1983 – The Final Cut

21 Mart 1983’te piyasaya sürüldü. İngiltere listelerinde: 1 Numara; ABD Listelerinde: 6 Numaraya kadar yükseldi.

Pink+Floyd+The+Final+Cut+189711Grubun (ya da en azından Roger Waters’ın) asıl amacı, “The Final Cut”ın The Wall filminin müzikleri için yapılan bir albüm olmasıydı. Üzerinde çalışırlarken albümün pek de yaratıcı olmayan adı “Spare Bricks”ti. Bu albümde filmden alınan albüm dışı yeniden kaydedilmiş parçaların yanı sıra yeni parçalar da olacaktı.

Aslında, basına ilk yapılan açıklamalar bunlardı. “When The Tigers Broke Free”nin etiketinde “The ‘Final Cut’dan” diye yazarken, filmin tanıtım yazılarında filmin müziklerinin de piyasada bulunabileceği belirtiliyordu. Albüm piyasaya sürüldüğünde, çoktan geliştirilmiş bir düşünce albümüydü.

Bu albümü ateşleyen olaylar; Waters’la yönetmen Alan Parker arasındaki anlaşmazlıklar, Falkland adalarına yapılan askeri müdahele ve Waters’ın Thatcher`ın İngiltere’sinin durumu nedeniyle hissettiği umutsuzluktu. Bu nedenle albüm, Roger Waters’a ait solo bir albüm gibiydi. Tüm şarkılar ona aitti. David Gilmour da bu durumu açıkça kabullendi ve adının bir yapımcı olarak yazılmamasına razı oldu (ama payına düşen hisseden vazgeçmedi). Hatta öyle ileriye gitti ki albümde yalnızca üç tane iyi şarkının bulunduğunu söyledi. Gilmour, sözde iyi olmadıkları gerekçesiyle ‘The Wall’a alınmayan parçaların bu albüme alınmasından hiç hoşnut kalmamıştı. Klavyeyi Rick Wright’ın yerine, “The Wall” konserlerine katkıda bulunan Andy Bown çaldı. Piyano ve hammondu Michael Kamen çaldı. Ulusal Filarmoni Orkestrası’yla ilgilendiği için Kamen’ın adı yapımcıların arasına yazılmıştı. Öteki yapımcılar Waters ve James Guthrie’ydi. Her an hazır olan Ray Cooper da vurmalıları çalarak albüme katkıda bulundu.
Kayıt için yapılan stüdyo çalışmaları git gide daha da gergin geçiyordu. Waters anlaşmaya varmamakta kesinlikle kararlıydı. Oysa “The Wall”un filmi yapılırken böyle değildi. Üstelik o zaman Gilmour ve Mason ona gerçek stüdyo müzisyenleri gibi görünüyordu.

Ingiltere listelerinde 1 Numara olmasına karşın (ne “Dark Side…”, ne de “The Wall” böyle bir başarı sergileye bilmişti), albümün satışları önceki albümlerin düzeyine erişemedi. Waters’ın albümden bazı bölümleri çalmasına karşın, son zamanlarda yeniden vücut bulan Pink Floyd’un bu albümü sahiplenmediği görülür. Konserlerinde bu albümden hiçbir parçayı çalmamaları hiç de şaşırtıcı değildir.

Albümdeki özel efektler Holofonik sesin kullanımıyla sağlanmıştır. Bu, üç boyutlu hareketi kusursuz bir şekilde yakalayabilen bir kayıt tekniğidir. Albüm kapağının tasarımını Waters yaptı, fotoğrafı da karısı Carolyne’ın erkek kardeşi Willie Christie çekti. Kapaktaki resim, bir savaş gazisinin, madalya kurdeleleri ve bir gelincik parçasıyla süslü ceketinin yakından görünüşüdür.

Albümün “Roger Waters’ın Savaş Sonrası Düşü Üzerine Bir Ağıt, çalan Pink Floyd” alt başlığı Waters’ın nerdeyse bütün projeye hakim olduğunu hissettirir. Böyle savaş karşıtı bir albümün, dünyanın en büyük silah üreticilerinden birisi olan Thorn EMI’ın etiketiyle piyasaya sürülmesi Waters’, pek etkilememişe benzer.

The Post War Dream (Waters) 

Albüm, ana karakterinin (“The Hero”) arabasının radyosundan dinlediği haberlerle başlar. Radyoda, Falkland adalarına yapılan askeri müdahale sırasında, 24 kişiyle birlikte kaybolan The Atlantic Conyeyer adlı yük gemisinin yerine yapılacak geminin, umulduğu gibi İngiltere’de değil, Japonya’da yapılacağı söylenmektedir. (Parçanın kendisinin kullanılmamasına karşın, bu sahne Video Ep’nin başında kullanıldı.)
Ilk kıta birinci şahısta yazılmıştır ve Waters yine kendi babasının ölümüne gönderme yapmaktadır. Parçada, konuşma dilinde Japonlar için kullanılan ‘Nips’ sözünü kullandığı ve “çocuklarının hepsi intihar ediyor” dediği için ırkçılıkla suçlandı. ‘Maggie’ye yapılan göndermeler tabii ki muhafazakar başbakan Margaret Thatcher’ı hedef alır. Uzun süredir başbakan olan ve Falkland’a yapılan müdahalenin mimarı olan Thatcher, milyoner bir rock yıldızından çok, sık sık Billy Brag gibi şarkı yazarlarının hedefi olmuştu.

Your Possible Pasts (Waters)

Demiryolu vagonlarının gürültüsü savaştan önce ve savaş sırasında Yahudileri, Çingeneleri, eşcinselleri, özürlüleri ve muhalifleri Alman toplama kamplarına götüren yük vagonlarını çağrıştırmak içindir (bu vagonların şarkıda da sözü edilir). Vagon gürültüleri Holofonik olarak kaydedilmiştir.

One Of The Few (Waters)

Bundan sonraki şarkının ve bir köprü gibi olan bu kısa şarkının kahramanı, “The Wall”daki öğretmendir. Öğretmenin, artık sivil topluma geri dönen bir savaş kahramanı olduğunu öğreniriz. Parça çalışılırken de adı “Teach”di. Şarkı, Waters’ın liste biçiminde şarkı sözü yazma tekniğinin belirgin bir örneğidir.

The Hero`s Return (Waters)

Bu defa da “Hero”nun, askerlerinden birisinin. topçunun ölümü nedeniyle acı çektiğini ve bunu bir türlü karısına anlatamadığını öğreniriz. “The Wall”a alınmayan bir başka parça olmasına karşın, bu parça “Parts I&II” adını alarak “Not Now john”un B yüzüne konuldu. Fazladan bir kıta olan ikinci bölüm albümde yoktur.

The Gunners Dream (Waters)

Topçunun aslında savaş sonrasının düşü, korkudan ve zorbaca yönetimlerden arınmış, yaşlıların caddelerde güven içersinde yürüyebildikleri, hiç kimsenin gizli polisten ya da teröristlerden (sonuncuyla lRA’nın 1981’de Hyde Park’ta çalan askeri bandoya karşı yaptığı kanlı saldırı kastedilmektedir) korkmadığı bir dünyadır.
Sondan bir önceki kıta “The Hero”nun sesidir. Raf “Baker Street” Ravenscroft’un çaldığı enfes saksofon, albümün müzikal açıdan en iyi yönlerinden birisidir. Hiç şüphesiz bu şarkının David Gilmour’ın onayladığı üç şarkıdan birisi olmasını sağlamıştır.
Pink Floyd’un her zamanki kalite kontrolünün gözünden kaçınca, bu şarkının adında olması gereken kesme işareti (The Gunner’s). albüm kapağında ve etiketlerde yer almadı. Bu hata piyasaya sürülen CD’de de tekrarlandı. Video E.P.si bu parçayla açılır ve öğretmenin oğlunun Falkland adalarında kaybolduğunu öğreniriz. “Hero”yla öğretmenin aynı kişi olduklarını anlayamayanlar olabilir diye, “Hero”yu “The Wall”da öğretmeni oynayan Alex McAvoy oynar. Videoda bir psikiyatrla konuşan Waters’ın ağzı, çenesi ve kafasının arkası görülür. Psikiyatrın adı The Wall`un yapımcısı Alan Marshall’ın ve yönetmeninin adlarından oluşan “A. Parker Marshall”dır. Waters bu şarkıyı 1984/5 konserlerinde kullandı.

Paranoid Eyes (Waters)

Bu “Hero”nun orta yaşlılığının öyküsüdür. Alkolün ve “metanetinin” arkasına sığınarak korkularından kaçmaktadır. Şarkının ilk yarısı boyunca müzik orkestrayla çalınmıştır.

Get Your Filthy Hands Off My Desert (Waters)

Albümün ikinci yüzü Holofonik kaydın en iyi kullanımıyla başlar. Bir roket dinleyicinin önünden fırlatılır, başının üzerinden geçer ve arkasında patlar. Bir önceki parçadaki orkestra düzenlemesi yetmezmiş gibi Waters, haksız saldırılardan söz ettiği ilk kıtayı, bir yaylı çalgılar dörtlüsü eşjiğinde söyler 1967′ deki psychedeliadan ne kadar da farklı!
Waters bu şarkıyı 1984/5 ve’87 turnelerinin her ikisinde de çaldı.

The Fletcher Memorial Home (Waters)

Şarkı Waters’ın babası Eric Fletcher Waters’ın anısınadır. Zaten albüm de ona ithaf edilmiştir. Waters bir sürü dünya liderini bir araya toplayıp, en iyileri budala en kötüleri de kokuşmuş ve kana susamıştır onlara Nazilerin Yahudi Katliamında uyguladıkları “son çözümü” uygulamayı önerir.
Bir başka etkili gitar solosu, neden bu şarkının da David Gilmour’ın albümde sevdiği az sayıdaki parçadan birisi olduğunu açıklar. Kocaman bir salyangozu olan komik Napolyon video EP’nin sonunda kullanılan parçanın etkisini azaltır. Thatcher ve Arjantinli general bir kriket topuna sahip olmak için kavga ederlerken Winston Churchill de onları izlemektedir.

Southhampton Dock (Waters)

Southampton, Arjantin Falkland Adalarını işgal ettiğinde orayı geri almak için gönderilen askerlerin gemilere bindirildiği yerdi. Aynı zamanda pek çok askerin de geri dönemediği yerdi. Şarkının ikinci kıtası yine Maggie Thatcher’la ilgilidir. Waters şarkıyı 1987’deki solo turnesinde çaldığında ikinci kıta daki bir satırı, bu nedenle “Devletin kaypak yönetimi” olarak uzattı. Şarkıyı 1985’te de çaldı.

The Final Cut (Waters)

Film endüstrisinde “The Final Cut” bir filmin, müzikleri eklenmeden önceki son haline verilen adıdır. Waters bu terimi intiharı ve arkadan bıçaklanmayı anlatmak için kullanır ve bunlar albüm kapağındaki fotoğraflardan birisinde giydiği bir ceketle anlatılır. Bu fotoğrafta askeri bir üniforma giymiştir. Ellerinde film kutuları vardır ve kürek kemiklerinin ortasına da bir satır saplanmıştır. The Wall’un yönetmeni Alan Parker’la aralarındaki ilişkiyi yorumlar. O sıralarda Waters’ın arkasına saplanmış bıçağı olan bir ceketi vardı. Ceketin cebindeki ufak pompayı sıktığında sahte kan fışkırıyordu. Şarkı sözleri hem “The Wall”a hem de “Dark Side…”a göndermedir. “The Wall”la ilgili olan bölüm, ancak kapaktaki şarkı sözlerinden anlaşılabilir. Çünkü kayıtta, bir av tüfeğinin sesiyle boğulmuştur. Gilmour bu şarkıyı da onayladığını yumuşak bir gitar solosuyla anlatır.
Video EP’de parça, çalışan ve eğlenen kadınların eski, siyah beyaz haber görüntülerinden yapılmış bir montaja eşlik eder.

Not Now John (Waters)

David Gilmour’ın albümde söylediği tek şarkıdır. Şarkı, kafasını kuma gömüp. dünyada olup bitenlerle ilgilenmek istemeyen bir karakteri anlatır. Geri vokalleri yapan kadın vokalistlerin adları belirtilmemiştir. Son kıtadaki aynı satır; bozuk bir İtalyanca, karışık bir İspanyolca, okul çocuklarının Fransızcası ve son olarak da Avrupa’da tatile çıkmış tipik, hoyrat bir Ingilizin AngloSakson Ingilizcesiyle tekrar tekrar söylenir. “Not Now john”, “The Final Cut”tan alınan ve nakaratları “Stuff All That”le üst üste kaydedilen tek 45’likti. Bu nedenle değiştirilmiş kayıt bazen “ince” ya da “bulanık” yorum olarak anılır. 45’Iik için yapılan tanıtım filmi Video EP deki üçüncü parçaydı.

Filmde “tipik”,tembel İngiliz işçileri Japonya’yla aralarındaki rekabeti umursamaksızın, zamanlarını dalga geçerek harcamaktadırlar. Eğer Waters başka bir şeyler anlatmaya çalışıyorduysa bile bu görüntüler pek çok izleyicide hiçbir etki yaratmadı. Waters şarkıyı 1987’deki ‘Radio KAOS’ turnesinde de çaldı.

Two Suns In The Sunset (Waters)

Anlatıcı ister “hero” olsun isterse Waters tıpkı kovboylar gibi günbatımına doğru yol alırken, dikiz aynasındaki ikinci bir güneş gözlerini kamaştırır. Bu nükleer bir patlamadır. Çocuk sesleri, muhtemelen Waters’ın kendi çocukları Harry ve India’ya aittir. Nick Mason, Waters’ın istediği tarzı tutturmakta güçlük çektiğinden davulu Andy Newmark çaldı. Kayıt stüdyosun daki atmosfer daha iyi olsaydı Mason parçaya daha sıkı sarılırmıydı asla bile meyeceğiz. Aslında Waters’ın Pink Floyd adı altında kaydettiği bu son albümün son şarkısında, grubun öteki üyeleri çalmamış olabilir. Parçanın sonunda Ravenscroft’un çaldığı bir saksofon solosu vardır. Pink Floyd’un önceki düşünce albümlerinden ve Waters’ın bundan sonraki solo çalışmalarından farklı olarak ‘The Final Cut’ gerçekten de çok hüzünlü bir havada biter. Albümün sonundaki “we were all equal in the end” sözlerindeki alay, grubun acı basın açıklamaları ve iğneleyici sözlerin içine düşüşünü izleyenleri etkilemişe benzer.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

2 Kasım 2007 tarihinde Albümleri, Roger Waters Dönemi, Stüdyo Albümleri içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: