Stop – Dur

[Vokaller album: Roger Waters, Filmde: Bob Geldof]

Dur!
Eve gitmek istiyorum.
Bu üniformayı çıkartmak
Ve şovu terk etmek.
Fakat bu hücrede bekliyorum ,
Çünkü bilmem gerek
Tüm bu zaman boyunca suçlu muydum ?

Kısaca Anlamı
Pink aniden duvarının gölgesinde içine düşmüş olduğu deliliğin derinliğinin farkına varır ve çürümüş zihinsel durumunun sorumlusunun kendisi olup olmadığını bulmaya karar verir.

Zihninin berraklaştığı bir anda Diktatör Pink’in hükümranlığı son bulur , ancak bu yıllar boyu süren savaş ve yersiz fedakarlıklaın sonucu olarak değil daha çok insani sorumluluktan kaynaklanır.Hikayedeki en ani karakter değişimlerinden biridir bu ; böyle olsa bile Waters’ın sosyal ve kişisel sorumluluk alanlarındaki fikirlerinin mükemmel bir yansımasıdır.Dünyadaki tüm hastalıklar baskı,zulüm ve şiddet tek bir yerde birleşirler :Seçenek.Kişi ya kendinin veya toplumunun daha iyiye gitmesi yönünde harekete geçmeye karar verir ya da eylemsizliği seçip çürümenin başlamasına müsaade eder.Hayat olumlu ve olumsuz fırsatlarla doludur Herkes hatalarının bedelini ödeme potansiyeline sahip olduğu gibi herkesin kendi esiri olma va dar görüşlü olma potansiyeli de mevcuttur, tıpkı Diktatör Pink gibi. Fakat kişi bir eylem yapma kararı aldığında bunun etkileri gerek iyi gerek hastalıklı , anında alınır.

Albümün daha başlarında , Pink tiranvari durumuna doğru geliştiğinde aksiyonlarının etkileri anında hissedilmişti ; bunlar sadece onun hayal dolu beyninde geçiyor olsa bile.Benzer bir şekilde , Pink bir kez daha ve de “Waiting for the Worms” ‘ un sonuda kendi despot yapısını red ederek basit ama güçlü tek bir kelime ile tavrını bir çığlıkla koyacaktır “stop.” Artık bu şovdan yorgundur maskelerden ve de kılık değiştirmelerinden, ve de arzusu “bu üniformayı çıkartmak” ‘tır. (bu aslında bir semboldür , babasının bir asker olarak ölümünden ve de kendi faşist kişiliğinin bir maskesi olan sahne üniformasından ) kurtulmanın ; hayatı boyunca kendisi için biriktirdiği sorumluluklardan kurtulma arzusunun çığlığıdır stop. Fakat en önemlisi tüm bu zamanlarda suçlu olanın kendisi olup olmadığını anlayabilmek için zihinsel hücresinde kalmaya karar vermesidir.Kendi duvarlarının yaratılmasında kendisinin oynadığı rolün ne kadar önemli olduğunu anlamaya başlar , ve görür ki acımasız bir dünyanın bahtsızlıklarını çeken talihsiz bir kurban olmak yerine kendi izolasyonunun aktif bir destekleyicisi olmuştur. Daha basit bir deyişle , “neredeyse insani sayılabilecek” duygular geliştirmiştir bu da kendi kendiyle hesaplaşmasıdır.

Pink egoist bir şehitlikten kendi eylemlerinin tam sorumluluğunu üstlenmeye uzanan bir evrim geçirir. Sanki kendi davasının görülmesinde kendisine davaya katılım çağrısı gelmiş gibi Pink’in son sözlerinin bir kısmı (“bu hücrede beklemek zorundayım çünki bunca zamandır suçlu olan ben miydim öğrenmem gerek “) eko yapan şu cümlenin içinde yok olur : bilme zamanı…bilme zamanı…bilme zamanı…

Bu albümdeki Pink’in diktatör ve mantıklı kişilikleri arasındaki ani geçişlerde olduğu gibi filmde de “Stop” bölümünde seyirci baskıcı çekiçlerden konser arenasındaki halka açık bir tuvalete ani bir geçiş yapılır . Burada biz Pink’I tuvaletin tezgahında sinmiş olarak sırtı duvara dönmüş elinde bir şişe şampanya ; “kküçük siyah kitabından” şiirler okurken buluruz ; bu arada bekliyen seyircilerinin tezahüratı da fonda silik olarak gelmektedir. Bu sahnedeki her şey daha önceki birkaç şarkıdaki iğneleyici konuşmaların aslında Pink’in beynindeki bazı hayallerden başka bir şey olmadığını anlatır bize.Kısa bir süre önceki baskıcı yapıdaki yok edici güç’ten oldukça farklı bir yapıda şimdi Pink ihtişamından uzak bir tuvalet köşesinde arpacı kumrusu gibi düşünmektedir bu da beynindeki sarmalların dışkıya benzer derinlikler olduğunun bir görsel imgelemi gibidir ve “Stop” şarkısının sözlerini söylemeye başlamadan kitabından şiir okumaktadır.

Şarkı sözlerinin albümdeki sıraya göre sıralanmasından önce ilginç olan şey , Pink’in The Wall albümünün devamı olan the Final Cut’tan ve de ayrıca Waters’ın ilk solo albümü olan the Pros and Cons of Hitchhiking’den bölümler okumasıdır.Bunlar :

Kamera lavabo tezgahlarını tararken “Possible Pasts” şarkısından : “Do you remember me? How we used to be? Do you think we should be closer?” İkinci şarkı parçacığı ise Pros and Cons’dandır ve şöyle der : “And I put out my hand just to touch your soft hair / To make sure in the darkness that you were still there/ And I have to admit/ I was just a little afraid, oh yeah/ But then….” Bazıları bunların Floyd hayranları için eklenmiş olan şakalar olduğunu düşünse de mesela “Money” nin “Happiest Days” ‘e dahil edilmesi gibi – şunu da unutmamak gerekir ki Pink’in hikayesi ile takip eden albümlerin sözleri arasında da ortak bağlar vardır .Şarkıların üçünün de yazarının aynı olması bir yana ; Waters’ın kendi hayatından ödünç aldığı duygular ve kişisel güvensizlikler de Wall kişiliğine enjekte ettiği şeylerdir , bütün bunlar şarkıların anlatıcılarının içinden fışkıran duygusal bariyerler olup herkesi kendinden kol mesafesi kadar uzak tutmayı hedefler. Final Cut’ın “Possible Pasts,” şarkısında anlatıcı ki 2’ci dünya savaşına katılmış olan eski bir askerdir ; savaş sonrası İngiltere’de hayata adaptasyon ile bir taraftan savaşın rahatsız edici kabusları ve diğer taraftan savaş zamanında bir fahişeyle yaşadığı cinsel uygunsuzluklar arasında gidip gelirken ; tamamıyle ahlak dışı bir hikayede ahlaklı bir şeyler var olduğunu bulma amaçlı bu hikayeyi didikler durur.

Her koroda anlatıcı durur ve bilinmeyen dinleyi topluluğuna (eş, kız arkadaş,ülke,eski-benlik?) “Do you remember me? How we used to be? Do you think we should be closer?”, işaret edilen odur ki beyni içinde dönen bütün bu hatıralar kendisini geri-dönüş yaptığı insanlardan ve hayattan uzaklaştırmaktadır.

Benzer bir şekilde Pros and Cons of Hitchhiking’un anlatıcısı da bir orta yaş kriziyle boğuşmakta ve kendisini bir yasak ilişki içerisinde hayal etmektedir.(Not: the Wall ‘u kaydetmeden önce Waters gruba the Wall ve the Pros and Cons of Hitchhiking albümlerine dönüşecek olan demo şarkıları getirip dinletti.Grup the Wall’u tercih edip kayıt etti ve böylece Pros and Cons Waters’ ın ilk solo albumü oldu (gruptaki karmaşık yol ayırımından sonra)

1 saat süren ve çılgın rüyaların birinden diğerine geçişi bittikten sonra anlatıcı (daha sonra isminin “Reg” olduğunu öğreniriz ) saat 05:11’de uyanır ve bu da son şarkının isminin önerdiği gibi kendisi için bir “Aydınlanma zamanı ” olur . Pink’in mırıldandığı “Aydınlanma” şarkısının ufak bölümü isekişinin kendine açılmasının dehşetini irdeler “kalbimi sana açıp zayıf tarafımı gösteriyorum open[ing]my heart to you, show[ing] my weak side” ( bunun benzeri bir tema da Final Cut şarkısında karşımıza çıkar).İşin mizahi yönüne bakıldığında ise , Pink söylediği cümleleri şarkının başlangıcından önce sonlandırır ve de albüm “az şansım vardı sen uyanıktın I had a little bit of luck / You were awake. / Yanlız bir an daha geçirmeye dayanamazdım I couldn’t take another moment alone,” bu mısra da ihtiyaç duyulmayan duygusal bariyerlerin kaldırılmasının olumlu yönünü güçlendirici bir etki yapar. Bu mısra aynı zamanda az sonra başlayacak olan “Mahkeme Trial” ‘ı işaret ederken soyutlamaya bağlı kendini koruma nosyonunu da çürütür.

Referans verilen tüm bu temalar – Geçmişin getirdii kabuslar ; kişinin kendi ruhunun en karanlık kısımlarına tek başına katlanmanın korkusu Pink’in aydınlanma anı esnasında eşit derecede önemlidirler. Bob Geldof’un sesindeki titreyiş eşit ağırlıkta korku utanç ve belirsizliği temsil eder. Ne olacağını bilememenin korkusu yaptıklarından duyduğu utanç ve sonra ne olacağının belirsizliği . Pink’in durum değerlendirme yapmasına fırsat kalmadan ; bir saha emniyet görevlisi (ki “Young Lust” ‘ta grubun peşine takılan kızların geçmesine müsaade eden kişi ile aynı şahıstır ) tuvaletin kapısını açar (ki bu da duvar’daki başka bir metafor kapıdır) bu hareket te Pink’in kuruntularının kalbine doğru yola koyulmasına neden olur.

DİĞER FLOYDIANLAR NELER SÖYLÜYOR ? – “STOP”
Michael Fulton — ” ‘Stop’ ‘un film versiyonuna eklemek istediğim bir nokta – kamera tuvalette dönerken fonda tezahüratı duyabildiğini belirtiyorsun, fakat aslında bundan daha fazlası var.
Sesi çok açtığımda the Wall: Is There Anybody Out There? Konser albümünün ‘Master of Ceremonies’ şarkısındaki sesi duyuyorum .Bu ses sadece konserin tanıtımını yapıyordu ve de lafı ‘In the Flesh?’ ‘in notaları tarafından kesintiye uğruyordu . Bu da Pink’in konserlerinden birinde tuvalette olduğu , ve kendini bir yere kitlemiş olan (anti) kahramanın (ki bu da Pink’tir) , dışında geriye kalan her şeyin “dışarıda” ve de olağan bir şekilde işlevlerini sürdürüyor olduğu fikrini perçinlemektedir

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

7 Haziran 2010 tarihinde The Wall Analizi içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: