1967 Yılından Pink Floyd Röportajı

SehirRock online dergisinin Mayıs 2007 sayısında yayınlanan 1967 yılında yapılmış bir söyleşiyi izinleri olmadan ama referans vererek buraya taşıyorum. Umarım kızmazlar.

3.yılımız vesilesiyle kapak grubumuz, uzun zamandır yer vermek istediğimiz Pink Floyd olsun istedik. Pink Floyd’la ilgili bu söyleşiyi, bizler için çeviren Can Çakır’a teşekkür ediyoruz.

Pop gazetecilerinin kıçından ter akıtmak müzik gruplarının stres topu kullanırmışçasına yaptığı bir şeydir. Mesleğin en sinir bozucu kısımlarından biridir, bunu size Beatles röportajlarının herhangi birinde bulunan bir muhabir zaten söyleyecektir.

Geçen hafta da sıra Pink Floyd’daydı, sohbet konumuz ise son kayıtları “Apples And Oranges”’ın –garip olmasına rağmen- listeleri tam anlamıyla yerinden oynatmamasıydı. Yine de, elemanların ilk baştaki soğuk tavrını yıkmayı başardım ve “Arnold Layne” ile “See Emily Play”’in aldığı bunca olumlu tepkiden sonra bu başarısızlık olarak nitelendirilebilecek durumu sordum.

Pink Floyd“Daha az umursayamazdım,” dedi Syd Barrett. Pink Floyd kendilerini öncelikle bir albüm grubu olarak görmüyorlar. Barrett müzikal anarşinin bir avukatı. Ona göre bir grubun yapabileceği tek şey kendilerini mutlu eden bir kayıt yapmaktır. Ticari değilse – vah vah.

“Yapabileceğimiz tek şey bizim sevdiğimiz kayıtlar yapmak. Eğer çocuklar beğenmezlerse, almazlar.” Barrett’a göre, gruplar kendi müziklerini kendisi kaydetmeli, albümlerini kendileri basmalı, kendileri dağıtmalı ve kendileri satmalı.

Bütün ticari düşüncelerin müziğe zarar verdiğini düşünüyor. Plak şirketini ve dağıtımcıları ve satıcıları işten toptan çıkarmak istiyor. “Bütün ortadaki adamlar kötüdür” diyor.

Co-menajer Peter Jenners dedi ki, her neyse, çocukların ne istediklerini gruplar plak şirketlerinden çok daha iyi biliyor. Bunun üzerine Barrett, çocukların Beatles ve Mick Jagger’la ilgilenmelerinin nedeninin müzikleri değil, kendileri ne istiyorsa onları yapmalarını ve başkalarını sallamamaları olduğunu söyledi. “İşte bu yüzden çocuklar onlarla ilgileniyorlar, çünkü onlar istediklerini yapıyorlar. Çocuklar bunu biliyor.”

Ben Lambeth’teki Central Office Of Information’da Barrett ve basçı Roger Waters’la beraber menajerler Jenner ve Andrew’la görüştüm. İngiliz, aynı zamanda Amerika ve Kanada’da da yayın yapan bir magazin programı için yapılan grubun renkli bir klibini izliyorlardı.

Klibe çektikleri şarkı “Jugband Blues”’du, Barrett’ın bir eseri, menajer Jenner’ın “Apples And Oranges” yerine bir sonraki single olarak piyasaya sürmeyi istediğini söylediği şarkı. Yeni yıldaki bir sonraki single olması için bastırdığını söyledi.

Şarkı grubun avant-garde sound efektleriyle beraber Barrett’ın şiirsel ezberlerinden biri gibi. Ortadaki bölüm neredeyse serbest form pop, Kurtuluş Ordusu’ndan altı kişi kayıt esnasında “istediğiniz gibi çalın” demiş gibi.

Klip gösterisinden sonra yakındaki bir kahveciye gittik. Jenner orada dedi ki; “Son birkaç ay boyunca grup çok kafa karıştırıcı bir dönemden geçti, ve bence bu onların çalışmalarını bir hayli etkiledi.”

“Dört kişiyi bu akıl seviyesinden alıp – onlar eskiden mimarlardı, sanatçılardı – onlara büyük başarı verip sonra da kafalarının karışmamasını bekleyemezsiniz. Gerçi şimdi düşüncelerinin oturduğu bir döneme giriyorlar. Sadece bir albüm grubu değiller. Onlar insanları gerçekten görmeleri için kendilerine çekiyorlar ve albüm burada ve Amerika’da çok büyük başarı yakaladı. Bence önlerinde çok büyük zamanlar var. Daha yeni başlıyorlar.”

Floyd’un pop arenasına girişi bir psychedelic grubu halindeydi. Günümüzde hızla yok olan bir ışık huzmesi ve psychedelia içinde geldiler. Hala ışık kullanıyorlar mı yoksa onları bırakmak için herhangi bir fikir aldılar mı ?

“Kesinlikle hayır,” dedi Roger Waters. “Bizde ışıklar ticaret için değildi, hala da değil. Biz iyi bir ışık şovunun müziği arttırdığına inanırız. Işıkları ticaret için kullanan gruplar şimdi onları bırakmaya zorlanıyorlar, ama bizim de öyle yapmamız için herhangi bir sebep yok. Bu ülkede gruplar kendi ışık şovlarını yapmak zorundadır, ama Birleşik Devletler’de ışığı kulüpler sağlar.”

“Aslında,” dedi Barrett, “ışık ve müziğin birleşimi fikri ve efektlerini daha yeni yeni eşelemeye başladık; bizce müzik ve ışık aynı sahnenin parçaları, biri diğerini artırır ve kendine ekler.”

“Ama bize öyle geliyor ki, gelecekte gruplar sadece bir pop şovundan çok daha fazlasını önermek zorunda kalacaklar. İyi sunulmuş bir tiyatro şovunu önermek zorunda kalacaklar.”

Çeviren: Can ÇAKIR

can@sehirrock.com

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

7 Kasım 2007 tarihinde Pink Floyd Klasörü, Syd Barrett içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: