What Shall We Do Now?

What Shall We Do Now? – Şimdi Ne Yapacağız?

Boş yerleri doldurmak için ne kullanacağız?
Açlık dalgaları nerede kükrer?
Yüz denizine karşı mı koyulmalı yola?
Daha daha çok alkış arayışında?
Yeni bir gitar almalı mıyız?
Daha güçlü bir araba sürmeli miyiz?
Gece boyunca çalışmalı mıyız?
Kavgalara karışmalı mıyız?
Işıkları açık bırakmalı mıyız?
Bombalar bırakmalı mıyız?
Doğuya geziler yapmalı mıyız?
Salgına mı yakalanmalıyız?
Kemikleri gömmeli miyiz?
Evleri ayırmalı mıyız?
Telefonla çiçek göndermeli miyiz?
İçkiye götürmeli miyiz?
Psikiyatriste gitmeli miyiz?
Et yememeli miyiz?
Az mı uyumalıyız?
İnsanları ev hayvanı mı yapmalıyız?
Köpekleri eğitmeli miyiz?
Sıçanları yarıştırmalı mıyız?
Tavan arasını paralarla mı doldurmalıyız?
Hazine mi gömmeliyiz?
Boş vakit depolamalı mıyız?
Ama hiç mi rahatlamamalı
Sırtlarımız duvarda

Kısaca Anlamı

Pink’in duvarında kalan boşlukları nasıl dolduracağına dair merakına doğrudan cevap, kötü modern alışkanlıklar ve bizi birbirimizden koparan diğer şeylerin listelenmesi.

Bir çok hayran “What Shall We Do Now?”ı “Empty Spaces”in film için yazılmış genişletilmiş versiyonu olduğunu zanneder. Gerçek ise farklıdır. Parça albüm için yazılan bir şarkı olmasına karşı plağa zaman sınırlaması nedeniyle konamadığı için kısaltılmış olarak yerine “Empty Spaces” hazırlanmıştır. 1979 yılında Tommy Vance ile yaptığı röportajda Roger Waters şöyle açıklar: “Şarkı oldukça uzundu ve çok fazla birşey söylemiyordu.” Süresinden ayrı olarak da Waters’ın tema düşünüldüğünde neden bu parçayı çıkarttığını anlamak da kolaylaşıyor. Şarkının sözlerindeki anlatım şeklinin Pink ve duvarı ile doğrudan bir ilişkisi yoktur. Kahramanımız, Waters’ın anlattığı modern tüketim kültürüyle ilgili eleştiriler yaparken Pink olayın biraz dışında kalmıştır. Neyse ki şarkı tamamen dışlanmayıp konserlerde çalınmış filmde de yerini almıştır. Ancak kısa versiyon “Empty Spaces” sadece ne ile dolduracağını sorarken, “What Shall We Do Now?” nelerle doldurabileceğini adeta listelemiştir.

Belirtilen söyleşide Roger Waters “bu seviyede bir hikaye anlatımı oldukça basite indirgenmiştir” diyor. Ancak bu gerçekten de basit anlamında değildir. “What Shall We Do Now?” şarkısının temelinde tüketici kültürüne yaptığı saldırıyla insanların kendilerini sahip olduklarıyla değerlendirmelerini ve sosyal eğilimler tarafından belirlenen eğilimlerle yönlendirilmelerini kınamaktadır. İnsanları kendi değerlerini ve kişiliklerini harici, tatminsiz ve daima fazlasını isteyen “açlık dalgalarına” dönüştükleri benzetmesini yaparak değerlendirir. Toplum içerisinde kendi yerimizi oluşturabilmenin koşullarını yanlış bir şekilde süslü arabalar, tasarımcı elbiseleri ve işkolik hayatlar olduğunu ve ancak o sayede hayatta ilerleme sağlayabileceğimize inandığımız tespitini yapar. Bundan önceki “Another Brick in the Wall, Part II,” gibi şarkıların ışığında insanların kişiliklerini (bu durumda materyalis/tüketimci yapıları) sadece toplumsal ticari normlara uygun olursak elde edebileceğimizi zannettirir. Genel medya bize bu anlayışı bırakmamız halinde yeni tatminsizlikler, takıntılar arama döngüsüne gireceğimizi, hayatınızı tanımlayacak ve yönetecek yeni gereksiz ayrıntılarla uğraşacağımızı empoze eder. EmptySpacesNow3

Herkesin fark ettiği gibi şarkıda sözü edilen şeylerin zararlı olmayabileceği gibi sözü bile edilmeyecek davranışlar söz konusu edilmiştir. Elbette ki takıntılı “yeni gitar(lar) almak veya “daha güçlü araba sürmek” tatmin olmama kültürünün lirik bir simgelemesidir ve bu toplumu her ölçüde zararlara sürükleyen “kavgalara”, “bombalara” ve “ayrılıklara” neden olur ama “et vermek”, “ışıkları açık bırakmak veya “telefonla çiçek göndermek” ne anlama gelebilir ki? Daha önce bahsettiğimiz söyleşide Roger Waters bunları “gerçekten insanın kendisi için bir gereği olup olmadığını düşünmeden vejetaryen olma takıntısı” olarak tanımlıyor. Bunlar doğal olarak yanlış değildir – ancak, kişinin kendisini başkalarının standartlarına göre tanımlama saplantısı kişisel ve sosyal açıdan çürümesine yol açar. Şarkıda basit gereksinimlerle gereksiz olanları karıştırarak (“köpek eğitimi” ile abartılmış “insanları ev hayvanı yapmak” gibi) başkalarının fikirlerini kendi üzerimizde nasıl içselleştirebileceğimize dair alaycı detaylar verir. Gerçeklikten uzak davranışlarımız neticesinde neden “içki alıp, psikiyatriste gidip, hiç rahatlamadığını” anlamak zor değildir. Bunları bilmeden önce “duvara sırtımızı dayamış” tüm maskelerimizi takarak o çöplüğe kendimizi adapte ediyorduk.

Şarkı her nekadar the Wall’a özel anlatımdan biraz uzaklaşmış gibi dursa da, konsept bütünüyle Pink’in pozisyonuna uygulanabilir durur. Pink’in ünü ve başarısı yükselse de, bütün bu birikimlerin neticesinde o, tüm eşyalarıyla birlikte dünyadan kopuk bir şekilde duvarının arkasına gömülür. Hatta tıpkı Roger Waters’ın kafasında The Wall fikri oluşmaya başladığı zamandaki gibi onun yorgun klişe rock yıldızı yaşantısı ve hayranlarının ondan beklediği yarı tanrı maskesi ile kendi duvarın arkasında rahat olduğuna inandığını bile söylenebilirdi. Ayrıca “What Shall We Do Now?”daki liste, Pink’in daha sonraki şarkılarından “Nobody Home,”daki takıntılı diğer bir listeyle ironik bir şeklide benzeşiyordu. Şarkıdaki sayılan aktivitelerden “kemikleri gömmek” fiili, seksüel (üstü kapalı cinsel ilişki), istifçilik (kemik argo da para anlamına da geliyor) ve gizleme (birinin kemiklerini ortadan kaldırmak o kişinin geçmişte yaptığı akılsızlıkları saklamak) anlamlarına da gelmesi açsından farklı manalar içeriyor. Fakat “Nobody Home,” şarkısında, “ben iyi bir köpek olduğumda bana bazen kemik atarlar” sözünü söyleyen Pink buradaki mecazi anlamı nostaljik bir şekilde hayatın küçük mutluluklar üzerine kurulduğu ve bizim için bir lütuf olduğu fikrine yönlendirir. Bunun da ötesinde cümlenin devamındaki “yuva yıkma” fikri de “the Trial” de karısının alaycı bir şekilde Pink’e söylediği “herhangi bir yuvayı yıktı mı?” sorusuyla aynı paraleldedir. EmptySpacesNow7Karısı onu teknik olarak aldatan olmasına rağmen(en azından albümde ve filmde, Pink’le cinsel uyumsuzlukları da vardı) eşinin duygusuz ve umursamaz tavırları da onu bu yöne itmişti. Duygusuzluk şüphesiz ki şarkıda anlatılan sebepleri belirtilen sebeplerle oluşturulan tuğlalar nedeniyle meydana gelmişti.

“What Shall We Do Now?” film görüntülerinde eleştirdiği takıntılı tüketim kültürünün yapıları anlamsız eşya yığınları sonunda çöplüğe dönüşür ve amplifier yoluyla hoperlörden çıkar. Bu sırada duvarda bugün artık ikon haline gelen çığlık atan yüz ve seksüel çağrışımlar yapan çiçeklerin dansı/sevişmesi/sevişememesi Waters’ın sosyal mesajlarının Gerald Scarfe tarafından klasikleştirilmiş ifadesidir. Sahne artık The Wall filminin en çok bilinen fakat yine de zaman zaman yanlış yorumlanabilen bölümlerinden olmuştur. Biri erkek diğeri dişi iki çiçek başlangıçta birbirleriyle çiftleşme öncesi çekinerek dans ederler. Çiftleşme veya cinsel ilişki insancıldan hayvansı iki yaratığa dönüşmeyle sonuçlanır. Erkek kadını vahşice ısırır, fakat kadının çiçek halini almasıyla hızla geri çekilir. Bu kadını daha ışıltılı, zafer kazanmış hale sokar ve dudaklarıyla erkeği yutarak gök yüzünde yeni bir forma dönüşür. Feminist düşünce sahneye kolayca, kadın düşmanı bir saldırıya dominant kadının cevabı olarak bakıp kızdırılan hayvanların canavarlaşması olarak tasvir ederler. Bu belki doğrudur fakat sıkça belirtildiği üzere şunu akılda tutmak gerekir ki, “the Wall” kusurları olan bir kahramanın üzerine kurulmuş büyük bir hikayedir. Daha önce de bahsedildiği gibi “What Shall We Do Now?” dikkati bir süreliğine Pink’den çeşitli muhalif görüntüler eşliğinde ayırmasına rağmen çiçeklerin sahnesi karısının sadakatsizliğinden haberdar olduğu sahneden sonra gelmektedir. Pink’in kafasında, kadınlar (veya en azından karısı) tam olarak çiçeklerin düşündürdüğü gibidirler. Başlangıçta çekingen hatta seven ve besleyen ancak daha sonra hain ve aldatıcıdırlar. Annesinin aşırı koruyuculuğundan karısının sadakatsizliğine, Pink kendisini daima hayatındaki kadınların bir kurbanı olarak görür ve onların kendi zevkleri uğruna kendi ruhunu zayıf düşürdüğüne inanır. Pink’in zihninde son görüntüde görünen canavar görülümlü dişi çiçeğin saldırgan hali ile “Goodbye Blue Sky,”daki Alman savaş kartallarının ülkeye yayılan kanatları arasında bir fark yoktu. İkisi de onun yaşadığı travmalar sonrasında oluşan duvarının tuğlalarından biriydi artık.

Yaşadığı bu aldatmanın da yaralayıcı, materyalist dünyanın arzu patlamaları ekrana yüksek binalar, televizyonlar, radyolar, Harley Davidson motorsikletleri, Mercedes, Cadillac ve BMVler duvarı olarak neticelenir. EmptySpacesNow5“(İnsan) yüzler(inin) denizi – sea of faces”, “Another Brick in the Wall, Part 2.”daki her biri kimliksizleştiren maske takan öğrenciler gibi bu oluşan duvarı izlerler. Tüketicilerin büyük açgözlülüğünün neticesinde oluşan duvar, kırsalda barış içinde yaşayan insanların arasına dalarak (“the people caught up in the wall” Scarfe, DVD yorumu) onların çığlıklar içinde dağılmalarına neden olur. Duvarın girdiği her yer bozulmaktadır. Çiçekler dikenli tellere, masum çocuk önce canavara sonra masum bir seyirciyi sopayla öldüren bir Nazi benzeri üniformalıya dönüşür (bu üniforma filmin sonraki bölümlerinde Pink’in faşist idaresinde görünecektir.) Kan duvara sıçrar. Duvar ilerlemesini sürdürdükçe toplumun mevcut dini inancının yok edilmesini simgeleyen kilise parçalanır yerine “casino benzeri neonlarla kaplı yeni tanrı” misali inşa edilir. Bu yeni bina ise yeni neon tuğlalar üretir (Scarfe’ın DVD açıklaması). Mesaj açıktır ve kişisel olduğu kadar da evrenseldir. Etrafımızda – mal düşkünlüğü ve takıntılarımızla ürettiğimiz – bu şahsi ve sosyal bariyerler, bireyselliğimizi bastırır, toplumsal kavramlarımızı böler ve sonunda toplumsal çürümeye, kişilik bozulmasına ve şiddete yol açar.

Sonraki bazı görüntüler, hem önceki sahnelere eklemeler hem de Pink’in yetişkin olarak tuğla listesine yeni eklentiler yaparak bir kaç şeyi anlatmaya çalışır. Pembe figürü – ” özellikle the Trial” gibi şarkılarda da daha sonra benzetileceği bez bebek gibi – hızla yuvarlak kıvrımlı kadın şekline (“Mother”da anlatılan kadın aldatması ve cinsel kararsızlığı anlatan şarkısı “Young Lust”ı hatırlatan), ardından hızla Pink’in yaşam tarzındaki şehvetli aşırılıkları simgeleyen kadınsı büyük dondurma parçalarına dönüşür. Dondurma sonra yeniden kadınsı bir şekle ardından da sırasıyla
– (daha sonra filmde ortaya çıkacak Pink’in potansiyel şiddet patlamalarının habercisi) makinalı tüfeğe,
– (onun uyuşturucu kullanımını anımsatan) iğne ve şırıngaya,
– (müzikal tarafını ve Roger Waters’ın Pink Floyd’da bas çalmasını ima eden) bas gitara
– ve son olarak da siyah bir BMW (sadece sahip olduğu şöhretle edindiği pahallı bir mal iması değil aynı zamanda görsel olarak da daha sonra diktatörel kişiliğinde ortaya çıkacak görsel siyah araba çağrışımını yapan) dönüşür.
Şarkı topraktan kalkıp kırmızı bir çekiç’e dönüşen yumrukla son bulur. Güzergahındaki herşeyi nasıl bozup değiştirdiğini gördükten sonra yerden kalkan yumruk için de, çiçeklerin dikenli tele dönüşümüne benzetme yapılabilir. Duvarın varlığıyla yerküre bile kendine zarar verebilecek (kendi kişiselliğini yok edebilecek) hale dönüşebilmiştir. Bu sahneyi bir başka okuma da yerden yükselen yumruğu “dünyanın döngüsel bir kehanetle insanlığın zalim hükümdarlığı altında kalacağını simgelemesi” şeklinde düşünülebilir. EmptySpacesNow6 Neticede çimlerin asfalt arasından yükselişi veya havanın insanlığın en büyük yaratılarını aşındırması gibi doğa da zamanla yükselip insanlığıın tüm kişisel ve sosyal duvarlarını yıkacaktır.

Animasyonları gerçek hayatla bağlamak için yükselen yumruktan dönüşen çekiç vitrin camını kırarak yağmacıların tüketici ürünlerini yürütmesini sağlar. Ancak o pozisyonda bile çalınan eşyalar ihtiyaç duyulan değil fakat lüks sayılabilecek ürünlerdir. Bu yaygın tüketiciliğin duvarlar tarafından üretilen bir şiddet olduğu fikrini işaret eder. Polisler hırsızları yakalayıp götürseler de oradan geçen iki yaşlı kadın bu kez kendileri kırık camlar arasından, polise görünmeden hırsızlık yaparlar. Bu da toplumun materyalist tuğlalarla inşa edildiğini, kimsenin “daha, daha fazla”sına sahip olma fikrinden tamamiyle arınmış olmadığının göstergesidir.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

22 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: