Waiting For The Worms – Solucanları Beklerken

[Roger Waters]
Aaaah ulasamazsın simdi bana
Aaaah önemli de degil nasıl çabaladıgın
Hosçakal zalim dünya, hersey bitti
Yürü
[David Gilmour]
Ve burada, duvarımın arkasındaki kömürlükte oturmuş
[Roger Waters]
Beklerken solucanların gelmesini
[David Gilmour]
Burada, yanıbasında duvarımın, mükemmel bir soyutlanma yasamdan
[Roger Waters]
Beklerken solucanların gelmesini
Beklerken ağaçların kuru dallarını kesmeyi.
Beklerken kenti temizlemeyi
Beklerken solucanları izlemeyi
Beklerken kara gömleği (Neo-faşistlerin giydiği gömlek) giymeyi
Beklerken cılız süpürgeotlarını temizlemeyi
Beklerken onların pencerelerini paramparça etmeyi
Ve kapılarını tekmelemeyi.
Beklerken son çareyi
Gerginliği güçlendirmek için.
Beklerken solucanları izlemeyi.
Beklerken duşları açmayı
Ve fırınları yakmayı
Beklerken kraliçeleri ve zencileri
Kızılları ve yahudileri
Beklerken solucanları izlemeyi
[David Gilmour]
İster misin İngiltere’nin
Tekrar hüküm sürmesini dostum?
[Roger Waters]
Tek yapman gereken izlemektir solucanları
[David Gilmour]
İster misin zenci kuzenlerimizi
Tekrar evlerine postalamayı dostum?
[Roger Waters]
Tek yapman gereken izlemektir solucanları

Kısaca Anlamı
Pink kendisiyle savaştıkça dengesiz, diktatör bağırıp çağırmakta, etnik temizlik istemekte, neticede babasını öldüren güce dönüşüyordu.

“In the Flesh” ve “Run Like Hell”den sonraki pozisyonunda teatral bir giriş yapan “Waiting for the Worms” daha fazla ırkçı söylem ve değişen Pink son haliyle bir çok tehdit savurur. Ancak zihnini kontrol eden Hitler benzeri gösterdiği her türlü baskıya rağmen yine de o görüntüsünün altına sıkışmış bir makul düşünce ve halinin farkında oluşunun izlerini taşır. Belki de o önceki şarkıda tehdit eden militan yapısı, öfkeli gözlerin faşist kabuğunun altında eski Pink’in ışığı vardı.

Baskıcı yapısının hayali üstünlüğü bir yana, Pink, ilk kez kendine yarattığı savunma mekanizmasının arkasında bölünmüş kişiliğini seslendirip mevcut durumu anlatıyor. Tekrar “zalim dünyaya veda eder”, ancak bu kez vedası albümün ilk yarısının sonundaki izolasyonunun egoist isteğinden değil, yaptıklarının farkına varışıyla yaşadığı üzüntüsünden kaynaklanıyordu. Fark ediyordu ki bu “perfect isolation – mükemmel izolasyonu” ideal olmanın çok gerisindeydi. Bu hayal ettiğinden uzak dünyanın neden olduğu deliliğin yalnızlığı değil, zihnindeki karşıt güçlerin kısır savaşıydı sadece. Tarihteki diktatörlerin ellerinde satranç piyonu olarak harcanan hayatlarda olduğu gibi sığınağına sığınmış yalnız, çok da fazla yakınmayan tek başına bir asker gibiydi. Yaklaşan ölümünü (düşüncelerini sürekli kesen diktatör sesiyle) beklemektedir. Çıkış için umut olması gerektiğinin farkındadır. Pink kaderine dair şüpheleri ve diktatör yapısı kişiliğini şarkının bir kaç satırında zihninde kontrolü yeniden ele geçirmiş olsa da bu devam eden otantik yapı potansiyel değişimin ve çürümenin solucanlarına nihayi başkaldırının ipucunu veriyordu.

Fakat şu ana kadar ve hatta şarkının sonuna kadar Pink’in zihnini faşist tarafı kontrol ediyor. Aynen “In the Flesh” de Hitler’in “dışarıdakiler” olarak nitelendirerek dışlayıcı yönetiminin anlatımına, “Run Like Hell”in Kristalnacht gecesini hatırlatıp, Yahudilerin gettolarından kovulmasını anlatışına benzer olarak, “Waiting for the Worms”da sembolik olarak Naziler tarafından gerçekleştrilen 6 milyon Yahudinin ve azınlığın katledildiği Soykırım’ın son aşamalarını seçmiştir. Bu üç şarkı sırasında, Pink’in baskıcı kişiliği etnik tanımlamadan ayrımcılığa ve nihayetinde azınlıkların yok edilmesine dönüşür. Megafonla seyircisine bağırırken takipçilerinin bariton sesleri onun verdiği her emri vurgularcasına “waiting – bekliyoruz” derler. Faşist Pink önceki şarkıdaki hakaret ve tehditlerini bu kez daha da ileri taşımış; şimdi karşısına çıkacaklara çok daha geniş yıkım için söz veriyordu. Bu söz garip bir şekilde babasını öldüren ve doğumundan sonra hayatını lekeleyen çok despotik bir güce dönüşünü sağlıyordu.

Hitler/2. Dünya Savaşı paralellikleri bariz olduğu kadar da çoktur. “Son çare” gibi Nazi Almanya’sının Avrupalı Yahudilere uyguladığı sistematik soykırıma gönderme yapan sözlerinden, “duşları açın, fırınları yakın” diyerek kurbanların öldürüldüğü gaz odaları ve büyük fırınlara gönderme yapan pek çok referans bulunur. Şarkı içinde başka baskıcı rejimlere ve diktatörlere de gönderme yapılmaktadır. Bunlar arasında, milliyetçi aydınlardan oluşan Blackshirts olarak bilinen paramiliter faşist gruplara ve yine 2. Dünya Savaşında Mussolini tarafından karşıtlarını tehdit etmek ve sıkça öldürmek için kullanılan gruplara göndermeler vardır. Pink’in “siyah shirt’ünü giy” emri, daha sonraki “İngiltere yönet tekrar” sözüyle birleştiğinde akla, 1932 senesinde eski İşçi Partisi bakanı Sir Oswald Mosley’in kurduğu İngiliz Faşistler Birliği akla geliyordu. 1931’de Mussolini’yi ziyaretinden sonra İtalyan liderin fikirlerini benimseyen Mosley, onun faşist ideolojisini adapte etmiş ve Blackshirt düşüncesini almıştı. BUF (İngiliz Faşistler Birliği) prensiplerinden bazıları İngiltereyi ticari, ekonomik ve kültürel alanda dünyadan tecrit etmek gibi duvar benzeri bir temaya sahipti. Bütün bunlar “Waiting for the Worms” da Pink’in açıkça bağırdığı milliyetçi görüşleriydi.

2. Dünya Savaşından referansla yazılmasına rağmen, yine de “Waiting for the Worms” kişisel ve sosyal izolasyonu nedeniyle tarih boyunca tekrarlanan insanoğlunun durumunu kapsayacak kadar da geniş anlamdadır. Sözel manzarasında belli yönetim şekillerini anlatırken, şarkı Hitler ve Nazi Almanyası hakkında olmadığı gibi, sadece Mussolini veya Mosely yada başka bir diktatör hakkında da değildir. Onun yerine hepsi ve daha fazlasını anlatır. Bir grup ahlaksız liderler ve faşist fikirler yığını olup, bir kişiyi, lideri veya fikri anlatmak yerine, insanlık tarihinin başından bu yana insanlığın bencil kafasında başına bela olmuş baskının evrensel gücü anlatmaktadır. İnsanların kendi ulusunu diğerlerinden üstün görmesine neden olan aşırı milliyetçiliğin aldatıcı gücü (“would you like to see Britannia rule again? – tekrar İngilterenin idarede olduğunu görmek ister misin?”) veya iktidar çoğunluğundan farklı etnik kimliğe veya inanışa sahip grupların imha edilebileceği veya edilmesi gerektiğine (“would you like to see our colored cousins home again? – renkli kuzenlerimizi tekrar evlerinde görmek ister misin?”) inananları anlatır. Bu milletlerin çekiç benzeri itici güçle yükseltiği ve çürümenin solucan benzeri güçlerin meşhur ettiği ama aynı şekilde çöken ve şöhretlerini yitirenlerin hikayesidir.

Sonuçta, bu baskı ve gerçek kişiliğinin etkisiyle Pink gerçeğe döner. Roger Waters 1979 yılındaki söyleşisinde uyuşturucunun Pink’in sistemini bozmasıyla oluşup, “sürekli olarak gerçek veya asıl kişiliğine geliş gidişler yaşıyordu ki bu normal birinin solucanları-bekleyen tarzda herkese zarar verip önüne çıkana saldırabilecek yapıya da dönüşebilmektedir.” Kendi ahlakındakı çöküş gibi şarkı da hakaret ve tehditleri, “çekiç” diye bağıran kalabalığın yükselen ve şiddetlenen tezahüratına karışarak kakafonik bir şekil alır. Baskının, izolasyonun, nefretin ve diğer içine doğru kapanan duvarla ilintili tüm negatif duygular, albüm boyunca çeşitli formlarda kullanılan yüksek distorsiyonlu gitar rifi ile karışarak kaotik bir karışım yaparak tekrar ortaya çıkar. Her iki “In the Flesh” versiyonu, “Another Brick in the Wall” üçlemesi, “the Thin Ice” daki gitar solosu ve “Hey You” daki bağlaçlar Pink’in duvarının kendi şahsiyetini yok edip onu bir zamanlar nefret ettiği canavar’a dönüştüren negatif yönleri; baskı, bastırma, kendini yalnızlaştırma tavırlarını sembolize eder. Burada, riff kalabalığın öfkeli tezahüratı tarafından neredeyse çekilmez hale gelir ve Pink’in tehditleri ile birlikte anlamsız bir gürültüye dönüşür. Bu çılgınlık doruk noktasına henüz ulaşırken, aniden eski Pink’in kendi yetiştiği hapis derinliklerinden özgürlük için son çığlığı savurarak “Dur!” diye bağırır. Eski Pink artık tekrar kontrolü almaya hazırdır.

Şarkının büyük kısmı film için seçilse de, “Waiting for the Worms” görüntüleri göze hitap edip sözlerdeki baskıyı hissettiren oldukça başarılı bir çalışmadır. Şarkı çapraz çekiçli pankartlar taşıyan faşist takipçilerinin görüntüleri üzerine kurulu ve caddenin ortasına kurulan sahnede Pink’in teatral vedası “zalim dünya” ile başlar. Şarkının devamı Pink’in çıkarımları, ve diktatör yapısının etkisiyle emirlerini siyah bir megafonla mahalleye duyurması üzerinedir. Artık kendo takipçilerine değil düşüncelerini İngiltere caddelerinde tesadüfi olarak karşılaştığı insanlara korku ve izolasyon mesajını vermek inter. Pek çokları için görüntüler Oswald Mosley’in 1936 yılında örgütü BUF tarafından o dönem pek çok Yahudi azınlğın yaşadığı Londra’ East End’de yapılması plantain gösteriden alıntılanmıştır. Gösteri aşırı polis yoğunluğu ve 300 bin antifaşist göstericinin BUF’un yürüyüş yolunu kesmesiyle Cable Caddesi Savaşı olarak hatırlanan bir olay olarak iptal edilmiştir. Öte yandan Pink, çıktığı caddede bir direnişle karşılaşmak yerine, mahalleli onlara kapılarını ve camlarını hızla kapayıp kilitliyordu. Şarkının geri kalanı, faşist bir üyenin başka bir adamın kafasını patlattığı ve çekiçlerin kalabalığın “hammer – çekiç” tezahüratı altında birbirleriyle uyum içerisinde marş düzeninde yürüdüğü “What Shall We Do Now?”daki animasyon görüntüleriyle, çeşitli gösteri ve kavga görüntüleri arasında dönüyordu. Kaos görüntüsünün altında, şarkının başında ve sonundaki bazı görüntülerde eski Pink’in mantıklı sesi duyuluyor, bu da bize özgürlüğünü arayan gerçek kahramanımızın gerçek kişiliği oralarda bir yerlerde duruyor olduğunu gösteriyordu. Şarkının başında Pink içine düştüğü tuzağı tanımlarken, onu sembolize eden pembe bebeğı hayranların ayaklarının altında ardından da kafesin içine sıkışmış gösteren kısa bir çekim vardır. Sahnedeki iç karartıcı sembolizim, kamunun gözü önünde olanların onların eğlendirdikleri tarafından nasıl görmezden gelindiğini anlatır. Bu durumda, takipçileri tarafından tanrı statüsündeki standartlarda yaşamaya çalışan Pink, kendi şahsiyetini de kaybedip – ruhunu – yüzü olmayan bir oyuncak bebekten farksız hale gelmiştir. Ve aynı zamanda, bu görüntünün dahil edilmesiyle son iki şarkıdaki Faşist Pink’in acımasız görüntülerine maruz kalan seyirci için karşılama görüntüleridir. Hiçbirşey değilse, bu görüntüler şarkı boyunca attığı çığlıklar atıp bağıran, korkunç görüntülere rağmen sessiz çığlıklar atan Nazi benzeri dönüşümün altında daha mantıklı bir Pink’in yattığını hatırlatır. Albümdeki gibi, bu mantıklı yanı neticede şarkının tepe noktasında kendi sesini bulur ve çıldırmış kalabalığın sesine, kıtalar halinde yürüyen çekiçlere ve nefret dolu çığlıklarla indirilecek diktatör olacağını bilmesine rağmen “Stop – Dur” diye bağırır.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

8 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: