner olmak istiyordu ama sonra mimarlık eğitimi aldı. Çok sıcak, sevimli bir adam ve beyaz şarap meraklısı biri. İçtiği zaman ise daha da çok açılan oldukça komik bir adam. Onun bir kere tanıştığını söylediği Mikhail Gorbaçov taklidini görmeliydiniz. Yemek yapmayı seviyor ve her gün yapıyor. Öğlen yemeği için yaptığı makarna öyle baharatlıydı ki gözlerimi yaşarttı. Gece ise bize harika bir tarte tatin pişirdi. Pişirme tavasının üstüne de sarı bir not bırakıp, ”Dikkat, sıcak. Dokunmayın!” notu yazmış.

İki genç ahçı tarafından hazırlanan akşam yemeğine bir düzine kadar çoğu Yahudi arkadaşını da çağırmıştı. Bir tanesi Nazi avcısı olarak bilinen Simon Wiesenthal’in akrabasıydı. Ancak yanlışlıkla yemeğin Manhattan’da olacağını zannetmiş. Hatayı fark edince de Hamptons’a gelebilmek için gidip helikopter kiralamış. Tanınmış bir televizyon sunucusu da yemekte bize katıldı.

Savaş Karşıtı Şarkılar
Waters’ın son yıllarda yazdığı tüm şarkılar genel olarak savaş karşıtı politik görüşlere sahip. Üzerinde çalıştığı yeni bir şarkısında Fransızca “Je suis Charlie, Je suis Juif – Ben Charlie’yim Ben Yahudiyim” diyor. Şarkı Paris’de geçen Ocak ayındaki saldırıdan sonra yazılmış. İşte baban ve büyük baban savaşta öldürüldükten sonra olacak olanlar bunlar.

Stüdyoda sabahın ikisine kadar oturduk ve yeni şarkılarını dinledik. Stüdyodaki masasının üstü yeni şarkılarıyla ilgili aldığı notlar ve düzeltmeler içeren kağıt yığını doluydu. Sabahın ileri saatlerinde (kendisi geç kalkıyor) yarı çıplak halde mutfak masasında otururken gördüm. Bir kağıt parçasına sözler yazıyordu. Stüdyonun içi ise Pink Floyd’dan en ufak bir eser taşımıyordu. Waters nostaljik veya duygusal bir adam değil. Hatıra toplamıyor. O günlerden kalan bir gitarı bile yok.

Bu arada kendi anılarını da yazma işini sürdürüyor. Newport Folk Festivalinde çaldı geçen hafta ve gelecek yıl yeni bir dünya turnesi yapmayı planlıyor. Çok meşgul ve aktif biri. Arada sırada golf oynuyor. Stüdyosunda da bilardo masası var (Animals günlerinden kalma bir alışkanlık). Macar yardımcısı tüm konuklarını yendiğini söylüyor.

Ona çocukluğumda oda arkadaşımla benim çok kesin bir kuralımız olduğundan bahsettim: Hangimiz odada Pink Floyd çalıyorsa diğeri evden uzak duracaktı. ”Dark Side of the Moon” yeni sevgililerimizle kalpten kalbe yaptığımız sohbet ve itiraflarla geçen pek çok gecenin müziğiydi.

Manhattan’daki otelden Hamptons’a yola çıkmadan önce albümü bir kez daha dinlemiş ve sihirin hala sürdüğünü fark etmiştim, onca seneden sonra bile.

İki gün boyunca evinde konuktum. İki defa uzun süren söyleşimiz için kayıt stüdyosuna gittim. Her soruya içtenlikle cevap verdi. Bir ara durduk ve bahçeye giren yavru geyiğin otlamasını izledik.

Orta Doğuya ilgin ne zaman ve nasıl başladı?
”İsrail’den çalma teklifi aldım ve her şey ondan sonra başladı. Aslında gerçekten hiç düşünmeden başladı. Çünkü ben 2006 da çok naif düşünüyordum. Bu konu hakkında düşünmemiştim. Temsilcim Shuki Weiss ile anlaşma yaptı ve Tel Aviv’de bulunan Hayarkon Park teklifini kabul etti. Ebedi utancım odur ki ben başka şeylerle ilgileniyordum… fakat sonra emailler gelmeye başladı.”

Kimden?
”Yüzlerce farklı organizasyondan, genel olarak Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki. Fakat başka yerler de vardı, Avrupalılar ve insanlar diyorlardı ki, ‘Emin misin bu konuda? Bu yeni organizasyonu biliyor musun?’ Çünkü 2006 da BDS yeni bir oluşumdu. Ama çok ölçülü ve ikna ediciydiler. Sonra ben onlarla diyaloğa geçtim.”

Sana gitmemeni mi söylüyorlardı?
”Evet gitmememi. Dediler ki ben işgali mümkün kılarmışım. Ne kadar naif olabilirim… Elbette Birleşik Devletlerde yaşayarak… (muhtemel ki aynı şekilde İngilterede) hasbara (İsrail kamu diplomasisi)  çok güçlü. Neticede, konseri iptal ettim ve Neve Shalom’u seçtim.”

Neve Shalom’u kim önerdi? Kimin fikriydi?
”Hiç bir fikrim yok. Hatırlayamıyorum. Fakat pek çok araştırma yapmış olmalıyım. Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanların bir arada tarım toplumu olarak birlikte yaşamaya çalıştığı bu yerin adını duydum. Toplumların vatandaşlarından talep ettiği gerekli tüm belalara, sıkıntılara karşı koyup çocuklarını birlikte eğitiyorlardı. Çok kıymetli ve güzel bir deneydi, hala da öyle. Mümkün olan her şekilde desteklenmeli.

”Gösteri harikaydı. Fakat (ama bu büyük bir ‘fakat’) sonuçta ben komşularınızla barış yapmalısınız diye kısa bir politik konuşma yaptım. Aniden genç İsrailliler olduğunu düşündüğüm kitle için ben sanki Mars’dan gelen biri gibiydim. Çok çok sessizleştiler. Ardından, seyahatlere getirilen büyük engelleri düşündüm ve fark ettim ki orada herhangi bir Filistinli ve Arap olması neredeyse mümkün değildi. Bundan dolayı kendimi çok kötü hissettim.”

Peki konser sırasında ne hissettiniz?
”Konserler çok tahrik edicidir, özellikle sana ‘Woow, ne kadar coolsun sen’ diye bakan insanların önünde sahnede durmak.”

Sana olan sevgiyi fark ettin mi?
”Evet harikaydı, onu hissedebildim. Belki sana bu hikayeyi söylememeliyim ama söyleyeceğim. Ben Jenin’i 2009’da ziyaret ettiğimde, ‘The Heart of Jenin’ filmininin hikayesinde vurularak öldürülen Filistinli çocuğun babası İsmail ile tanıştım.
Organlarını İsraillilere bağışlanmıştı.
”Evet organlarını bağışlıyorlar, çok duygusal bir durum. Onlar bana Kudüs’de ‘Bizi ziyaret edip film okulumuzdaki öğrencilerle konuşur musunuz’ diye sordular. Ben bunun büyük bir fırsat olduğunu düşündüm.”
”Ve bir gün gittim. Herkes hareketlendi falan. Orada bir odada yaklaşık 150 genç vardı. Hepsi hocalarıyla ayaktaydılar ve daha iyi bir karşılama olamazdı. Hepsine teşekkür ettim bana gösterdikleri ilgiden ötürü ve onlara ne konuşmamız gerektiğini sordum. Hepsi çok sessizdi, ben de o zaman ‘Peki madem, size ne konuşmamız gerektiğini söyleyeyim. Kaçınız ”Heart of Jenin” belgeselini seyretti’ dedim. Hepsi başlarını önüne eğdi.
”Konuşmaya başladım ama sanki uzaylı benzeri birine dönüştüm. Birden bu konudan bahsettiğim için hepsinde tiksinme ve korku dolu bakışlar oluştu. Ben de buna çok kızdım. Onlara bağırmadım ama dedim ki: ‘Bu görüntünüzde bir yanlışlık var.’ Böylece o mükemmel ve sevgi dolu izleyicilere verdiğim konser dehşetle sonuçlandı.”

Ben Peygamber Değilim

Orta Doğu ile ilgili gerçeği bulduğunuza inanıyor musunuz?
”Bilmiyorum, ben peygamber değilim. Kimse bana bir deste yazılı tablet verip ‘İşte bunlar gerçekler’ demedi. Bunu kendim düşündüm. Bildiğim şu ki, ne olursa olsun, hangi savaşta bombalar çocukların üstüne hangi taraftan atılıyor öldürüyorsa onun karşı tarafında olduğumu biliyorum. Amerika’da yaşıyorum bu yüzden Terör Savaşına da şiddetle karşıyım özellikle de drone savaşlarına.”

O zaman şimdi meselenin özüne iniyoruz, çünkü İsrail’de pek çok kişi soruyor: Pek çok ülke aynısını yaparken neden İsrail?
”Eğer gerçeğin, adaletin, hürriyetin, insan haklarının, kişisel özgürlüklerin, politik eşitliğin, ibadet özgürlüğünün yada ne dersen tümü zaman zaman ortaya çıkan durumlardan çok daha fazla dikkat gerektiriyor, çünkü bunlar çok bariz ve çok uzun zamandır devam ediyor. İnsanlar ayrıca İsrail ile Güney Afrika’daki ırkçılığın kıyaslanmasından şikayet ediyorlar. Fakat özellikle işgal edilen topraklarda ama benim görüşüme göre bu kıyaslamalar geçerli.
“70ler ve 80ler de sorulmuyordu – hepimizin Güney Afrika’ya odaklanacağı belliydi. Orası o zamanlar dendiği gibi, Irkçılık Karşıtlığı Hareketinde olan herkesin izlediği ve dünyanın küçük bir yerinde politikasına etki ve değişiklik yapabileceği bir yerdi. Şimdi ise İsrail biraz öyle. İsrailliler veya başkası istesin yada istemesin bu böyle.”

İsrail’de sizin iki tarafı da dinlemediğiniz algılanıyor. Siz İsrail tarafını dinliyor musunuz?
”Peki, ne olduğunu söyle bana ben de dinleyeceğim. Yani sen bunu bana söyleyebilecek mükemmel bir insansın, çünkü senin çalışmalarını okudum ve pek çok ortak nokta olduğunu sezdim. Bir yerde, belki de seninle konuşmamalıyım, belki Başbakan Benjamin Netanyahu ile konuşmalıyım. Yani elbette hayır. Yapamam. Bir keresinde Amerika’nın İsrail büyükelçisi Ron Dermer ile telefonda konuşmaya çalıştım. Belki de benim fikirlerimi değiştireceğini düşündü. Görüşmemiz bir pit bull ile konuşmaya çabalamak gibi geçti.”

Dermer size ne dedi?
”O hemen bana ‘Hey biz hepimiz barış istiyoruz’ dedi ve ben de barışı biz yapabilirsek bu harika olur dedim. O da bana ‘hemen barış yapabiliriz, eğer karşı taraftan konuşabilecek tek bir kişi çıkarsa’ dedi.”

Siz ona ne dediniz?
”Hiç bir şey. Bu benim yapmam gereken bir konuşma değil. Nerede yapılacak bu görüşme? Çünkü bu çok güç bir görüşme olacak. Son zamanlarda Hillary Clinton’un Haim Saban’a yazdığı mektubunun yayınlandığı haberlerde gördük. Ona eğer başkan seçilirse BDS hareketini yok etmede yardım edeceğini söylüyor. Dedim ki, ‘Ne? İşleyen demokrasi bu mu? Bana paranı ver ben de BDS’yi yıkayım? Bu mantıklı bir görüşme olabilir mi? Kimse ne olacağını bilmiyor. Fakat bildiğimiz şey şu ki daha fazla silah yığmak kimseye fayda getirmeyecek.

Belki o zaman siz BDS hareketini Amerika için yapmalısınız ve mesela Carnegie Hall konserlerini durdurmalısınız?
”Belki bir noktada Amerika’da da böylesine boykot hareketleri yapmaya başlamak doğru bir şey olabilir. Fakat şu an doğru bir zaman değil. İnsanların öğrencileri satın almak için milyonlarca dolar akıttığı üniversitelerde hızla yayılan bir hareket olan BDS’nin bir parçasıyım. Onları satın alamazsınız. Onlar genç insanlar. Onlar satılık değiller.”
”Yıllar önce yazdığım, İsrail taraftarı bir grup olan AIPAC hakkındaki yazıda: İki yıl önce Netanyahu AIPAC ile görüşürken konuşmasında BDS’den 17 defa bahsetti. Ondan önce ise hiçbir yerde hiç kimseye bahsetmemişti. Bu büyük bir değişim. ”

Peki BDS’nin İsrail’i birleştirip onları daha da milliyetçi yapma tehlikesi yok mu?
”Olduğunu sanmıyorum. Sanırım bu gücü iç ve dış politikalarından memnun olmayan İsrail halkına verecektir. Böylece onlarla birlikte direnen ve onları alkışlayan ülke dışında da dostları ve destekçileri olduğunu gösterecek İsrailli olarak yaptıkları kahramanlığın hayranlığını görecekler ve doğru, uygun, insancıl ve kıymetli olana destek vereceklerdir.
”Ben dindar değilim, fakat öyle seziyorum ki musevilikte ve museviliğin insancıl prensiplerinde bu insanlar önemli değiller. Bunların sayıları az ancak, fakat önemli miktardalar. En azından bir şekilde aktifler.
”Nedir bizim alternatifimiz? Eğer biz işgalin yanlış olduğuna inanıyorsak ve biz İsrail’in Filistinli vatandaşlarının İsrail’in Yahudi vatandaşları ile aynı kanunlara tabi olmaları gerektiğine inanıyorsak birisi bize pasif protestodan daha alternatif bir yöntem gösterebilecek mi?

İşgalin Bitirilmesi

İşte şimdi de İsrail’de hükümet tarafından belirsiz bir şekilde sunulan BDS hareketinin amaçlarını sorgulamaya geldik.
İşgalin bitirilmesi BDS’nin sonu mudur? Bu yeterli bir amaç mıdır?
”Evet, hukuk karşısındaki eşitlikten konuşuyoruz.”

Ve Filistine dönüş hakları da buna dahil değil mi?
”Evet, elbette.”

Eşitlik temelinde?
”Evet, eşitlik temelinde. Ron Dermer gibi adamlar için şunu diyorum:’Sizin çözümünüz nedir? Ne yapardınız?’ Yani biliyoruz bir çözümleri var ama onu hala bir türlü çıkaramadılar. Ayrımcılığı koruyarak Büyük İsrail’i yaratmak, sanırım çözümleri bu.”

İki devletli veya tek devletli? Bir tercihiniz var mı?
”Ben radikal bir ateist olduğum için, kişisel tercihim demokratik, laik, tüm vatandaşları için eşitlikçi, seçilme haklı, eşit mal paylaşımı, istenilen dile inanç özgürlüğü olur. Teokrasilere çok karşıyım.”

Fakat bu dünyanın pek çok yerinde yürümedi, Kuzey İrlanda dahil.
”Evet, bu ilginç bir nokta. Bölünmüş İrlanda’nın hiç bir zaman yürümeyeceği konusunda seninle hemfikirim. Fakat neyin işe yarayacağını da bilmiyoruz. Belli bir noktada, kararlaştırıldık ki iki devletli çözüm uygulanacak. Bu kuzeydeki küçük noktanın İngiltere’ye bağlı kalacağı, diğerinin ise demokratik bir cumhuriyet olacağı.”
”Eğer orada iki kalıcı devlet varsa, neden olmasın? Ben Arap çocukları önemsediğim kadar Yahudi çocukları da önemsiyorum. Eğer insanların çalıştıkları yerde gelecekleri yoksa, yaşam paralarını kazanamıyorlarsa, aileleriyle gelecekleri hakkında plan yapamıyorlar ve su hakkında karar veremiyorlarsa veya okyanuslara yaptıklarımız sonucunda dünyada çıkan sorunları konuşamıyorlarsa ben bunları önemsiyorum. Veya tüketim problemi, ekoloji veya küresel ısınma veya şu bu gibi daha geniş sorunlar hakkında. Sen kalkıp duvarın üstünden bir başkasına bomba atarken bu sorunlara odaklanamazsın ki. Mantıklı veya yetişkinlere ait bir şeyler yapmak için zaman yok ki.”
” Bu yüzden sorunun cevabını bilmiyorum fakat bunun cevap olmadığını biliyorum. Bu statüko cevap değil ve yapamazsınız, benim görüşüme göre,ister şimdiki doğu Kudüs’de olsun isterse Nakba’da (1948’de İsrail’in kuruluşuna Filistinlilerin verdiği ad) olsun insanları evinden atmanın normal olduğu üzerine inşa edilmiş bir statükonun devamı anlamına gelir. Her iki şey de yanlıştır ve ülkenin istila ve kolonizasyon temeline dayalı olarak devam ettirilmesi çok zordur.”

Pek çok İsraillinin Yahudilerin yaşadıkları onca şeyden sonra kendilerine ait bir ülkeleri olmalarına dair duygularını anlayabiliyor musun? Ve bu tek devletli çözümün onlar için imha anlamına geldiğini?
”Bu tam bir saçmalık! İnsanlar her zaman ‘BDS’nin İsrail’in meşrutiyetini kaldırmaya çalıştığını söylüyor.’ Hayır böyle değil. Biz sadece Filistinliler, Bedouin ve baskı yaptığınız bölgelerdeki diğer Araplar üstündeki baskıyı durdurmaya çalışıyoruz. Dostunuz olan insanlara yaptığınız baskıyı durdurmaya çalışıyoruz. İsrail’i illegalleştirmeye çalışmıyoruz.”
İsrailli de Klerk?


İsrail’de yeniden konser vermeniz için gereken senaryo nedir? Ne olması gerek yani sembolik olarak.
”Eğer sen ve ben birlikte oturup bir şarap içerek birbirimizin gözlerinin içine bakıp, birbirimizin ellerini tutup sonra da, ‘Vay canına! Biz, onlar, bizler, hepimiz yaptık.’ Görebiliriz ki biz yaptık: Herkes eşit haklara sahip, kimse kimseyi öldürmüyor. O zaman söz veriyorum, geleceğim ve The Wall’u başından sonuna çalacağım.”

Biz öyle bir anı görebilecek miyiz?
”2002 veya 2003’de Mikhail Gorbaçov ile bir görüşmem olmuştu. Eğer 1980’lerin ortasında sen bana ‘Berlin Duvarının yıkılacağını yaşam süremizde görebilecek miyiz diye sorsaydın’ bunu cevaplamak çok zor olurdu. Fakat biz o zamanlar Gorbaçov’u bilmiyorduk. Çok önemli bir adam. Benim Gandi’den sonraki en büyük iki kahramanım Nelson Mandela ve Gorbaçov. Yani kim bilebilir? Pek çok şey olabilir. Belki de şu an İsrail hapisanelerinde yeni bir Mandela yatıyordur.”

Belki bir F.W. de Klerk’e ihtiyacımız var? (Irkçı Güney Amerika’nın son devlet başkanı)
”Eğer yazdığım son yazılardan birine bakarsan, diyor ki, ‘Filistinli Mandela’yı bulmak İsrailli De Klerk bulmaktan çok daha kolaydır.’ Fakat umudumuzu yitiremeyiz. Çok zor diyemeyiz, çünkü terk edilen bir çocuk bile çok kıymetlidir. Ve Gazze’den gelen o insanların görüntüleri çok rahatsız edici çok üzücü. Ben Tel Aviv veya Kudüs’den gelip otobüste kendi patlatan intihar bombacılarının görüntülerinin daha az üzücü olduğunu söylemiyorum, elbette eşit derecede dehşet içeriyor.”

Sanatçılar ve akademik kuruluşlar bu listenin başında olmak zorundalar mı?
”Hayır. Bir çok İsrailli politikacı, mesela savaş suçlusu olduğu için İngiltere’ye geldiği an Şimon Perez’i tutuklamak bunlardan biri olabilir. Bu yasal bir düzenleme olduğu için bir kere savaş suçu olarak belirlediğiniz zaman, hatta Uluslararası Ceza Mahkemesi kararıyla bile birini yakalamak için şartları oluşturabiliyorsunuz. Bu bakımdan İngiltere’de yargılanma riskini göze alamadığı için geri dönüp evlerine giden belli sayıda İsrailli politikacı var.”

Hamas’ın başındaki Halit Meşal, İngiltere’ye geldiğinde tutuklanmalı mı?
”Bilmiyorum. Hukuken savaş suçu işlediğine dair delillerinin olup olmadığını bilmem gerekir. Bu açıdan bir delil ben görmedim.

Fakat Şimon Perez’in savaş suçu işlediğini gördünüz mü?
”Hepimiz Güney Lübnan’daki katliamları gördük.”

Bir Pink Floyd uzmanı olan tanıdığım İsrailli müzik eleştirmeni size şunu sormamı istedi: Neden Hamas’ı da eleştirmiyorsunuz? Ve ayrıca Qassam roketlerinin sürekli tehdidi altında yaşamanın nasıl bir his olduğunu biliyor musunuz? Blitz zamanı Londra’da olmak gibidir.
”Bu tamamıyla saçmalık. Blitz zamanı Londra’nın nasıl olduğunu biliyorum. Ailem oradaydı ve hepsini yaşadılar. Biz de zararlarını gördük. Londra’nın bir bölümü şimdiki Gazze gibi görünüyordu. Siz bana aynı şekilde olan İsrail’de herhangi bir bölge gösteremezsiniz, çünkü roketler hiç bir şeyi vurmuyor veya nadiren bir yerlerde bir kaç ağacı vuruyorlar.
”O roketler tamamen işe yaramaz, bunu herkes biliyor. Onlar sadece direniş hareketi, hepsi o. Bir şeyi vurabilirler ama vurmuyorlar. Ve eğer vursalar bile bir yada iki kişiyi öldürebilir, nadiren bunu da yapıyorlar. Fakat bu hiç bir şekilde Londra’nın ikinci dünyadaki bombardımanıyla kıyaslanamaz. Orada binlerce tonluk binlerce bomba her gece şehirin tepesinden dökülüyordu.
”Fakat Hamas hakkında bir şey, evet suçluyorum. Aslında, ben zaten bunu sıkça yazıyorum. Ne kadar etkisiz de olsalar o roketlerin Gazze’yi savunmak için fırlatılmasının yanlış olduğunu söylüyorum. Eğer yönlenebilseydi ve eğer nereye düşeceklerini biliyor olsalardı o zaman İsrail askeri hedeflerine ateşlemeleri için her türlü hakları vardı. Saldırı altındaydılar, sürekli saldırıya devam edeceklerdi ve askeri güçlere karşı kendilerini savunma hakları ve görevleri vardı. Cenevre Anlaşmasında bu açıkça belirtiliyor ve tüm savaş kanunlarında bu normaldir: işgal edilen topraklarda insanlar kendilerini savunma hakkına sahiptir ve işgalci askeri güce karşı savunma sorumluluğu vardır. İsrail işgalcidir.”

İyi niyetin istismarı
İsraillilere ne söylersiniz?
”1945 veya 47-48’de size karşı hoşgörü vardı, sempati ve iyi niyetleri tüm dünya paylaşıyordu. Siz biraz da Birleşik Devletlerin, 9/11’den sonraki hali gibiydiniz. Ancak bu iyi niyeti maalesef çok üzücü şekilde istismar ettiniz ve şimdi 47-48’de ne olduğuna bakmalısınız. Ülkenizin ve vatandaşlarının iyiliği için, hata yaptığınızı kabul etmelisiniz. Tüm bulmanız gereken komşularınızla birlikte yaşama cesareti. Cesarete ihtiyacınız var. Yanlış gerçek imajını devam ettirmeye çalışmak yerine gerçeğin kendisini görmek cesaret ister.”

Peki İsrail’in ne yaptığını gördüğünüz zaman tüm İsrail’e karşı nefret hissetmiyor musunuz?
”İsrail’de çok güçlü bir silah endüstriniz var, en büyük şeylerinizden biri. Bundan nefret ediyorum. Ama Birleşik Devletler ve İngiltere’de ve Belçika da Rusya’da, Çin’de. Yani gerçek şu ki biz teknoloji ve yatırımı silahlanma yarışına yapıyoruz. Bu iğrenç ve Amerika gibi İsrail’in de utanç duyması gereken bir şey. Dronelar, lazer güdümlü silahlar gibi şeyleri yapmayı durdurmalı. Tabi burada elbette İsrail’i tekleştirmiyorum.
”İsrailliler sadece halk. Halk’dan nefret edemem. Ama orada zaman zaman bazı nefret dolu kişiler, bazı politikacılar ortaya çıkıyor. Fakat öyle bir durumda bile, başbakanınız gibi kişiler için sizin üzülmeniz lazım. Çünkü bana göre o pek çok saçmalığın bir ürünü. Çok kibirli görünmek istemiyorum. Ben kutsal biri değilim fakat eminim ondan daha kutsalımdır o kesin. Kongrede bir konuşma yaptı, hepsi inip kalkan yo-yo’lar gibiydiler. Pavlov’un almaktan gurur duyacağı bir tepki gibiydiler.”

Boykotun İsrail’e değil de yerleşim projesine yapılmasının yeterli olduğunu söyleyenlere ne dersiniz?
”Sanırım BDS daha görünür oldukça, neticede sonuçlarının İsrail halkı ile Filistinliler arasında olumlu bir etki yapması mümkün olacaktır. Örneğin, dahil olduğum şeyler düşünülürse, kültürel boykot gibi; insanları sahne almamaları (konser vermemeleri) konusunda ikna etmeye çalıştıysam; ki bu da tamamen anti – ayırımcılık modeli çerçevesindedir; benim için kalkıp ta insanlara herhangi bir uzlaşmada karşılık olarak ‘oralara gidip konser vermeyin’ dememin de fazlaca bir yararı olmaz. Yerleşim bölgeleri veya yaptıkları işgal topraklarını ilhak (yada bir bölümünü) büyük bir problem. İsrail hükümetinin üstüne baskı yapılması gerekiyor. Bu amaç için yapılan her şey iyidir. Bana göre daha geniş tabanlı olması daha iyi. Sadece yerleşim projesini yasaklamak yeterli değil.”

Peki İsrail’e gidip ‘Müzikle politikayı ayırmak gerekir’ diyen sanatçılara ne diyorsunuz?
”Onlar aslında ‘Politikayı müzikten ayıralım’ demiyorlar. Onlar aslında ‘Kendi işlerimi ve kariyerimi mazlum insanlardan daha çok önemsiyorum’ diyorlar. Mazlum insanlara çok önem veriyorum, fakat benim kariyerime müdehale ettikleri noktaya kadar’ diyorlar. Söyledikleri bu. Böylece aslında onları önemsemediklerini gösteriyorlar. Gazze’de olup bitenlerle ilgili en ufak bir ilgileri yok.”

Peki ya ‘Oraya gideceğim ve İsraillileri ikna etmeye çalışacağım diyenler?
”Onların gözlerinin içine bakıp, ‘Sen yanlış geldin, bu asla olmayacak. Sen işgal altındaki West Bank’da ve Gazze’deki Filistinlileri insani şekilde nizama uygun davranmaya teşvik edemeyeceksin ve Knesset’deki insanların fikrini değiştiremeyeceksin’ derim. İşe yaramayacak. İşe yaramadı. 1980’lerde 90’larda Rod Stewart, Elton John, Dionne Warwick ve diğer giden başka kimler vardıysa (gidenlerin sayıları azdı) Queen gibi gittiler ve Sun City’de çaldılar ancak Güney Amerika’da işleri kolaylaştırmaya yaramadı. ”
”Politikayı değiştirmede tek bir nebze bile etki yapmadı. Ama oraya gidip çalmamamız, gidip rugby oynamamak yardımcı oldu. Çünkü gelip bize karşı rugby oynayamadılar. Olimpiyatta rekabet edemediler. Pek çok sanatçı Sun City’e gitmeyi bile kabul etmedi  ve kimse Güney Afrikaya gitmedi. Bu büyük bir değişim yarattı ve neticede her şey büyük ölçüde değişti.”
”Hayır politik bir hareket olmalı ve büyümeli. Tüm dünyadan binlerce, yüzbinlerce insan olmalı – herkes dayanışma içinde işgal altındaki insanlar için bir araya gelmeli. Dayanışma elbette İsrail halkıyla birlikte olmalı çünkü herhangi bir tarafın öne çıkacağı bir şekil olmamalı. Bu herkes için sağlıksız olur ve kimse kazanamaz.”

”Kendi geleceğimize kendimiz karar vermeliyiz” diyen, dışarıdan müdahalelerin anti demokratik olduğunu söyleyen İsraillilere ne söylersiniz?
”Onlara ne demeliyim ki? Onlara ‘Eğer İsrail devletinde demokrasi olsaydı, eğer böyle bir şey Yeşil Hat’ın içinde, 67 sınırlarında veya her neyse onun içinde olsaydı, eğer Doğu Kudüste yıktığınız evlerin tümünü yeniden yapsaydınız ve oralardan attığınız insanların yeniden geri dönüp yaşamalarına müsade etseydiniz ve eğer demokrasiniz olsaydı ve siz hiç bir toprağı işgal etmeseydiniz ve bunun gibi şeyler. Eğer oradaki yerel halkın sayısını azaltmaya kalkmasaydınız, eğer tüm bunlar olmasaydı elbette ki ben sizi ve devletinizi alkışlardım. ‘
”Fakat bu olmayacak. Bence sorunu Yahudi devleti olmakta aramalısınız. Kişisel olarak sanıyorum içindeki tüm insanlarıyla bütün bir ülkenin kontrolünü tek bir dini güce bırakmak son derece tehlikeli bir olay.”

İsrailliler Yahudi toplum adına konuşuyor sadece Yahudi dini için değil.
”Neyse, ben onlardan biri değilim, dolayısıyla demek istediğimi anlıyorsan benim işim de değil. Bu sanki İskoçyalılar hakkında konuşup ‘Hey, biz İskoçuz, tamam, harika, çok iyi demek gibi. Onlar şu anda İngiltere’den ayrılıp ayrılmamayı konuşuyorlar, ama onlar birden bire yerlerinden edilen İskoç olmayanlar için yeni kanunlar çıkartmıyorlar, mülk edinme haklarını ellerinden alacak kanunlar çıkartmaya başlamıyorlar. Veya, ‘İki tür kanunum var: biri İskoç olanlar için diğeri de olmayanlara’ demiyorlar. Bu demokrasi değil. Bu ayrımcı devlettir ve insanları dinlerine ve ırklarına göre farklı değerlendirir, farklı kanunlara tabi tutar.”
”Fotoğrafları gördüğünüzde, çocukların yüzlerini, yaralarını, enkazı, pisliği, sefaleti ve açık kanalizasyonları diyorsun ki: Ben bu konuda çalışmaya devam etmeliyim.”

Roger Waters yeni Turne

Müziği Çok Ciddiye Aldık

Haydi biraz da Pink Floyd hakkında konuşalım.
”Neden olmasın?”

Öyle görünüyor ki o dönem sizin için tamamiyle bitmiş. Hiç zaman zaman Pink Floyd dinliyor musunuz? Eski plakları? Örneğin en son ”Dark Side of the Moon”u ne zaman dinlediniz?
”Muhtemelen son kez turnede çalmadan önce. Düzenlemelerin tam olarak nasıl olduğunu hatırlamak ve şarkıları nasıl bir araya getirdiğimize bakmak için.”

Nostalji yok yani?
”Nostalji mi? A evet tabi. Yani 1965’den ayrıldığım 1985’e kadar yaptığımız çalışma yani 20 yıl çok fazla çalışmayla geçti. Büyük kısmı için de çok iyi olduğunu düşünüyorum. Çalışmak kesinlikle büyük bir eğlence. Çalışmak eğlenceden daha eğlenceli. Çalışmak benim için kesinlikle gerçek bir oyun. Çalıştığım zamanlardan daha mutlu olduğumu hatırlamıyorum.”

Devam etmesinin hiç bir yolu yok mu?
”Hayır, bilirsin, insanlar büyüyerek ayrılırlar. Biz dört farklı kişiydik. Yani Syd’in delirmesinden sonra ve David gruba geldi ve sonra dört kişi olduk. Ama biz çok farklı insanlardık. Grupta tek bir arkadaş edindim o da Nick Mason’du. Rick Wright ve David Gilmour ile hiç bir zaman yakın olmadım. Felsefi olarak da politik olarak da farklı yetiştik, hatta müzikal olarak da. David ve ben, ‘Dark Side of the Moon’dan sonra didişmeye başladık. Pek çok şey ‘Wish You Were Here’, ‘Animals’, ‘The Wall’ ve ‘The Final Cut’ boyunca devam etti. Neticede benim için yapılacak tek şey bunu durdurmaktı.”

Geri dönülmez şekilde olduğunu mu düşünüyorsunuz?
”Evet, elbette.”

Buna karşın Live 8 2005’de bir defalık bir araya geldiniz.
”Evet, fakat biz bunu yapmalıydık. Aslında performans da çok iyi oldu, ortada iyi duygular vardı. Fakat 23 yıl (son albüm The Final Cut dönemi)önce verdiğim kararın ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Onlarla bir daha çalışmayarak kesinlikle doğru bir karar vermiştim.”

David Gilmour ile en son ne zaman görüştünüz?
”Geçen yıl haberleştik”

Siz ona geçmişte çok ağır şeyler söylediniz. Üzgün müsünüz?
”Hayır, neden olayım? Yani, ben ayrıldıktan sonra, onlar üçlü olarak turne yaptılar ve bu çok güç bir dönemdi, çünkü onlar çok başarılıydı ve itiraf etmeliyim ki onların bunun altından kalkabileceklerini kesinlikle düşünmemiştim, fakat yaptılar.”

Politik aktiveleriniz bunu bir şekilde örtüyor olabilir mi?
”Neyi örtüyor?”
Daha önce olduğunuzdan daha başarısız olma üzüntüsünü. Bu şekilde kendinizi telafi ediyor olabilir misiniz?
”Ben yola çıktım ve aslında Pink Floyd ile olduğumdan çok daha başarılı oldum ve kesinlikle onların turnelerde yaptıklarından çok daha başarılı turneler geçirdim. O yüzden ortada bir başarısızlık öyküsü yok. Bir de insanların yaptığımız işe olan beğenilerinden dolayı bize gösterdikleri sevginin sıcak örtüsü var. Bu Rick ve David’i olduğu kadar beni de kaplıyor.”

Ortak bir duygu ki insanlar sizi tekrar bir arada görmek istiyorlar.
”Yani, ben bunu çok anlaşılır buluyorum ve aynı zamanda inanılmaz rahatsız edici geliyor. Çünkü ben oraya eklenmiş değildim, oradaydım. 20 yıl boyunca yaşamak için yaptığım şeydi, fakat son bir kaç yılı tam bir yalandı. Artık sağlıklı bir çalışma ilişkisi yoktu.”

Fakat başlangıçta, en azından dışarıdan bakıldığında romantik değil miydi?
”Dört beş adamın bir kaç bin kazanmak, diğer gruplardaki gibi kadınlarla yatmak için çabalamasıydı. Hepsi buydu. Biz müziği çok ciddiye aldık.”

Pink Floyd tüm zamanların en iyi grubu muydu?
”Hiç bir fikrim yok. Hiç de ilgilenmiyorum bununla.”

Sizinki kadar çok önemli olan başka bir grup biliyor musunuz? En iyisi olarak? En etkilisi?
”Hayır yapamam. Belli gruplar, besteciler hemen akla gelir söylersiniz. Örneğin John Lennon’un Paul Mc Cartney gibi en önemli şarkı yazarı olduğunu söyleyebilirsiniz. Onun gibi Neil Young, Bob Dylan ve John Prine. Böyle böyle 20 dakika boyunca isimler sayabilirim sonra da isimleri unuturum. Başka kim? Çok fazla rock’n roll sanatçısı yok dinleyip önemsediğim.

Peki ne dinliyorsunuz?
”Hiç bir şey aslında, müzik dinlemiyorum. Laurie ile remi oynarken (bir kağıt oyunu) Chet Baker dinliyoruz. Tüm dinlediğimiz bu, hep aynı beş CD. Bu arada CD player bozuldu, dün çalıştıramadım.”

Yani pek güncel değilsiniz?
”Hayır.”

Nasıl olurda artık Pink Floyd, The Beatles veya Rolling Stones gibi gruplar olmaz?
”Bu artık hiç bilmediğim bir dönem, çünkü ilgilenmiyorum, hiç ilgilenmedim. Yani belki genç bir ergenken pop müzikle biraz ilgilendim. Yani 12 yaşındayken ve ”Hound Dog” piyasaya çıktığında. Bir anda yakalanan dünya çapında şöhretin bir romantizmi vardı ve meşhur olmak küçük çocuklara çok çekici geliyor. Kısa bir süre sonra cazibesini kaybediyor ve başka bir şey haline gelmeye başlıyor.”

Ve derken gitarını aldı, çıplak ayakla stüdyonun içindeki kanepeye oturdu. Ve ”Wish You Were Here”den tüm dünyanın bildiği sözleri söylemeye başladı:
So, so you think you can tell, Heaven from Hell, blue skies from pain.
Can you tell a green field from a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
Did they get you to trade your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees?
Hot air for a cool breeze?
Cold comfort for change? …
How I wish, how I wish you were here.
ve ben ağzım açık kaldım.

Haaretz.com’dan çevirilmiştir.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

11 Ağustos 2015 tarihinde Haberler, Roger Waters içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: