Another Brick In The Wall 1.Bölüm

Duvarda Başka Bir Tuğla Bölüm 1

Baba, okyanus ötesine uçtu…

…tek bir anı bırakmış geride.

Bir kare fotoğraf, aile albümünde!

Baba, bana başka ne bıraktın?

Baba, ardında bana ne bıraktın?

Hepsi, hepsi sadece…

…duvardaki bir tuğlaydı!

Hepsi, hepsi sadece

duvardaki tuğlalardı!

Another Brick In The Wall Part 1Yumuşak Gilmour`un delayli (tekrarlama efekti) gitar rifi “The Thin Ice” geçişiyle albümde üçleme halinde yer alan parçaya bağlar. Önceki parçalarda söylenen hayata dair kırıklıklar ve yaşama dair direktifler bu parçada sembolleştirilerek ilk kez bir “duvar” metaforuna dönüştürülür.

Fiziksel dünyada duvar iki veya daha fazla bölümü ayırmak için kullanılan malzeme grubudur. Albümdeki duvar metaforu da bu tanımı hayata adapte eder. Hayatın yıldırıcı anlarında hepimizin kendimizi yaşamdan uzak tutmak istediğimiz zamanlar olur. Televizyon, alkol, uyuşturucu; hepsi bizi hayatın gerçeklerden koparan örneklerdir. Hislerimize iyi yada kötü yönde etki eder. Sonuçta toplumsal hayatta pek çok şey uzun vadede bizim yararımıza da olsa hepimiz o anki acıdan uzak durmaya programlıyızdır. Bunun sonucu olarak da etrafımızda her olay üzerimizde bir tuğla benzetmesiyle anlatılan etki bırakır. Yaşadığımız acıları bir daha yaşamamak için her olayın etkisiyle kendimizi daha korumak adına duvarımıza, savunma mekanizması olarak bir tuğla daha ekleriz. Bu tuğlalar giderek artarsa bizi etrafımızdan ayıran bir duvara dönüştürür. Kendimizi o duvarın ardında daha korunaklı, daha rahat hissedeceğimizi zannederiz. Eğer bu duvar çok büyürse, artık etrafımızla ve yaşamla ilişkilerimiz kopar.

Parçanın bu birinci bölümü sadece metaforik duvar tanımı yapmakla kalmıyor aynı zamanda daha sonra gelecek “Duvardaki Tuğla” bölümlerinde kullanılacak müzikal temayı da seslendiriyor. Kullanılan ortak gitar rifindek değişim albümün 1. yüzündeki Pink`in kişiliğindeki değişimin de yansıması. “Fa” notasındaki tekrar efektli değişimler Pink`in yaşamıyla da orantılı gibi duruyor. “The Thin Ice”`ın son akorundan başlayarak gelişen gitar tekrarları (delayler) esnasında, Pink de kendi durumunun farkına varırken, yaşamın üzerine yüklediği

yükleri algılar ve bunların altında ezilmeye başlar. Hayatının monotonluğu, hepsi birbirine benzeyen tuğlalar gibi ardı ardına eklenir. Bu monotonluğa rağmen “Daddy, what d`ya leave behind for me?” satırında olduğu gibi ilerde daha sık yaşayacağı duygusal çıkışlara rastlanır. Babasından ona geri kalan tek şeyin sadece albümdeki bir kare resim olduğunu söylerkenki acı hissi vurucudur. Babasını ölümünden dolayı suçlayacak kadar psikolojisini bozma aşamasına gelmiştir artık.

Duvar metaforundan sonra “Another Brick in the Wall, 1. bölüm” ile birlikte albüm boyunca rastlayacağımız tema da karşımıza çıkmaktadır: Uçma. “In The Flesh?” de bomba atan pilotla karşımıza çıkan bu gönderme, “Brick… 1.bölüm`de “Baba, okyanus ötesine uçtu” sözleriyle kendini gösterir. Albümdeki diğer pek çok mecazi anlamlar gibi burada da farklı ve ters anlamlar içerir. Bir örnekte uçuş genç Pink`in elinde uçakla oynarken göründüğü gibi macera anlamını taşırken diğer örnekte (“Nobody Home – Evde Kimse Yok”) sorunlardan kaçış benzetmesidir. Madalyonun öbür yüzündeyse, uçuş ölüm ve terk edilmişliği anlatır (Pink`in babası uçar ve geri gelmez, “Goodbye Blue Sky” da gösterilen bombardıman uçaklarının yarattığı harabe şehirler). Öte yandan “Mother – Anne” de söylenen “Seni uçurmayacak ama şarkı söyletecek” satırıyla baskıcı bir kontrole gönderme ile bağlantı kurulur. Bazı durumlarda her iki anlamı da aynı anda geçerli olur. “Goodbye Blue Sky” da kediden ürküp havalanan beyaz güvercin daha sonra havada patlayarak ölüm saçan bir Alman savaş uçağı “Kartal” a dönüşür(ölüm sembolü).

Anıtta babasının birliğiDVD`de yaptığı yorumlara göre Waters, kilisedeki sahnelerin tamamen kendi hayatındaki gerçek olayların değiştirilerek uyarlandığını söylüyor. Bir çocuk olarak büyük dedesi tarafından (filmdeki gibi annesi değil) savaşlarda hayatlarını kaybedenlerin anısına, Londra`daki 1. ve 2. Dünya Savaşı anıtlarına ve kiliselere götürüldüğünü söyler. Babasını yitirmiş bir çocuk olarak onun ismini anıtta babasının ismini bulmasından çok etkilendiği bellidir.

Pink`in annesini kilisede muhtemelen ölen kocasına dua ederken görürüz. İlerde aşırı korumacı olarak göreceğimiz annenin bu davranışı bize, onun kendini eşine ne kadar adadığı ve sevdiğini, ailesine aşırı düşkünlüğünü ve Pink`in zaten kaybettiği bir sevdiğinden sonra diğerini kaybetme korkusunu anlatır veya anlatması gerekir. (en azından fikirsel olarak, zira bir Türk olarak bu filmi izlerken insan filmdeki görüntülerden, annenin aşırı korumacı bir yanı olduğunu anlaması mümkün olmuyor. Filmin en başarısız yanı bence Anne – Oğul arasındaki ilişkinin yeterince doğru – yada bizim anlayacağımız dilde anlatılmamış olması olabilir. Bu konuya daha sonra döneceğiz).

Daha sonraki sahnede Pink`i çocuk bahçesinde görürüz. Filmin üzücü sahnelerinden biridir. Babasız olarak orada

neşeyle oyun oynamak isteyen çocuğun bir başka çocuğun babası tarafından uzaklaştırılması, terk edilmişliğini bir kez daha yüzüne vurur ve yalnız başına salıncakta sallanır. Bu duygularla “When the Tigers Broke Free, ikinci bölüm” başlar.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

28 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: