Nobody Home

Nobody Home – Evde Kimse Yok

[Roger Waters]

Küçük siyah bir defterim var içinde şiirlerim
Bir çantam var, içinde diş fırçam ve tarağım
Uslu bir köpek olduğumda bazen kemik atarlar önüme
Lastik bantlarım var, ayakkabılarımı ayağımda tutan
Şişmiş morluklar ellerimde
On üç boktan kanallı TV’im var, istediğimi seçmem için
Elektirik ışığım var
Ve altıncı hissim var
Şaşırtıcı gözlem gücüm var
Ve bu nedenle biliyorum ki
Sana ulaşmayı denediğimde
Telefonla
Kimse olmayacak evde
Hendrix tarzı doğal permam var
Ve kaçınılmaz yanık gözenekleri
Baştan aşağı en sevdiğim saten gömleğimde
Nikotin lekeleri var parmaklarımda.
Gümüş bir kaşık var zincirimin ucunda
Büyük bir piyanom var cenaze levazımatım olarak
Çılgın bakışlı gözlerim var.
Uçmak için güçlü bir isteğim var
Fakat uçacak hiçbir yerim yok
Aaaah bebek ahizeyi elime aldığımda
Evde hala kimse yok
Bir çift Gohills (Genelde yoksulların giydiği kaba, kalitesiz bir ayakkabı markası) botum
Ve yok olup giden köklerim var.

Kısaca Anlamı

Kaldığı otel odasında karısı ve dış dünyaya artık ulaşamayacağını hisseden Pink, gerçekleşmeyen rüyalarını, sahip olduklarını ve yapabileceklerini listeler.

“Bir parçası [yardım arar], fakat diğer parçası yani bildiğiniz eller kollar…. onun çalışmasını sağlayan bölgeleri sadece oturup TV izlemekten başka birşey istemezNobodyHome1” diyor Roger Waters 1979 yılında söyleşi yaptığı Tommy Vance’e. “Nobody Home”‘da otel odasına kilitli, yardım bekler şekilde bir haldedir fakat bunu gerçekten isteyip istemediği veya nasıl elde edeceğine dair hiç bir fikri yoktur. Kırılgan, zihinsel ve fiziksel tepkisiz halde, zihninde aralarında karısının da yer aldığı yaşamındaki kayıpları ve buna karşın sahip olduğu ve ulaşabileceği şeylerin listesini yapmaya başlar.

“Nobody Home” de “Şehvetli Genç” olarak bildiğimiz naif seks düşkünü yıpranmış, müptela rock yıldızının bu piyasada başına ilk kez gelmektedir. Pink “Young Lust”da çılgınca arzuları, tensel zevkler dünyasına bir geçişi, onu takip eden “Nobody home” da ise depresif çıkmazların varlığının boş ve anlamsızlığını fark edişini anlatır. Kendisini tanımlamakta yararlandığı her farklı şey -sahip olduğu maddesel şeyler , uyuşturucular ve şöhret – kişisel anlam ifade etmekten yoksun sadece boş ve sahne malzemeleridirler…ki bu gerçekler yavaş yavaş “Nobody Home” boyunca ve de ayrıca albümün ikinci yarısında Pink’in önünde belirirler.

NobodyHome2“Nobody Home”da anlatılanlar ve duygular nihilizm ile iyimserlik arasında gidip gelir hatta zaman zaman mizahi gönderilere bile sahiptir. Bunun sonucu olarak çığrından çıkmış bir zihin, çeşitli bilinç halleri arasında geçişler, herhangi bir halde uzun süre bulunamama veya kişisel psikolojisi ve hatta “eve dönüş hariç” her fikri kabul eder haldedir. Şarkı her ne kadar Waters ile uyumlu gözükse de yavaş piyano akorları yüzeydeki yumuşaklığının altında ayrılığı hissettirir. Bu uyumsuzluk sıradanlıkla sanatsal bir uyum içindedir. Örneğin. ilk iki dizeyi ele alalım. Pink sahip olduklarına, şiirlerle dolu “küçük kara kitap – little black book” (muhtemelen “the Happiest Days of Our Lives” de öğretmeni tarafından aşağılandı şiir kitabı) ile başlar. Ardından içinde diş fırçası ve tarak bulunan tuvalet çantası ile devam eder. Bundan sonra şarkı hayali olanlar ve sıradan eşyalar arasında devam eder. Kimi yüksek sanatsal gönderimlere karşı (şiir kitabı, büyük piyano, ikinci görüş) kimi son derece sıradan (13 kanallı TV, elektrik ışıkları, nikotin lekeleri gibi) günlük eşyalardır.

Pink’in devam eden listesi onun parçalanmış beklentileri ile gerçek arasında çarpışır. Bu sözlerle kastettiği sadece “siyah küçük kitabı – little black book” şiirleri ile tuvalet çantasındaki sıradan objeler değil, kitabın temsil ettiği kar ve ögvü/kritik temelli tüm yaratıcılığa dayanan endüstrilerdir. “When I’m a good dog they sometimes throw me a bone in, – Ben iyi bir köpek olduğumda bazen önüme kemik atarlar” diyen Pink, sahibini mutlu ettiği için ödüllendirilen bir hayvan gibi hissetmektedir. Buradan ödüllendirenlerden “onlar” diye bahsederken kastettiği kişi ve kurumlar Pink’in plak firması (kemik olarak yüksek satışlar sonrası verecekleri paralar) olabileceği gibi, hayranları (iyi performansı sonunda alacağı övgüler) veya genel olarak hayat ve onun iyi davranışlar için karmik kavramları, kötü davranışlar için cezalandırılma anlayışı kastedilir. NobodyHome3Pink için, gerçek başarı kişisel yaratıcılıktır fakat gerçek ise çok basit nerdeyse hayvansal şekilde performans/satış/davranış’ı ödüllendirme sistemidir.

Bu rüyaya karşı gerçeklik fikri ilk olarak Pink’in söylediği piyano ve orkestra ile desteklenen “I have strong urge to fly – Uçmak için güçlü bir isteğim var” sözü ile yükselirken daha sonra “I have no where to fly to – Uçacak bir yerim yok” sözüyle inişe geçer. Bir başka deyişle, onun özgürlük için çırpınan ruhu bunu hem kendi duvarına bağlı kaldığından, hem de gerçek bir eve veya sevdiğine sahip olmadığı için gerçekleşetiremiyor. Yetişkin olarak hayatını şöhretin belirsiz kazançlarıyla gerçirmiş, onu bir yere ve gerçek hayata bağlayacak (aile, aşk, kişisel bağlantılar gibi) ilişkileri kuramamıştır. Sonuç olarak, onun tek evi gecesini geçirdiği otel odası ve hayatı boyunca o güne kadar sahip olduğu küçük, basit, önemsiz şeylerin listesidir.

Sonuç olarak “Nobody Home”daki Pink’i düşünecek olursak kendini sağdan soldan toparlanmış, gerçek hayatından kişileri kurgulayarak kolajladığı, pasif duygulara sahip biri olarak hissetmektedir. En çok da Pink Floyd’un daha önceki analizlerde bahsettiğimiz ilk lideri Syd Barrett’in gerçek hayatta yaşadığı zihinsel çöküşü temel almaktadır. Devamında “Nobody Home” da Waters’ın sözünü ettiği “Hendrix perm” 1970’lerin rock yıldızlarının yaptırdığı özellikle de Barrett’in Pink Floyd’dan ayrılmasına yakın çektirdikleri fotoğraflar ve “Jugband Blues” videosundaki gibi çeşitli defalar görülen kabartılmış saçlarıdır. Bu görüntüler daha sonra uyuşturucuyla ilişkilendirmek istenilen uydurma Floyd yazılarında kullanılmıştır. Bazılarının söylediğine göre Syd sahneye çıkmadan önce Mandrax gibi barbitüratları (uyku ilaçlarını) saç pomatlarına karıştırıyordu. Sıcak sahne ışığı altında eriyen karışım konser ilerledikçe sinir sisteminin çalışmasını engelleyen ilacın etkisini vücuda yayıyor, sahnede dengesini yitirmesine neden oluyordu. Benzer şekilde, “wild, staring eyes – vahşi bakan gözler” sözü ile Syd’in yarı delirmiş bakışlarının ironisi yapılıyor, “Shine On You Crazy Diamond” daki unutulmaz tasvir “black holes in the sky – uzaydaki kara delikler gibi” sözüne gönderme yapılıyordu. Bazıları “inevitable pinhole burns – kaçınılmaz yanık gözenekleri” sözlerinin Syd’in zihinsel katatonik çöküntü halindeyken giysilerinde farkında olmadan oluşturduğu sigara yanıkları olduğunu söyler. 2009 yılında Mojo dergisine verdiği söyleşide, Waters “o saten giysi bana aitti hala ondaki delikleri görebiliyorum” dedi. Waters’ın Syd’e ait olduğunu söylediği listedeki diğer Syd eşyaları yeşil “bir çift Gohills boots” 60ların moda olan bağcık yerine elastik yapışkanlı İngiliz ayakkabılarıydı. (“I’ve got elastic bands keeping my shoes on – Lastik bantlarım var, ayakkabılarımı ayağımda tutan”).

Şarkı boyunca yatar haldeki uyuşukluk Syd’e ait Pink’in zihinsel çöküşüne referanstır. “Silver spoon on a chain – Zincir’in ucundaki gümüş kaşık” albümdeki sıvı halde enjekte edilmesiyle özellikle 70ler ve 80lerde popüler olan uyuşturucularla ilgili en kuvvetli doğrudan anlatımdır. Sözler ayrıca Pink’in sağlığındaki bozukluğa ironik gönderme yapan (sağlıklı ve seçkin doğanlara ağzında gümüş kaşıkla doğmuş denir) ikinci bir anlam da içermektedir. Pink’in “swollen hand blues – Şişmiş morluklar ellerimde” sözleri eroin kullanıcılarının ellerinde oluşan fiziki şişlikleri çağrıştırdığı gibi halisinasyonla gözlerde canlanan görüntüyü de tasvir etmiş olur. “Silver spoon – gümüş kaşık”da olduğu gibi çifte anlam içerir ve Pink’in daha sonra (Comfortably Numb’da hatırlayacağı) çocukluğu ile ilgili “my hands felt just like two balloon – ellerim sanki iki balon” diye anlattığı satırların hazırlığını yapar. Dahası, hem bu uyuşturucu referansı hem de bu “şişmiş morluklar ellerimde” ile geçmişe dönüşleri, daha önce içinde yaşattığı birbirleriyle tamamen farklı karakteri de yeniden gösterir: hastalığa yakalanmış genç Pink’in masumiyeti ile uyuşturucu etkisinde, askeri temalı komedi dizisi Gomer Pyle, U.S.M.C. ve 1969 2. Dünya Savaşı filmi Battle of Britain izleyerek hayatındaki kayıpları zihninde listelemeye çalışan yetişkin Pink’in çelişkisi çok açıktır. NobodyHome5

Şu ana kadar, şarkı üzerindeki açıklamalar daha çok sanatsal özlemlerin şekilleri ile gerçekliğin uyumsuzluğunu göstermeye çalışıyordu. Fakat nakarat ve devamında gelen tekrarlarda “telefonu açtığımda” diyen Pink kimdi? İlk bakışta doğal olarak bunun Pink’in albüm boyunca ulaşmak istediği tek kişi olarak beliren karısına söyleyebileceğini tahmin edebiliriz. Son defa onu aradığında “başka bir adam” cevap vermişti ve bu Pink’in karısının onu aldattığına karar vermesine neden olmuştu. Her ne kadar (filmde Mother) albümde “Young Lust”un sonunda tekrar bunu deneyip denemediği bilinmese de, onunla doğrudan ve mecazi olarak kontak kurma denemelerinin sonunda “evde kimse yok” diyecek kadar kadının telefonlarına cevap vermediğini anlıyoruz.

Yukarıdaki açıklama şarkının başlığı ve nakaratının ne kadar önemli olduğunu anlatan bir açıklama ise de tek başına yeterli değildir. “Nobody home” tanımı İngiliz edebiyatında oldukça popüler bir deyimdir ve birinin zihnen orada olmadığını anlatır. Örneğin konuşmalara önem vermeyen veya hayalperestlerin “evde olmadıkları”söylenir. Kısaca NobodyHome6fiziki olarak orada olmalarına rağmen boş bakışlarla kendilerini ele veren zihinleri başka yerde olanlar kastedilmektedir. Deyim Pink ile karısı arasındaki kopukluğu tanımlarken, ifade aynı zamanda Pink’in zihinsel olarak “evde” olmayarak kontak kurulamayacak dolayısıyla zihinsel dengesizliğini tarif ederken, daha da ileri giderek cinnet çağrışımları yapmaktadır. Kafasındaki ironik boşluğa rağmen mantıklı bir bölümün çalışmasıyla yaşamında izole olmasına rağmen, doğan boşlukları anlamsız listeler, hüzünlerle doldurmaya çalışıyordu. Zihninin bu çalışan kısmı aklının yitişini fark edebilecek gibi duruyor. “Fading roots – solan kökleri” bundan dolayı gerçeğe tutunmaya çalışmaktadır. Her ne kadar kendi deliliğinin farkında olan biri fikri tezat gibi görünse de (neticede, deliliğin tanımı aklın ve bilinçli düşüncenin tamamen terk edilmesi anlamına da gelmez) Pink’in sonradan “The Trial”de daha güzel dile getireceği “deli, gökkuşağının üstünde, ben bir deliyim” sözlerindeki bunama halinden farklı değildir. O delirme aşamasında olsa da, onun bir bölümü hala mantıklı düşünerek kandırılmış olduğunu fark eder ve o yanı gerçeğin ve geçmişinin “sönmekte olan köklerine” bağlanması gerektiğini düşündürür. En azından kısmen izolasyonun etkilerini kavramasıyla, ilk olarak “Hey You”da düşündüğü metoforik “eve dönüş” yolunda ilerleme kaydetme sağlıyordu. 1979 yılındaki söyleşisinde Waters Pink’in bir çeşit kontak kurmaya başladığı yerden ve etrafta olup biteni anlamaya başlamasıyla hazır olduğunu belirtti. Buna rağmen henüz kendi duvarının bazı tuğlalarının konuluşundaki sorumluluğunun farkında olmamasına rağmen, nerede yanlış yaptığını görme ihtiyacı hissetmekte ve eğer mümkünse bunu düzeltmek istemekteydi.
Kavramsal doğası gereği olan sahneler, “Nobody Home – Evde Kimse Yok”un açıklaması Pink’in aradığı daha önce bahsedilen ev nosyonu bir ruh halidir ve aslında gerçek kendisine ulaşamamaktadır.NobodyHome7 Sahne – aynı zamanda hem güzel hem de sinir bozucudur – zengin bir sinematografiye sahip ve belirgin sakinliğine karşın karmaşık sembollere sahiptir. Bunun yanında yumuşak melodisine karşın sözlerde uyumsuz derin iç duygular barındırmaktadır. Sahne Pink’in yeni traşladığı kaşlarıyla TVde The Dambusters filmini izlerken görürüz. Dört beş şarkı öncesinde, bu siyah-beyaz Dünya Savaşı film sayesinde canlanan anılar şiddetli bir etki yaratmış, Pink acı veren anılardan kurtulmak istercesine uzaktan kumandanın tuşlarına kuvvetle basar olmuştu. Şimdi yine kanal değiştirerek unutmayı denerken sürekli The Dambusters filmine ve filmin düşündürdüklerine denk gelir. Şimdi artık içine dönmüş olmasına rağmen bilinç altı uzun süredir bastırılmış olan duygularının kolayca ortaya çıkmasına izin vermemektedir.

Önce uzun sahne Gerald Scarfe’ın “müzikal yabancılaşma manzarası” diye adlandırdığı görüntüye dönüşür. Pink’in yalnızlığı panaromik görüntüde çıplak ağaçlar ve ölü bitkiler şeklinde görsel olarak aktarılmasına rağmen, kendini savunma psikolojisi de aynı şekilde dikenli teller ve çapraz çekiçler (bir kez daha şiddet ve yıkım sembolü) olarak ön planda görünür. Kendi savaş meydanında yanlızdır, düşmandan korunaklı olduğu kadar sevdiklerinden de bir o kadar uzaktır. Kendini koltuğuna bırakmış haldeki Pink’in yetişkinliği yavaşça söner ve genç haliyle zihinsel olarak çocukluğuna döner. Pink’deki bu ikilik ve yaşamın kendisi genç Pink’i çıplak, savaş tarafından yıpranmış bir manzara da ön plana çıkartır. Çocuğun masumiyeti, acımasız yıkıma, ölü askerlere ve yaşam kalmayan siperlere karşıdır. NobodyHome8 Benzer şekilde zihninin metaforik karanlık ve bilinmeyen köşelerine hareketlenen genç Pink siperlerin içine doğru gidip karanlıkta kaybolur.

…derken onu ilk olarak “Hey You” klibinde gördüğümüz revir yataklarının ortasında görürüz. Üzerinde deli gömleği duran bir yatağın yanından geçen genç Pink yan odaya geçer ve orada elinde “küçük kara kitabını” tutan yaşlı halini arar. [Belki de bu “Empty Spaces” şarkısındaki ters kaydedilen sesli mesajda sözü edilen Old Pink’deki Funny Farm’dır, kimbilir?] Büyük halinin omzuna dokunan genç Pink bir anda onun delirmiş bakışlarını ve dengesizce gülüşünü görür, evet söze uygun olarak gerçekten evde kimse yoktur. Bir yoruma göre de, iki Pink’in buluşması bilinç altındaki deli halinin mantıklı tarafıyla ilk kez yüz yüze buluşması olarak düşünülür. Hayatının büyük çoğunluğunda, dünyada yaptığı yanlışlarla göz önünde olmuştur. Bu da onu yaşamın suçsuz bir mağduru haline sokmuştur. Ancak kısa bir süre için, kendisiyle yüz yüze gelir ve dünyanın değil de kendisinin dengesini yitirdiği gerçeğiyle karşı karşıya kalmıştır. Sahnenin bir başka yorumu da genç masum Pink’in idealleri ile (Mother şarkısında söylenen gençlik rüyaları) şimdiki dünyada bunalmış olan kendisinin ilk buluşlasıdır. Masum ile tecrübelinin ve çocuksu saflığın daha sonra oluşan hali ile karşılaşacağındaki reaksiyondur. Çömelmiş ve delirmiş haliyle yalnızlık içindeki Pink ironik bir şekilde sorar “başkanlık için aday olmalı mıyım?”. NobodyHome9Ve sonra genç Pink korkuyla geri çekilir. Ya bilinç altında onun kendisi olduğunu anlar veya duvarını yıkmasını sağlayacak gerçeği bulamazsa ne hale gelebileceğinin korkusunu yaşar.

Muharebe alanında bir süre koştuktan sonra, Pink çamurlu bir siper boyunca yürür ve yığılmış ölü askerlere bakar. “The Thin Ice”deki sahne ile paralellik kurar bir şekilde Pink durup bir ölü askerin üstündeki battaniyeyi örter. Ancak geçmişine yer eden “The Thin Ice” da gördüğümüz Kraliyet Piyadeleri C Birliğinin geri kalanlarına olduğu gibi babasının nasıl öldüğünü hayal edip yeniden canlandırmayı bırakmıştır. Haç şeklinde yatan, pasif bir halde değildir artık. Savaş hem duvarının ilk tuğlasıydı hem de zihinine atılmış ilk bombaydı. Tüm duvarın verdiği hasarı düzeltmek için ilkinden başlamak gerekir ve bunun için şimdi ilk kez şimdi Pink “eve dönmektedir.”

Ölüm ve kişisel kayıpları anlatan duygusal sahnesiyle çok uyan The Dambusters bir kez daha ekrana gelir. Sahnede Alman barajlarına düzenlenen harekatta sahibi ölen köpeğin hava üs de sahibini arayayışı gösterilir. Tüm o koşuşturma içerisinde köpek bir subay’a gider ve kötü bir olayın başarılı bir sonuç verebileceğine işaret etmek ister. Kayıp sahibini arayan köpek gibi, Pink de babasından kalanlarla hayatını doldurmuş, tüm ömrünü babasının bıraktığı boşluğu dolduracak birini arayarak geçirmiştir. NobodyHome4Bu sinematik görüntüde, Pink’in geçmişindeki kendini arayıp bulma girişimine geri gitmesi sürpriz değildir. Genç Pink bir saniyeliğine kendi hareketsiz yetişkin haline bakar ve ardından boş bir ufka doğru koşmaya başlar. “The Thin Ice” da ufuktaki sisin içinde kaybolan askerler gibi, genç Pink de manzaradaki beyaz bir bulutun içinde kaybolur. Fakat metaforik olarak ölüme ve belirsizliğe giden askerlerden farklı olarak, Pink kendini yeniden keşfetme umuduyla bilinç altının sisi içinde kaybolmaktadır.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

14 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: