Suzanne Vega ile İstanbul Konseri Öncesi Röportaj

Daha önce Nick Mason ile röportaj yapan Zulal Kalkandelen’in bu kez İstanbul konserinden önce Suzanne Vega ile yaptığı röportaj ve incelemesini koyuyorum. Orhan Pamuk’u sevdiğini ve bu yüzden de konserden önce Masumiyet Müzesini gezen sanatçı İKSV Salon da iki gece sahne aldı.

Cumhuriyet / 24 Mayıs 2012

“Folk müziğinin evrensel yüzü” diye anılan Suzanne Vega’yı 13 yıl sonra yeniden ağırladı İstanbul. 1999’da İstanbul Caz Festivali’nde verdiği konserle akıllarda yer etmiş, her şarkısıyla ruhlara bir parça daha dinginlik katmıştı. Bu defa aynı deneyim Salon’da yaşandı.

“Baylar, Bayanlar New York’un Suzanne Vega’sı!” anonsuyla sahneye çıktığında, olanca sadeliğiyle, siyah pantolon ve ceketiyle karşımızdaydı Vega. Görüntüsüne ihtişam katan tek şey, “Marlene on the Wall”u söylerken Marlene Dietrich’ten esinlenerek taktığı kocaman silindir şapkaydı. Amerikalı yazar /şair Carson McCullers için yazdığı müzikalden şarkıları seslendirirken de parmaklarının arasında yanmayan bir sigara tutuyordu. Şarkıların ruhunu tam yansıtmak için ufak ayrıntıları öne çıkaran müzisyenlerden biri o da.

Konser öncesinde yaptığım röportajda bana çekingen bir yapısı olduğunu söylemişti ama sahnede öyle gözükmüyor. Şarkı aralarında bolca konuştu, İstanbul’da olmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti, Orhan Pamuk’un kitabını okuduğunu ve kendisini konserine davet ettiğini söyledi. Bir ara Türkçe konuşma kılavuzundan birkaç cümle okudu. Şarkılarıyla ilgili öyküler anlattı, Picasso’yu ve Frank Sinatra’yı andı.

Şarkılarında hiç doğrudan “I Love You” demese de, dinleyene dokunan aşk şarkıları yazan bir müzisyen Suzanne Vega. Anlattığı öykülerden en ilginci, 18 yaşında yazdığı ilk aşk şarkısı “Gypsy” ile ilgiliydi. Yazın tanıştığı İngiliz erkek arkadaşı için yazmış onu ama yaz sonunda gençlik ateşiyle hızlı bir aşk yaşadığı sevgilisinin Liverpool’a, kendisinin New York’a döneceğini ve sonuçta ayrılacaklarını bildiğinden ona bu hediyeyi vermek istemiş. Karşılığında o da Vega’ya bandanasını göndermiş…

Gitarist Gerry Leonard’la birlikte sahnede sadece iki kişilerdi ama gerek Vega’nın etkileyici yorumu, gerekse Leonard’ın efekt pedallarıyla yarattığı harikalarla ne davul ne de bas eksikliği hissedildi. Herkesin beklediği “Luka” ve “Tom’s Diner” dahil olmak üzere, eski ve yeni şarkılarına yer verdiği çok tatmin edici bir şarkı listesi yapmıştı Vega. 2002’de eski şarkılarının yeni yorumlarını yayınlamak üzere başlattığı “Close- Up” serisinden şarkıların yanı sıra, Danger Mouse ve Sparklehouse’un “Dark Night of the Soul” albümünde yer alan “The Man Who Played God”ı da yorumladı. Yaklaşık 1.5 saatlik konser sona erdiğinde, çok yorucu bir gün geçirmeme karşın, çok dinlenmiş hissettim.
Setlist: Marlene on the Wall – Heroes – Small Blue Thing – Caramel – Frank & Ava – Gypsy – New York Is a Woman – New York Is My Destination – Anne Marie – Harper Lee – Left of Center – Blood Makes Noise – The Man Who Played God – Queen & Soldier – Tired of Sleeping – Some Journey – Luka – Tom’s Diner – Rosemary

Aşağıda çok keyif aldığım ve Suzanne Vega’yı biraz daha yakından tanıma fırsatı bulduğum röportajı paylaşıyorum.

İlk albümünüz çıkalı 27 yıl oldu ve bu ay eski şarkılarınızı yeniden yorumladığınız “Songs for Family” adlı bir albümünüz yayımlanıyor. İki yıl önce başlattığınız “Close-Up” serisinin amacı neydi? Neden eski şarkılarınızı yeniden yorumlama gereği duydunuz?

Hayranlarımın daha farklı, yalın bir yorumdan hoşlanacaklarını düşündüm. O şarkıların ilk yayınlandığı dönemdeki prodüksiyonlarını sevmediğim anlamına gelmesin bu. Hâlâ çok beğeniyorum onları. Ama dinleyicilerime daha özel bir yorumu sunmanın güzel olacağını hissettim. Blue Note plak şirketi ile çalıştıktan sonra, 2008’de bunu yapmak için uygun bir zamandı. Çünkü tekrar yeni bir şirketle anlaşma yapmak için çabalamak istemedim. Kendi şirketimi kurup kendim yayınlamaya karar verdim. Amanuensis Productions adlı prodüksiyon şirketimi kurdum. O dönemde Facebook’ta da bir sayfa açtım. Eğer 100 bin takipçim olursa, albümleri yayınladığımda onları dinleyecek bir kitlem olur diyordum.

Düşündüğünüz oldu mu? Albümlere dinleyicilerinizden nasıl tepkiler geliyor?

Röportajın devamını Zulal Kalkandelenin sayfasından okuyabilirsiniz.

 

 

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

24 Mayıs 2012 tarihinde Haberler, Müzik Dünyasından, Rock & Prog içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: