Goblin Röportajı

Claudio Simonetti: San Paulo 19/2/1952

Spaghetti Nıghmares kitabında yeralan bu röportajın Alessandro Curci tarafından yapılan ingilizce çevirisi ; http://www.goblin.org sitesinde yeralmaktadır.

Bize Müzikal gelişiminizden söz edermisiniz ?

Sekiz yaşında piyano çalmaya başladım , ondördüme geldiğimde Romadaki St Cecilia konservatuarına başladım. Hemen bu sıralarda da Deep Purple ve Yes etkilenimli rock gruplarında çalmaya başlamıştım. İlk grubum olan “Il ritratto di Dorian Gray” ile 1972 de Caracalla’daki pop festivalinde sahne aldık. O zamanlar gruplar uzun ve şaşalı isimler kullanırlardı. Banco Del Mutuo Soccorso , Premiata Forneria Marconi gibi.

Klasik müzikten uzaklaşmanı Enrico Simonetti ( müzisyen olan babası ) nasıl karşıladı?

Babam her zaman bu konuda beni özgür bıraktı. Müzikal zevklerimiz kısmen uzaktı , O daha çok benim Konservatuar eğitimimle ilgilendi. Mezun olduktan sonra önemli olan istediğim müziği yapmamdı.

Sana göre babanın müzikal kalitesi nereden kaynaklanır ?

Kompozisyon yeteneği ve olağanüztü piyano tekniği. Kendi janrında tam bir dahiydi, İlk konserini dört yaşındayken vermiş.

Goblin’in kurucularından biri sensin değil mi ?

Evet , Masssimo Morente ile … Başlangıçta grubun ismi Oliver idi ve benim tarafımdan konulmuştu. Ben , Massimo , Bas’ta Fabio Pignatelli , Davulda Carlo Bordini , İngiliz vokalist Clive Heins. 74 te ingilterede bir çok konser verdik. Özellikle kolejlerde.

Bu kadro ile Cherry Five adında bir albüm çıkardık ( Plak firması isimlerini son anda hiçbir sebep olmadan değiştirmiş ) Plak o zamanın idolleri olan Gentle Giant , Yes ve Genesis’e bir cevap sayılırdı. Müzik kompleks bir yapıdaydı; şimdi bile dinlediğimde Hammond , Fender Rhodes ve Mimimoog ile yaptıklarımıza hayret ediyorum. Yaptığımız en iyi işlerden biridir.

Keith Emerson ile tanışmamıza , onun stüdyosunu ve monitörlerini kullandığımıza teşekkür borçluyuz.

Kayıtta neler oldu ?

Yapımın son aşamalarında o zamanlar Babamın ve Giorgio Gaslini’nin yapımcısı olan plak şirketi tarafından “Profondo Rosso”nun kayıtları için çağrıldık. Gassini o sıralar Dario Argento’nun filminin müziklerini hazırlıyordu. Argento bazı demo kayıtlarımızı dinlemiş ve çok etkilenmiş. Ve işi bize verdi. Gerçek Goblin bu sırada kuruldu denilebilir. Oliver kadrosundaki tek değişiklik davulun Carlo Bordini’den Walter Martino’ya geçmesiydi.

Martino zaten benimle Dorian Gray’de çalıyordu. Profondo Rosso tamamlanınca Cherry Five’ın kayıtlarını bitirdik. Cherry Five daki vokaller Tony Tartarini tarafından icra edildi.

Plak Profondo Rosso’nun büyük başarısının altında kaldı ve hiçbir zaman iyi bir şekilde tanıtılmadı ve dağıtılamadı.

Goblin’in ilk zamanlarında babanın hiç etkisi oldu mu ?

Tabiki , Bize plak yapacak firmayı buldu, Elbette çok yardımları oldu ; O sırada yaptığı “Gamma” filminin müziğindeki alt yapı kayıtlarında bizim çalmamızı sağladı. 1975 te Profondo Rosso ve Gamma arasında listelerde ilk sıra için çok büyük savaş verdi ( gülüyor )

Müzikal zevklerin nasıl bölündü o sıralarda ?

Etkilenimlerimiz farklıydı Morante ve ben Klasik Rock seviyorduk , Pignatelli ve

Marangolo ( O sıralar Martino yerine davulda yer alan ) Zeppelin’in blues-rock havalarını ve daha funky şeyleri seviyorlardı. İkici albümümüz olan “Roller” Bu iki değişik kaynaktan beslenmiştir.

Profondo Rosso kayıtlarında hangi tür klavyeleri kullandınız ?

Minimoog ile birlikte , Hammond , Melletron , Celesta , Spinet , Harpsichord ve onbeşbinden fazla kamışı bulunan bir kilise orgu kullandım. ( o zamanlar sesi tekrar yaratacak dijital aygıtlar olmadığından hepsi gerçek enstrümandı )

Profondo Rosso çıktığında Mike Oldfield’ın Tubular Bells’ini kopya etmekle suçlandınız

Evet , fakat o sırada Oldfield’ın teması aşırı derecede meşhurdu. Argento da sormuştu etkilenip etkilenmediğimizi. Daha sonra John Carpenter bizimki ve Oldfield’ınkinin arasında bir yerlerde duran bir temayı Halloween’de kullandı.

Kaç kopya sattınız ve daha çok nerelerde satıldı ?

Bu güne kadar üç milyondan fazla sattık. Italyada “ listelerde süreklilik” rekorumuz var.15 hafta hem single hemde albüm bir numarada kaldı. Ve plak bir yıldan fazla ilk on arasında yer aldı. Ayrıca Japonya ve Kanada’da büyük başarı kazandı.

Film hakkında ne düşünüyorsun ?

Gerçekten çok severim. Suspiria ile birlikte en iyi filmidir. Sonraları , 80’lerde yaptıkları zayıf ve olay örgüsü zayıftır.Ve ilk zamanlardaki büyüsünü kaybetmiştir. Dario kendini yönetmenlikle sınırlamalı ve senaryoyu gerçek senaristlere bırakmalı.

Suspiria’daki deneyimlerin nasıldı ?

Kesinlikle Argento ile en yoğun çalışmamız Suspiria’ydı. Hatırlıyorum Londra’dan Keith Emerson’un kullandığı özel bir moog kiralamıştık. Ayrıca bir bilgisayarı sequencer olarak burada kullanmıştık. Markos temasında duyabilirsiniz. Alışılmış Mellotron ile kilise orgunun birleşimidir. Argento bizden ortaçağ büyülerini anımsatacak müzikler istiyordu. Antik müzik hakkında yapılan birkaç haftalık bir araştırmadan sonra ; firmamızda tanıtımcı olarak çalışan Yunan bir bayan Irene Malatesta bize 16. yy da latince sözlerle yazılmış “Le tre streghe sull’albero”adında ( bir ağaçta üç cadı ) Suspirai’nın ana temasının sonlarında bulunana çok benzeyen antik bir melodi yolladı. Argento çok etkilendi ve bu önerimizi hemen kabullendi.

Birkaç yıl önce “Fangoria”da yayımlanan bir söyleşisinde Dario Argento bu melodinin çekimlere başlanmadan önce hazır olduğunu söylemişti.

Sahne denemeleri sırasında bunu ona verdik ve o da çekimler sırasında bunu teypten geri planda çalarak oyunculara bir atmosfer yaratmak için kullandı. Fakat yapımın son aşamasında her şeyi tamamen değiştirdik ve beste nihai şeklini aldı.

Bunun ticari başarısı ne oldu ?

Filmin kendisi gibi çok büyük oldu. 400.000 kopya sattık. Profondo Rosso gibi Japonyada büyük başarı kazandı.

Gruptan bu sırada ayrılan Maurizio Guarini hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Çok iyi müzisyen olmasının yanında Maurizio bir bilgisayar dahisiydi. Gerçek buysa ; Italyada Apple ile program yazıp sequencer kullanarak müzik yapan ilk kişiydi. Programının adı “Yuk” tu. O dönem bir çok Romalı müzisyen Apple bilgisayarı sequencer olarak onun ile kullandı. O dönemde Guarini benim yerimi alarak Goblin’e dahil oldu. O sırada ben Walter Martino (davul) ve Stefano Cerri (bass) ile bir grup kurmuştum. Daha sonra Maurizio bizimle Roller kayıtları ve bir kış turnesi sırasında bulundu. Daha sonra yine dört kişiye döndük.

Peki Suspiria film olarak nasıldı sence ?

Bazı yönleriyle Profondo Rosso’dan daha iyi. Daha iyi ve titizce bir çalışma. Suspiria Goblin stilini daha iyi temsil eden bir albüm. Eşsiz bir müzik tarzı ve tarz olarak sınıflandırılması halen zor olan müzik.

Profondo Rosso’nun gala gecesinden neler hatırlıyorsun ?

Birkaç kez gala düzenlendi. Argento salona girdiğinde ve filmin teması açılışta çalmaya başladığında büyük alkışlar kopuyordu. Avizeden sarkıp koltukların üzerine atlayan insanlar hatırlıyorum. Film gösteriminden çok bir rock konserine benziyordu. Profondo Rosso’nun notalarında başka hiçbir film müziğinde rastlanamayan bir büyü gücü var. Profondo Rosso’nun başarısından sonraki diğer filmlerde ismimizin yazdığı karelerde devamlı bir alkış kopardı.

George Romero’nun Zombie filmi için de çalıştınız.

Dario Argento dışında bir film için müzik yaptığımız ilk filmdi. George Romero bir önceki Dawn of the Dead ile çok ünlüydü. Bizim için ilk ve alışılmadık bir deneyimdi. Trafalgar Stüdyosuna neredeyse törenle girmiştik. Filmin Amerika’daki 70 milyon hasılatına rağmen, Bizim bu parada hiçbir payımız olmadı. Çünkü Amerika’da SIAE yok. ( Italyan sanatçıların telif haklarını savunan kurum )

“Ai margini della follia” da mütemadiyen devam eden ilginç ritmi nasıl yaptınız ?

Synthesizer , yankı efekti ve su dolu bir leğene vurulan bir baget ile …

“Risveglio’yu bestelerken piyano mu kullandın ?

Evet bence en iyi bestelerimden biri Babamın bazı şarkılarından ilham aldım. çok hüzünlü ve karamsardır, aynı filmin kendisi gibi

Romero’nun üçlemesi hakkında neler söyleyeceksin ?

Söylediğim gibi Dawn of the dead onun başyapıtıydı. “Zombi” yi severim ama “Il giorno degli zombi” den nefret ederim. Diğer iki filminin kopyasıydı.

“Il fanstastico viaggio del ‘bagarozzo’ Mark” Goblin ile yaptığınız son işiniz değil mi ?

Evet doğru. Ayrıca gerçek duygularımızı ifade ettiğimiz ve hassasiyetimizi verdiğimiz son çalışmaydı. “Il ragazzo d’argento”, “La danza”, “Mark il bagarozzo”gibi en kişisel şarkılarımız buradaydı. Bir de ilk defa şarkı söylediğimiz albümdür. Morante şarkıcılığını ve şarkı yazarlığını bu albümle başlattı.

Size göre grup neden dağıldı ?

Esasında grup arasında büyük bir anlaşmazlık yoktu. 78’in sonuydu ; Hepimizin diğer müzikal faaliyetleri Goblin’in çok uzağında kalmaya başlamıştı. Müzik piyasaı değişiyordu. Rock müziğin yerini dans müziği almış, Bizimle birlikte başlayan bir çok grupta dağılmıştı. Ne yazıkki Hem benim hem de Morante’nin babası ölmüştü. Başka müzikal gerçekliklere ihtiyacım olduğunu hissettim.

Ne yaptın peki o zaman ?

Müzik prodüktörü Giancarlo Meo ile tanışana kadar özel yaşamımda bazı güç anlar yaşamıştım. Beraberce Vivien Lee için daha munis ve yumuşak başlı müzikler yazdık ve yayınladık. Uzun bir süre Amerika’da beraber çalıştık. Hayatımdaki en şanslı anlarımdan biriydi. 1981’de Fransa’da altın plak alacağım “Walkman” ve Claudio Cecchetto ile beraber yaptığımız “Gioca jouer”’i besteledim. Amerika’da çalışırken ilginç ve açık görüşlü diyebileceğim müzik tavrını keşfettim. Goblinde harika uygulayabileceğimiz şeylerdi. Keşke bunu birkaç sene önce keşfedebilseydim.

“Tenebre” ile tekrar dönüşünüz nasıl oldu ?

Argento yaptığımız anlaşma üzerine bütün grubu “Goblin” olarak tekrar toplamak istedi. Fakat bu mümkün değildi, Morante “Zerolandia” , ben “Banana record”. ile sözleşmeliydim. Bu yüzden Goblin ismini kullanamadık. Plak Simonetti, Pignatelli ve Morante isimleriyle çıktı.

“Tenebre” şarkısını nasıl yaptınız ?

Elektronik davul seti ve Vocoder kullanarak. Vocoder’e “Paura, paura…”. diye vokal yaptım “Tenebre” yoğun olarak elektronik müziği kullandığımız ilk albüm oldu diyebilirim.

“Phenomena” soundtrack’inde nasıl yeraldınız ?

Albümün isim şarkısını Pina Magri seslendirdi. Benim bir bestemdi. “Sleepwalking” ve “Jennifer’s friend” ‘i Fabio Pignatelli ile yazdık. Argento başlangıçta müziğe karşı şüpheli ve mesafeli davrandı. Ama sonradan elektronik müzik ile kullandığımız soprano vokali beğendi. Sonradan “Opera” soundtrack’inde de aynı şeyi benden istedi.

“Demoni” deki çalışmanızdan tatmin oldunuz mu ?

Fazlasıyla, Kompozisyondan çok tad aldım. Ama herşeyden önce filmde Şeytana bürünen Sergio Stivaletti’yi çok beğenmiştim.

Filmi beğendinizmi ?

Evet , aynı zamanda Argento’nun ve filmlerinin zamanla kötü ve daha kötüye doğru gittiğini düşünüyorum. Profondo Rosso ve Suspiria yı yaparken yaptığı işte daha dikkatli ve özenliydi. Yaptığı seçimler hakkında bizlerle tartışırdı. Ve önerilerimizi dikkate alıp uygulardı. Şimdilerde herşeyi kendi yapmayı tercih ediyor.

Opera aynı kapak altında iki ayrı albüm olarak mı çıktı ?

Evet çünkü albümün haklarını iki ayrı firmaya birden verdi.

Goblin’deki işlerinizden pişmanlık duyuyormusunuz ?

Bazen , O döneme ait bir çok güzel anılarım var. Hala görüşürüz. Ve beraber çalışma fikri hiçbir zaman gözardı edilmemiştir. Ben onları en iyi İtalyan müzisyenler arasına koyarım. Bugün sahip olduğumuz elektronik aletlere o zamanlar sahip olabilseydik. Büyük işler becerebilirdik.

Müziğinizi nasıl tanımlarsın ?

Bilmem ? Etiketleri sevmem …… Sadece Goblin müziği diyebiliriz.

Fabio Pignatelli: Roma 30/10/1953

Spaghetti Nıghmares kitabında yeralan bu röportajın Alessandro Curci tarafından yapılan ingilizce çevirisi ; http://www.goblin.org sitesinde yeralmaktadır.

İlk Müzikal deneyimlerinizden bahseder misiniz ?

Müzikle ilk yakınlaşmam 11’imde gitar çalarak başladı . Fakat bu girişim yalnızca üç ay sürdü. 13’üme geldiğimde okul değiştirmiştim. Çok iyi gitar çalan bir çocuk vardı, onu ziyaret etmeye başladım. Sene 1966 ; en ünlü gruplar Stones ve Beatles ve Equipe 84 gibi bu tarz bir çok İtalyan grup, Onların şarkılarını çalmakla başladık. Universiteye başladığımda buluşma yerimiz Mahzen denilen bir lokaldi. Burada gitar çalarken ilk gruplarımla tanıştım. Bu dönemde de Procol Harum gibi anlık başarı sağlayan grupları hariç tutarsak aynı şeyleri çalardık. 1968’in ortalarında bas gitarist gruptan ayrıldı. O zamanlarda müzikte bas gitar çok önemsenmezdi. Ritm gitar onun görevini sağlamaya çalışıyordu. Gitarı bırakıp bas gitara geçmemin sebebi bu olmuştur. 1968’in sonlarında müzikte radikal değişimler yaşandı. Iron Butterfly , Cream , Traffic gibi gruplar ve Jimi Hendrix gibi sanatçılar bu dönemde çok popüler hale geldiler. Böylece bizde de yavaşça beat – pop geçişi başladı. O aralar neredeyse hemen her gün bir çok grupla çalıyordum. Roma müzik ortamında tanınmaya başlamıştım. Ve Bas’ın gereksiz bir şey olmadığını fark etmiştim.

“Punk” hareketler hakkında neler düşünüyorsun ? Ve bu döneme ait düşünce yapısı neydi ?

O dönemin düşünce yapısını benimsiyorum. Grubun ucubesiydim. Çünkü önceki senelerde baskın olan sansürcü ve dar düşünce yapısından sonra onları, özgür vicdanın ve ifadenin iyimser ve naif şekli olarak bulurum.

Buna rağmen , Massimo Morante tamamen farklı bir düşünce ile grubu ele geçirdi…

Morante böyle düşünüyordu , çünkü o tamamen farklı bir sosyal çevreden geliyordu.

Goblin içerisinde bir çok çelişkiler barındıryordu mu diyorsun ?

Evet bir çok çelişki vardı. Hepimiz farklı düşüncelere ve eğitimlere sahiptik. Ama stüdyoda sadece müziği düşünüp çalışırdık!

“Il fantastico viaggio…”psychedelic” bir albümdü ……ama uyuşturucu kullanımını yargılayan bir tavrı vardı ?

Aslında ben albümün “sosyal içerikli” bir çalışma olduğunu düşünmüyorum. Sözleri Morante’nin yazdığına bakarak böyle bir şey söyleniyor herhalde ? Ama herkes bu sözlere başka bir anlam verebilir.

O günlerdeki müzik hakkında ne düşünüyorsun ?

Bütün müzikal tavırlara açığım. Her birinin bir diğerini doğurduğunu ve yenilerine zemin hazırladığını düşünüyorum. ( Örneğin “dark” müziğin tabanı “rap” denilebilir ) Sadece bir trend olduklarını düşünmüyorum. Sadece “dark” ve “punk” tabir edilenler boğulup gittiler. Çünkü bu tavrı sürdürebilecek sanatçılar varolmadı.

En büyük firsatın ne olmuştu ?

1969’un sonunda “Le rivelazioni” diye bir grup tarafından bas gitaristlerinin yerine çağrılmıştım. Bu beni müziğe profesyonel olarak yönelmemi sağladı. O zaman kendime model olarak Jack Bruce’u almıştım. “Le rivelazioni” ile Cream, Beatles, Stones, Who, Zeppelin, Humble Pie yorumlardık. Bazı düzenlemeler yapıp, şarkı yazmaya başladım. O günlerde insanlar daha çok ve her yerde çalıyorlardı. Ve ilk session sanatçıları ortaya çıkmaya başlamıştı.

“Le rivelazioni” macerandan sonra neler yaptın ?

1972 sonunda Sicilyalı “Flea on the honey”’a dahil oldum. (Agostino, Antonio Marangolo and Carlo Pennisi) iki albüm çıkarmıştık bile. Onlarla iki turne yaptım. 1974’te Cherry Five’a girene kadar bazı konserlere çıktım. Cherry Five klavyeli bir grupla ilk deneyimimdi. Modeller yine değişmişti. Yes, King Crimson, Genesis, gibi İngiliz gruplar… Bas çalışımda değişti. Yeni mitler Chris Squire, John Wetton, ve Peter Giles’tı. Aylarca süren provalardan sonra Yes’in prodüktörü Eddie Offord’a bir demomuzu göndermeyi başardık. İlgilendi ve bizi Londra’ya çağırdı. Ne yazıkki Londraya geldiğimizde Offord Yes ile uzun bir turneye çıktı. Bazı konserler ve plak sözleşmeleri girişimlerinden sonra İtalya’ya geri dönmeye karar verdik. Burada bize Enrico Simonetti yardım etti ( Claudio’nun babası , hiçbir zaman unutamayacağım özel bir insandır ) Cinevox ile sözleşme yaptık. Vokalist olarak Tony Tartarini ile o dönemdeki bütün kayıtlarımızı yaptık. Plak Cherry Five olarak çıktı.

“Chery Five” nereden geliyordu ?

Ne özel ne de mecazi bir anlamı yoktu. Rastlantı sonucu seçilmiş bir şeydi. O dönemde Enrico Simonetti’nin Gamma Soundtrack’nde çaldık ve Giorgio Gaslini Profondo Rosso projesini bırakmasıyla Profondo Rosso’yu kaydettik.

“Gamma” da ne çalmıştın ?

Ritmler ve basta yer aldım.

“Profondo rosso” sonrası “Chi ?” ( Kim ? ) isimli bir single çıkardın …. Bu neydi ?

“Chi ?” TV’de yayınlanan “Sette storie per non dormire” programı için bir tanıtım müziğiydi. Bir “giallo” * hikayesinde yarışmacıların katili bulmaya çalıştığı bir yarışma programıydı. O zamanlar Herbie Hancock ve Chick Corea’nın bulduğu “Fusion” tarzından çok etkilenmiştim. Alphonso Johnson ve Jaco Pastorius bas’ın müzikteki rolünü tamamen değiştirdiler. Bas çok ön plandaydı. Çalış tarzları daha fazla teknik gerektiriyordu. Şüphesiz ki o dönem daha fazla çalıştığım bir dönemdir.

Profondo Rosso Soundtrack’inde niye Giorgio Gaslini ‘nin yerini almıştınız ?

Her şey Gaslini ile Argento’nun tartışmaları ile başladı ; Argento daha modern bir sound istiyordu ve Gaslini onu tatmin edemiyordu. Dario Nicolodi ile bir çok müzik denedikten sonra bizi çağırdılar. Kompozisyonlar için Claudio’nun evinde üç gün geçirdik. Böylece “Profondo rosso”, “Death dies”, ve “Mad puppet” ortaya çıktı.”Wild session” ve “Deep shadows” Gasslini’nin parçalarını yorumlamamız ile oldu. “School at night” and “Gianna” Gaslini’inin bestesinin orijinal halidir. Ve öyle yorumlandı.

Bu nedenle Gaslini ile bir probleminiz oldu mu ?

Hayır, Gaslini başka işleri vardı , Filmi unutmuştu bile

Profondo Rosso’daki o hoş arpeji kim buldu ? Morante’ye göre temanın başarısı onda gizliymiş.

Benimdi , Claudio sonradan akorları ekledi.

Kaydı nerede yaptınız ?

Roma’da Ortophonic Studio’da

Bu tür bir başarı bekliyormuydunuz ?

Hayır , Provalar sırasında parçayı dinleyenler şok oluyorlardı. Sonradan ise müzik filmin önemli bir eser olmasına yardımcı oldu.

Hangisi önce geldi Filmin başarısı mı ? Albümün başarısı mı ?

Başlarda film olağanüstü başarılı oldu, Sonrasında albüm neredyse bütün bir yıl listelerde zirvede kaldı ve Italyan müziğinde en büyük başarılardan biri haline geldi

Bu beklenmeyen başarıyı nasıl karşıladınız.

Serinkanlı kalıp kişiliklerimizi kontrol edebildik

Profondo Rosso’dan sonra özgün bir albüm olan “Roller” ı kaydettiniz ; Fakat bir önceki kadar başarılı olmadı.

Evet Sadece 10.000 adet sattı. Hala neden böyle olduğunu açıklayamıyorum. Profondo Rosso turnesi sırasında albüm satışlarını hareketlendirmeye çalıştık.; ama işe yaramadı. Belki plak şirketi Profondo Rosso’nun yanında bu albümün pazarlama ihtiyaçlarına ve Pop müzik grubu olarak imajımıza gerekli ilgiyi veremedi. Bizi bu işte yalnız bıraktılar. O zamanlar gençtik ve ilgilerimizi nasıl yönlendireceğimizi bilebiyorduk.

Albüm kapağındaki elf’i kim düşünmüştü ?

Yayıncımız Carlo Bixio.

“Profondo rosso”dan sonra kaç turne yaptınız ?

Ricccardo Cocciante ile bir tiyatro konseri verdik. Cenova SIM’deki konserde şimdi bulunması neredeyse imkansız olan bir video çekildi. Ve bir de Roma’da Palasport’ta Phenomena’da görülen konser filme kaydedildi. Her halükarda büyük bir turne yapma fikrimiz yoktu. Sadece 1200 seyirci toplayabilmiştik.

“Suspiria”deneyiminden bahsedermisin ?

Bu albümü yapmak için Argento ile daha güçlü bir ilişkimiz vardı. Rock kökenimizi terketmeye ve stüdyo efektlerinin büyüsünü kullanmaya başlamaya , hızlı ve yavaş partisyonlar yazmaya teşvik etti. Suspiria’nın müziği görüntülerle ayrılmaz biçimde birleştirebilen en iyi soundtrack’ımız olduğunu düşünüyorum. Bir çok sebebe bağlı olarak yüksek üretim çabası gerektiren ve her hangi bir müzikal tarzın dışında olan bir soundtrack.

Bir sonraki albüm “Il fantastico viaggio del ‘bagarozzo’ Mark” ?

Müzikal olarak mükemmel olsa da en büyük ticari başarısızlığımızdı.Albümdeki büyük hata Morante’nin vokali ile müziğin uyumsuzluğudur. Morante daha sonraları iyi bir şarkıcı olduğunu gösterdi. Sorun daha önce şarkı formunda bir şeyler yazmamamızdan kaynaklanıyordu. Ve sonuç bize tecrübesizliğimizi kanıtladı. En iyi şarkılar “Le cascate di Viridiana” ve “Notte”, gibi en çok enstrümantal olanlardı.Besteleri yaparken onları Peter Gabriel’in söylediğini hayal etmiştim.

Zombi ve soundtrack’i hakkında ne düşünüyorsun ?

Filmin Avrupa montajını yapan Argento ile hemfikir değilim. Orijinal versiyon üç saatti ve hikayeyi , karakterleri ve anlamını ön plana çıkarıyordu. Dawn of the dead ( filmin Amerikaya pazarlanan diğer versiyonu ) ile yanyana koyulduğunda daha ihtişamlı gelişiyor ve daha kişisel kalır. Filmin İlk bir saatten sonrası bir sonraki “Demoni”nin ipuçlarını veren ve filmi kanlar fışkıran (slasher ) bir videoklip seviyesine indirdi. “Demoni”. Sonuçta filmin bence harika olan hikayesine önem vermedi. Bizim işimiz için aynı şeyi söyleyemem filmin sahnelerine uyacak, bulunması güç ve gerçek sesleri bulmak için çok çalıştık.

Zombi’den sonra grup neden kayboldu ?

Massimo şarkıcılık kariyerine devam etmek istedi. Claudio disco müzik işine daldı. Agostino, Maurizio ve benim böyle bir isteğimiz olmadı. Claudio’nun bu zihniyette bir prodüktör bulma girişiminde biz aynı görüşte değildik ve biz ayrıldık. Sonrasında kimse Goblin markasını sahiplenmedi. Ben de Goblin’i eski sözleşmemizin bir parçası olarak gördüm.

Patrick soundtrack’ında neden yeraldın o zaman ?

Yapımcı Dino de Laurentis Brian May’in yaptığı müzikten hoşlanmadı. hiçbir yönlendirmede bulunmadan işi bize verdi. Maalesef “La via della droga”, “Squadra antimafia”, “Squadra antigangster”, “Contamination” ile kıyaslandığında çok kötü sattı.

“St. Helens” nasıl bir albüm oldu ?

İki Amerikan yapımcı ile çalıştıktan sonra yaptık; ve en zengin imkanlar bulduğumuz yapım oldu. Los Angeles’ta kaydettik. Sixty Element Orkestrası elektronik sound’umuzu uyum sağladı. Önceki hayal kırıklıklarımızdan sonra bizi mutlu eden bir deneyimdi..

Tenebre’de Simonetti ,ve Morante ile tekrar çalışırken neler hissettin ?

Başlarda oldukça isteksizdim Claudio disko müzik çalarken hiç hoşlanmazdım. Farklı müzikal zevklerimizi hep beraber ortaya koyabileceğimiz konusunda endişeliydim. Sonra Argento’nun önerisini kabul ettim. “Tenebre” elektronik müziğin samplerların kullanılmasında sonra daha iyi eller tarafından nasıl kullanılabileceğini göstermiştir. Massimo düzenlemelerimizin uyumlu olmasına çalıştı. Dario daha önce “Profondo Rosso” da yaptığı ve halen yaptığı gibi bazı ekler ve vurgular yaptı.

Müziğin elektronik olarak gelişmesi hakkında neler düşünüyorsun ?

Elektronik daha önce dinlediklerimizden çok daha fazla miktarda ve boğucu olarak kullanılıyor. 60’ların sonlarında bunu kötü bir şans olarak görürdüm. Ama müziği bu kadar kısa sürede değiştireceğini düşünememiştim. Gerçekten acınası bir şey.

Peki ya “Phenomena” ?

Synthesizerlar ve bilgisayarlarla çok çalıştım. Çalışmamdan çok memnunum. Bence Dario hikayenin psikolojik tarafına önem vermemekle hata etmişti. Yaptığım “Jennifer” bence çok iyi bir aktrist olan Jennifer Connelly’nin gülümsemesini ve yüzündeki edayı çok iyi ifade ediyordu.

“La chiesa” yı nasıl hazırladınız ?

Bilgisayarda dört şarkı besteleyip, doğrudan dijital banta aktardım.

Sana göre korku filmlerinde müziğin işlevi nedir ?

Filme göre değişir. Profondo Rosso müzik olmasa da korkutabilirdi. Ben yoğun olarak müzik kullanılmasına karşıyım. Özellikle “giallo” filmlerinde. Müzik belirli bir atmosfer ve ortam yaratır. Ancak , filmden alabileceğiniz gerilim ve şüphe hissi yönetmenin kabiliyetine bağlıdır.

* Giallo : İtalyanca’da sarı , İtalya’daki cinayet , korku türü seri kitaplar sarı kapaklar ile çıktığından korku ve gerilim filmlerine bu ad veriliyor.

Massimo Morante: Roma 6/10/1952

Spaghetti Nıghmares kitabında yeralan bu röportajın Alessandro Curci tarafından yapılan ingilizce çevirisi ; http://www.goblin.org sitesinde yeralmaktadır.

Müziğe ilk adımını nasıl attın ?

Yeni yetme bir Jimi Hendrix ve Rock-Blues aşığı olarak elektrik gitar çalmaya başladım. Arkadaşlarımın mahzeninde yüksek sesle çalardık. Ama iyi bir ses yakalamak için değil sadece gürültü ve eğlence için. “gürültü için gürültü” yapardık ! 18’ime geldiğimde Claudio Simonetti ve Walter Martino ile tanıştım. Beraber çalmaya başladık

1974’deki İngilizce döneminizden neler hatırlıyorsun ?

Cherry Five’ta İngiliz vokalistle çaldığımız dönemde yaptığımız albüm bizi Eddie Offord’a ulaştırdı. Müzikal projelerimizle ilgilendi , Bunun bizim için iyi bir şans olduğuna emindik ( belki de fazla abarttık ) Keith Emerson’un stüdyosundan bir piyanosunu kiraladık. Birkaç demo hazırladık. Ve oradaki kolejlerde bazı konserler verdik. Ama sonunda İngiltere’de düşündüğümüz plak işi olmadı ve elimize konserlerden çok az para geçti.

Keith Emerson ile kişisel olarak tanıştınız mı ?

Stüdyodaki çalışmalarımızdan önce tanıştırıldık ama sonradan başka bir yakınlaşmamız olmadı. Ama hatırlıyorum Emerson o zamanlar başarısının zirvesindeydi. Ve tamamen bir üşütüktü. Konser salonlarında bir “easy rider” tavrıyla dolaşırdı. Tamamen kendi dünyasında yaşıyordu.

60’ların ideolojik ve siyasi hareketlerini nasıl yaşadın ?

Pek içinde değildik. Çiçek çocukları bütün zamanlarını sokaklarda geçirirdi. Biz devamlı stüdyodaydık ve hayatımız tamamen farklıydı. Tabiki bizimde siyasi düşüncelerimiz vardı. Fakat kariyerimizi sürdürebildirmek adına herhangi bir politik oluşuma dahil değildik. Bana kalırsa , gruptaki diğerleri de benimle aynı düşüncedeydi 1968 ülkedeki en karanlık yıldı. Komünist parti bir çok genci kutuplaştırılıp terörist yapmaya çalışıyordu. İşcisınıfının oylarına oynuyorlardı. Biz bu sıralarda hiçbir gruba dahil değildik. Diğerleri özgür gibi davranırken Biz tamamen özgürdük

İngiltere rüyanızda kalmıştık. Nasıl sonlandı ?

Offord hiçbir şey yapmadan oyalandığından Roma’ya döndük. Belki yapabileceklerimizden emin değildi. , belki de “Yes” ile fazla meşguldü. Sonuçta bu konuyu fazla düşünmedik daha ısrarcı olmalıydık. Fakat çok para kaybetmiştik.

Offord’un sizi refüze etmesi kariyerinizi sınırlamış olabilirmi ?

Bilemem …..belki kim bilebilir ki ?

Bir prog-rock grubu olmanızın film müzikleri yapmaya başladığınızda bir engel olduğunu düşündünüzmü ?

Evet ben düşündüm. başlarda film müzikleri yapmayı düşünmüyorduk.

O zaman Dario Argento ile tanışmak bu olumsuzluğu size yaşatmadı diyebiliriz

Tabiki Dario Cherry Five’taki şarkılara vuruldu. V bir kaçını Deep Shadows ve Profondo Rosso’nun girişinde kullandı.

Sana göre Profondo Rosso’nun bu kadar başarılı olmasının sebebi nedir ?

İşin sırrı daha sequencer diye bir şey yokken bizim bir prototipini kullanmamızdır. Arpeji dört ölçü çaldık ve “sequencer” üzerinden bir döngü yarattık. Dario’ya İyi bir miksajın şarkıya gerçek gücünü vereceğini belirttik. Kayıt esnasında “daha karanlık bir ses” elde etmek için tellerin altına kauçuk bir köpük sıktım. Son olarak Claudio’nun fikriyle kilise orgu kullanıldı.

Albümde neden Gaslini’nin şarkılarını da çaldınız ?

Dario’nun fikri değildi , Cinevox öyle istedi. Çünkü bir albüm için çok fazla boşluk vardı.

Gaslini’nin Profondo Rosso’daki bestelerini beğenirmisin ?

Pek değil , School at night dışındakiler bana çok gülünç gelir.

Gaslini’nin parçalarının orijinallerinden (Deep shadows, Death dies) ne kadar ilham aldınız ?

Tabiki parçaların melodilerinde sadık kaldık.

Mike Oldfield’ın Tubular Bells’ini taklit ettiğiniz doğru mu ?

Dario bizden etkilenmemiz için bir çok parça dinlememizi istese bile ( Tubular Bells de bunlardan biriydi ) Ben parçadan herhangi bir şey aldığımızı düşünmüyorum. Tabiki her iki parçanın benzer dinamikleri var.

Oldfield’ın soundtrack yapımlarında bir değişim sağladığını düşünüyormusun ?

Hayır Oldfield bir deneyim yarattı. Ama köklü bir değişiklik değil.

Profondo Rosso ve Suspiria hakkında ne düşünüyorsun ?

Profondo rosso Italyan sinemasını dışarıda ünlendirdi. Suspiria da olağanüstü bir filmdi. Her anında büyü ve şiddet vardı. Argento’nun kariyeri için iyi bir kapanış olurdu. Daha sonra hiçbir zaman bu seviyeyi yakalayamadı. Müziğimiz bu filmlerde destekleyiciydi, ama bence filmin kalitesini de geçiyor.

Dario ile çalışmanız neye dayanıyordu ?

Birlikte çalışırken içten bir ortak ve arkadaş gibiydi. Ama kamuoyunda bizim önemimizi gerektiği kadar vurgulamadığını düşünüyorum. Yaptığımız işten ne kadar tatmin olduğuna bakınca , Hiçbir zaman müziğimizin filmin başarısını arttırdığını itiraf edemediğini düşünüyorum. Bu onun budalaca kıskançlığı

Argento Inferno için Keith Emerson’u seçtiğinde tepkiniz ne oldu ?

Bir şekilde bu davranışını çekemedik. Ama sonuçta bu fazla sürmedi. O zaman Emerson’un müziğinin temaya ve görüntülere uymadığını düşündüm. Aslında Argento’nun müzik zevki değişmişti. “Phenomena” ve “Opera” da değişik müzik tarzlarını kaynaştırmaya çalıştı. Pek başarılı sonuçlar alamadı. Gerçi Simonetti’nin müzikleri de filmlere oturmamıştı.

Peki “Roller” için neler diyeceksin ?

Kaydetmek altı ayımızı aldı. Bir şey çok uzarsa çoğunlukla pek iyiye gitmez. Kompozisyonlar hakkında çok fazla tartıştık. Ve hiçbir zaman enstruman seçimlerinde uzlaşamadık. Sonuç olarak ; Bu kaydı çok sevsem de bir plak olarak kendine özgü bir yanı yoktur. Roller bizi film müziği yapmaya itti.

İlk turunuzdan neler hatırlıyorsun ?

O devirde başarının tadını almıştım. Bir çok sadık hayranımız olduğunu görmek harikaydı. Maalesef bir araba kazası geçirdik ve turu bitirdik.

O zaman hangi gitarları kullanıyordun ?

Akustikler Martin, Elektrikliler Fender Telecaster and Stratocaster, Gibson Les Paul ve özel yapım bir gitar.

Zombi’deki varlığınız önemlimidir ?

Evet öyle ; Aslında bütün albüm elektrik ve akustik gitara dayanır. Sadece bazen zombie iniltileri çıkardık. Argento da bize yardımda bulundu. Bunun bize yaptığı tek yardım olduğunun altını çizmek istiyorum. Müzik hakkında pek bir şey anlamaz ama filmin yapımcısıyken bizimle bir ağabey gibiydi. Bizde onu memnun etmek için Albümde Goblin’in yanında “Dario Argento’nun destekleriyle” Bir başka deyişle ona güzel bir armağan verdik.

Film nasıl sence ?

Nefret ederim , Sadece gotik korku filmlerini kabul edebilirim. Bence kan banyosu filmin tansiyonundan götürür.

Gelelim “Vampyr” ‘in müziklerine ?

Hali hazırda olan şeyleri elden geçirdik , Bazıları Zombie için hazırladığımız ama kullanmadıklarımızdı.

Biraz “Il fantastico viaggio del ‘bagarozzo’ Mark” hakkında konuşalım

Herşeyden önce “bagarozzo” ( İtalyancada böcek ) böcek değil,. Kaçık bir karakterdir. Albümse şarkı formunda bir fabldır. Uyuşturucu müptelası bir çocuğun temizlenmesini hikaye eder. O zamanlar eroin kaynaklı ölümlere günümüzdeki kadar sık rastlamazdınız. Bu sebeple Goblin olarak zamanın ötesinde olduğumuzu düşünüyorum. O sıralar uyuşturucuya karşı çıkan tek grubun Goblin olduğunu düşünüyorum.

Sözler sana mı aitti ?

Evet , çünkü başvurduğumuz hiçbir şarkı sözü yazarı yaptığımız müziğe söz yazmak istemedi. ‘Mark il bagarozzo’ ya gelelim ; Bu bir mecaz : Uyuşturucu bir çiçek olarak açtığında karanlıklar saçan , kendini mahveden bir topluluğu betimler. 8 bacağı ve kanatları olan Ana karakter kendi benliğini bularak bu acımasız dünyadan kurtulabilir.

‘Terra di Goblin’ ( Goblin Dünyası )Mark’ın yaşadığı yerden başka bir şey değil.Mark kendini sorgular ve Goblinistanı reddeden diğerleri gibi yaşamaya karar verir.

‘Opera magnifica’ müzikal yeteneklerimizi yansıtmak için yazdığımız bir parça. Hayranlarımıza ithaf edilmiştir.

‘Un ragazzo d’argento’ : ( Gümüş çocuk ) Gümüş çocuk kurtulmaya karar vermiş Mark. Parçanın ismi “Gümüş çocuk” çünkü daha altın olamamış.

‘La danza’ Mark’ın eroin etkisinde olduğu anları ve uyuşturucularla dolu evrenini yeren bir hiciv.

‘Notte’ ( Gece ) bir uyuşturucu satıcısı üzerinedir. Son üç mısrası İncilde geçen İsa’nın Aziz Peter’e dediği “Horoz öttüğünde beni öldüreceksiniz “ üzerinedir. Mark hem benliği hem de şeytanın etkisindedir. Peter’in İsa’yı öldürdüğü gibi o da Şeytanı öldürecektir.

Bu albümden tatmin oldunuz mu ?

Hem evet hem hayır. Farklı bir albüm olduğunu düşünüyorum ” Il fantastico viaggio..!! ” ( Fantastik yolculuk ) “Roller” deneyimimizden sonra bir grup olarak tekrar ortaya çıkmak istiyorduk. Fakat , söz yazımında problem yaşadık. Her bakımdan zorlandık.

Gruptan ayrılmayı nasıl kabul ettin ?

Esasında hiçbir zaman grubu teketmedim. Grubun yapabileceği bir şey kalmamıştı. Müzikal kimliğimizi oturtamayacağımızı farketmiştim. Herkes diğerlerini kaale almadan fikirler sunuyordu. Yaptığımda yanlış bir şey yoktu.

Hangileri seninle aynı fikirdeydi ?

Önceki deneyimlerime bakasan belki Claudio, ama diğerleriyle de iyiydim.

Goblin’i nasıl tanımlarsın ?

Progressive Rock grubu.Modern prog-rock’tan tamemen farklı. Fikirlerimizi müzikle ifade ediyorduk. Ve sözlerin desteği olmadan yapmak istiyorduk. bu biraz zordu. Modern gruplar müzik ve sözleri kaynaştırıp yapıyor ve çok azı bir şeyler ifade edebiliyor.

Pino Donaggio ve Ennio Morricone bir filmin sanatsal değerini görüntülerle müziğin ortak paylaştığına inandıklarını belirtiyorlar. Fabio Pignatelli ise müziğin bir yere kadar desteklediğini gerçek sanatsal gücün yönetmenin kabiliyeti ile doğru orantılı olduğunu söylüyor. Profondo Roso’nun müzik olmadanda etkileyici olacağına inandığını söyledi. Sen ne dersin ?

Her şeyden önce Goblin’in müziği ile Donaggio ve Morricone’nin müziği arasında kıyaslama yapamayız. Çünkü çok farklılar. Mesaj şekilleri farklı. Müziğin diğer komponentlerden daha önemli olduğu söylenemez ama şu konuda eminim ; iyi müziğin iyi görüntüden daha etkisi daha fazladır. Gerçek şu ki “Profondo Rosso” ikinci kez vizyona girdiğinde tanıtım filmlerinde “olağanüstü müzikler GOBLIN” ifadesi yeralıyordu. Bence bu filmde gerçek etkisinde Goblin’in payı %75dir.

Agostino Marangolo: Catania 25/6/1953

Spaghetti Nıghmares kitabında yeralan bu röportajın Alessandro Curci tarafından yapılan ingilizce çevirisi ; http://www.goblin.org sitesinde yeralmaktadır.

Müziğe ilk adımlarınızı anlatabilirmisin ?

On yaşıma geldiğimde davulları ve rock müziği sevmeye başladım. Saksofon ve piyano çalan ağabeyim Antonio ile bazı gruplarda çaldıktan sonra müzikal yateneklerimizi babama kanıtlayabildik ve profesyonel olarak bu işi yapmaya karar verebildik. O zamanlar aristokrat ve sol kökenli olan ailemizden her hangi bir destek almadık. Onlar Uzun saç + şehir yaşamının = uyuşturucu + şiddet olduğuna inanıyorlardı. Ama babam Sicilyanın bir sanatçı olarak yaşamak için doğru yer olduğunu düşünmüyordu. 1969 da bizi RCA’ya götürerek “Flea on the honey” isimli grubu kurmamızı ve kayıt yapabilmemizi sağladı. Ki o albüm hiç satmadı. 1975’te Roma’da çok sık gittiğim bir pub olan “The Titan” da Walter Martino ve Claudio Simonetti ile tanıştım. O anda sanatsal yönüm de değişmiş oldu.

Goblin’e nasıl katıldın ?

Gruba Profondo Rosso’nun kayıtları sırasında Walter Martino’nun yerine girdim. Bütün grup beni çok sıcak karşıladı. Kısa zamanda Fabio Pignatelli ile dost olduk. O da benim gibi caz seviyordu. Diğerleri Genesis , Yes gibi Rock gruplarından hoşlanıyordu. Ailemde de her zaman caza çok değer verilirdi.

Stüdyoda nasıl çalışıyordunuz ?

Gerçekten çok iyiydi. Diğerlerinin yaptığını hemen kaptım ve “Death dies”a da bazı fikirlerimi kattım.

Dario Argento için ne düşünüyorssun ? Size yardımcı oluyormuydu ?

Evet yardımcıydı. Müzikler hakkındaki bütün kararları beraber alınırdı. Dario çok zeki ve etkileyici birisidir. Çok kuvvetli müzikal içgüdüleri vardır.

Profondo Rosso’yu kaydettiğinizde filmin bir kült bertemesine yükseleceğini ve müziklerinin çok büyük bir başarı yakalayacağına inanıyormuydunuz ?

Doğrusunu söylemek gerekirse benim hiç şüphem yoktu.

Profondo Rosso gerçekten çok başarılımıydı ?

Evet , 56 hafta listebaşında kaldı. Riccardo Cocciante’ye destekçi olduğumuz turnede ondan daha fazla seyirci topluyorduk

Bundan rahatsız olmuşmuydu ?

Hiç değildi , O da bizim gibi genç ve daha kariyerinin başındaydı. Çok ciddi bir müzisyendi ve sadece bizim adımıza mutlu oluyordu. Goblin görüntü ve imajdan çok müziğe odaklı bir gruptu. Tıpkı günümüzdeki başarılı ve büyük bir çok grup gibi.

Suspiria Profondo Rosso kadar başarılımıydı ?

Hayır , fakat Suspiria’daki müziğin ticari olmayan bir tavrı vardı. Film müziği veya başka bir yere koyulamayacak deneysel bir albümdü. Bu açıdan bakarsan çok ilginç bir deneyimdi. Bu albümde Profondo Rosso’dan daha fazla görev aldım. Ayrıca bu albümde hiçbir sınırlama olmadan sıradışı ve değişik enstrümanlar çalma olanağım oldu. Argento biraz “Kraftwerk tarzı” muzikler istedi bizde onu mutlu etmekten hoşnuttuk. Sonuç çok iyiydi. Dario çekimlerde müzikleri aktörlerin doğru bir atmosferde olmaları çalardı.

Suspiria’dan sonra neler yaptığını anlatırmısın ?

Suspiria’dan sonra herhangi bir filmle alakalı olmayan Roller’ı katdettik. Fakat bu bir başarısızlık oldu. Böylece Goblin’in film müzikleri yapan ve seslendiren bir grup olduğunu anladık. Ama ne olursa olsun yeni deneyimlerimiz olsun istiyorduk. Konser vermek istiyorduk. Ve şarkı formunda bir albüm yapmak için prodüktör arıyorduk. Böylece “Il fantastico viaggio del ‘bagarozzo’ doğdu. Bu albüm sonun başlangıcı oldu. Hangi yöne kayacağımızı tartışmaya başladık. Pignatelli ve ben film müziklerine devam etmek istiyorduk; çünkü millet bizi bu işlerimiz yüzünden tanınıyordu.Ve “Zombi”den hoşnut kalmıştık. Bu önemli işten sonra Claudio grubu bıraktı, ardından da Argento da bizimle çalışmayı bıraktı.

Ondan sonra ne oldu ?

Pennisi, Guarini, ağabeyim ve ben Patrick, Buio omega ve Contamination’ı kaydettik. Sonradan ağabeyim Notturno ve St Helens’te de çaldı. Ama ne yazık ki Goblin diye bir grup kalmamıştı artık. Film müziği tarihinde bir köşe taşı olmuştuk. Ama çok gençtik ve kendimizi idare etmeyi beceremedik. Ve son derece önemli bir fırsatı kaçırdık. Ayrıca 70’ler tamamen farklı bir dönemdi. O yıllarda insanlar para ve başarıyı düşünmeden tutkuyla çalıyorlardı. Müzik dünyası büyük bir aile gibiydi.

Goblin sonrası neler yaptın ?

1980’de Carlo Pennisi ile Perigeo’ya katıldım. Benimle beraber kadro Carlo Pennisi, Giovanni Tommaso, Maurizio Gianmarco and Danilo Re’den oluşmaktaydı. Bir yılda iki turne yaptık, ve sonrasında Effetto amore’yi kaydettik. Sonraki “L’aldilà” film müziğinde session-man olarak yeraldım. Ardından Alberto Fortis ile turneye çıktım. Birkaç yıl sonra Pino Daniele’in grubuna katıldım.

Maurizio Guarini: Roma 25/1/1955

Müzik tutkunuz nasıl başladı ?

10,11 yaşlarıma geldiğimde gitar çalmaya başladım. Okulda düzenlenen bazı konserlerde arkadaşlarımla birlikte rock müzik yapıyorduk. Sonunda klavye ve elektrikli piyano çalmaya başladım. Ve caz camiasında profesyonel olarak çalışmaya başladım.

Ta ki 1975’te Goblin’le tanışana kadar…

Profondo Rosso’nun çok popüler olduğu zaman Claudio Simonetti , Walter Martino ve diğerleri arasında bazı tartışmalar vardı.Kuzeyden güneye bütün İtalyayı kapsayacak iki aylık turne sırasında çalacak müzisyenler arıyorlardı.

Bu sıralarda hangi tarz müzikten etkileniyordunuz ?

Tabiki Genesis ve Gentle Giant tarzı “soft rock” Hiçbir zaman hard rock sevmedim. Hard rock karakterime uygun bir müzik değildir. Müzikseverler Beatles ve Stones diye ayrıldıkları sıralarda ben ilk grupta yeralırdım.

Suspiria’da isminiz yeralmamasına rağmen çaldığınız doğru mu ?

Evet doğru, Parçalar kaydedildikten sonra prodüktör Carlo Bixio ile para konusunda bir tartışmam oldu. Ve Ciddi olarak grubu bırakmayı düşünüyordum.

Bir müzikal yardımcı olarak Dario Argento hakkında ne düşünüyorsun ?

Dario’nun gerçek bir müzik yeteneği olduğunu düşünmüyorum. Ama güçlü sezgileri vardı ve seyirciyi kısa zamanda müzik ile etkilemeyi beceriyordu. Teknik yönlerdeki cehaletinin üstesinden gelerek düşgücünü eserlerine iyi yansıtıyordu.

Patrick ve Contamination’da nasıl çalıştınız ?

Profesyönel bir işten çok arkadaşlara yardım şeklinde birşeydi. Bu sebepten dolayı plaklarda ismim geçmez.

Goblin’in çözülmesini nasıl yaşadınız ?

Ben bunu yaşamadım. Bu grubun başarılı olduğuna inanmıyordum çünkü. Arkadaşlığımız sebebiyle diğerlerini ( Pignatelli , Agostino Marangolo ) izledim. “Fantasy” aşığı birisi değilim çünkü.

Sonrasında neler yaptın ?

Eşimin yazdığı dizelerden yola çıkarak “Volo” yu kaydettim. “Est” dışındaki bütün şarkılar Maurizio Lusini tarafından söylendi. Goblin’de bu albümde biraraya gelecekti ama Sadece Fabio bas çaldı. 1982’de “sequencer”lar daha yoktu, David Wilson basit bir elektronik davul kullandı. Gitarlarda Maurizio Lusini klavyelerde de ben vardım. Parça San Remo’da başarı sağlayamadı , sonradan TV programı “Discoring” de tema müziği olarak kullanıldı.

Ya sonra ?

Italyanın en önemli şarkıcıları ile bazı turneler yaptıktan sonra Pino Donaggio “Sotto il vestito niente”. nin film müziklerinde sequencer’ını kullanmam için beni çağırdı. O dönemdeki bir çok müzisyen gibi Pino Donaggio da modern samplerlar ve sequencerlar hakkında çok az şey biliyordu. O günden beri beraber çalışıyoruz.

Walter Martino: Milan 18/4/1953

Claudio Simonetti ile tanışmanı anlatırmısın ?

Claudio ve ben çok gençken tanışmıştık. 17 yaşındaydım ve arkadaşlarımla Hendrix ve Cream çalardım. Claudio beraber grup kurmayı önerdi ve “Il ritratto di Dorian Gray” ‘i kurduk.

Grupta kimler vardı ve ne tür bir müzik yapıyordunuz ?

Başlangıçta grupta 5 kişi vardı. Benimle beraber Claudio , Luciano Regoli ( Vokal ) Fernando Fora ve Roberto Gardin ( gitarlar ) , sonradan üçlü olduk Massimo Giorgi ( bas ) ile birlikte Claudio ve ben sonradan Goblin stilini oluşturacak olan “Barok-rock” çalmaya başladık. O dönemde Nice , ELP gibi gruplardan hoşlanıyorduk. Yeni sesler yaratmaya çalışıp, son derece uzun parçalar , gerçek süitler yazıyorduk. 5/4 , 7/8 gibi acayip tempoda şeylerdi.

İsminizin anlamı neydi ?

O zamanki gruplar “Premiata Forneria Marconi” , “Banco del mutuo soccorso” gibi büyük ve uzun isimler kullanıyordu. Biz de aynısını yapmak istedik !

Sonra ne yaptınız ?

Birkaç sene sonra Claudio askere çağırılınca grup dağıldı.Ama ben başka gruplarda çalmaya devam ettim. Paolo Rustichelli ile çalıştım.

Profondo Rosso’dan neler hatırlıyorsunuz ?

Unutulmaz bir deneyimdi. İlk başta Giorgio Gaslini’nin müziklerini aranje edip adam başı 100.000 liret alacaktık. Birdenbire Argento bize Gaslini’ye yaptığımız “sert” düzenlemelerden farklı olarak gerçek rock şarkıları yazmamızı önerdi. Claudio’nun evindeki o uzun gecede 1 miyon kopya satan o albümü yazmıştık.

Tema parçasını kim keşfetmişti ?

Normalde şarkı grubun ortak çalışmasından doğdu. 4/4 ölçüdeki arpej Fabio tarafından bulundu. Morante değiştirerek bir ölçü 7/4 bir ölçü de 8/4 te çaldı. Ben moog partisyonlarını besteledim. Claudio bütün org partisyonlarını düzenledi.

Melodinin Mike Oldfield’ın kopya edildiği suçlamaları oldu ……..

Kesinlikle yalan Absolutely false. Arpej nedense o parçayı hatırlatıyor. Ama sadece çalmak istediğimiz bir tavırdı.Günümüzde herhangi bir parça modern samplerlar ile yeni bir hale getirilebiliyor.

Sonra neler oldu ?

Profondo Rosso’nun miksajı sırasında Sandro Centofanti, Nicola Di Staso, Federico d’Andrea ve Dino Kappa tarafından kurulan “Libra” beni çağırdı. Teklifi reddetmedim. Çünkü onların müziğini daha çok beğeniyordum. Sonraları “fusion” olarak adlandırılan bir çesit “funk-rock-jazz” dı.

Bu deneyimini anlatırmısın ?

Libra grubu Amerika’ya götürecek olan Danny Besquez ile sözleşme yaptı. Orada 6 ay kaldık. Frank Zappa’ya ve “Tubes” gibi gruplara ön grup olduk. Bir gün Profondo Rosso’nun İtalya’da 1 numara olduğunu keşfettim. Gerçekten şok olmuştum. Böyle bir başarıyı beklemiyordum. …..

Sonraları Libra neler yaptı ?

Amerika’da kaldığımız sırada ortada bazı anlaşmazlıklar vardı. İkinci albümü kaydettikten sonra İtalya’ya dönerek Amerikan rüyamızı terk ettik.

Libra’nın “Shock” film müziği ile neredeyse Goblin gibi bir tecrübesi oldu değil mi ?

Evet ama plak ne yazık ki İtalya’da o kadar başarılı olamadı. Buna karşılık yurtdışında daha çok sattı. Bu plak içn hala Japonya’dan telif ücreti alıyorum.

Goblin’den ayrıldığınıza pişman oldunuz mu ?

Düşünüyorum da onlarla kalsaydım kendi yaşamımdaki ve kariyerimdeki o güzel deneyimleri yaşayamayacaktım. Film müziği bestelemek harika bir serüvendir , özellikle müziği başarılıysa. Ama herşeyi baştan yaşama fırsatım olsa yine aynı seçimleri yaparım. Bana bir çok güzel şey yaşattı. Ve kim bilebilirdi ki Goblin’in bir daha toplanacağını ?!

Çeviri; Cenk Akyol akyolcenk@hotmail.com

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

22 Ekim 2007 tarihinde Prog Grupları içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: