Hey You

Hey You – Hey Sen

[David Gilmour]
Hey sen! dışarda soğukta bekleyen
Yalnız başına ve çökmüş, beni hissedebiliyormusun?
Hey sen! geçitte ayakta duran
Kaşınan ayakların ve solan gülüşünle, beni hissedebiliyor musun?
Hey sen! ışığı yakmalarına yardımcı olma onlara
Boyun eğme döğüşmeden.
Hey sen! orada duran tek başına
Çırılçıplak telefonun yanında, bana dokunabilir misin?
Hey sen! kulağını duvara dayamış duran
Kendini çağıracak birini bekleyen, bana dokunabilir misin?
Hey sen! taşı götürmeme yardım eder misin?
Aç kalbini yuvama dönüyorum.
Ama her şey sadece bir düştü
Duvar çok yüksekti gördüğün gibi
Önemli değil onca çabalaması, kurtulamadı sonunda
ve solucanlar yedi beynini.
Hey sen! yoldaki
Her söylenene boyun eğen, bana yardım edebilir misin?
Hey sen! duvarın yanındaki
Salonda şişeleri kırarken, bana yardım edebilir misin?
Hey sen! hiçbir zaman umut olmadığını söyleme bana.
Birlikte ayaktayız, yıkılırız bölününce.

Kısaca Anlamı

Duvarını tamamladıktan hemen sonra Pink kendini dış dünyadan izole etmekle doğru bir iş yapıp yapmadığını (az veya geç) sorgular.

“Another Brick in the Wall, Part 2” ve “Comfortably Numb,” gibi “Hey You” da dündadaki tüm rock radyo kanallarında en çok çalan Pink Floyd şarkılarındandır. Ancak buna rağmen tümüyle olmasa da albümün hikayesindeki önemi çok arka planda yer almaktadır. Pek çokları için şarkı ikinci bölüm için mükemmel bir başlangıç, ilk bölümde anlatılanların geniş anlamda yeniden toparlandığı bir parçadır. HeyYou8Diğerleri buna karşı çıkarak parçayı çok iyi bulmalarına rağmen anlatım ve tematik olarak albümün dışında bulurlar ve filmde yer almayışını çok doğru olarak nitelendirirler. Bu konuda söylenecekler biraz sonra.

Hikaye reverblenmiş 12 telli gitarın çok bilinen yumuşak rifine eşlik eden tek gitarın duvarını tamamlamış Pink’in içindeki boşluğu yansıtırcasına yankıları ile başlar. Pink’in hayata (ve albüme) girişi gürleyen davullar ve feryat eden gitarlarla olmuşken, kahramanızımızın (yada anti kahramanın) bu yeni dünyadan kopuk çok daha sessiz başlamaktadır. Ardından bir perdesiz bas nihayet duvarın arkasında bir süre yalnız çalan Pink tek sesine eşlik eder.

Müziğin etkileyiciliği yanısıra sözler muhtemelen Pink Floyd hayranı olmayanları da etkileyebilecek doğrudan bir anlatıma sahiptir. 1979 yılındaki albüm tanıtımı esnasında verdiği söyleşide, Roger Waters sözel ve anlatımsal olarak Pink’in duvarının arkasında hem sembolik olarak hem de gerçekte kendisini otoyol’a bakan kırık camlı bir otel odasına kilitlemiş olarak oturmaktadır. Yaşadığı acı ve bastırılmış duygulardan oluşan devasa bir yapının arkasına sıkışan Pink, görünüşe göre arkasında kalan, onu dinlemeye istekli herhangi birşeyle tekrar iletişim kurmaya çalışır. Sözlerin çoğu bu arayışla ilgilidir. Görünüşte (çok geç olsa bile) yardım için dış dünyaya yönelen psikolojik olarak doğru yönde bir adım atsa da, Pink yarıdım aradığı insanlara ve dünyaya nihilist bir yaklaşım sergiliyor. İlk satırda kendisi dünyasıyla paralellik kurarak “soğuk” dünyada kendisi gibi yalnız yaşayanlardan destek arar. Ardından yüzlerde kaybolan gülümsemelerin arkasındaki hayat gerçeğini anlayanlara “In The Flesh?” ve “The Thin Ice”daki alaycı hayat derslerini hatırlatır (konsere koşan koridorlardaki seyircileri referans alarak.) HeyYou2Birkaç satır sonra Pink’in “Çırılçıplak telefonun yanında” ve “kulağını duvara dayamış duran” çığlığını duyarız. İki satırda da aldatan karısını telefonla ararkenki girişimlerini ve hatta şimdi bile kulağını duvara dayamış, onu kurtaracak “dışarıdan birinin çağırısını” duymayı amaçlayan kendi kişisel çıkmazının iması vardır. Hatta ulaşmak için yaptığı girişimler, o fark etmeden etrafındaki dünya üzerine yansıyarak eski bencilliğini geri döndürür. Daha da ötesi, çığlıklarında birini hissetme ve dokunma isteği hayatında daha önce hiç yapamadığı bir paradoks’al düşünceyi gösterir. Korku ve paranoyalarının etkisinde inşaa ettiği duvarı bu kez duygusal olarak onu etkileyip artık kırılgan hale getirmişti. Böylesi bir iki yüzlülük onu bir anti mesih yapıyor. Oysa mesihlerin altın kuralı “sana yapılmasını istemediğini sen başkasına yapma” kuralını çiğneyerek başkalarına yapmayacağını kendisi için ister. Hatta yarı mesih rolünü ironik olarak sürdürerek dinleyicilere “ışığı gömmesine yardım” etmemelerini söyler. Bu İncildeki bazı İsa’yı dünyanın ışığı olarak niteleyen veya çiçeklere altındakilere ışığını yansıtmasını öğütleyen bölümlerde anlatılmıştır. Bu anlamlardan kendisine mesih gözüyle baktığını düşündürür. Herhangi dini bir gönderme olmasa bile, ışık yukarıdaki bölüm ve ayetlerde aynı anlamda ve tüm dünya edebiyatında olduğu gibi gerçeğin benzetmesi olarak kullanılmıştır. Pink özel olarak “ışık” ile neyi kast ettiğini açıklamadığı için (kişilik ışığı veya insanların bağlılıklarının ışığı) böylesi uzun süre sefil şekilde yaşayışıyle körleşen birinin Gerçek/Işık ile anlatmak istediğinin ne olduğunu anlamak zordur. İyimser bir düşünceyle ironik olduğunu ve kendi duvarının gölgesinde gittiği yolun yanlışlığını fark ettiğini söylenebilir. Benzer şekilde kahramanımızın bir görüşüne göre Pink’in birisinden “taşıyacağı taş” için yardım istemesi HeyYou4(Sisifos antik Yunan efsanesinden bu yana ezici yük’ün popüler sembolü) iki yüzlü bir dar görüş veya içten bir istek olup olmadığı tartışılabilinir.

Gitar solo başlamadan önce, Pink isimsiz dinleyiciye (belki karısı, belki odasının dışındaki dünya belki de bize) “kalbini aç, eve geliyorum” isteğini söyler. Bu bir kez daha kendisinin yapamadığını duvarının dışındakilerden isteyişidir. Daha sonraki “the Trial,” de Pink’in annesi onu terketmekle suçlarken, karısı içine kapanıp “kendi yoluna gitmekle” suçlar. Pink o güne kadar önemsemediği şekilde insanların ona kalplerini açmasını özler, evine dönmeyi özler. Önceki gibi sözler bir pişmanlık veya bir egoizm olarak yorumlanabilir. Yani belki de Pink çocukluğundaki gibi annesinin koruyup kollamasını, belki de karısının yanına dönmeyi özlüyordur. Bu sözlerin bir başka yorumu da “evi” bir ışık metaforu olarak düşünerek Pink’in herşeyin başladığı yere, çocukluğuna geri dönüp tüm yanlışlarını düzeltecek şekilde baştan başlama isteği olabilir. Bu şekilde okumanın temeli insanın sadece geçmişinden ders alarak ilerleyebileceği fikridir. Pink’e göre ise ilerlemek için önce gerilemeli, olayları ve insanları anlamalı, en önemlisi de duvarınıın arkasında kalmasına neden olan kararları gözden geçirmelidir.

Onun bu orjin’e geri dönüş isteğine gitar önceki sololarda Pink’in kendini arayışında yaşadığı duygusal patlamalarını hatırlatan bir solo içe cevap verir. “Another Brick in the Wall Part 2” veya “Mother,” da olduğu gibi gitar “Hey You” da da Pink’in dünyadan ayrılışının öfkeli bir yansımasıdır. Aynı derecede önemli ritim gitar ise arka planda “In The Flesh?”in müzikal temasını çalmaktadır. Bu albümdeki pek çok şarkıda tekrarlanır. Gitar solonun Pink’in kendini arayışını hissettirdiği gibi, ritm gitar da albümün başındaki müzikal temayı çalarak hayatının başlangıcına dönüş çabasını yansıtmak istemiş olabilir. Öte yandan -tuğlalarının yaratılışı sırasında bir şekilde kullanılan – üç notalık ritm duvarın kendisini temsil ediyor da olabilir.

Roger Waters şarkıya girdiğinde parçanın tonu değişir. Kesin olarak söylemesi zor ama şarkının bridge – köprü kısmında devreye girmesi dinleyenler için anlatıcının, hayatın yada Pink’in kafasındaki bir başka ses olarak görünebilir. HeyYou5Hangi karakter olursa olsun, Waters’ın söylediği bölümde Pink’in duvarını “too high – çok yüksek” olarak nitelendirerek dışından birinin ona yardım edebilmesi umudunun “only fantasy – sadece bir fantazi” tanımlamasıyla alaycı bir şekilde şarkıyı (bir açıdan da o an’a kadar olan hikayeyi) özetler. Duvar içeridekini içeride, dışarıdakini dışarıda tutarak görevini yapmakta netice olarak da “solucanlar beynini yemektedirler”. Şu ana kadar “Another Brick In The Wall Part 3,” film analizinde bahsetmiş olduğumuz gibi “Hey You” da solucanlar sözel olarak albümde ilk kez tanıtılırlar. Roger Waters 1979’daki söyleşisinde solucanları en iyi olarak “çürümenin sembolü olarak’ kullandığını söylemiştir. Metaforik ölüme yol açan (“Goodbye Cruel World”) İzolasyonlar fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duygusal hemen her aşamada kendini gösterir. Pek çok açıdan solucan sembolüyle duvar daha genişlemiş tuğla baskısındaki herşeyi çürütmektedir. Parçanın üçüncü bölümünde vızıldama sesi ile Pink’in çürümesini ile beslenen kurt yığınları üzerine etkileyici bir gitar rifi eklenir.

Şimdi artık dinleyici Pink’in bu seslenişlerinin “bir fantazi” olduğunu bilmesine rağmen, Pink artık ilk iki kıtada olduğu gibi bilinçsizce “dokunmak” veya “hissetmek” değil artık “yardım dilemeye” başlar. Burada ilginç olan kendini Hayat/ Anlatıcı/ Kendinizin yerine koyarak anlatan Waters rolünü değiştirerek şarkıyı Pink olarak bitirir. Albüm boyunca Gilmour ve Waters şarkıları değişerek okumuşlardı. Ancak “Hey You”da ise seslendirdikleri bir karakter veya bakış açısı haline geliyor. Örneğin “Mother” şarkısını ele alırsak, orada kendisini Pink olarak, Gilmour ise (en azından Pink’in hayalinde) Annedir. Veya daha sonraki “Comfortably Numb” şarkısında Waters doktor olarak konuşurken, Gilmour’u Pink olarak duyarız. Ancak burada Waters’ın geçiş bölümlerinde söylediği yerleri saymazsak her iki şarkıcı da aynı karakteri seslendirirler. Bunun nedeni pek belirgin olmamakla beraber albümdeki tüm karakterlerin zaten Pink’in hayalinin ürünü olmaları ve bundan dolayı albümü ve hikayesini toparlayan “Hey You” da her ne kadar çok sesle seslendirilmişse de tek bir bakış açısıyla anlatılmak istenmiş olabilir. Belki de bunun nedeni Gilmour’un yumuşak vokal stilinin Pink’in baştaki yakarmalarına, duvarın öte tarafından gelmeyen yardım karşısındaki ise Waters’ın yakarışlarına daha uygun düştüğünden olabilir. HeyYou7

Nihilist dürtüleriyle mücadele eden Pink, hedefi belirsiz olan dinleyicinin “bir umut olmadığını söylememesini – there’s no hope at all” isterken, sesindeki telaştan aslında durumun tam da bu olduğunu anlıyoruz. İroni üstüne ironi koyarak Pink sanki hayatının herhangi bir döneminde “birlikte olursak güçlüyüz, bölünürsek parçalanırız” yaklaşımını sergilemişcesine duvarının temel fikrini açıklar “birlikte olursak güçlüyüz, bölünürsek parçalanırız”. Parçanın son akoru üstünde eko yaparak tekrar eden “we fall – düşeriz” sözü boşlukta yankılanırken bu özdeyişinin yinelenmesiyle yalnız kalmak istemediğinin altını defalarca çizer. Ancak bu bize Pink’in bu son sözleriyle zihninde duvarın çöküşüne ait bir ışık olduğu şeklinde yorumlanabilir. “Biz” kelimesi genellikle insanlar için kullanılan bir söz olsa da burada bu tuğlaların kendileri için de uygulanabilir – bölünen (tuğlalar) düşer birlikte olanlar (insanlık) ayakta kalır. Esasen, Pink burada sorunun çözümü konusunda hatalıdır ve albümün sonuna kadar bunun gerçeğini fark edemeyecektir. Şu anda sadece kendine daha fazla zarar vemektedir.

(Aralarında benim de olduğum) bir grup Wall hayranı, “Hey You”‘nun albümdeki yerine veya dahil edilmesinden memnun değildi. İlk demolarda şarkı “Comfortably Numb”dan sonra yer alıyor, ikinci yarı “Is There Anybody Out There?” ile başlıyordu. Hatta Waters, prodüktör Bob Ezrin’in de şarkının üçüncü yüzde yer almasından hoşnut olmadığını söylüyor. “Bunu düşündüm ve bir kaç dakika sonra fark ettim ki “Hey You” konsept olarak her yere gidebiliyordu. Bu yüzden başı ile sonundaki teatral sahnelerin arasında olması, otel odasında ” Hey You” diye seslenen, dış dünya ile yeniden iletişim kurmaya çalışan adam fikri daha uygun göründü” diyor Waters. HeyYou9Bu fikir anlayışla karşılanabilir. Hatta müzikal olarak “Hey You”, “Is There Anybody Out There?” ile gayet uyumlu akmaktadır. Ancak Waters’ın yaklaşımına rağmen pek çok kişi şarkının yerinden memnun kalmamıştı. Dünyaya “Goodbye Cruel World,” ile izole olup veda etmiş bir kişinin birden “Hey You” ile hataları dahil herşeyin farkında oluşu, bazıları için hikayedeki bir açık olarak görünmüştü. Onun bu kişiliğindeki değişimi gösterecek ne bir gelişme ne bir tecrübe belirtisi vardı. Anlatımdaki bu karışıklık takip eden “Is There Anybody Out There?” şarkısında daha da ortaya çıkarak, “Hey You”dan sonra tekrar “Goodbye Cruel World” ile aynı havaya dönmüştür. Her ne kadar “orada biri var mı” diye sorsa da, hala paranoyak bir şekilde “Hey You”daki ironik bir feryat’dan çok uzaktadır. Basitçe söylemek gerekirse, tamamı üç dört şarkı içerisinde (“Another Brick 3” / “Goodbye Cruel World”) deki yoğun ilgisizlikten, bir çeşit kendinin farkına vardığı (“Hey You”) ardından da yine farklılaştığı / yalnızlaştığı (“Is There Anybody Out There” ve bir ölçüde de “Nobody Home) da farklılaşmıştır. Bunlar oldukça radikal karakter değişiklikleridir. Şüphesiz ki “Hey You” pek çok kişi için mevcut yerinde müzikal olarak pek uyumlu durmakta ancak bu ileri geri gidişlerdeki duygusal kopukluğun “Comfortably Numb”dan sonra yer almış olması halinde daha iyi işleyeceğini söylemektedir. (Bunlara ilaveten “standing in the aisles – geçitte ayakta duran” sözleri albümdeki 2. rock konseri ve sonrasındaki “Waiting for the Worms” boyunca çok daha anlam taşıyacağını söylememek olmaz.)

Bu konuyla benzer şekilde, “Hey You” filmin son aşamasında tamamen çıkartılmıştır. En azından The Wall filminin DVD ekstralarına konmuş olması, neden filmden çıkartıldığını anlamamız açısından sevindiricidir. Çoğunlukla her şarkıdaki video görüntüleri hikaye anlatımına kimi zaman gerçek kimi zaman sürrealist bir yöntemle Pink’in dağılan ruh halini anlatır. “Hey You” görüntülerinde ise bunlardan varsa da çok azdır ve ilk yılındaki bir film öğrencisinin film projesi gibi durmaktadır. HeyYou11

Sahne Pink’in duvarındaki tuğlalara Pink’i göstermeden başlar. Onu gördüğümüzde ise yarı çıplak şekilde çıkış için duvarı tırnakladığını görürüz. Yavaş bir kamera hareketiyle Pink’in konserinde yüzlerinde hiç birinin yüzlerinde bir ifade olmayan izleyicilerini gösterir. Sahnede Pink’i göremesek de seyirciye daha önce belirttiğimiz “koridorda ayakta duranlar” olarak yakarmakta olduğu izlenimi ediniriz. Daha sonra, panoromik çekimle 2. Dünya Savaşı filmlerinde gördüklerimize benzer bir seri boş revir yatakları devamında ise beyaz duvara dayanmış iki boş sandalyenin göründüğü uzun bir çekim yer alır. Pink yavaşça birinde hareketsizce belirir, kısa bir zaman sonra ise çıplak haldeki karısı ikinci sandalyede belirir. Yavaşça hareketsiz duran kocasına dönüp bakar. Sandalyeler duvarın iki tarafına eşit uzaklıkta ayna görünümünde yerleştirilmişer. Karısına da dünyayla olduğu kadar uzaktır. Önceki sahnelerde Pink’i kadın’a düşman haliyle göstermişlerdi (aldatan, herkesle yatan vs) karısının “Hey You” daki çıplak haliyle bu sahne de onlardan biridir. Kadının sandalyedeki görüntüsü silinirken Pink’in söylediği söz “eve geliyorum” olur ve sahneyi bir araba patlaması izler. Buradan itibaren, gitar solosuna pek çok kavga ve kargaşa sahnesi eşlik eder. Neredeyse tüm film boyunca çeşitli şekillerde Pink’in içindeki duygusal savaşı yansıtan, tam techizatla donatılmış polisle çatışan dazlakların araba devirmesi, Molotof kokteyl’i atmaları gibi görüntüler ekrana getirilir.

Anlatıcının söylediği Pink’in çok büyüyen duvarı ile sahne gömülmekte olan bir kabin içerisinde (muhtemelen) Pink’in tırmalayan ellerine oradan da beynini yiyen metaforik solucanlar ile kaynayan kurtçukların yakın çekimini yapar. 1971 yılı savaş karşıtı filmi Johnny Got His Gun‘i hatırlatan bir görsellikle Pink’i daha önce gösterilen hastanenin yanında kafasına bağlanmış elektrodlarla görürüz. Aynen “Another Brick in the Wall, Part 3” montajında olduğu gibi pek çok görüntüler daha önce de görülen kavgalarda oluşan alevler üzerine karısının çığlığı eklenerek oluşturulur. Yürüyen polis barikatı (yine daha önce HeyYou12“Another Brick, Part 3″de kullanılan) karışıklığın çıkardığı ateş üzerine eklenirken bir başka grup isyancıların”Another Brick In the Wall, Part 2″de sıralar ve eşyalarla oluşturulanbenzer bir barikatın üzerinden polisin üzerine yanıcı maddeler atar. Duvar kendisi gibi, Pink’in zihnindeki hayali ayaklanmalar, çocukluktan oluşan basit anarşi fantezileri artık neredeyse tam teşekküllü bir savaşa dönüşür. Son olarak, yavaş yavaş yürüyen polis grubu görüntüleri şarkının başında Pink’in duvarda çıkış aradığı görüntülere değişir.

Şarkı başladığı yerde bitmişken, kullanılan tüm görüntüler ya konu dışıdır ya da “Another Brick in the Wall, Part 3” gibi şarkılarda çok daha iyi şekilde kullanılmıştır. Bu açıdan “Hey You”nun film dışında bırakılması doğal bir seçenek oluyor. Anlatım akışına veya izleyicinin Pink ile ilgili görüşlerine herhangi bir katkı yapmamaktadır. “Is There Anybody Out There?” şarkısı gösteriyor ki Pink “Goodbye Cruel World” ile bıraktığımız duvarına karşı aynı sembolik duruşuna devam etmektedir. Çatışma görüntüleri Pink’in zihnindeki bölünmenin ipuçlarını verirken (onun ileride”The Trial” ile daha rasyonal hale dönüşecek hali ile daha önce “One of My Turns” de gördüğümüz isyancı tarafları arasındaki) bu sahneler daha önceki şarkılarda aynı konuların vurgulandığı konuları gereksiz olarak tekrarlamış olur. Benzer şekilde önemli olan solucan sembolizmi (albümde daha sonra daha öne çıkacak olan) yine aynı şekilde daha önce filmde sunulmuştu. Şarkının kendisi bugün bir klasik haline gelmişse de filmin bütünü açısından düşünüldüğünde yapılan çekimler için aynı şey söylenemez. Belki de bu yüzden ilk aşamada atılmasının sebebi Pink’in “Goodbye Cruel World” deki kendini gömüşü ile “Is There Anybody Out There?”deki kendisini soyutlamanın etkilerini yavaş yavaş anlaması arasındaki bağın anlaşılması için olmuş olabilir.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

16 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

%d blogcu bunu beğendi: