The Wall Albüm ve Filminin Açıklamaları 4. Bölüm

Empty Spaces – Boş Yerler

Roger Waters

Ne kullanacağız doldurmak için
Daha önce bahsettiğimiz boş yerleri?
Nasıl dolduracağım son kalan boşlukları?
Nasıl tamamlayacağım duvarı?

Kısaca Anlamı

Ayrı yaşadığı karısına veya Pink’in kendisine sorduğu, zihinsel duvarında kalan boşlukları nasıl dolduracağına dair bir şarkıdır.

Albümde “Goodbye Blue Sky,”dan sonra yer alan “Empty Spaces” artık genç bir yetişkin olan Pink’in çocukluğu bırakıp yeni oluşturduğu kendi kişisel özgürlüğüne bir geçiş şarkısıdır. Ancak şarkının formu pek bu geçişi anlatmaz. Onun yerine etkileyici melodili “Goodbye Blue Sky” ile edepsiz “Young Lust” arasında, dalgalı synth sesleriyle “In The Flesh?” melodisinin mekanik tempolu olarak çalındığı çarpıcı bir versiyonudur. EmptySpacesNow1 “Empty Spaces” sözleri başladığında oyuncunun artık bir anlatıcı olarak yaşadığı iletişimsizlik sorunları ile duvarı tamamalama çabasında olduğunu anlarız. Yaşadığı olaylara kısa geri dönüşlerle bize geçmişinden hatıralarını sergiler.

İlk kez dinleyenler için Pink’in sözlerinde kimi hedef aldığını anlaması zor olacaktır. Neticede film geniş bir şekilde karısını ve onu aldatmasını “Mother şarkısında anlatmış olmasına rağmen yine de karakter olarak henüz ortalıkta yoktur ve ancak “Young Lust” şarkısından sonra ortaya çıkacaktır. Yine de albümü bir kaç kere dinledikten sonra pek çok dinleyici Pink’in (en azından kafasında) birlikte yaşayıp sonra ayrıldığı karısıyla konuşarak, gergin ilişkilerindeki boşluğu doldurmak için yapabileceklerini sorguladığını anlayacaktır. Soru başta gerçekmiş gibi görünse de sözlerin devamı ile anlaşılırki bunlar aslında Pink’in kendisiyle ilgili bir ironisidir. Pink’in ilişkisindeki boş yerler, o güne kadar hayatında kendi yarattığı savunma duvarının arkasında oluşan yan etkilerdir. Albümdeki doruk noktada “Benimle daha sık konuşmalıydın, Fakat hayır, ille de kendi bildiğini yapman gerekiyordu, yakınlarda yıktığın başka bir aile oldu mu hiç?” sözleriyle karısı veya daha çok zihnindeki eşi suçlar. Bununla ihanet eden eş vurgulansa bile kocasının ona karşı duygusuz tavırlarının karşılığı olmuştur. Bu sorularının cevabını daha sonraki bir kaç şarkıda bahsedilecek, karısıyla yaşadığı diğer iletişim sorunları anlatılarak duvarın kalan kısımlarını tamamlayacaktır.

Şarkının “Mother – Anne” şarkısından sonra yer almış olmasından dolayı benzer sorgulamaların yapıldığını düşünüp, annesine getirdiği suçlamaların benzerlerini yönelttiğini fark ederiz. Annenin koruyucu kanatlarından ayrılan Pink, gerçek hayatla tek başına yüzdeşleşir ve beklediğinden çok daha kötü davranışlarla karşılaşmıştır.  Bu teoriyle karısından dolayı karşılaştığı bu yeni duygusal sorunlara karşı kendini korumak için açıklarını nasıl kapatacağını düşünür. EmptySpacesNow4İşin tuhafı, seks coşkuları “Young Lust – Gençlik Şehveti” ile onun bu boşluklarını geçici olarak kapatması, Pink’in annesi ve onun cinsel etkileri üzerine Freudian bir soru işareti ekler. Ve bunun ışığında “duvarını nasıl tamamlayacağı” sorusu, annesine sorduğu “duvarı örmeli miyim?” sorusunun devamı niteliğindedir.

Waters’ın hikayede sıradan birinin bile kahramanı Pink yerinde olabileceğini söyleyip “tüm insanlık bireylerinin duvarlarla çevrili olduğu” tanımını yapar. Ve  “Empty Spaces”in sonraki sözlerinde yer alan “biz” sözcüğü hikayenin üçüncü bir yorumu ortaya çıkartır. Bu görüşe göre, Pink “Boşlukları nasıl dolduracağız” diyerek kendisini heybetli birinin yerine koyar (sonradan kral en azından kafasında diktatör olacak) , insanlık yarışında savaş sonrası ve postmodern hayat temalarına değinen ve albümde olmayıp filmde yer alan “Şimdi Ne Yapacağız” şarkısını söyler.

Osilasyonlu savaş benzeri mekanik ritme ilaveten tutarsız gibi görünen sözlerle anlatım 1 dakika 12 saniyelik gizemli bir atmosfer yaratır.  Ancak seslerin arka bölümünde başka bir işitsel anlaşılmaz katman yatmaktadır. Daha önce Atom Heart Mother albümünde daha sonra da Roger Waters’ın solo albümlerinde rastladığımız tersten kaydedilerek anlaşılmaz hale gelmiş arka plana eklenen gizli bir mesaj duyulmaktadır. (Kaydın düzeltilmiş versiyonunu buradan dinleyebilirsiniz.) Mesajı bulduğu için tebrik edilen dinleyciye “Tebrikler,” diyen Roger Waters, “Gizli mesajı buldunuz. Cevaplarınızı Funny Farm’daki Old Pink, Chalfont… adresine gönderin” demektedir. Bu noktada araya giren ikinci bir kişi “Roger, Carolyne telefonda” der ve kayıt biter. Waters’ın dinleyiciye attığı bir başka döngüdür. Bu Roger Waters’ın espri anlayışı olarak görülebildiği gibi albümün/filmin sonunda duvarı yıkılan Pink’in normalleştiğinin işaretleri gibi görenler de olmuştur. Hatta bu mesaja ilave anlamlar eklemek isteyenler, mesajların illa ki azap ve felaketlerle ilgili olmaya bileceğim bu bağlamda da Funny Farm’ı metaforik olarak akıl hastanesine benzetmenin yanlış olabileceğini önermişlerdir. Mekanik ritim ve sentetik ses yankıları ile şarkının başlangıcı albümün ikinci kısmındaki Pink’in yargılandığı sahneyi hatırlatır.  Dolayısıyla gizli mesaj gelecekten gelmiş olması yerine kendi zihinsel dengesizliğine “yanıt” bulmaya çalışan Pink’in durumunu anlatıyor olması daha muhtemeldir.

Mesajdan da anlaşıldığı gibi “Waters’ın bu kaydı yaptığı sırada arayan o dönemde evli olduğu gerçek eşi Carolyne idi. Albümde Pink’in babasının kendisiyle ilgili tüm detayları oğluna bıraktığı gibi bir Waters da kendisiyle ilgili böyle bir detayı koymuş olabilir. Burada Waters’ın kendisinin gerçek hayattaki eşinden bahsetmesi seyirciye izlediği şeyin sadece sanat olmadığını da hatırlatmak anlamını taşır. Bu tarz kendine dönüşler modernist ve modernizm sonrası edebiyatta (veya sinemada) seyircinin dikkatini hikayeden ayırıp okuduklarının kurgu olduğunu belirtmek, anlatılan hikayeyi tek bir düzlemde görmemeleri amacıyla yazarı tarafından hikayenin katmanları olduğunu gösteren bir uygulamaydı. amacıyla yazarlar tarafından uygulanan bir tavır idi. Buna duruma benzeyenlerden klasik bir örnek James Joyce’un Ulysses romanındaki aldatan eş Molly Bloom karakteriydi. Bloom karakteri hikayenin içinden direkt olarak yazara seslenir ve beni buradan kurtar “Jamesy” diyordu. Hikayede herhangi bir “James” veya “Jamsey” olmadığı için okuyucular bunun yazar Joyce’un kendisi olduğunu düşünüp neden kendini bu duruma soktuğuna gülüyorlardı. Tahmin edilebileceği gibi bunun çarpıcı bir etkisi olmuştu. İlk olarak okuyucu karakterin bunu nerden bilebileceğini sorar. Çünkü o sadece bir karakterdir ve söylenmesini istediği şeyleri söyleyen biridir. Böylesi bir tavır okuyucuyu bir adım geri attırarak orada anlatılan hikaye’ye ilaveten yazarın metaforik olarak başka şeyler de anlatmak istediğini fark etmesini sağlıyordu. “Empty Spaces” deki bu gizli mesaj’ın da benzer bir etkisi vardı. Dinleyiciye anlatılandan bir süreliğine ayrırarak bunun bir sanat yapıtı olduğunu ve sadece bir insanın yaşamından kesit değil evrensel olarak pek çok insan yaşamına uygulanabileceğini hatırlatmak istemiş olabilirdi. Fakat, Roger Pink ağzıyla konuşurken ikinci kişinin gelip Roger’a gerçek hayattan konuşması izleyiciye kendi yaşamını ve hayatını karaktere koyduğu için Roger’in Pink olduğunu düşünmesini sağlayabilirdi. Öyleyse bu kendine dönüş mesajı dinleyiciyi hikayeden çıkarıp gerçekle kurguyu bulanık hale getirmesi hikayenin gerçekliğini doğrulardı. EmptySpacesNow8Tersine kayıtlı mesaj Pink’in özel hikayesinin kurgu,  metaforik macerasının ve yarattığı duvarın ise evrensel bir gerçek olduğunu gösteriyor (veya göstermeye çalışıyordu).

İlginç olarak, Waters, karısı Carolyne ve onun kendisiyle iletişim kurma ısrarı olmasaydı günün birinde delirmiş bir Pink haline dönüşebileceğini söylemişir. Filmde gördüğümüz gibi, Pink iletişim yokluğu sebebiyle karısını uzaklaştırır. Fakat gerçekte Waters’a göre kendisi ne kadar inatçı ve aksi olursa olsun karısı Carolyne’in her zaman onu konuşmaya zorladığını ve açık olduğunu söylemiştir. Demek ki belki de bu ters kayıt hepsinin üstünde Roger’dan  o zamanki karısına (şimdi eski karısı) bir teşekkür mesajıydı. Burada bir “cevapların” gönderilmesi istendiği telefonda iletişim kurmak için bekleyen Carolyne’e karşı Old Pink/ Waters benzetmesi tesadüfi sayılmaz. Asıl cevapları bekleyen Pink ve Waters’dır.

What Shall We Do Now? – Şimdi Ne Yapacağız?

Boş yerleri doldurmak için ne kullanacağız?
Açlık dalgaları nerede kükrer?
Yüz denizine karşı mı koyulmalı yola?
Daha daha çok alkış arayışında?
Yeni bir gitar almalı mıyız?
Daha güçlü bir araba sürmeli miyiz?
Gece boyunca çalışmalı mıyız?
Kavgalara karışmalı mıyız?
Işıkları açık bırakmalı mıyız?
Bombalar bırakmalı mıyız?
Doğuya geziler yapmalı mıyız?
Salgına mı yakalanmalıyız?
Kemikleri gömmeli miyiz?
Evleri ayırmalı mıyız?
Telefonla çiçek göndermeli miyiz?
İçkiye götürmeli miyiz?
Psikiyatriste gitmeli miyiz?
Et yememeli miyiz?
Az mı uyumalıyız?
İnsanları ev hayvanı mı yapmalıyız?
Köpekleri eğitmeli miyiz?
Sıçanları yarıştırmalı mıyız?
Tavan arasını paralarla mı doldurmalıyız?
Hazine mi gömmeliyiz?
Boş vakit depolamalı mıyız?
Ama hiç mi rahatlamamalı
Sırtlarımız duvarda

Kısaca Anlamı

Pink’in duvarında kalan boşlukları nasıl dolduracağına dair merakına doğrudan cevap, kötü modern alışkanlıklar ve bizi birbirimizden koparan diğer şeylerin listelenmesi.

Bir çok hayran “What Shall We Do Now?”ı “Empty Spaces”in film için yazılmış genişletilmiş versiyonu olduğunu zanneder. Gerçek ise farklıdır. Parça albüm için yazılan bir şarkı olmasına karşı plağa zaman sınırlaması nedeniyle konamadığı için kısaltılmış olarak yerine “Empty Spaces” hazırlanmıştır. 1979 yılında Tommy Vance ile yaptığı röportajda Roger Waters şöyle açıklar: “Şarkı oldukça uzundu ve çok fazla birşey söylemiyordu.” Süresinden ayrı olarak da Waters’ın tema düşünüldüğünde neden bu parçayı çıkarttığını anlamak da kolaylaşıyor. Şarkının sözlerindeki anlatım şeklinin Pink ve duvarı ile doğrudan bir ilişkisi yoktur. Kahramanımız, Waters’ın anlattığı modern tüketim kültürüyle ilgili eleştiriler yaparken Pink olayın biraz dışında kalmıştır. Neyse ki şarkı tamamen dışlanmayıp konserlerde çalınmış filmde de yerini almıştır. Ancak kısa versiyon “Empty Spaces” sadece ne ile dolduracağını sorarken, “What Shall We Do Now?” nelerle doldurabileceğini adeta listelemiştir.

Belirtilen söyleşide Roger Waters “bu seviyede bir hikaye anlatımı oldukça basite indirgenmiştir” diyor. Ancak bu gerçekten de basit anlamında değildir. “What Shall We Do Now?” şarkısının temelinde tüketici kültürüne yaptığı saldırıyla insanların kendilerini sahip olduklarıyla değerlendirmelerini ve sosyal eğilimler tarafından belirlenen eğilimlerle yönlendirilmelerini kınamaktadır. İnsanları kendi değerlerini ve kişiliklerini harici, tatminsiz ve daima fazlasını isteyen “açlık dalgalarına” dönüştükleri benzetmesini yaparak değerlendirir. Toplum içerisinde kendi yerimizi oluşturabilmenin koşullarını yanlış bir şekilde süslü arabalar, tasarımcı elbiseleri ve işkolik hayatlar olduğunu ve ancak o sayede hayatta ilerleme sağlayabileceğimize inandığımız tespitini yapar. Bundan önceki “Another Brick in the Wall, Part II,” gibi şarkıların ışığında insanların kişiliklerini (bu durumda materyalis/tüketimci yapıları) sadece toplumsal ticari normlara uygun olursak elde edebileceğimizi zannettirir. Genel medya bize bu anlayışı bırakmamız halinde yeni tatminsizlikler, takıntılar arama döngüsüne gireceğimizi, hayatınızı tanımlayacak ve yönetecek yeni gereksiz ayrıntılarla uğraşacağımızı empoze eder. EmptySpacesNow3

Herkesin fark ettiği gibi şarkıda sözü edilen şeylerin zararlı olmayabileceği gibi sözü bile edilmeyecek davranışlar söz konusu edilmiştir. Elbette ki takıntılı “yeni gitar(lar) almak veya “daha güçlü araba sürmek” tatmin olmama kültürünün lirik bir simgelemesidir ve bu toplumu her ölçüde zararlara sürükleyen “kavgalara”, “bombalara” ve “ayrılıklara” neden olur ama “et vermek”, “ışıkları açık bırakmak veya “telefonla çiçek göndermek” ne anlama gelebilir ki? Daha önce bahsettiğimiz söyleşide Roger Waters bunları “gerçekten insanın kendisi için bir gereği olup olmadığını düşünmeden vejetaryen olma takıntısı” olarak tanımlıyor. Bunlar doğal olarak yanlış değildir – ancak, kişinin kendisini başkalarının standartlarına göre tanımlama saplantısı kişisel ve sosyal açıdan çürümesine yol açar. Şarkıda basit gereksinimlerle gereksiz olanları karıştırarak (“köpek eğitimi” ile abartılmış “insanları ev hayvanı yapmak” gibi) başkalarının fikirlerini kendi üzerimizde nasıl içselleştirebileceğimize dair alaycı detaylar verir.  Gerçeklikten uzak davranışlarımız neticesinde neden “içki alıp, psikiyatriste gidip, hiç rahatlamadığını” anlamak zor değildir. Bunları bilmeden önce “duvara sırtımızı dayamış” tüm maskelerimizi takarak o çöplüğe kendimizi adapte ediyorduk.

Şarkı her nekadar the Wall’a özel anlatımdan biraz uzaklaşmış gibi dursa da, konsept bütünüyle Pink’in pozisyonuna uygulanabilir durur. Pink’in ünü ve başarısı yükselse de, bütün bu birikimlerin neticesinde o, tüm eşyalarıyla birlikte dünyadan kopuk bir şekilde duvarının arkasına gömülür. Hatta tıpkı Roger Waters’ın kafasında The Wall fikri oluşmaya başladığı zamandaki gibi onun yorgun klişe rock yıldızı yaşantısı ve hayranlarının ondan beklediği yarı tanrı maskesi ile kendi duvarın arkasında rahat olduğuna inandığını bile söylenebilirdi. Ayrıca “What Shall We Do Now?”daki liste, Pink’in daha sonraki şarkılarından “Nobody Home,”daki takıntılı diğer bir listeyle ironik bir şeklide benzeşiyordu. Şarkıdaki sayılan aktivitelerden “kemikleri gömmek” fiili, seksüel (üstü kapalı cinsel ilişki),  istifçilik (kemik argo da para anlamına da geliyor) ve gizleme (birinin kemiklerini ortadan kaldırmak o kişinin geçmişte yaptığı akılsızlıkları saklamak) anlamlarına da gelmesi açsından farklı manalar içeriyor. Fakat “Nobody Home,” şarkısında, “ben iyi bir köpek olduğumda bana bazen kemik atarlar” sözünü söyleyen Pink buradaki mecazi anlamı nostaljik bir şekilde hayatın küçük mutluluklar üzerine kurulduğu ve bizim için bir lütuf olduğu fikrine yönlendirir. Bunun da ötesinde cümlenin devamındaki “yuva yıkma” fikri de “the Trial” de karısının alaycı bir şekilde Pink’e söylediği “herhangi bir yuvayı yıktı mı?” sorusuyla aynı paraleldedir.  EmptySpacesNow7Karısı onu teknik olarak aldatan olmasına rağmen(en azından albümde ve filmde, Pink’le cinsel uyumsuzlukları da vardı)  eşinin duygusuz ve umursamaz tavırları da onu bu yöne itmişti. Duygusuzluk şüphesiz ki şarkıda anlatılan sebepleri belirtilen sebeplerle oluşturulan tuğlalar nedeniyle meydana gelmişti.

“What Shall We Do Now?” film görüntülerinde eleştirdiği takıntılı tüketim kültürünün yapıları anlamsız eşya yığınları sonunda çöplüğe dönüşür ve amplifier yoluyla hoperlörden çıkar. Bu sırada duvarda bugün artık ikon haline gelen çığlık atan yüz ve seksüel çağrışımlar yapan çiçeklerin dansı/sevişmesi/sevişememesi Waters’ın sosyal mesajlarının Gerald Scarfe tarafından klasikleştirilmiş ifadesidir. Sahne artık The Wall filminin en çok bilinen fakat yine de zaman zaman yanlış yorumlanabilen bölümlerinden olmuştur. Biri erkek diğeri dişi iki çiçek başlangıçta birbirleriyle çiftleşme öncesi çekinerek dans ederler. Çiftleşme veya cinsel ilişki insancıldan hayvansı iki yaratığa dönüşmeyle sonuçlanır. Erkek kadını vahşice ısırır, fakat kadının çiçek halini almasıyla hızla geri çekilir. Bu kadını daha ışıltılı, zafer kazanmış hale sokar ve dudaklarıyla erkeği yutarak gök yüzünde yeni bir forma dönüşür. Feminist düşünce sahneye kolayca, kadın düşmanı bir saldırıya dominant kadının cevabı olarak bakıp kızdırılan hayvanların canavarlaşması olarak tasvir ederler. Bu belki doğrudur fakat sıkça belirtildiği üzere şunu akılda tutmak gerekir ki, “the Wall” kusurları olan bir kahramanın üzerine kurulmuş büyük bir hikayedir. Daha önce de bahsedildiği gibi “What Shall We Do Now?” dikkati bir süreliğine Pink’den çeşitli muhalif görüntüler eşliğinde ayırmasına rağmen çiçeklerin sahnesi karısının sadakatsizliğinden haberdar olduğu sahneden sonra gelmektedir. Pink’in kafasında, kadınlar (veya en azından karısı) tam olarak çiçeklerin düşündürdüğü gibidirler. Başlangıçta çekingen hatta seven ve besleyen ancak daha sonra hain ve aldatıcıdırlar. Annesinin aşırı koruyuculuğundan karısının sadakatsizliğine, Pink kendisini daima hayatındaki kadınların bir kurbanı olarak görür ve onların kendi zevkleri uğruna kendi ruhunu zayıf düşürdüğüne inanır. Pink’in zihninde son görüntüde görünen canavar görülümlü dişi çiçeğin saldırgan hali ile “Goodbye Blue Sky,”daki Alman savaş kartallarının ülkeye yayılan kanatları arasında bir fark yoktu. İkisi de onun yaşadığı travmalar sonrasında oluşan duvarının tuğlalarından biriydi artık.

Yaşadığı bu aldatmanın da yaralayıcı, materyalist dünyanın arzu patlamaları ekrana yüksek binalar, televizyonlar, radyolar, Harley Davidson motorsikletleri, Mercedes, Cadillac ve BMVler duvarı olarak neticelenir.  EmptySpacesNow5“(İnsan) yüzler(inin) denizi – sea of faces”, “Another Brick in the Wall, Part 2.”daki her biri kimliksizleştiren maske takan öğrenciler gibi bu oluşan duvarı izlerler. Tüketicilerin büyük açgözlülüğünün neticesinde oluşan duvar, kırsalda barış içinde yaşayan insanların arasına dalarak (“the people caught up in the wall” Scarfe, DVD yorumu) onların çığlıklar içinde dağılmalarına neden olur. Duvarın girdiği her yer bozulmaktadır. Çiçekler dikenli tellere, masum çocuk önce canavara sonra masum bir seyirciyi sopayla öldüren bir Nazi benzeri üniformalıya dönüşür (bu üniforma filmin sonraki bölümlerinde Pink’in faşist idaresinde görünecektir.) Kan duvara sıçrar. Duvar ilerlemesini sürdürdükçe toplumun mevcut dini inancının yok edilmesini simgeleyen kilise parçalanır yerine “casino benzeri neonlarla kaplı yeni tanrı” misali inşa edilir. Bu yeni bina ise yeni neon tuğlalar üretir (Scarfe’ın DVD açıklaması). Mesaj açıktır ve kişisel olduğu kadar da evrenseldir. Etrafımızda – mal düşkünlüğü ve takıntılarımızla ürettiğimiz – bu şahsi ve sosyal bariyerler, bireyselliğimizi bastırır, toplumsal kavramlarımızı böler ve sonunda toplumsal çürümeye, kişilik bozulmasına ve şiddete yol açar.

Sonraki bazı görüntüler, hem önceki sahnelere eklemeler hem de Pink’in yetişkin olarak tuğla listesine yeni eklentiler yaparak bir kaç şeyi anlatmaya çalışır.  Pembe figürü – ” özellikle the Trial” gibi şarkılarda da daha sonra benzetileceği bez bebek gibi – hızla yuvarlak kıvrımlı kadın şekline (“Mother”da anlatılan kadın aldatması ve  cinsel kararsızlığı anlatan şarkısı “Young Lust”ı hatırlatan), ardından hızla Pink’in yaşam tarzındaki şehvetli aşırılıkları simgeleyen kadınsı büyük dondurma parçalarına dönüşür. Dondurma sonra yeniden kadınsı bir şekle ardından da sırasıyla
– (daha sonra filmde ortaya çıkacak Pink’in potansiyel şiddet patlamalarının habercisi) makinalı tüfeğe,
– (onun uyuşturucu kullanımını anımsatan) iğne ve şırıngaya,
– (müzikal tarafını ve Roger Waters’ın Pink Floyd’da bas çalmasını ima eden) bas gitara
– ve son olarak da siyah bir BMW (sadece sahip olduğu şöhretle edindiği pahallı bir mal iması değil aynı zamanda görsel olarak da daha sonra diktatörel kişiliğinde ortaya çıkacak görsel siyah araba çağrışımını yapan) dönüşür.
Şarkı topraktan kalkıp kırmızı bir çekiç’e dönüşen yumrukla son bulur. Güzergahındaki herşeyi nasıl bozup değiştirdiğini gördükten sonra yerden kalkan yumruk için de, çiçeklerin dikenli tele dönüşümüne benzetme yapılabilir. Duvarın varlığıyla yerküre bile kendine zarar verebilecek (kendi kişiselliğini yok edebilecek) hale dönüşebilmiştir. Bu sahneyi bir başka okuma da yerden yükselen yumruğu “dünyanın döngüsel bir kehanetle insanlığın zalim hükümdarlığı altında kalacağını simgelemesi” şeklinde düşünülebilir. EmptySpacesNow6 Neticede çimlerin asfalt arasından yükselişi veya havanın insanlığın en büyük yaratılarını aşındırması gibi doğa da zamanla yükselip insanlığıın tüm kişisel ve sosyal duvarlarını yıkacaktır.

Animasyonları gerçek hayatla bağlamak için yükselen yumruktan dönüşen çekiç vitrin camını kırarak yağmacıların tüketici ürünlerini yürütmesini sağlar. Ancak o pozisyonda bile çalınan eşyalar ihtiyaç duyulan değil fakat lüks sayılabilecek ürünlerdir. Bu yaygın tüketiciliğin duvarlar tarafından üretilen bir şiddet olduğu fikrini işaret eder.  Polisler hırsızları yakalayıp götürseler de oradan geçen iki yaşlı kadın bu kez kendileri kırık camlar arasından, polise görünmeden hırsızlık yaparlar. Bu  da toplumun materyalist tuğlalarla inşa edildiğini, kimsenin “daha, daha fazla”sına sahip olma fikrinden tamamiyle arınmış olmadığının göstergesidir.

 

Young Lust – Gençlik Şehveti

[David Gilmour]
Ben yeniyim buralarda
Bir yabancıyım bu şehirde
Nerede iyi vakit geçirilir?
Kim etrafı gösterecek bu yabancıya?
Aaaaah kötü bir kadına ihtiyacım var
Aaaaah kötü bir kıza ihtiyacım var
Bu ıssız yerde bir kadın var mı?
Kendimi gerçek bir erkek gibi hissetmemi sağlayacak
Al bu rock & roll kaçkınını
Aaah bebek özgür kıl beni
Aaaaah kötü bir kadına ihtiyacım var
Aaaaah kötü bir kıza ihtiyacım var

Kısaca Anlamı

Pink artık bir rock yıldızı olmuştur ve kendini seks, uyuşturucu ve rock’n’roll’un zevk dünyasına atar.

Albümde kendinden önceki “Empty Spaces” filmde ise “What Shall We Do Now?” olan “Young Lust” turnede olan herhangi bir rock and roll grubunun yaşadıklarını anlatır (Waters 1979 söyleşisi). Müzik klişe rock formatındadır ve bildik vokaller, cinsel içerikli, büyük gitarlı rock şarkıları ve döneminin  gruplarını hicveden yapısına rağmen çok sahicidir. YoungLust6Her ne kadar Waters’ın yazdığı orjinal hali Pink’in okul sonrası porno filmler ve kitaplar arasında geçirdiği zamanı anlatsa da şarkıya Gilmour ve Ezrin’in katkılarıyla formatı eğlenceli bir melodiyle sahip oldu. Konuşur gibi anlatılan bir şekle dönüşen parça, annesinin yanından ayrılan tanınmış bir rock yıldızının yeni keşfetmeye başladığı seksüel özgür yaşantısını anlatır (Waters, 1979 söyleşisi). Geçmişine ait yaşadığı tüm o anıları ve kişisel baskıları gördükten sonra Pink’in bu değişiminin nedenini anlamak o kadar zor değildir. Albümdeki akış açısından bakılacak olursa, kendisini aşırı koruyan annesinden, okulundan, hayata dair bildiği ve ona kendi bireyselliğini bastırmış hissettiren her şeyden ayrılalı henüz fazla bir zaman olmamıştı. Bu herhangi bir sınırlamanın olmadığı ortamda yeni elde ettiği şöhretiyle, kontrolsüzce daha önce hiç izin verilmeyen yeni deneyimlerini yaşar. Şarkı devam ettikçe standart bir rock şarkısında, Pink’in kendini seks, uyuşturucu ve rock’n’roll batağına atışını görürüz. (Pink’in nasıl rockstar olduğu, nasıl keşfedildiği, gecelik bir şöhret mi yoksa evinden ayrıldıktan sonra mı yada yıllar süren bir emeğin ardından ulaştığı bir başarı mı olduğuna dair en ufak bir ipucu yoktur. Sanırım bunlar anlatılmak istenenin dışında konular olduuğu için bahsedilmemiştir.) YoungLust4

Şarkı anlatım bakımından oldukça basit olsa da, grubun iletmek istediği mesajla albümün temel fikrine büyük katkıda bulunur. Başarılı bir hicivsel anlatıma sahip olan şarkıyı Waters’in bir pastiş (- taklit ederek hiciv) olarak görmesi ilginçtir. Bazı sanatçılar belli bir tarzı veya bir sanat akımını çok fazla aşağılayarak eleştirmemek için (pastiş – taklit ederek hiciv) yöntemini kullanırlar. Edebiyattan örnek vermek gerekirse James Joyce’un başyapıtı Ulysses‘in bölümlerinde, entellektüel düşünce ve edebiyat dejenerasyonu olarak gördüğü döneminin kimi diğer yazar, kitap ve kültürel akımları taklit ederek onları eleştirirdi. Her ne kadar Joyce kastettiği yazar veya kitabın adından bu pastişlerinde bahsetmese de, amacı çok bellidir. Dolayısıyla burada da Pink Floyd’un “Young Lust” şarkısı, şöhretini kişisel zevkleri için kullanan, egosu imajı kadar büyümüş ve tek düşündüğü cinsel hazzı olan rocker’ların taklidini yapmaktadır. Ve basit bir taklit’den fazla bir teknik içermektedir. Şarkıdaki 1970lerin popüler rock müzik benzetmesi, Pink’in o dönem içinde bulunduğu kişilik sorununu da göstermektedir. Bu ana kadar, kişisel ve sosyal güçler onun kişisel yapısıdaki farklılıkları yok ederek sıradan bir vatandaş haline sokmak için ellerinden gelen herşeyi yaptılar. Bu güçlere mümkün olduğu kadar karşı koyabileceğine inansa da, bu tuğlaları içselleştirmesi sayesinde kişiliği çürük bir maskeden fazlasını içeriyordu. Buna uygun olarak bu yeni bağımsızlığının ilk şarkısı – sert, seksi vokal, akılda kalıcı melodik yapısı ve cilalı gitar solosuyla – kişisel bir ifade yerine tam olarak rock klişeleriyle dolu ucuz ve değersiz müzikal etkiye sahipti. Roger Waters’ın 1979 yılında Tommy Vance ile yaptığı söyleşiye göre parçada sadece o dönemin popüler müzikal eğilimleri değil, vokallerde Floyd’un ilk dönem sert rock çalışması “the Nile Song”un da izleri vardı. Pink sadece 70’lerin rock’n’roll’unun bir yansıması değil onu yaratanların ilk dönem müziklerinin de bir gölgesi gibiydi.  YoungLust8Hatta sahip olduğu moda bile kendi geliştirdiği bir akım değil aksine ona yapılması söylenen şeylerdi. Bunların ışığında, Pink sürekli “kötü bir kadına” ihtiyacım var dediğinde aslında bir “genç şehveti” mi yoksa bir kaç şarkı önce söylediği “hiçbir kötünün ona ulaşamayacağı” sözünü söyleyen annesine bilinç altı bir isyan mı olup olmadığı bilinmez.

Şarkı ironik olarak Pink’in aldatma sonrası yaşadığı ezikliği atmak için kendisini sonsuz bir seksüel bağımsızlığın içine atışını anlatır. Hikayedeki bu “Genç Şehvet”in zamanı tam olarak belirli değildir. Kendini evden ayrıldıktan sonra yaşadığı telefon konuşması neticesinde duvarının arkasına izole edip etmediğinin zamanlaması tam olarak belirli değildir. Belki de duvarı ayrılışı sırasında bitmeye yakındı ve bu yaşadıkları sırasında karısı evde oturuyordu. Her ne olursa olsun şarkı / telefon konuşmasının yeri  Pink’in o sıralarda aklının kadınlar ve kişisel sadakat üzerine yoğunlaştığı kesindir. YoungLust5

Şarkının albümdeki yerleşimi ile – yıllarca bastırılmış seksüel arzuların aniden patlaması – karısının onu aldatmasından sonra ortaya çıkışı nedeniyle hafif bir öc alma duygusu içerir gözüktüğü için ironiktir. Şarkıda sözü edilen genç bir rock yıldızının cinsel istismarı olmasına rağmen filmdeki görüntülerde Pink yer almaz. Onun yerine bir grup genç kadının Pink konserinin sahne arkasına geçebilmek için yaptıkları / yapabilecekleri gösterilmektedir. Waters DVDde bu bölümü bir rock şarkıcısının hayatından bu bölümü “ciddi olarak romantikleştiğini” söyler. Şampanya şişelerinin patlaması bir cinsel göndermedir ve bu şişelerin patlaması karşılığında alınan sahne arkasına geçiş kartları görünür. Bu sırada Pink’in menejeri (Bob Hoskins tarafından oynanan) ananas’dan büyük bir ısırık koparır. Kadınlar konserin güvenlik görevlileri, turne çalışanları ve grubun diğer sülüklerini selamlayarak şarkıda bahsi edilen “iyi vakitlerini” geçirirlerken biz sonunda tüm olup bitenleri kendi karavanının camından izleyen rock yıldızını görürüz. Sadece kendini fiziksel olarak izole etmesi, izleyiciyle kendisi arasında da bir ayrım yaratırken, Pink’in aldatılma duygularıyla bir paralellik de kurulmuştur. Partide eğlenenler gibi biz de Pink’i bir pencerenin ardında siyah gözlüklerinin arkasından bakarak kendini fiziken soyutlamış bir şekilde görürüz. Hatta YoungLust3şarkının sonuna doğru karavanın’dan dışarı çıksa bile bir hayranının imza arayışı ve ısrarcı çabası nedeniyle inzivasına geri döner. Bu genç fan ısrarcılığı yüzünden (“[onun] soğuk gözlerin ardında neler olduğunu anlamaya” çalışıp) gözlüklerini çıkarmaya çalışırken kendisini rahatsız ettiğini göstermesine rağmen ısrarını sürdürüp  karavanın ve otel odasının içine kadar onu takip eder. Kızı reddedip dışarı atmaması, belki de en azından onunla otel odasında yaşadığı aldatmanın öcünü almak isteyebileceği için izin verdiği hissini uyandırır.  Hatta bazıları bunu kızın karısına benzediği için yaptığını düşünürler. Sonuç olarak, kızın kararlılığı Pink’in kafasında duvarının arkasında ona ulaşmaya çalışan karısına benzer bir his yaratmıştır. Pink’in gerçek niyeti ise gözlerinin kapalı bakışları arasında izleyiciye bırakılmıştır. Kafasının arkasında odasında kızdan cinsel bir öc alma duygusu mu vardı? Yoksa yıllardır yerine koyamadığı gerçek karısını mı bulmuştu? Belki de bilerek onu içeri alarak kendi “nöbetlerinden” birini gösterme tuzağına alarak benzerlerine sembolik bir uyarı yapacaktı. Sonraki iki şarkıda geçen intikam, pişmanlık, kendine acıma ve öfke krizleri arasında gidip gelmesi düşünüldüğünde, sebebin hepsinin toplamı olduğu düşünülebilir.

 

One of My Turns – Krizlerimden Biri

Roger Waters

Günden güne griye dönüşüyor aşk
Ölüm döşeğindeki bir adamın derisi gibi
Geceden geceye,
Her şey yolundaymış gibi davranıyoruz,
Fakat ben gitgide yaşlandım,
Ve sen gitgide soğuklaştın
Ve hiçbir şey çok eğlenceli değil artık
Ve hissedebiliyorum
Krizlerimden birinin daha yaklaştığını
Kendimi bir jilet kadar soğuk
Bir sargı bezi kadar sıkı,
Bir cenaze davulu kadar kuru hissediyorum.

Yatak odasına koş,
Soldaki bavulun içinde
En sevdiğim baltamı bulacaksın
O kadar korkmuş görünme
Bu yalnızca geçici bir evre
Yalnızca kötü günlerimden biri
Tv izlemek ister misin?
Ya da çarşafların arasına gömülmek?
Ya da sessiz çevre yoluna dalıp gitmek?
Bir şeyler yemek ister misin?
Uçmayı öğrenmek ister misin?
Beni denerken görmek istermisin?
Aynasızları çağırmak istermisin?
Durmamın zamanı geldimi sence?
Niye kaçıyorsun benden?

Kısaca Anlamı

Evi arayıp karısının bir ilişki yaşayıp kendisini aldattığını öğrenince, Pink bir groupie’yi otel odasına alır ve yaşadığı duygusal bir krizle etrafı dağıtıp kızı kovalar.

Her ne kadar albümün başından buraya gelene kadar Pink’in karanlık taraflarının belirtilerini gördüysek de, “One of My Turns” bize ilk kez görünmeyen tarafındaki kötü yanını gösterir. Bu ana kadar, albüm bir şekilde genç Pink’in yetişkinliğe geçişinin (en azından geçmeye çalışmasının) anlatımıyla geçmişti. Hatta “In the Flesh?” ve “the Thin Ice” gibi şarkılarda bile alaycı, didaktik bir anlatım belli ölçülerde öğreti ve bilgilendirici mahiyetteydi. Önceki şarkıların anlamlarının altında ne kadar yanlış olursa olsun bir çeşit merak, kendini keşfetme ve dünyadaki anlamını anlama çabası vardı. OneTurns2 “What Shall We Do Now?” ve “Young Lust” gibi şarkılar Pink’in hayatın fiziksel zevk arayışlarını incelerken, bunun büyüme arzusundan kaynaklandığını da gösteriyordu. Bununla birlikte şimdi göreceğimiz “One of My Turns” şarkısında artık kendi dünyası ile dış dünyanın fiziksel bir çatışma haline girdiği bir noktaya varır.

Genç groupie’nin Pink’in otel odasının ihtişamı ve eşyalarıyla ilgili yarı teatral yarı şımarık sözlerinin ardından (“What Shall We Do Now?”daki materyalist tuğlaları andıran), Pink muhtemelen karısının aldatması ile bu odasına getirdiği kızla kuramadığı kontağın etkisiyle bir çeşit trans haline girer.  (İlginçtir, bu kız Pink dışında kendi sesiyle duyulan tek karakterdir. – Çevirmen notu: Bob Hoskins’in Comfortably Numb’da çok az duyulan sözleri hariç tutulduğunda –  Tüm diğer karakterler Pink’in ruhunun eseridir. ) Şarkının sonraki sözleri dehşete kapılan hayran kıza ithaf edilir görünse de asıl olarak şarkının ilk sakin bölümünde Pink’in ruhsal durumu daha çok karısını hedef alır. “Young Lust”ın analizinde de belirttiğimiz gibi grubun kızı (groupie) için söylenen sözler karısına söylenen sözlerin devamıdır ve kadınların sürekli aldatan insanlar olduğuna inanılarak söylenir, bu yüzden hem zihninin derinliklerindeki sözleri hem de eleştirilerini paylaşır. 1979 yılında röportajı yapan Tommy Vance’e verdiği söyleşide Roger Waters, albümün bu aşamasındaki Pink’i “herşeyi olan ama hiçbirşeyi yokmuş gibi yaşayan” biri olarak tanımlar. Pek çok kişinin gıpta edeceği bir şöhret’e, hayranlara, zengin eşyalara, kısacası dünyada yaşayan herkesin arzu edeceği bir zenginliğe sahiptir. Fakat o artık hayatta en önemli şeyin ne olacağını anlamıştır; bu karısıyla gerçekten anlaşabilmiş olmalıydı. Öneminiyse ancak onu kaybettiği zaman anlayabilmişti. Karısını bu duruma yönlendiren şeyin o zamanki hataları olduğunu bilse de öfkesini, sevgi ve hayatın değişkenliğine yani bir çeşit kadere yönlendirir. Hayattaki tüm hayal kırıklıklarına yaptığı gibi, bulabildiği tek çözümü uygulamak, yani kendi duvarına yeni bir tuğla olarak eklemekti. Pink için bu ihanet artık ilişkisinin sonlanması anlamına gelir. İlişkisini “ölen bir adama – dying man”e, diğer hususları (gitgide yaşlanma – growing older ve soğuma – colder) benzetmeleriyle kendisini suçlamaktan kaçınır. Zihninde bu dünyadaki herşeyin sonlanacağı ve zamanla yarardan çok zarar getireceğine inanmışlık vardır artık. Bu bozulma fikirleri “jilet” olarak tasvirlenen  ölüm, “damar turnikesi” ile anlatılan uyuşturucu ve “cenaze davuluyla” metaforlanan ölüm imgelemesiyle tanımlanır. Bu son üç  mecaz albümün bundan sonraki gidişatını da belirler: “Jilet” Pink’in sadece şarkıda alacağı saldırgan hali değil daha sonra dönüşeceği faşist dönemi için de çok iyi bir benzetmedir. “Turnike – tourniquet” o dönem Pink’in kullandığı uyuşturucular kadar “Comfortably Numb”da da karşılaşacağımız kendisine metamorfoz yaşatan enjeksiyonların teşbihidir. Ve son olarak da duvarın arkasında inzivada yaşayacağı ölüm, “cenaze davulu” olarak tasvir edilir. Pink’in yaşayacağı patlamanın en iyi göstergesi ise turnike ve cenaze davulu gibi iki gergin kavramın kullanılmış olmasıdır.  Turnike kola sıkı bir şekilde sarılarak ana damardaki kan akışını engellerken (muhtemelen Pink’in duyularını ve hislerini kapatmasını simgeleyen) davulun yüzeyi ise doğru tınlaması için gergin tutulmalıdır (Pink’in basit kişiliğinin sembolü). Her iki durumda da, gerginlik temasının kullanılması izleyiciye gelecek olanın habercisi olması düşünülmüş olmalıdır: Kırılma Noktası.

Synthesizer’in yükselişi ile o ana kadar sakince koltuğunda oturan Pink duygu patlaması yaşamaya başlar. Bir anda korkuya kapılan ve muhtemelen karısının ve onun kendisini yalnızlığa sürükleyen halinin yerine koyduğu yüzeysel hayatı temsil eden kıza döner. Aynı parçanın ilk yarısında karısını ve genel olarak yaşadığı ilişkileri suçladığı gibi, bu ikinci yarıda da şöhretinin ona kazandırdığı materyalist ihtişamından etkilenmesi yüzünden odasındaki kızı suçlar. Nerdeyse kızın sorduğu her soruya alaycı bir cevap verir. En favori baltasını (argoda gitar) (“Are all these your guitars? – Bunların hepsi senin gitarların mı?”), TV izlemek istediği (“What are you watching? – ne izliyorsun?”), “or get between the sheets? – veya yorgana girelim mi?” (seksi çağrıştıran “Wanna take a bath?’ – Duş almak ister misin?” e cevap), kişisel bağlantısını düşündürerek tasvir ettiği “sessiz otoyollar?” (“Are you feeling okay? – Kendini iyi hissediyor musun?”) veya “birşey yemek ister misin?” (“Can I get a drink of water? – sana su getireyim mi?”). Tüm bu bahsedilen konular eğer ortada bir saldırı olmasaydı masumane cevaplar olacaktı. Hatta gitarı için kullandığı argo kelime axe – balta – bile yaşadığı şiddet patlamasının bir yansımasıdır. Aralıklı çığlık ve kırılan eşya sesleri sahnedeki kaotik atmosferi desteklerken Pink’in kadına şiddet yoluyla onu uçuracağını (muhtemelen onu balkondan atarak) veya en azıdan kendisi yaparken bunu izlettireceğini ima eder. Yine önceki “In the Flesh?”, “Another Brick in the Wall, Part 1” ve “Mother” şarkılarında olduğu gibi özgürlük ve sınırsızlığı çağrıştıran “uçma” kelimesi burada şiddet, zulüm ve ölüm ile ilişkilendirilmiştir.
Bu şekildeki bir şiddetin gerçekliği veya duygusal boşalma neticesi zararsızlığı tartışılabilir olsa da, herkes bu tehditlerin onun duvarının arkasındaki karanlık tarafını yansıttığında hemfikirdir. Pink bu patlamayı “Krizlerimden biri” olarak belirtmiş (başkaları da olduğunu düşündürerek), “kötü günlerimden birinden bir dönüm” olarak şarkının içerisinde belirtmesi, önceki şarkılardan “When the OneTurns5Tigers Broke Free”deki suçlamaları ve “Mother” da gitar solonun başlamasıyla albümün/ filmin içinde yaşadığı diğer patlamaları hatırlatır. Eğer gerçekten bu “turn – kriz” bir patlamaysa tüm örneklere bakınca gittikçe daha büyük ve daha şiddetli, daha kontrolsüz olmaya başlamıştı. Duvarı büyüdükçe altında kaldığı duygusal baskı artıyor, büyük bir içsel birikime neden oluyor bunun da sonucundaki herşeyi içeren bir patlama yaşıyordu. Ancak ister gerçek ister karanlık bir espri anlayışı olsun sözleri yorumlayan biri için gerçek olan birşey vardır ki bu kızla ilişkisi de diğerleri gibi sona erecektir. Terk edilmiş, bir kez daha dünyadan uzaklaşmış Pink giden kadının arkasından çığlık atar: “Neden benden kaçıyorsun?”. Pink’in içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde alaycı kalan bu soru ilişkilerinin de bitişinin nedenlerini açıklıyordu. Bunun sonucu olarak bir kez daha kişisel bağlantı kurma çalışması başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Sözlerindeki anlatımın açıklığı sayesinde bu parçanın detaylı açıklamasına fazla bir gerek yoktur. Pink içine kapanık bir şekilde TV izlerken odasına hayran kalan groupie’yi yaşadığı patlama sonucunda odayı tahrip edip kızı kovalarken, kız da bulabildiği yerlere saklanmaya çalışır. Pink’in duygu boşalması halini yansıtan bu şiddet, doğrudan sadece kadına karşı olmayıp başarısının neticesinde edindiği malına mülküne karşı bir saldırı gibidir. Genç kadın farkında olmadan Pink’in “passing phrase – geçiş dönemine” denk gelip bardağı taşırmıştır. Ancak hiddetini çıkarttığı eşyalar yaşadığı içsel ızdırabın sembolik yansımasıdır. Filmin başından beri kendini kaybetmiş şekilde izlemeye başladığı TV nihayetinde kendi davranışlarını da etkilemeye başlamıştır. Gerçekten de televizyon bu krizlerinde onun ilk ve son OneTurns6 kurbanı olur.

Ve TVde olan ve daha özelinde bir groupie ile birlikte duş almasını engelleyen, kendini alamadığı TV’deki film nedir? The Wall boyunca kendini tutkuyla izlemekten alamadığı film 1955 yapımı İngiliz savaş filmi the Dam Busters’dır. 2. Dünya Savaşıında geçen gerçek bir hikayeden uyarlanan film Barnes Wallis’in geliştirdiği fırlayan bombalar kullanılarak Almanlara ait barajı yıkıp neticesinde askeri endüstri alanlarını yok etme planı üzerine düzenlenen Chastie operasyonunu anlatır. Pink’in film boyunca 2. dünya savaşı hakkındaki bir filme odaklanması şaşırtıcıdır. Ancak onun “One of My Turns”de kullanımı ise savaş bağlantısının da ötesine geçerek hikaye ile aynı zamanda ironik ve sembolik bağlantıları vardır. Ironik olarak filmde barajları (yada duvarları) yıkmak için çalışan kahramanlar yerine Pink hikayede şu ana kadar kendi savunma sistemini kurmayla ilgilidir. Sembolik olarak ise, filmin kendisi tam da bu noktada Pink’in savunmasını çatlatan, bilinç altı duygularını yıkıp sel gibi sertbest kalmasını sağlayan bir aşamadadır. Ancak kısa vadede bu dönüşün ona savunmasını güçlendirip, tamamen içine kapanmasını sağlayan olumsuz etkileri olacaktır. Ancak filmdeki bu olaylar zincirinin ve Pink’deki duygular onu sarsar ve duvarının daha da yükselmesine neden olur.   OneTurns7

Görüntüler Pink’in rahim’i andıran odasının penceresini kırıp TVsini aşağı atmasıyla sonuçlanır. Bazıları bunu dış dünya ile iletişim kurma çabasının son denemesinin sembolü olarak görürler ancak gerçekte delirmişcesine tüm dünyaya en savunmasız haliyle (hatta kesilen damarları sayesinde şiddetli bir kanamayla otel penceresinden tehlikeli bir şekilde sarkarak) duyabilen herkesi tehdit ederek bağırır “Gelecek sefere pislikler”. Son bir bağlantı çabasından çok bu son tuğlalarını oluşturan bir adamın görüntüsüdür. Ancak komik bir şekilde son sahnede yankılanan bu sözlere karşı şehirde kendisine savaş açan bir rock yıldızının bu çığlığından habersiz, son derece sakin, kendi akışında, umarsız hayat devam etmektedir.

Dont Leave Me Now – Beni Terk Etme Şimdi

[Roger Waters]
Aaaah bebek
Beni şimdi terk etme
Yolun sonunda olduğumuzu söyleme
Hatırla gönderdiğin çiçekleri
Sana ihtiyacım var bebek
Lime lime etmek için seni
Arkadaşlarımın önünde
Aaaah bebek
Beni şimdi terk etme
Nasıl gidebilirsin?
Sana ihtiyacım olduğunu bildiğin halde
Pestilin çıkana dek dövmek için bir Cumartesi gecesi
Aaaah bebek
Beni şimdi terk etme
Bana nasıl böyle davrana bilirsin?
Benden kaçarak
Sana ihtiyacım var bebek
Niye kaçıyorsun benden?

[David Gilmour]
Aaaah bebek!

Kısaca Anlamı

Pink’in kendisini aldatan karısına zihninde geri dönmesi için yalvarması ve aynı zamanda onu tehdit etmesi.

“Don’t Leave Me Now”, “One of My Turns”deki manik patlamaya karşın depresif bir cevap gibidir. Yavaş piyano ritmi üstüne reverbli synthesizerlerin yarattığı sonik yapıyla Pink’in yarattığı duvarın her yerine yayılır. Atmosferdeki ağırlık şarkının yavaşlığı ile vurgulandığı gibi üstüne yerleştirilen nefes sesleriyle de depresif hava tamamlanır. Karısının sadakatsizliğinden sıkıntı yaşayan Pink, içine bir yandan “yolun sonu olmadığına” dair mesajlar verirken öte yandan “onu Cumartesi gecesi hamur gibi dövmekle” tehdit eder.  DontLeave8Bu görüntü Pink’in gerçekten karısına böyle bir şiddet uygulayıp uygulamadığı sorusunu da ortaya çıkarır. Sözünü ettiği dövme gerçek midir? Tommy Vence ile yaptığı söyleşide Roger Waters, ruh hali bozulmuş ve kendini derin bir ahlaki çöküntüde hisseden Pink’in söylediği sözlere bakarken bu halini göz önünde bulundurmak gerektiğini söyler. Buna rağmen dinleyici kendi çıkarttığı sonuca davet edilse de, Pink’in dayak sözlerinin gerçekliği tartışmalıdır. Bu sözleri daha çok duvarındaki son boşlukları dolduran, yaralarını saran, yalnız bırakıldığı dünyada öcünü almaya çalışan bir adam; Pink’in halet-i ruhiyesinde değerlendirmek gerekir.

Pink’in bu içinde bulunduğu bu ruh halinde, gergin ilişkisindeki kendi sorumluluğunu görmezden gelerek yakınmasında bir ironi de var. Şarkının daha başındaki ismi “Beni Terk Etme Şimdi” hedefi (dolayısıyla ilişkinin bitişinin nedenini) karısına atarak suçlama yapmaktadır. Ona (karısına) “kendisini bırakmamasını”, “yolun sonu olduğunu söylememesini”, “kendisini bırakıp nasıl gideceğini” ve “bırakıp kaçarak”, “kendisine nasıl böyle davranabileceğini” sorar. Bu duvarın yapımı esnasında defalarca gördüğümüz üzere Pink bir kez daha bir başka tuğlanın zavallı kurban’ını oynar ve sorumluluğu başkalarının üzerine atar. Pink’in zihninde, o tüm çabaları gösteren, eşine çiçekler alan, ona ne kadar ihtiyacı olduğunu söyleyen kişi kendisidir.  DontLeave1 Ancak ne zaman kendisini bu yaşadığı depresyondan kurtarmak için gerekli olan kişisel bağlantılarla bunu aşabileceğine inansa içindeki yönetici sesi kontrolü ele alıp dışa açılmasını kontrol edip içine dönmesine neden oluyordu. Her “sana ihtiyacım var” deyişinde belli bir seviyede dışarıya bağlanma isteği ve kırılganlık belirtisi göstermiş olsa da birden kendini geri çekip intikam hayalleriyle dolar ve şiddet dolu baskın özgüveni kontrolü ele alır. Aynı “What Shall We Do Now?”daki katile dönüşen bebek animasyonunda olduğu gibi Pink’in kendini üzgün ve şefkate muhtaç hissettiği anlarda acı çektirip ve kötülük yapan birine dönüşebiliyor. “What Shall We Do Now?” şarkısında küçük bebeğin katil’e döndüğü animasyondaki gibi kötülük ve acılı ortamlarda sapıklaşan Pink birden sevgi dolu ve özür dileyebilen kişiye dönüşebiliyordu. Hatta duygusal olarak en çöktüğü bir an özgür olmayı ve başka birinin yardımına ihtiyaç hissettiğini söylüyordu fakat gururu çok değerliydi, o yüzden duvarı yükseldi.

Albümün ve filmin bu bölümüne kadar seyirci Pink’in yaşadıkları ve bundan dolayı yaptığı suçlamalarla saldırgan bir tavır görmeye başladıysa da “Don’t Leave Me Now”da sürekli tekrarlayan “Oooooh, bebek” sözleri onun “the Thin Ice” ve “Mother”daki tavrını hatırlatır. Önceki şarkı Mother’da Pink’e söylediği “baby/babe – bebek” sözleri aşırı korumacılığın getirdiği bir duygusal annelik içgüdüsündendi. Burada ise aynı söz şarkının doğası gereği çift taraflıdır: sevgi ve tepeden bakış’ı simgeler. Aynen annenin söylediği gibi karısı bu kez ona “Oooo bebeğim” sözüyle hitap ederek annenin önceden hissettirdiği koruyuculuğu hissettirir ve izleyiciye neden bir zamanlar annenin “kötü kızlara müsade etmeyeceği” sözünü hatırlatır. Herşey daha önce annesinin söylediği gibi olduğundan anlamlanır. Şimdi artık oğluna ektiği tohumdan bir nevroz çiçeği oluşmuştur. Başa dönersek – “the Thin Ice” ve “Mother”da anneyi seslendiren – David Gilmour şarkının müzikal kapanış sözünü söyler. Şarkıda attığı solonun tarzı da bu anne koruyucu şefkatini göstererek Pink’in yapısında oluşan bağlanmışlığı hissettirir.

Benzer bir temada Pink’in söylediği “shredder – öğütücü” sözüyle karısına dayak atmayı hayal ediyor. Bu anlatılan benzetmeler Pink’in İngiliz eğitim sistemine karşı getirdiği suçlamalara benzemektedir. Hernekadar özellikle albümde bundan bahsedilmese de “Another Brick in the Wall, Part 2” videosunda yüzleri olmayan öğrencilerin kıyma makinasında öğütülüşünü anımsatır. Doğrudan veya bilinçli olmasa da bu şarkıda geçen “öğütme” ve “hamur haline getirme” söz ve benzetmeleri kişisel aşağılamanın The Wall’ın önceki şarkılarında geçen yüzleri olmayan kişiliksiz öğrencilerin yaratılmasına benzer bir aracı olarak anlatılıyor. Bu düşünceyle, Pink’in hayalinde karısına vermek istediği şekil ile öğretmenlerin ona yapmak istemedikleri arasında benzerlik bulunmaktadır. Annesinin daha önce bahsettiğimiz takıntıları da eklenince Pink döngüsel olarak bir zamanlar yaşayıp şikayet ettiklerini ileride göreceğimiz değişimi ile kendi uygulamaya başlayacaktır.DontLeave6

Şu ana kadar “Don’t Leave Me Now” şarkısına biz Pink’in karısıyla ilgili hayalleri açısından baktık. 1979 yılındaki Tommy Vence söyleşisinde en azından Waters, Pink’in şarkıyı “groupie kıza veya karısına söylemediği herhangi birine söylediğini söylüyor. Bir çeşit erkekten kadına söylenmiş bir söz bir his olarak yansıtılmak istenmiş. Şarkıyı bu açıdan genelleştirdiğimizde Waters, Pink’in hayatı boyunca ilişkisinin bir çeşit aşk-nefret gitgellerine sahip olduğunu söylemekte. Evet karısına söylenen sözlerde bu anlaşılır ancak duygusal tonu babasını kaybettiği zamanki haline benzemektedir. Annesinin onu çok koruyucu şekilde yetiştirmesi ve etrafında yıkmaya çalıştığı halde oluşan şöhret, hatta onu bir yandan gömmeye çalışan duvarı bile ona koruma sağlamıştır. Pink’in geçmişindeki tüm ilişkileri sorunlu, hepsini hayal kırıklığı ve beklentilerine çözüm olmayan birliktelikler olarak kabul ediyordu. Örneğin, “Don’t Leave Me Now” geçmişine ait suçlama ve onun savunmalarıyla doluydu. Ne zaman bir yardım istemeye çalışsa duvarı ona geri adım attırır ve ona kimseye güvenemeyeceğini hatırlatırdı, sonuçta herkes kaçtı ve o yalnız kaldı.

“One of My Turns” sahnelerinde ustaca gösterildiği gibi sözlerdeki Pink’in duygusal manik patlaması ve “Don’t Leave Me Now”daki sahneler ile Pink’in tuğlaları arasındaki boşluklar katmanlar şeklinde dolmaktadır. Şarkı Pink’in harap olmuş odasındaki kırık cam, ters dönmüş masalar ekranda kırılmış gitarlardan oluşan enkazına yakın çekim ile başlar. DontLeave4 Odasında meydana gelen görüntü özel havuzunda uzanmış duran kahramanın hayatında düzenlemeye çalıştığı olaylar sayesinde mevcut zihinsel yapısıyla da paralellik gösterir. İlk olarak kana bulanmış elleriyle yakın çekim başlayan görüntülerden geniş açıya geçtiğinde yüzme havuzunun mavi suyunun kan rengine dönmüş ve çarmıh’a gerilmiş gibi duran Pink’i görürüz. O çarmıhtaki görüntünün üzerine tam bir tezat gibi duran karısı ile sevgilisinin hayvansı sevişme sahneleri ile büyük etki uyandırır. Hernekadar Pink’in anti-Christ görüntüsü daha önce söylenmiş olsa da görüntüler sanki zihninde tersini söylüyor gibidir. En azından zihninde sevdiği tarafından işkence gören biridir. İsa’nın kızıl saçlı Yahuda tarafından ihanete uğraması gibi, Pink hayalinde kendi kızıl saçlı karısı tarafından onun yatağında ihanete uğramaktadır. Ancak karısının günahlarından ve İngilteredeki evine turneden telefon ettiğinde telefona cevap veren adam ile karısının hangi pozisyonda olabileceğini hayal ederek  ayrıntılı şekilde düşünerek kendi zihninde kendini çarmıha germiş günah çıkartmaktadır.

Bir sonraki sahnede İsavari duruşuyla parmaklarından akan kan otel halısına düşerek sarsıcı bir yanku meydana getirir. O sırada hala TV’de oynamakta olan the Dambusters filmi sayesinde normal hayata dönmüşken yine bir Pink halisinasyonu ile karşı karşıya kalırız. Bu kez şarkının başındaki parçalanmış odanın yerine Pink’in zihnindeki çok büyük duvarlarla çevrili, çok az döşenmiş büyük beyaz bir odadayızdır. Filmde canlı oyunculukla animasyonu birleştiren yeni sahnede, Pink’in karısının gölgesi duvarda belirir. Ardından eşi karısı tarafından avlandığı senaryosuna uygun olarak yırtıcı bir peygamber devesine dönüşürDontLeave7. Peygamber devesinin yüzü daha sonra Gerald Scarfe’ın DVD’de bahsettiği “What Shall We Do Now”da kadın vajinasının dudaklarını andıran kadınlık sembolü dişi çiçeğe dönüşür. Önünde büyük bir canavar, düşüncelerinde karısının onu aldattığı sahneler eşliğinde Pink bir köşeye siner. Kendini saldırı karşısında çaresiz gören Pink bir zamanlar masumiyet sembolü olan mavi otel odası duvarları arasında cenin şeklini alır. Zihninde dünya günahlarından çarmıha gerilmiş İsa kadar masumdur.

Şarkının son sahnesinde (savaş temalı filmler geçmişine ait, öpüşen çiftlerle karısına ait hatıralarla) kurbanı olduğunu inandığı üstündeki psikolojik yüklere karşı bir patlama yaparak gitarıyla (materyalist şöhretinin sembolü – gitarı çekiç gibi kullananarak) televizyonu parçalar.  Televizyonunu parçalayarak hayatının simgesel görüntülerini ortadan kaldırarak onu kendisi yapan geçmişteki olaylara karşı sırtını dönüyor. Bir çeşit geçmişini reddetme haline giriyor. Bunu yaparak artık anti mesih görüntüsüne dönerek onu tamamen yanlızlaştıracak dış dünyadan kopuş rolüne geri dönüyor.

Another Brick In The Wall Part 3 – Duvardaki Diğer Bir Tuğla Bölüm 3

[Roger Waters]
Çevremde silahlara ihtiyacım yok
Beni sakinleştirecek uyuşturuculara ihtiyacım yok
Gördüm duvarın üzerindeki yazıyı
Bir şeye ihtiyacım olduğunu sanma sakın
Hayır bir şeye ihtiyacım olduğunu sanma sakın
Hepsi hepsi duvardaki tuğlalardı
Hepsi hepsi duvardaki tuğlalardınız siz

Kısaca Anlamı

Duvarına en son tuğla olan -Karısının sadakatsizliğinin açığa çıkmasının – etkisiyle Pink tamamen zararlı dünyadan kendini izole etmeye karar verir.

Brick3-2“Duvardaki Tuğla” üçlemesinin son bölümü, dünyayı reddeden Pink’in eski savaş filminin oynadığı TV’yi parçalamasıyla başlar. Patlama bir kaç kere tekrar eder. En sonuncusu ile tanıdık gitar rifi bu kez ne “birinci bölümdeki” gibi yumuşak ne de “ikinci bölümdeki” gençlik anarşisinin marşı gibi çalmaktadır. Bu kez  phazer efektli dönen ses ve synthesizer destekli, kalp atışına benzer bas davul desteğiyle adrenalini artırmaktadır. Her kıtanın sonu sözlerde geçen kişisel yalnızlığının vahşi deklerasyonu ilan eden, vurguyu artıran keskin akor patlamalarıyla desteklenmektedir. Diğer iki bölümden farklı olarak Pink bu parçada, daha önce dış dünyaya sakladığı tüm suçlamaları açıkça yapmaya başlar. Bu artık onun tüm dünyayla yaşadığı bir cephe savaşıdır.

1979 yılındaki Tommy Vance söyleşisinde, Waters bu üçüncü tuğla bölümünü Pink’in “kendini tüm dünyadan izole etmeye ikna ettiği bölüm olarak” tanımlıyor. Bu, dünyanın ona dışsal yaralarını iyileştirmek için sunduğu empatik insan ilişkileri sağlayan eğlence hayatı veya ağrı kesici benzeri farmakolojik ilaçları tümüyle reddedilişinden anlaşılıyor. Brick3-3 Uyuşturucu deneyimi onu çevresine yaklaştırıp kollamak yerine çevresinden ve dünyadan daha da koparıyordu. Annenin sevgiyle kucaklaması aşırı bir koruyuculuk, karısının kucaklaması ise büyük bir ihanet içeriyordu. Ve sonunda Pink “sarılmış kollar istemiyorum” söylemi onun bu durumu bir kafes’e benzettiğine işaret ediyor. Tevrat’a gönderme yapan Pink, “duvarda yazılanları gördüm” sözüyle sadece kafasındaki albüm boyunca inşa ettiği metaforik duvara değil, eğer kendini izole etmezse lanetleneceğine de inanmaya başlamıştır.

Çünkü Tevrat’ın hikayesinde, “son babil kralı. Balthasar, tertiplediği gece alemlerinden birinde, Nebukadnezar’ın bir zamanlar kudüs tapınağından almış olduğu kutsal kitapları getirtir. Yapılan bu saygısızlığın ardından hükümdar, “bir elin duvara, sarayda hiç kimsenin okuyamadığı esrarengiz harfler çizdiğini” dehşet içinde görür. Huzura çağrılan Daniel, krala “bu eli tanrı gönderdi, el de mene, tekel, feres yazdı. mene, tanrı hükümdarlığının günlerini saydı, sonunu belirledi; tekel, terazinin kefesine kondun, pek hafif kaldın; feres, krallığın paylaşılacaktır” der ve gerçekten de Balthasar aynı gece öldürülür” (Ekşisözlük’ten alıntı).

Pink’e dönersek zihninde “duvara yazılı sözler” dış dünyaya karşı bir uyarı içerirken, tuğlalar hayatın getirdiği acının sabit hatırlatıcılarıdır. Kendine hikayedeki Daniel rolü uygun duruyor gibi görünse de aslında onun duvarı ironik olarak kendisine lanetli Balthasar rolünü biçmiş gibidir. Brick3-4

Hem müzik hem de Pink’in sözlerindeki öfkenin en doruğa çıktığı “hepiniz duvardaki bir tuğla idiniz” sözleriyle geldiği son aşamadan dolayı etrafındaki her şeyi suçladığını ve çektiği acılardan tüm çevresini sorumlu tuttuğunu belirtir. Eğer dünya ile bağlantıları ona daha fazla acı çektiriyorsa o zaman Pink’in son tuğlayı da yerleştirip kendisini o dünyadan soyutlaması en doğrusu olacaktı.

Şarkının sözlerinde anlatıldığı gibi adeta bilinç altı mesaj verircesine hızlı geçişlerle filmin başından beri suçlama yapılan tüm metaforik tuğlalara sembolik gönderiler yapılarak mevcut ruh hali tasvir edilmeye çalışılır. Evliliğinden, karısının aldatmasına, okuldaki öğretmeninden, yatakta annesine sarılan Pink’e, babasının bombalanan mevzisine kadar, kişiliğindeki tüm psikolojik yaralar hızlı bir şekilde hatırlatılır. Her biri Brick3-10 kesişen sahneleri bir çatışmada polislerin kurduğu duvar benzeri bariyerine atılan molotof kokteyl görüntüleri tamamlar. Çatışma sadece “In the Flesh?”in de gördüğümüz konsere gidenleri hatırlatarak filmin ilk yarısını tamamlamakla kalmaz aynı zamanda Pink’in anlatımdaki farklı noktalarından duygusal halini de yansıtır. Buradaki çatışma sahnesiyle – insanların mevcut duruma karşı ayaklanması – Pink’in içinde hayatta kalmak için dış dünya ile kişisel bağlantısını sürdürmek zorunda olduğu ortak fikri karşı isyanı anlatmak istemiş olabilir. Sözle nedeni belirtilmeyen bu kavga sahnelerinin kişisel anılarla birleştirilmiş olmasının bir nedeni de suçlamayı küçük ve basit bir tartışmanın büyüyüp kontrolden çıkması ve neticesinde hayattaki pek çok acının buna benzer şekilde bu kontrolden çıkmanın bireylerin duygusal yıkımına neden olduğu sonucunun çıkartılmak istenmesi olabilir.Brick3-7 Kavgaların tekil girişimlerin toplanıp aralarındaki kaotik enerji etkileşimiyle oluşması gibi Pink’in duvarının da başlangıçta masum tuğlaları teker teker birleşerek bir gün onun da önüne geçerek zihninin ufuklarını kaplayacak kadar engin ve ulaşılamaz bir yüksekliğe erişmesine neden oldu.

Albümde “Hey You” şarkısına kadar bahsedilmese de kurtlar defa “Another Brick in the Wall, Part 3,” de akıl hastanesinde Pink’e yapılan elektro sok ile (karısı olduğu düşünülen) kadın çığlığı görüntülerinin üst üste bindirilmesi sırasında görünürler. Bir çokları Pink’in kavga sahnesi görüntülerinin “the Funny Farm”a dair kanıtlar içerdiğini öne sürse de (“Empty Spaces” parçasınıda ters olarak kaydedilmiş mesaj) karşıt fikirdekiler çatışma sahnelerindeki gibi bu görüntünün de sözlü anlatımdan çok duygusal çağrışıma önem verdiğini söylerler. Solucan yığınlarının yuvarlanış görüntüsü doğallıktan çok sürrealist bir mana içermektedir. Brick3-5Batı edebiyatında olduğu gibi The Wall’da da solucanlar ölüm ve çürümenin mecazi sembolüdürler. Pink’in kendini dış dünyaya kapanması ve kendi duvarının arkasına çekilmesi nedeniyle ilk olarak bu sahnede (ölümün tasviri) görünmektedir. Tuğlalarının altında duygusal yapısının yıllarca körelmesine rağmen, duvarın tamamlanması onun akıl hastalığının karanlık köşelerine doğru daha hızlı şekilde çürümesinde bir katalizör görevi görür.

 

 

Goodbye Cruel World – Güle Güle Zalim Dünya

[Roger Waters]
Güle güle zalim dünya
Terk ediyorum bugün seni
Güle güle
Güle güle
Güle güle
Hoşçakalın tüm insanlar
Söyleyebileceğiniz hiçbir şey yok
Değiştirebilmek için fikrimi
Güle güle

Kısaca Anlamı

Pink dış dünyaya veda ederken, kendini otel odasına kilitler ve zihinsel duvarının son tuğlasını yerleştirir.

Sıradan bir dinleme ile “Goodbye Cruel World” Pink’in intihar edeceğine inandığı bir şarkı izlenimi verebilir ancak şarkı fiziki bir ölümden çok mecazi bir ölümü anlatır. Kendini dış dünyadan tümüyle izlole eden Pink veda şarkısını kalan son tuğlarları yerleştirirken söyler. GoodbyeWorld1Waters’ın 1979’daki söyleşisinde anlattığı gibi, “Pink bir çeşit şizofreniye doğru gitmektedir…. artık dolmuştur ve bu bir sondur.” “Another Brick in the Wall, Part 3,”deki herşeyi kapsayan suçlamalara benzer olarak Pink “tüm insanlara” sakin bir hoşçakal diyerek bir anlamda onun duvarına katkıda hayatında herkesi kastediyor ancak (ironik olarak kendi duvarını tamamlarken) bizi yani seyirciyi tartışılmayan bir başka dördüncü duvarı kırmaya götürüyor. Albümün ilk yarısı “In the Flesh?” şarkısında böyle bir hedefle başlıyordu. Pink konsere gidenlere yani bize hayatın soğuk gözlü bir maske olduğu uyarısında bulunuyordu. Şimdi artık benzetmeye gerek kalmadan, basit bir uyarı yerine “those million tear-stained eyes – milyonlarca gözyaşıyla ıslanmış” kahramanımızın dünya ile ciddi ilişkisi yani gerçek anlatılacaktır.  Fakat manik öfkeli “One of My Turns,”çift taraflı ayrılığı işleyen”Don’t Leave Me Now” ve öfkeli taşkınlığı anlatan “Another Brick in the Wall, Part 3,”dan farklı olarak albümün ilk bölümünün son şarkısı Pink’in kader olarak gördüğü bastırılmış yaşamından tümüyle ayrılışını anlatır. Bu kadar uzun süre yaptığı savaştan ve uğradığı ihanetlerden sonra, kendini tümüyle ayırma fikri küçük bakışlı zihnine huzur verecekti. Öfkeli davul ritimleri, keskin gitar riffleri ve dikenli sözleri geride kalmıştır. Onların yerine, sakin bir nefes alan, sabit hızda hareket eden bas gitar riffi ve herhangi bir yapay maske gerektirmeyen, bir süre için engellenmeyen basit, düz vokal vardır. Son “hoşçakal” sözüyle vedasını yapan Pink son tuğlayı yerleştirir yerleştirmez müzik kesilir ve duvarının dışarıda olan bizlerle ve tüm geri kalan”zalim dünya” ile ilişkisi kopar. Albümde hemen her şarkı bir diğerine enstrumental veya ses efektleri aracılığıyla geçerken bu şarkı sarsıcı bir şekilde aniden sessizliğe dönüşür. Pink’in duvarının muazzam genişliği  nedeniyle müzik hayatı saniyeler içinde boşlukta hissedilir. Mecazi konuşursak duvar herşeyi susturur.

“In the Flesh?” ve “Another Brick in the Wall, Part 3,”deki kavga görüntülerine benzer olarak, “Goodbye Cruel World”ün açılış sekansı da Pink’in parmağında tamamiyle küle dönmüş sigarasıyla TV izlediği katatonik (bir çeşit şizofren) haline geri dönüşüm yapar. Görüntü bize tüm olanların geçmişte olduğunu düşündürüp, filmin başı ile ilk bölümünün bitişi arasında bağlantı kurar ve bugüne döndürür. Sahnenin yeniden gösterilmesi seyirciler gelmeden önce Pink’in duvarının tamamlandığını ve bir farklılık olmayacağını göstermiş oluyor. “Goodbye Cruel World”de görüntülerin sırasının değiştirilmesi, kelimelerin ve cümlelerin yerlerinin değiştirilmesinin hikayeye daha büyük bakılmasına dikkat çeken bir dil bilimi tekniğidir. “When the Tigers Broke Free, Part 1” rugby sahası görüntüsü (A) ile başladığında görüntü kesilir ve Pink’in sigarasına geçilir (B). Ardından Pink’in genel çekimi (C) ve gözüne zoom yapıldığı bölüme geçilir (D). “Goodbye Cruel World” de ise bu sıranın tersi uygulanarak sigara (B)den Pink’e (C) ardından Pink’in gözüne(D) ve oyun sahasındaki hatıraya geçilir (A). Böylelikle film başa döndürerek ilk yarısını tamamlar.  GoodbyeWorld7

Her ne kadar albümde “Goodbye Cruel World”ün sonundaki ani sessizlik ile Pink’in dünyanın geri kalanı ile arasındaki bölünmeyi vurgulasa da filmde biten şarkı onun kalbinin içine bir başka belirti gösterir. Sadece “When the Tigers Broke Free, Part 1″de biraz kendini belli eden oyun sahası görüntüsü filmin bu bölümlerinde önemli bir rol oynar. Sahanın bir ucundan diğerine yaptığı koşu sonrası yerde birşey bulur. Seyircide neden son tuğlasını yerleştirmekle meşgul olan Pink’in hatıralarında bu sahneye takıldığı ile ilgili sorular oluşur. Kendini bu kadar izole ettiği bir zamanda zihnine çocukluktan gelen bu hatıranın nedeni neydi? Cevabı bulabilmek için, izleyicinin şimdi onun duvarının arkasındaki ruhsal karanlığın içine onunla bir maceraya girmesi gereklidir.

 

The Wall açıklamaları 1. bölüm

The Wall açıklamaları 2. bölüm

The Wall açıklamaları 3. bölüm

The Wall Analysis sitesinden çok uzun bir sürede çevrilmiştir. Her türlü hakkı PinkFloydTurk.Net sitesine aittir. Alıntı yapacaksanız hiç değilse kaynağını belirtiniz.

 

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

28 Ocak 2010 tarihinde Merak Edilenler, The Wall Analizi içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Yorumlar kapalı.

%d blogcu bunu beğendi: