Is There Anybody Out There?

Is there anybody out there? – Orada Kimse Var mı?

[Roger Waters]

Orada kimse var mı?
Orada kimse var mı?
Orada kimse var mı?
Orada kimse var mı?

Kısaca Anlamı

Dışarıda birinin olup olmadığını soran Pink, genişleyen duvarının sonucu inzivasının sonuçlarını fark etmeye başlar.

Sözlerindeki basitlik sizi şaşırtmasın. “Is There Anybody Out There?” albüm ve filmdeki kadar düşündüren müzikal ve görsel bir yapıya sahiptir. Bu denli az enstrumanla, örneğin bir miktar ses efekti, tek bir sözün farklı tekrarı üzerine klasik gitar ve onun melodisine uygun mükemmel bir orkestra arajmanıyla bu denli etkileyici bir atmosfer yakalayabilmek nadiren olabilen birşeydir. Üç dakikadan az bir sürede altı kelime ve daha sonra olacak olan teatral anlatımla kontrast minimalist yapıyla Pink Floyd, Pink’in sürekli kırılan ruhunu, büyüyen duvarını ve devamındaki dünyadan kopuşunun yarattığı ciddi sonuçları fark edişini çok doğru bir şekilde aktarabilmiştir. AnybodyOutThere2

Dinleyiciler parçanın yerini nasıl yerleştirirse yerleştirsinler her iki durumda da Pink bu şarkıda yeni durumunun farkındadır. “Hey You”dan tekrarlayarak kalan “…we fall-düşeriz” sözlerinin yankısı, trafik ve Pink’in televizyonundan kalan seslerine ilaveten synthesizer’in kalın seslerdeki yankıs devam etmektedir. 2. Dünya Savaşı film sesleri yerine şarkı Pink’in izlediği 1967 yapımı Gunsmoke western serisinin Fandango bölümüne döner. Tesadüfen (veya bilinçli olarak) tv.com özetine göre özel olarak o bölümde dizinin kahramanın suçluyu adalet önüne çıkartma çabasına karşın bir çiftlik sahibinin engel oluşu anlatılır. Bu belki hikayeyi Pink’in durumu ile bölümün hikayesi arasında benzerlik kurmak için çekiştirme gibi duracak olsa da Waters o bölümü belki de adaletten kaçılamayacağı temasını vurgulamak için seçmiş olabilir. AnybodyOutThere12

TV seslerinin üzerine binen synth’in bas tonları Pink’in önündeki duvar’ı andırır. Tek başına söze giren Waters’a cümlenin soru kısmı (“…out there – orada?”) bölümünde koronun eklenmesi, işitsel olarak “Hey You”daki düet okunuşu ile Pink’in duvarının gölgesindeki zihninin, kişilik bölünmesini anımsatır. Soruyu her tekrar edişinde vurgusu, tonlaması ve nüansı farklıdır. İlk olarak sanki karşısındaki tuğlaların geçirgenliğini test ediyor gibidir. Synthesizer’den çıkan siren kafasında bir alarm hissi verirken su damlamasına benzeyen çınlama sesi ise içinde bulunduğu boşluğu düşündürür. Cevap almadan sorduğu ikinci defası bu kez aceleci, endişeli ve Pink’in bölünmüş zihnine uyarlanabilen, ürpertici çığlık ile kahkaha arasında gidip gelen bir tondadır. Üçüncü tekrarda ise Pink “out there” demeden önce bir duraksar. Bu dışarıdaki birini fark etmenin ihtimali olabileceğini vurgulayabileceği gibi, kendi izolasyonunu da vurguluyor olabilir. “Hey You”da duyduğumuz kurtçukları simgeleyen vızıldamayı, Pink’in zihinsel çöküşünün her yönden gerçekleştiğini düşündüren sağ ve sol hoperlörde duyarız. Nihayet son kez kabaran kurtçukların vızıldaması, acı içinde çığlıklar ve kahkahalar arasında Pink’in son söyleyişindeki vurgular, artık herhangi bir anlam ifade etmeden durumundan tamamen bezgin halini yansıtır. AnybodyOutThere9

Aynı şekilde, daha önce Pink’in duygusal patlamaları ve kişilik ifadeleri David Gilmour’un gitar sololarında müzikal olarak tasvir edilir gibiydi. Ancak bu kez “Is There Anybody Out There?”deki şarkının ikinci yarısında, sakin, tek klasik gitar ile çalınış, onun girilemez kalesini gayet güzel özetlemektedir. Yine 1979 yılındaki söyleşisinde Waters, şarkıyı bir “ruh hali” olarak açıklar. Orkestra tarafından desteklenen tek klasik gitar’ın yarattığı atmosfer, kendi iç gözleminin ipuçlarını verir. Dışarıdan cevap gelmeyişi ve çatlaksız tuğlalar ile albümün ikinci yarısından itibaren sıklıkla yaptığı gibi kendi ruh halinin içine dönmekten başka bir seçimi yoktur.

Şarkı başladığı gibi trafik ve ordu ile alakalı bir komedi dizisi olan Gomer Pyle, U.S.M.C. sesleriyle biter. Çavuş Carter’in sözlerinde yapılan düzenleme, kendisiyle bir çocuğun çıkardığı sese benzer çığlıklarla içsel bir savaş yaşadığını düşündürür. AnybodyOutThere10Ancak şimdiki halinin bağırışıyla dialog kesilir “Shut up! I got a little black book with me poems in it! – Kapa çeneni! Şiirlerle dolu küçük kara kaplı defterim var!”

Metaforik duvardaki bir süre sembolik tırmalamalardan sonra, Waters’in da DVD yorumunda söylediği gibi sahne Pink’in otel odasında yıkıntılardan kalanlara geçiş yapar. Döküntü ve parçalardan karmaşık tasarımlar yapılmıştır. Filmdeki tüm sahnelerden farklı olarak burada Pink yapmaya çalıştığı şey ile izleyiciyi şaşırtıp merakta bırakmaktadır. DVD yorumunda Gerald Scarfe, sahnenin, film hakkında konuşurken “aklını yitirdiğinde ne yaparsın” diye konuşurken oluştuğunu söyler. Gerçekten de “normal biri için” bile (o normal gerçekte her kim ise) geçerli olabilecek, bulutlarda şekil arama, rock şarkılarını tersten dinlediğinde mesaj yakalama, mürekkep lekelerinde fark edilebilir şekil arama veya bulanık, fotoğraflarda hayalet arama gibi davranışlar psikolojik bir saplantı olan Pareidolia – Sanrılar’a tekabül etmektedir. Bu tesadüfi yaratış ihtiyacı daha çok çeşitli nevroz hastalarının zihninde artık gösterir. Pek çok şizofren çevrelerindeki dünyada desen örnekleri “sezinler”. Benzer şekilde, pek çoğu kendi dünya algılarını kaotik yaşamlarının içine sokarlar, ki o yapıyı sadece kendileri algılayabilirler. Buna karşın yine de hayatlarını normal şekilde sürdürebileceklerine inanırlar. DVD yorumlarından bir cümle daha eklersek herhangi bir anlam çıkartılamadığında”kaos anlamlı hale getirmeye çalışılır”AnybodyOutThere11. Yine aynı şekilde, Pink’in organize takıntısı onun asi ve pasif çift kişiliğinin yansımasıdır. Çatışmacılar gibi olan bir yarısı (asi yanı “etrafımda silahlara ihtiyacım yok” derken) öfke nöbetinde otel odasını parçalar; buna karşın ortamda düzeni sağlamak isteyen bir polis gibi diğer tarafı (annesi ve öğretmenleri tarafından öğretilen) ileri çıkar ve yıkıntılardan sistemli bir organizasyon yapmaya çalışır.

Ancak Pink’in içindeki bu karşıt iki kutup birbiriyle çatışmaya devam edemez. Son notanın bitişinden sonra sahne Pink’in banyo’da kendini traş ettiği sahneye geçer. Yüzünü bitirdikten sonra, traş kremini göğsüne sürer ve göğüs kıllarını traş eder. Kanattığı göğüsünden akan kan damlalarına karşı tepkisizdir. Traş bıçağını açarak jileti ikiye ayırır. Ardından lavaboya damlayan kan damlalarını görürüz. Puslu cam kapının arkasına kendini yaslayan halini gördükten sonra Pink kapıyı açarak yeni görüntüsüyle ortaya çıkar. Bu yeni haliyle banyodan (bir başka metaforik rahim) saçsız çıkışı, izolasyonunun bitişinin ardından yeni bir doğuşu simgelemekte. Bu Pink’in çatışan taraflarının (kavgacı / düzenci) birleşimiyle yeniden doğuşu olmakla birlikte bu yeni ikinci kişiliği çok daha korkutucu bir canavar olacaktır.

Bu sahnedeki meşhur traş bölümüyle ilgili olarak gerçek bir hikayeyi aktarmak gerekirse (şarkıyla pek alakalı olmasa da) uyuşturucu müptelası yetişkin Pink grubun orjinal lideridir. AnybodyOutThere61975 Haziran’ında grup üyeleri Wish You Were Here albümünü kaydederken arkada sakince oturan bir kişiyi fark ederler. Onlar çalışırken o kişinin, yıllar önce düzensiz davranışları ve uyuşturucu bağımlığı nedeniyle gruptan çıkarttıkları, geçen yedi yılın büyük bölümünü inzivada geçiren, eski lider şarkıcıları, şarkı yazarları Syd Barrett olduğunu fark ederler. Onca yıl sonra kendisi için yapmakta oldukları “Shine On You Crazy Diamond,” şarkısının kaydı sırasında çalışırlarken tesadüfen çıka gelmiştir. Grup tarafından tanınması uzun sürer çünkü çok kilo almış, kaşları dahil saçlarını kazımıştır. Klavyeci Rick Wright daha sonra verdiği bir söyleşide: “Stüdyo’nun arkasında oturan birini gördüm… ve onu fark etmedim. Dedim ki, ‘Kim o arkanızda oturan?’ ‘O Syd idi’. Yıkıldım, inanamadım… saçlarını tıraş etmiş…. yani kaşları dahil herşeyi… atlayıp zıplıyordu, dişlerini fırçalıyordu… berbattı…. Roger [Waters] ağlıyordu, ve sanırım ben de ağladım. Tam bir şok ediciydi…. yedi yıl hiç iletişimimiz olmadı ve derken o özel şarkıyı yaparken çıka geldi. Bilmiyorum, karma mı, tesadüf mü?, kader mi? Kim bilir? … Fakat çok çok çok etkileyiciydi.” Bir takım tuhaf davranışlardan ve gruba çalıştıkları şarkının “biraz eski” durduğunu söyledikten sonra stüdyodan yürüyerek uzaklaştı. Bu grup üyelerinin orjinal solistlerini son görüşleriydi.

AnybodyOutThere7The Wall’da tasvir edilen kaşları traşlı kahramanın Barrett’den esinlenilmiş olduğu yadsınmaz bir gerçektir. Hiç kuşkusuz Syd, Waters’ın kafasında Pink olarak yarattığı acılı geçmiş’i olan, (gerçekte o on altı yaşındayken babası savaş yerine kanser’den ölmüştü) onu toplumdan soyutlayarak zihinsel çöküşe götürecek psikotrop ilaçlar kullanan rock yıldızıdır. Ancak benzerlikler Barrett’in belirsizliğinin içine çekilmesiyle sonuçlansa da, Pink’in metamorfozu onu yeni, sanrısal boyutlara (daha doğrusu, çöküşlere) sevkeder. Onun anti ilah kanı ve keskin (örneğin şiddet yanlısı) jiletinden Diktatörel bir Pink oluşur. İfadesiz bakışlar, kaşsız hali ile uzaylı görüntüsü, sembolik hareketleri onu bu şekilde yanlız bırakan dünyadan ve onu gerçeğe bağlayan insanlıktan kopardı.

 

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

15 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: