Vera

[Roger Waters]
Burada anımsayan var mı Vera Lynn’i?
Anımsayan var mı onun nasıl söylediğini
Tekrar karşılaştığımızı
Güneşli bir günde
Vera! Vera!
Ne oldu sana?
Burada başka kimse var mı
Senin hissettiklerini hiseden?

Kısaca Anlamı:

Gerçeklikten uzaklaştıkça, Pink yuva firkiyle ve kişisel köklerine dönme isteğiyle yanıp tutuşur, savaş ve kayıplarla parçalanmış bir ülkeye umut aşılamış İkinci dünya dönemi şarkıcısı Vera Lynn’i hatırlar.

Vera Lynn, 20 Mart 1917′de İngiltere Londra’da Vera Margret Welch olarak doğdu. Küçük yaştan beri şarkı söyleyen Dame Vera ilk solo albümünü 19 yaşında kaydetti ve yirmili yaşlarının ortalarında, yurt

vera-lynn3.jpg

dışında hizmet eden İngiliz askerlerine umut dolu mesajlar gönderip şarkılar söylediği “Sincerely Yours” adlı radyo programıyla müttefik güçlerinin sevgilisi oldu. 1942′de Lynn, Ross parker ve Hugh Chareles tarafından yazılmış “We’ll Meet Again – Tekrar Buluşacağız” adlı şarkıyı kaydetti. Ertesi yıl ise aynı isimli filmde başrol oynadı.

Sevgi dolu kavuşma sahneleri vaadeden ve umut aşılayan mesajıyla şarkı, sevdiklerini geride bırakan askerler arasında olduğu kadar; sağ salim dönerler mi bilinmez, babalarını ve oğullarını savaşa gönderen aileler arasında da aniden popüler hale geldi. İkinci Dünya Savaşının en çok sevilen şarkısı kabul edilen “We’ll Meet Again” Byrds’den Barry Manilow’a kadar pek çok sanatçı tarafından yeniden yorumlandı. Stanley Kubrick’in eleştirel başyapıtı “Dr Strangelove”, diğer aduyla (Üzülmeyi Bırakıp Bombayı Sevişim) filminin son sahnesinde ironik ve zekice kullanıldı. Tüm bunlar Vera Lynn’e etkileyici bir kariyer ve 1975′te İngiliz İmparatorluğu Komutanlığının şeref rütbesini getirdi. Eylül 1009′da We’ll Meet Again” The Very Best of Vera Lynn albümüyle, İngiliz albüm listesinde birinci olan yaşayan en yaşlı (92 yaşında) sanatçı oldu.

Yine de sanatçının önemli kariyerine rağmen Pink, “Vera Lynn’ı hatırlayan var mı?” diyerek söze başlar. Dame Vera’nın onyıllar boyu halkın gözü önünde kaldığı, hatta 60larda ve 70lerde BBC’de çeşitli programlar sunduğu da göz önünde bulundurulursa, Pink’in sorusu herşeyden çok retorik, belki de sadece doğrudan doğruya herşeyden habersizce sorulmuş bir sorudur. Ne olursa olsun geçmişiyle bağlantı kurmaya kararlı Pink, kendisinin ve duvarının ilk tuğlalarının yaratıldığı bir çağın jenerasyonunun sesini hatırlar ve “How she said that we would meet again some sunny day – Anımsayan var mı onun nasıl söylediğini tekrar karşılaştığımızı, güneşli bir günde” sözüyle şarkıcının savaş zamanında yürek parçalayıcı derecede iyimser tekrar buluşma ifadesini ima eder. (Ross ve Parker’in şarkı sözleri şöyle:” Tekrar buluşacağız/ Ne zaman bilmiyorum/ Nerede bilmiyorum/ Fakat güneşli bir günde tekrar buluşacağımızı biliyorum/ Gülümsemeye devam et/ Her zaman yaptığın gibi/ Mavi gökyüzü kara bulutları alıp götürene dek/ o halde lütfen merhaba der misin?/ Tanıdığım insanlara/ Onlara dönmemin uzun sürmeyeceğini söyle / Benim gidişimi gördüğünü/ Bilmek onları mutlu edecek/ Bu şarkıyı söylüyordum / Tekrar buluşacağız / Ne zaman bilmiyorum / Nerede bilmiyorum / Fakat güneşli bir günde buluşacağımızı biliyorum. İlk başta; çoğunlukla nihilist bir tavrı olan Pink’in umut dolu bir mesaja, özellikle de mavi gökyüzünün kara bulutları alıp götüreceğine söz veren bir mesaja kulak vermesi, albümün daha önceki kısımlarında kendi masumiyetini simgeleyen mavi gökyüzüne elveda dediği için, karakterine ters bir dönüş yapmış gibi görünüyor. Hatta kişi onun soğuk savaş zamanında tek tük gün ışığı hizmetlerinden biri olduğunu önermeye meyledebilir, bu yüzden onun yeni hatırlanmış şarkısı Pink’e duvarıy arkasındaki en karanlık anlamı yaşarken, bir çeşit teselli sunuyor.

Pink’in kötümser doğasını düşünürsek, bir sonraki satırdaki “What has become of you – Sana ne oldu?”sorusunu, sahip olduğu iyimserliğin ipucu olarak görürler. Eğer durum buysa, soru kişi olarak gerçek

Vera Lynn’ı veya savaş sonrası eve dönüş rüyası ve ulusal refahı hedeflemez. Bu tarz bir yorumla, Pink’in sorusu “Vera, söz verdiğin yeniden toplanmaya ne oldu? anlamına gelir. Savaşta aile üyelerini kaybeden sayısız aile için (Pink/Waters aileleri dahil) savaş sonrası rüyası boşuna bir umuttu. “In the Flesh?”deki Pink’in ilk dersini hatırlarsak, ilk şarkıdan sonra geçmişe dönerek bu umut ve hayal kırıklığı içeren temaya geri dönüşü ilginçtir. Pink’in gözünde, İngiltere’nin kendine güveniyle savaş dönemi öncesi eski gururlu günlerine döneceği şeklindeki Vera’nın şarkılarındaki yüreklendirmesi, boş bir sözdü. Pink’in ve ülkenin masumiyeti, Lynn’in geri döneceklerini vadetmesine rağmen dönemeyen sayısız kardeşin, evladın ve babanın ölümüyle lekelenmiştir. …en azından bu dünyada. Bu arada şunu da not etmek gerekir ki, bu şarkıyla ilgili “sunny day – güneşli günler“ sözündeki gibi ifade edilen cennetteki buluşmaya gönderme yapan sembolik öbür dünya için de uyarlanabilecek açıklamalar da vardır. Fakat genç Pink için, ve hatta büyüğü için de gençlik umutlarının uğradığı hayal kırıklığı çok yüksek boyutlardadır.

Ancak bir soraki şarkıda görüldüğü gibi buna karşı fikir de aynı oranda geçerlidir. “Sana ne oldu“ diye sorarken umutlarındaki boşluğu içinde hala bir umut beslediği için fazla suçluyor gibi değildir. Kendi yarattığı tuğlaların arasında sıkışan Pink, karanlığı aydınlatacak sevgiliden daha iyi bir şeyin özlemini çekmektedir. Hayatı boyunca bu duygusallığı reddettkten sonra, ortak ideal fikri tüm dünyadan izole olduktan sonra kulağa kötü gelmemektedir. Pink, “burada başka kimse benim gibi hissediyor mu? diye sorduğunda dinleyici belirsiz bir duygu ve herhangi bir duyguyla katılıyor gibi durabilir. Şimdi artık geçmiş olan o dönemin nosttaljisi, yeni umut dolu günler veya boşuna bir umudun soğuk gerçeği. Bütün bunlar dinleyicinin bir bütün olarak Vera’yı nasıl yorumladığına bağlı olacaktır. [Bölüm notu: Waters bu savaş sonrası dönemin umutlarını ve yıkımını bir sonraki Pink Floyd albümü The Final Cut’daki A Requiem To The Post-War Dream şarkısında inceleyecektir.]

Bu aynı beklenti ve üzüntü temaları “Vera”nın film sahnelerinde genç Pink’in savaştan dönen askerler arasında heyecanla babasını arayışı eklenerek detaylandırılmıştır. Hatırlanmalıdır ki savaş bittiğinde sadece iki yaşında olan Pink için bunlar gerçek anısı yerine zihninde canlanmakta olan olaylardır. Benzer şekilde, filmde yaşadığı sorunlar, ilk tuğla ve diğer umutsuzluk sahneleri tarihsel olarak çok da doğru sıralanmamıştır.

Sinema diliyle konuşmak gerekirse “Vera”, daha ana karakteri tanımadan önce dinlediğimiz “the Little Boy That Santa Claus Forgot”dan sonra Pink’in kurtulmaya başlayışını işaret eder. Sahne Vera’nın “We’ll Meet Again” şarkısında sözü edilen ebeveynlerini kucaklayan oğulları, çocuklarını kucaklayan babaları tasvir eder. Herkes dönmüş, duaları gerçek olmuştur. Pink arkası dönük yalnız bir asker’i fark edip babası zanneder ancak yüzünü dönen asker babası değildir. O askerin de sevdiklerine kavuşmasıyla, babasının artık savaştan dönmeyeceğini fark eder. Genç çocuk neşeli kalabalıktan üzgün bir şekilde uzaklaşır. Bu sahnede mesaj kısa ve basittir, her şeye rağmen güçlüdürler. Pink’in [babasıyla] ‘güneşli bir günde tekrar buluşma’ arzusu yıkılır, yerine sadece acının baskın geleceğine inanan nihilist düşünce hakim olur.

Ve hepsi azap ve kasvet değildir. Şu ana kadar, neredeyse Pink’in tüm hatırladıkları bölünmüşlükleri dolayısıyla karşısındakine şiddet uygulayan, gerek çocuklarını ezip şiddet uygulayan gaddar hoca, seksolojik sembol olan çiçeklerin birbirlerinin boğazını yırtarak uyguladıkları veya önceki şarkıdaki gibi kendi içindeki mantıklıyla mantıksız arasındaki bölünmüş haliydi. Oysa “Vera”daki durağan görüntüler son derece toplumsaldı. Vatandaşlarını savaşa gönderen ulusalcılıktan çok uzak, Vera’nın söylediği aşk ve umut görüntüleriydi. Birleşen ailelerin tren platformundaki neşesine karşı yalnız Pink’in izole olmuş duruşu tam bir kontrast oluşturmasına karşın Pink’in yine de bir sosyal bilinç uyanışı göstermesi açısından önem taşıyordu. İlk defa şiddet ve ayrışma yerine bağ ve bir araya gelme hayaliydi gördüğü.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

13 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: