Another Brick In The Wall Part 3

Another Brick In The Wall Part 3 – Duvardaki Diğer Bir Tuğla Bölüm 3

[Roger Waters]
Çevremde silahlara ihtiyacım yok
Beni sakinleştirecek uyuşturuculara ihtiyacım yok
Gördüm duvarın üzerindeki yazıyı
Bir şeye ihtiyacım olduğunu sanma sakın
Hayır bir şeye ihtiyacım olduğunu sanma sakın
Hepsi hepsi duvardaki tuğlalardı
Hepsi hepsi duvardaki tuğlalardınız siz

Kısaca Anlamı

Duvarına en son tuğla olan -Karısının sadakatsizliğinin açığa çıkmasının – etkisiyle Pink tamamen zararlı dünyadan kendini izole etmeye karar verir.

Brick3-2“Duvardaki Tuğla” üçlemesinin son bölümü, dünyayı reddeden Pink’in eski savaş filminin oynadığı TV’yi parçalamasıyla başlar. Patlama bir kaç kere tekrar eder. En sonuncusu ile tanıdık gitar rifi bu kez ne “birinci bölümdeki” gibi yumuşak ne de “ikinci bölümdeki” gençlik anarşisinin marşı gibi çalmaktadır. Bu kez phazer efektli dönen ses ve synthesizer destekli, kalp atışına benzer bas davul desteğiyle adrenalini artırmaktadır. Her kıtanın sonu sözlerde geçen kişisel yalnızlığının vahşi deklerasyonu ilan eden, vurguyu artıran keskin akor patlamalarıyla desteklenmektedir. Diğer iki bölümden farklı olarak Pink bu parçada, daha önce dış dünyaya sakladığı tüm suçlamaları açıkça yapmaya başlar. Bu artık onun tüm dünyayla yaşadığı bir cephe savaşıdır.

1979 yılındaki Tommy Vance söyleşisinde, Waters bu üçüncü tuğla bölümünü Pink’in “kendini tüm dünyadan izole etmeye ikna ettiği bölüm olarak” tanımlıyor. Bu, dünyanın ona dışsal yaralarını iyileştirmek için sunduğu empatik insan ilişkileri sağlayan eğlence hayatı veya ağrı kesici benzeri farmakolojik ilaçları tümüyle reddedilişinden anlaşılıyor. Brick3-3 Uyuşturucu deneyimi onu çevresine yaklaştırıp kollamak yerine çevresinden ve dünyadan daha da koparıyordu. Annenin sevgiyle kucaklaması aşırı bir koruyuculuk, karısının kucaklaması ise büyük bir ihanet içeriyordu. Ve sonunda Pink “sarılmış kollar istemiyorum” söylemi onun bu durumu bir kafes’e benzettiğine işaret ediyor. Tevrat’a gönderme yapan Pink, “duvarda yazılanları gördüm” sözüyle sadece kafasındaki albüm boyunca inşa ettiği metaforik duvara değil, eğer kendini izole etmezse lanetleneceğine de inanmaya başlamıştır.

Çünkü Tevrat’ın hikayesinde, “son babil kralı. Balthasar, tertiplediği gece alemlerinden birinde, Nebukadnezar’ın bir zamanlar kudüs tapınağından almış olduğu kutsal kitapları getirtir. Yapılan bu saygısızlığın ardından hükümdar, “bir elin duvara, sarayda hiç kimsenin okuyamadığı esrarengiz harfler çizdiğini” dehşet içinde görür. Huzura çağrılan Daniel, krala “bu eli tanrı gönderdi, el de mene, tekel, feres yazdı. mene, tanrı hükümdarlığının günlerini saydı, sonunu belirledi; tekel, terazinin kefesine kondun, pek hafif kaldın; feres, krallığın paylaşılacaktır” der ve gerçekten de Balthasar aynı gece öldürülür” (Ekşisözlük’ten alıntı).

Pink’e dönersek zihninde “duvara yazılı sözler” dış dünyaya karşı bir uyarı içerirken, tuğlalar hayatın getirdiği acının sabit hatırlatıcılarıdır. Kendine hikayedeki Daniel rolü uygun duruyor gibi görünse de aslında onun duvarı ironik olarak kendisine lanetli Balthasar rolünü biçmiş gibidir. Brick3-4

Hem müzik hem de Pink’in sözlerindeki öfkenin en doruğa çıktığı “hepiniz duvardaki bir tuğla idiniz” sözleriyle geldiği son aşamadan dolayı etrafındaki her şeyi suçladığını ve çektiği acılardan tüm çevresini sorumlu tuttuğunu belirtir. Eğer dünya ile bağlantıları ona daha fazla acı çektiriyorsa o zaman Pink’in son tuğlayı da yerleştirip kendisini o dünyadan soyutlaması en doğrusu olacaktı.

Şarkının sözlerinde anlatıldığı gibi adeta bilinç altı mesaj verircesine hızlı geçişlerle filmin başından beri suçlama yapılan tüm metaforik tuğlalara sembolik gönderiler yapılarak mevcut ruh hali tasvir edilmeye çalışılır. Evliliğinden, karısının aldatmasına, okuldaki öğretmeninden, yatakta annesine sarılan Pink’e, babasının bombalanan mevzisine kadar, kişiliğindeki tüm psikolojik yaralar hızlı bir şekilde hatırlatılır. Her biri Brick3-10 kesişen sahneleri bir çatışmada polislerin kurduğu duvar benzeri bariyerine atılan molotof kokteyl görüntüleri tamamlar. Çatışma sadece “In the Flesh?”in de gördüğümüz konsere gidenleri hatırlatarak filmin ilk yarısını tamamlamakla kalmaz aynı zamanda Pink’in anlatımdaki farklı noktalarından duygusal halini de yansıtır. Buradaki çatışma sahnesiyle – insanların mevcut duruma karşı ayaklanması – Pink’in içinde hayatta kalmak için dış dünya ile kişisel bağlantısını sürdürmek zorunda olduğu ortak fikri karşı isyanı anlatmak istemiş olabilir. Sözle nedeni belirtilmeyen bu kavga sahnelerinin kişisel anılarla birleştirilmiş olmasının bir nedeni de suçlamayı küçük ve basit bir tartışmanın büyüyüp kontrolden çıkması ve neticesinde hayattaki pek çok acının buna benzer şekilde bu kontrolden çıkmanın bireylerin duygusal yıkımına neden olduğu sonucunun çıkartılmak istenmesi olabilir.Brick3-7 Kavgaların tekil girişimlerin toplanıp aralarındaki kaotik enerji etkileşimiyle oluşması gibi Pink’in duvarının da başlangıçta masum tuğlaları teker teker birleşerek bir gün onun da önüne geçerek zihninin ufuklarını kaplayacak kadar engin ve ulaşılamaz bir yüksekliğe erişmesine neden oldu.

Albümde “Hey You” şarkısına kadar bahsedilmese de kurtlar defa “Another Brick in the Wall, Part 3,” de akıl hastanesinde Pink’e yapılan elektro sok ile (karısı olduğu düşünülen) kadın çığlığı görüntülerinin üst üste bindirilmesi sırasında görünürler. Bir çokları Pink’in kavga sahnesi görüntülerinin “the Funny Farm”a dair kanıtlar içerdiğini öne sürse de (“Empty Spaces” parçasınıda ters olarak kaydedilmiş mesaj) karşıt fikirdekiler çatışma sahnelerindeki gibi bu görüntünün de sözlü anlatımdan çok duygusal çağrışıma önem verdiğini söylerler. Solucan yığınlarının yuvarlanış görüntüsü doğallıktan çok sürrealist bir mana içermektedir. Brick3-5Batı edebiyatında olduğu gibi The Wall’da da solucanlar ölüm ve çürümenin mecazi sembolüdürler. Pink’in kendini dış dünyaya kapanması ve kendi duvarının arkasına çekilmesi nedeniyle ilk olarak bu sahnede (ölümün tasviri) görünmektedir. Tuğlalarının altında duygusal yapısının yıllarca körelmesine rağmen, duvarın tamamlanması onun akıl hastalığının karanlık köşelerine doğru daha hızlı şekilde çürümesinde bir katalizör görevi görür.

 

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

18 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: