Türkçe The Pros And Cons .. Açıklaması

Otostopun yarar ve zararları. Roger Waters’ın karısına ithaf ettiği en kişisel ve gizemli albümü. Evli bir erkeğin rüyalarla ortaya döktüğü karmaşık iç dünyası. Rhythm & Blues, Rock, Folk müzik formlarının şiirsel şarkı sözleri ile kaynaştığı bir başyapıt. İsminin yanıltıcılığına kapılıp arabada dağda bayırda dinlenirse bütünlüğü bozulabilir; sadece müziğe odaklanabilir insan; yere boylu boyunca uzanıp gözünüzü kapatıp dinlerseniz müzik sözlerle eşzamanlı olarak etkisi altına alıyor.

Bu albüm güvensizlik, cinsellik ve iletişim kopukluğu üstüne. Kadınlar tarafından anlaşılamamanın yarattığı yoğun zihin meşguliyeti üstüne. Hepimiz en iyi ve en aşağılık taraflarımızı konuşabileceğimiz ve buna şaşırmayacak birilerini aramıyor muyuz? Özellikle erkekler. Roger Waters da bir erkek, ve evli bir erkek. Metaforla örülü yer yer kabusa dönüşen rüyalarını anlatıyor bize. Başı sıkıştığında “o rüyaydı sadece” diyebilecek. İçiçe geçmiş rüyalarda, korkularla oluşmuş yetersizliğinin üstesinden gelemeyen bir erkeğin, karısını hedef alarak kadınlara yönelttiği öfkesi çok yoğun hissediliyor. Reddedilme korkusu ve yalnızlığı karısına ulaşmasını engelliyor. Zayıflığını ortaya koymaktan çekinmiyor, mutsuzluğunun sorumlusu olarak onu görüyor, rüyalarında bütün suçu ona yükleyerek rahatlama ihtiyacı hissediyor. Ne zamanki erkeklere has sorunları olan kafası meşgul bir adam olduğunu farkediyor, suçlamalarını karısından alıp kendi omuzlarına atıyor. Lafın özü şiirdir, şarkı sözleri de bir anlamda şiirdir; bu albümü uzun yıllardır dinliyorum, 10 yılın sonunda iyice anladım ki bu bir orta yaş albümüdür; ilk dinlediğimde uçarı hatta uçuk bulmuştum, altında yatan görmüş geçirmişliği ancak şimdi idrak edebiliyorum. Bir araba dolusu yorum yaptım, affola !

1.Yüz / Sibel Güven

4.30 AM (Apparently They Were Travelling Abroad)

Rüya gören adam ve karısı yatak odalarında uyuyorlar; adamın mırıltısıyla karısı uyanıyor, ilgi dolu ve sıcak bir sesle onu uyandırıp rüyasını paylaşmak istiyor; adam uyanmıyor, rüyası başlıyor. Rüyadaki adam (İngiliz) ve karısı(Amerikalı) orta sınıfın kullandığı vasat bir arabayla yabancı bir ülkede(Almanya) seyahat ediyorlar. İngiltere, yani anavatan tanıdık bildik, güvenli gerçeklikte bıraktığı evlilik bağını; Almanya yeni heyecanlar, maceralarla dolu gelip geçici cinsel serüvenleri; Amerika teslimiyet duygusuyla karışık evliliği kurtarma çabaları olarak betimlenebilir. Bir kız, bir erkek iki otostopçu onlara katılıyor. Arka koltuğa seğirtiyorlar. Rüyadaki adam aynadan arkaya çaktırmadan bakış fırlatıyor, kız gülümseyerek karşılık veriyor.

Öğle yemeği için mola vermeyi teklif ediyor; aslında buradaki açlık cinsel açlık. Otostopçu kız uçuşan elbiseleriyle duruma çok uygun görünüyor. Genç kız İngilizce bilmiyor, aralarındaki tek iletişim yolu seks: içgüdüsel, duygusal bağların olmadığı saf seks. Adam erkek otostopçuya bakınca kendini iyi hissediyor, kendine güveni artıyor; kızın ona fazla geldiğini düşünüyor, başarılı bir cinsel fetih beklentisiyle onunla gitmesini teklif ediyor, sanırım kız kabul ediyor , bir sonraki şarkıdan anlıyoruz.

4.33 AM (Koşu Ayakkabıları)

Müzik hızlanıyor, “running shoes” evlilikten kaçışı simgeliyor; rüyadaki adam çekiciliğini tekrar hissetmek için cinsel serüvene koşacak; yanı başında durduğu yol onu istediği yerlere götürecek; ayakkabısının tabanı mıknatıs gibi asfaltı sımsıkı kavramış, oldukça kararlı, dimdik, sebat etmiş bir görünüyor; kendine güveninin en üst noktada olduğu an bu. Otostopçu genç kızla

Roger Waters The Pros And Cons of Hitch Hiking kapağı

Roger Waters The Pros And Cons of Hitch Hiking kapağı

birlikte. Otostopçu kız ayışığında mezarlığa girmeye niyetlenmiş, donuk suratlı bir çocuk gülümsemesiyle bakıyor; Fassbinder filmlerinde görülecek cinsten cüretkar mı bilgisiz mi heyecanlı mı olduğu anlaşılmayan bir muamma ( Maria Braun’un Evliliğinden başka bir Fassbinder filmi izlemedim, oradaki kadının yüzü de anlaşılmaz ifadeler taşıyordu).

Mezarlık kadın cinselliğin gizemli, bilinmeyen biraz da korkutucu dünyasını betimleyen bir metafor; mezar ise vajinayı betimleyen bir metafor. Otostopçu kızın genç olması deneyimsiz olduğunu düşündürtüyor, rüyadaki adamın cinselliğini keşfe çıkarken böyle birini seçmesi ona daha kolay hakim olacağını sanması çekiciliğinden, arzu edilebilirliğinden, erkekliğinden yeterince emin olmadığınını işareti. Otostopçu kızın beğenisini yüzünden okuyor. O anda vasat orta sınıf arabası yeşil Lamborghini spor arabaya dönüşüyor, kız etkileniyor. Lamborghini rüyadaki adamın penisini betimleyen bir metafor: atak, cüretkar, hedefine çabuk ulaşan. Gezintiye çıkıyorlar; rüzgarı saçlarındaki hissetmek için, arzunun yakıcılığını, heyecanını hissetmek için, cinsel gücünü hissetmek için…Rüyadaki adam rüzgarı istiyor, serin ama üşütmeyen limonata gibi havaları değil. Cinsel gücünü canlandıracak genç kızlar istiyor, duygusal bağlılığıyla cinselliğini söndürmüş yetişkin ve muhtemelen sevdiği karısını değil. Heyecanla beslenen arzu dolu seks istiyor, şefkat, sevecenlik ve sorumluluk duygularıyla bozulmamış olanını. Şarkı içindeki seslerden beklenenin gerçekleştiğini anlıyoruz. Ağaçlar arasında sevişme sesleri duyuyoruz. Doğa da bir metafor, ikisine de ait olmayan ama birlikte olabilecekleri bir yer. Derken ağaçlar arasında bir dal çatırtısı duyuyor, gerçek yüzüne uyarıcı bir ışık gibi patlıyor, ihaneti yüzünden suçluluk duyuyor, vicdanı devreye giriyor ve karısını hatırlıyor, rüya içindeki rüyasından uyanıyor, kendini karısıyla birlikte yatağında buluyor.

4.37 AM( Bıçaklı Araplar ve Batı Alman Gökleri)

Yatağının ayakucunda bıçaklı Arabları görünce dehşete düşüyor, onların oraya nasıl geldiklerini anlayamıyor, anavatanında kendini nasıl da güvende hissettiğini düşünüyor. Karısıyla birlikte yabancı bir ülkede olarak evliliğini tehlikelere açık bıraktığını farkediyor. Anavatanında olmak, fiziksel arzularla saldırıya uğramadan, birbirinin kesesinde yaşayan kangurular misali, kendini emniyette ve güvende hissetmek demek. Bıçak karısına ve evliliğine zarar veren penisi simgeleyen bir alet. Arablarsa işlediği küçük suça karşılık ödeyeceği yüksek bedeli sembolize ediyor. Nasıl Amerikan filmlerinin çoğunda Uzak Doğulular terörist, gangster, mafya adamı olarak gösterilirse burada da yapay ve basmakalıp bir simgeleştirme var. Bıçak Alman’ın eline yakışmıyor.

Karısı nazik ve bağışlayıcı bir sesle yaptığının yanlış olduğunu ve hata yaptığını kabul etmesi gerektiğini söylüyor. Bu küçük uyarı rüyadaki adamda şiddetli suçluluk duygusu yaratıyor. Karısı ihanet ettiği iyi kalpli melek, kendisi ise kötü adam oluveriyor. Karısının bağışlayıcılığı yeterli olmuyor, kendi kendini ikna ediyor. Sadece rüya gördüm diyerek suçluluktan kurtuluyor. Buna rağmen gerilerden ağlamaklı bir ses karısını rahat bırakmasını, evinden defolup gitmesini söyleyip duruyor. Bilinci bölünüyor; biri karısını kendi yarattığı tehlikeden korumaya çalışırken, diğeri vicdanını rahatlatmaya çabalıyor. Bıçaklı Arabları kovalıyor, tehlike geçiyor. Almanya’da bir otel odasında, yatağında karısı ile birlikte şimdi. Rüya gören adam rüyasına geri dönüp tekrar otostopçu kız ile birlikte olmak istiyor. Cinsel serüven arayışları, ardından evliliğinin zarar görme tehlikesi, sonrasında suçluluk duygusu, ardından pişmanlık, tekrar ihanet döngüsü içine giriyor. Gözlerini kapatıyor, tavanda gökyüzü beliriyor. Doğaya, o kimseye ait olmayan sınırsız alana kaymak, ruhunu serbest bırakmak, sırtçantalı kızın sarı lepiska saçlarına dokunmak istiyor. Tekrar rüyaya dalıyor.

Rüyasında başka bir kadınla bir restoranda, bu otostopçu genç kız değil, genç bir kadın. Garson akşam yemeğine uzun ve romantik bir atmosfer katmak için gelip gidip ikramda bulunmaya çalışıyor. Oysa rüya gören adam bir iki kadeh içki içip doğruca otel odasına gidip sevişmek arzusunda. Karşısındaki kadına otostopçu kıza davrandığı kadar kestirmeden davranamıyor; belki biraz sohbet, bir iki kadeh içki. Ama çok uzatmakta istemiyor. Garsonun rahat bırakmasını istiyor. Nasıl bıçak seksüel arzunun yıkıcı gücünü simgeliyorsa, garsonda yapmacık ve sıkıcı romantizmin seksüel arzu üstündeki yokedici etkisini simgeliyor. İyi geceler dileyip odalarının anahtarını alıp kahvaltı siparişi veriyorlar.

4. 4.39 AM (For the First Time Today – Part2)

Albümün en dokunaklı şarkısı ya da rüyası. Cinsel serüven olarak başlayan ilişki duygusal boyut kazanıyor. Belki nehir manzaralı bir otel odasının etkisiyle, belki yalnızlığından. Bu sefer seks sahiplenici oluyor, genç kadını ona ait kılıyor, rüya gören adam ona ilgisiz kalamıyor, onunla birlikte olmasını istiyor, neredeyse yalvarır gibi, umutsuz. Kadın onu anlamıyor, duygusallıktan hoşlanmıyor, zaten beraberlikleri öyle başlamamıştı, belki adamın oyunbozanlık yaptığını düşünmüştür. Onunla herşeyin yolunda gittiğini biliyor ama ne olduğunu da çok önemsemiyorve birlikte gitmeyi reddediyor. Kadının soğukluğu ve zalimliği iç buruyor. Rüya gören adamın kırılganlığını çekinmeden gösterdiği en dokunaklı şarkı bu.

4.41 AM ( Sexual Revolution )

Bir önceki kadın tarafından duygusal boyutta reddedilmenin öfkesini bütün kadınlara kusuyor, kızgınlığını yansıtıyor. Lafı “Evet, hepsi sadece seks için, sizlerde seks için varsınız”a getirirek acısını yadsımaya çalışıyor. 68 kuşağıyla ortaya çıkmış Cinsel Devrimin kadını sözde özgürleştirip seks objesine dönüştürmesine erkeği de seks makinesine dönüştürmesine duyduğu tepkiyle şarkısını öfkeyle sürdürüyor. Burada da vajina mezarla simgelenmiş, cinsellikse kadının mezarda sakladığı hazinesini yani masumiyetini ve ruhunu yağmalamak olarak betimlenmiş, kaba ve erkeksi bir alma-verme şeklinde. İşi d ha da ileri götürüp kadının erkeğin seksüel arzusunu uyandıracak görünümde olmasını tercih ettiğini söylerek onun doğallığını reddediyor; kadının erkeğin istekleri için yaratıldığını ima ediyor. Oldukça sert ve keskin sözler. Etkisini azaltmak için ona kızmamasını, labirentin içinde onun gibi yolunu bulmaya çalışan bir sıçan olduğunu söylüyor. İşte bu yüzden birlikte olmalılar, elele yürümeliler, yalpalayarak da olsa yollarını bulmalılar. İşte bu yüzden ondan yardım istiyor, kadın-erkek ilişkisinde duygusal öge bu yüzden olmalı.

Ve yağmur olmadan hiçbir şey büyümez. Yağmur cinselliğin yaratıcı gücünü simgeliyor. Sonunda kadını ikna ediyor, gök gürlüyor ve yağmur yağıyor. Karmakarışık gitar sololarla etkileyici ve sürükleyici bir müzik devreye giriyor; yaşananların içindeki hüzünü, acı-tatlı tecrübeleri, altında yatan umutsuzluğu incelikli ve uzun uzun notalara döküyor. Rüyadaki adam bir önceki ihanetinden farklı duygusal temelli cinsel serüveninin daha zor affedilir olduğunu idrak ediyor. Telaşla kabusdan uyanıyor, terden sırıksıklam olmuş çarşaflar içinde, karısıyla yine yatağında. Bu seferki ihanetinin ağır olduğunu, karısının affedici davranmayıp ondan intikam alabileceği korkusu rüyasını kabusa dönüştürüyor.

Rüyadaki adam kendisini pencerede kuyruğunu sallayarak karısından şefkat bekleyen bir kuçukuçuya benzetiyor, karısından onu bağışlamasını sevmesini ve evine götürmesini istediğini böyle ifade ediyor. Karısı kabusdan uyandığını ama kabusun henüz bitmediğini söyleyerek, adamın evlilik dışı cinsel ve duygusal arayışlarının sona ermeyeceğini bildiğini ima ediyor sanki. Adam bağışlanma ve şefkat beklerken soğuk ve zalim bir tavır takınarak pencerede kuyruğunu sallayan kuçukuçuyu ekmek arası döner yapıp yatağın üstüne koyuyor. Varlığıyla kendini suçlu hissettirdiği için karısına öfke duyuyor, kendini kurban gibi hissediyor.

4.47 AM (The Remains of Love)

Rüya gören adam çaresizce köşesine çekilip büzülüyor. Karısı sandviçini yemiş gibi gülümsüyor, soğuk gözlerle kocasının karanlık geçmişine takılıp kalıyor. Aşklarından kalan kırıntıları, anıları yatağından süpürüyor sandviçden kalan kırıntılar gibi. Hayatından çıkarabileceği kadar önemsiz olduğunu ima ediyor, gözünü korkutmak istiyor. Sonra hiçbir şey olmamış gibi onu yatağına çağırıyor, şaka yaptığını söyleyerek onu bir kere daha affediyor. Şehrin kirinden kurtulmayı doğada yaşamayı öneriyor. Karısı tipik bir kadın oluveriyor. Koşullu bağışlayıcılıkla erkeği kontrolu altına alma. Kırsal yaşam daha az fırsat ,daha az kadın, daha az kıyaslama demek. Evlilikleri kurtulabilir. Evliliği kurtarma teşebbüsleri kocasını anlama yolunda atılmış bir adım değildir. Ve çoluk çocuk Amerika’ya gidiyorlar .Adam aile babası oluyor, bu seferki seyahat otostopçu kızla yaptığı kısa, özgür ve hızlı kaçış gibi değil, sorumluluk istiyor, koşulları var, çocuklarla ilgilenilmesi gerekiyor, falan filan…

Fısıltılarla başlayan aniden şok edici yüksek tempolu müziğe dönüşen, tokat gibi yüzümüzde şaklayan, severken nefret eden, öperken ısıran, yakınlık duyarken hemen yabancılaşan, anlaşılmak isterken muamma olan, saf seks ararken aşk talep eden albümümüzü dinlemeye devam edeceğiz, biraz bekleyin, öbür yüzü çevirip geliyorum.:)

Roger Waters – Pros and Cons of Hitch Hiking-2.Yüz / Sibel Güven

1 dakikalık forvırt molası

Albüme devam etmeden once kısa bir mola vermek gerekiyor. İnternetin anonimliğinden faydalanan forvırt okuyucusuna hitaben.

Sevgili Forvırt Okuyucusu,Erkekadam’daki diğer yazılara yaptığın gibi site adresini referans göstermeden, yazar adını silerek, yazının başını sonunu silip içinden girip dışına çıkarak iki bölümü de forvırtlayabilirsin; çünkü albümle ilgili yorumlarımın hiçbiri özgün ve tamamen bana ait değil. Edindiğim bilgiler oldukça uzun bir döneme yayıldığından neyi nerde okumuştum hatırlamıyorum, kaynak gösteremeyeceğim üzgünüm. Nasıl olsa sen bildiğini yapacaksın, ne desem boş, peşine düşerek seni sabah kahvesi yanındaki kopi-pasta zevkinden mahrum etmeyeceğim, yalnız benimle aynı kaynakları okuyan arkadaşlarına forvırtlarsan, bir de hafızları güçlüyse, zor durumda kalabilirsin, söylediğim gibi uzun döneme yayılmış ve kendim için yaptığım bir incelemedir bu, çok kişinin katkısı var, ismini ve adresini hatırlamadığım bu insanlara minnettarlığımı ve teşekkürlerimi sunuyorum. Senin varlığından habersiz olsaydım derleme toparlama formatında kalan bu yazı orijinal bir çalışma olabilirdi, önemli değil, sağlık olsun.

2.Yüz / Sibel Güven

4.50 AM (Go Fishing)

Rüyadaki adam hayal kurmayı geride bırakıyor; ona hayal dünyasının kapılarını açan kafasındaki gözü arabasından dışarı atıyor; O artık aile babasıdır. “Wyoming” e gidiyorlar. Mevsim bahar, yerleşiyorlar. Her türden kitapla dolu, elektriğin bile olmadığı bir yerde doğayla içiçe bir hayat yaşamaya başlıyorlar. Birbirlerine destek olarak pratik bir kırsal yaşam düzeni kuruyorlar, mutlu görünüyorlar. Kendisini annesi kürk olmuş yavru tilkiye benzetiyor, karısı tarafından evlat edinilmiş, onun ilgisi ve şefkatiyle büyümüş, güçlenmiş bir yavru tilki. Artık köşesine büzülmüş ve çaresiz değil, hatta onun sıcaklığına karşı ilgisiz bile denebilir, karısı ona sokulurken kitap falan okuyor. Kendi labirentlerinde birlikte büyüyorlar; arada bir kasabaya inip alışveriş yapıp karavanlarına ilaç depoluyorlar; karısı dokuma tezgahında çalışırken adam çocuklara acıklı hikayeler okuyor. Adam hikayedeki kahramanla kendini özdeşleştiriyor, kendi durumunu da gizliden gizliye acıklı buluyor. Sonbahar geliyor, yapraklar dökülüyor, tabiat canlılığını yitiriyor. İlk kar taneleri ile herşeyin sona geldiğini, kamp hayatının aslında hiç iyiye gitmediğini anlıyor. Çocuklar bronşite yakalanıyor, yakıtları kalmıyor ve karısı başka birine aşık oluyor. Doğudan gelen bir adam kadının kalbini çalıyor, ve kadın çocuklarını alıp kasabaya gidiyor. Evliliği kurtarma deneyi işe yaramıyor, herşeyin sonu oluyor. Adam yalnız kalıyor, terkediliyor, bütün umutlar ve hayaller yokoluyor, ilişkilerinden arta kalan çöpleri bırakıyor, kendini yola atıyor. Artık balığa çıkabilir, ağını atabilir.

As cars go by I cast my mind’s eye
Over back packs on roof racks
Beyond the horizon
Where dream makers
Working white plastic processors
Invite the unwary
To reach for the pie in the sky
Go fishing my boy!

We set out in the spring
With a trunk full of books about everything
About solar devices
And how nice natural childbirth is
We cut down some trees
And we trailed our ideals
Through the forest glade
We dammed up the stream

And the kids cooled their heels
In the fishing pool we’d made
We held hands and we exchanged bands
And we practically lived off the land
You adopted a fox cub
Whose mother was somebody’s coat
You fed him by hand
And then snuggled snuggled him down
By the grandfather bed while I wrote
We grew our own maize
And I only occasionally went into town
To stock up on antibiotics
And shells for the shotgun that I kept around
I told the kids stories while you worked your loom
And the sun went down sooner each day.
*Chapter six in which Eeyore has a birthday
And gets two presents
Daddy…come on dad
Eeyore the old grey donkey stood by the side
Of the stream and he looked at himself in the water
“Pathetic” he said, “That’s what it is”
“Good morning Eeyore” said Pooh
“Oh” said Pooh, He thought for a long time

The leaves all fell down
Our crops all turned brown
It was over
As the first snowflakes fell
I realized all was not well in the camp
The kids caught bronchitis
The space heater ran out of diesel
One weekend a friend from the East
Rot his soul
Stole your heart
I said “Fuck it then
Take the kids back to town
Maybe I’ll see you around”

And so…leaving all our hopes and dreams
To the wind and the rain
Taking only our stash
Left our litter and trash
And set out on the road again
On the road again

Bye Bye Daddy, Bye Daddy
You can bring Pearl she’s a darn nice girl
But don’t bring Liza

4.56 AM (For The First Time Today-Part 1 )

Rüya gören adam rüyadaki evliliğinin gerçekten bittiğini idrak ediyor. Karısı yanındayken, isterse kendini ona kapatabiliyordu, hali hazırda onu onaylamış sevdiğini bildiği bir insan vardı. Kendini yalnız hissettiğinde diğer insanlara yöneliyor, duygularını, düşüncelerini anlatabiliyordu. Bu tavrının evliliğini sonlandıracağı kimin aklına gelirdi? Artık kişisel problemlerine tek başına dayanması gerekiyor, yalnız ve mutsuz bir adam olarak, yanıbaşında bekleyen yolda.

For the first time today
I feel it’s really over
You were my everyday excuse
For playing deaf, dumb and blind
Who’d have ever thought
This was how it would end for you and me
To carry my own millstone
Out of the trees
And I have to admit
I don’t like it a bit
Being left here beside this lonesome road.
Lonesome road
Lonesome road

4.37 AM( Arabs with Knives and West German Skies)

Yatağının ayakucunda bıçaklı Arabları görünce dehşete düşüyor, onların oraya nasıl geldiklerini anlayamıyor, anavatanında kendini nasıl da güvende hissettiğini düşünüyor. Karısıyla birlikte yabancı bir ülkede olarak evliliğini tehlikelere açık bıraktığını farkediyor. Anavatanında olmak, fiziksel arzularla saldırıya uğramadan, birbirinin kesesinde yaşayan kangurular misali, kendini emniyette ve güvende hissetmek demek. Bıçak karısına ve evliliğine zarar veren penisi simgeleyen bir alet. Arablarsa işlediği küçük suça karşılık ödeyeceği yüksek bedeli sembolize ediyor. Nasıl Amerikan filmlerinin çoğunda Uzak Doğulular terörist, gangster, mafya adamı olarak gösterilirse burada da yapay ve basmakalıp bir simgeleştirme var. Bıçak Alman’ın eline yakışmıyor.

Karısı nazik ve bağışlayıcı bir sesle yaptığının yanlış olduğunu ve hata yaptığını kabul etmesi gerektiğini söylüyor. Bu küçük uyarı rüyadaki adamda şiddetli suçluluk duygusu yaratıyor. Karısı ihanet ettiği iyi kalpli melek, kendisi ise kötü adam oluveriyor. Karısının bağışlayıcılığı yeterli olmuyor, kendi kendini ikna ediyor. Sadece rüya gördüm diyerek suçluluktan kurtuluyor. Buna rağmen gerilerden ağlamaklı bir ses karısını rahat bırakmasını, evinden defolup gitmesini söyleyip duruyor. Bilinci bölünüyor; biri karısını kendi yarattığı tehlikeden korumaya çalışırken, diğeri vicdanını rahatlatmaya çabalıyor. Bıçaklı Arabları kovalıyor, tehlike geçiyor. Almanya’da bir otel odasında, yatağında karısı ile birlikte şimdi. Rüya gören adam rüyasına geri dönüp tekrar otostopçu kız ile birlikte olmak istiyor. Cinsel serüven arayışları, ardından evliliğinin zarar görme tehlikesi, sonrasında suçluluk duygusu, ardından pişmanlık, tekrar ihanet döngüsü içine giriyor. Gözlerini kapatıyor, tavanda gökyüzü beliriyor. Doğaya, o kimseye ait olmayan sınırsız alana kaymak, ruhunu serbest bırakmak, sırtçantalı kızın sarı lepiska saçlarına dokunmak istiyor. Tekrar rüyaya dalıyor.

Rüyasında başka bir kadınla bir restoranda, bu otostopçu genç kız değil, genç bir kadın. Garson akşam yemeğine uzun ve romantik bir atmosfer katmak için gelip gidip ikramda bulunmaya çalışıyor. Oysa rüya gören adam bir iki kadeh içki içip doğruca otel odasına gidip sevişmek arzusunda. Karşısındaki kadına otostopçu kıza davrandığı kadar kestirmeden davranamıyor; belki biraz sohbet, bir iki kadeh içki. Ama çok uzatmakta istemiyor. Garsonun rahat bırakmasını istiyor. Nasıl bıçak seksüel arzunun yıkıcı gücünü simgeliyorsa, garsonda yapmacık ve sıkıcı romantizmin seksüel arzu üstündeki yokedici etkisini simgeliyor. İyi geceler dileyip odalarının anahtarını alıp kahvaltı siparişi veriyorlar.

4.37 AM (Arabs with Knives and West German Skies)
There were Arabs with Knives
At the foot of the bed
Right at the foot of the bed
Oh my God how did they get in here?
I thought we were safe home in England
She said “Come on now kid, it was wrong what you did
You’ve got to admit it was wrong”
Oh god….Jesus
Sleep Sleep
I know that I’m only dreaming
Leave her alone..get out..out..get out of my house
Through closed eyes
I see West German skies on the ceiling
And I want to get back
To the girl with the rucksack
To feel her flaxen hair
I want to be there
See the sun going down
Behind Krupps steelworks
On the outskirts of some German town

Guten Abend meiner Damen und Herren Ha Ha Ha Ha
Willkommen in Konnigsburg Ha Ha Ha Ha
Wollen zie danzen mit mir oder drinken Bier Ha Ha Ha Ha
Thank you but……
This young lady and I
Will just finish this bottle of wine
It was kind of you…but
I think we’ll just say goodnight
Leave us alone
Goodnight
Leave us alone
Could I have the key to one four three please?
There you are
Thank you, goodnight

Hello yes I’d like to order breakfast please
I’d like coffee for two, and toast with marmalade
No…marmalade.

9. 4.58 AM ( Dunroamin, Duncarin, Dunliving )

Yoldan geçen bir şoför kamyona binmesini istiyor, muhabbete başlıyorlar. Rüya gören adam karısıyla ilgili problemlerini anlatıyor: Sanki dünya savaşı gibi bir savaş bitmiş, ortalık sakinliğe kavuşmuş, kalbini yıkıntıların arasına bırakmış. Sohbet tipik erkek muhabbetine dönüşüyor. Karısı için fedakarlıklar yapmış, bungalovlar inşa etmiş, çocuklarına antibiyotikler almış, karısı istedi diye onun ülkesine taşınmış, ayın altında onlarla uyumuş, bütün hesapları o ödemiş, neler neler yapmıştır ama bir faydası olmamış. O ise kalbini oynatacak Bay Doğru’yu beklemiş, başka bir adama aşık olmuştur. Senin için saçımı süpürge ettim, yaranamadım tarzında aralarındaki duygusal sorunları maddeci telafilerle kapattığının farkındadır, gene de bu şekilde ortaya çıkarmaktan çekinmez. Bir önceki şarkıda içsesiyle karısına kendini kapatarak yabancılaşmasının evliliğini sonlandırdığını itiraf etmişti. Yaptığı fedakarlıkların ödüllendirilmemesine fena halde içerliyor. Ailesi için hiç istemediği bir adama dönüşmüştür, nafile, çabaları fayda etmemiştir. Onlar uyurken çalışmış, çocuklarını elbiselere boğmuştur. Karısı temiz ayaklı, düzgün tırnaklı,bilge ve pırıltılı bakışlı yağcı kocasını yüreklendirmeliydi. Güvensizlik denizinde kaya gibi ayakta duruyordu. Rüya gören adam sağduyusunu yitirip duygusal kayıpları maddesel telafilerle açıklıyor, anlayışı kıt tipik erkek oluveriyor, görmüş geçirmişliği karısını bir parça olsun anlamaya yetmiyor. Sonunda tır şoförü sıkılıyor, adamı dışarı atıyor.

Hey kid, you looking for a lift?…Get on up here
How’s it going good buddy?
I nailed ducks to the wall
Kept my heart in dark ruins
I built bungalows all over the hills
Dunroamin, duncarin, dunlivin
Took my girl to the country
To sleep out under the moon
Next thing she’s going crazy
Women are like that kid
What the hell can you do?
She waits for the real Mr. Right to come
Gently removing her heart
With his promises of real communication
I saw a program about that on TV……..
Who’s always picking up the tab
Who built a bungalow for his mum and dad
Me…..
Who took you out to all the shows
Who worked his fingers to the bone
Me….
While you were asleep
It was me…I did
I kept you in buttons and bows
Christ all those clothes
So you could encourage this creep
With his neat feet
And his clean fingernails
With his wise but twinkling eyes
He’s a rock standing out in an ocean of doubt
Get movin’, get off the road ya Goddam faggot
And compromise
I’d like to go on with this bit of a song
Describing this schmuck
I’d like to go on, but I’m going to throw up
Not in my rig you don’t boy…get the hell out of here

10. 5.01 AM ( Pros and Cons of Hitch Hiking )

Otostopun yararları ve zararları evli ya da bekar olmanın çelişkilerini anlatan bir metafor; ikisinde de yarar olarak görünenlerin gerçekte zarara dönüşmesi üstüne.

Harley Davidson üstünde bir adam yanına yanaşıyor, arkadaşça selamlıyor, motosikletine dayanıyor, hal hatır soruyor, kim olduğunu nereden gelip nereye gittiğini soruyor, Kaliforniya tarzı denilen tuhaf bir şekilde kemik kırarcasına elini sıkıyor, sorularının yanıtlarını almadan iyi günler deyip çekip gidiyor. Rüya gören adam karısıyla kuramadığı iletişimi kurabileceği erkek arkadaşların özlemini duyuyor ve karısını dışa kapalılığının sorumlusu olarak görüyordu.

Tır şoförü ile başlayan hayal kırıklığı burada da tekrarlanır, insanlar yalnızlığa yazgılıdır, sorular sorarlar, ama yanıtlarını ne dinleyecek zamanları vardır, ne de çabaları. Yalnızlığa yazgılılığın evli ya da bekar olmakla bir ilgisi yoktur, o bir ruh halidir. Karşısına bir ev hanımı çıkar; golf oynayan, kuralcı bir kocası olan. O da kendisi gibi iletişim eksikliğinden çekmiş bir arkadaş. Kadın kuralları yıkıp kendi aylak geçmişine U dönüşü yapar. Rüya gören adam kendisi ile aynı modda olan bir kadınla karşılaştığı için çok şanslıdır; balık tutma zamanı , oltayı atıp balığı kancaya takma zamanı…

Küçük karanlık kitabında yeni bir sayfa…Derken birdenbire rüya değişiyor; hoş olan nahoşa dönüşüyor; rüya gören adam kendini uçağın kanadında buluyor, evli kadın Yoko Ono oluveriyor ve ona “bu ızdırabı niye uzatıyorsun, atla “ diyor. Yoko Ono rüyalarındaki diğer kadınlar gibi karısının değişik kişiliklerinden biridir. Rüya gören adamın kadınlarla ilgili en kötü düşüncelerinin cisimleşmiş halidir; erkeğin enerjisini, gücünü emen, yaratıcılığını zapteden ve sonunda onu yokeden bir kadındır. Evlilik erkeğe zarar veren bir eylemdir, buna rağmen erkekler evlenir ve kendi sonlarını hazırlarlar. Rüya gören adam kadın düşmanlığının en üst noktasındadır. Karşı saldırıya geçer, Yoko Ono’ya sorular sorar: “ Dick Tracy’ yi hatırlıyor musun ?” “ Shane’ni hatırlıyor musun?”

Dick Tracy ve Shane hiç evlenmemiş, kadınları av olarak gören ,onlarla duygusal bağlar kurmayan sert erkeklerdir. Ve öldürücü soruyu sorar :” Müziğin ne olduğunu anladın mı ? Yoksa hepsi boşuna mıydı?” Rock müzikle uğraşan, dinleyen ve bu müziğe aşık erkeklerin hepsinde yakaladığım müzikle erkek cinsinin eşleştirilmesi hali. Kadınların müzikle ilişkisi müzisyenin sevgilisi olmanın ötesine geçemez, müzik erkeksi yetenekler gerektirir, kadınlar genetik yoksulluklarının acısını rocker sevgililerinin sonunu hazırlayarak çıkarırlar önermesi. Rüya gören adam akıllıdır, aşağıya atlamaz, uçağın kanadı kaldırıma dönüşür, ve adam kaldırım taşından geriye adım atar. Bütün bunlar hayatın hoş ve nahoş taraflarıdır.

5.01 AM (The Pros and Cons of Hitchhiking)
An angel on a Harley
Pulls across to greet a fellow rolling stone
Puts his bike up on it’s stand
Leans back and then extends
A scarred and greasy hand…he said
How ya doin bro?…where ya been?…where ya goin’?
Then he takes your hand
In some strange Californian handshake
And breaks the bone
Have a nice day

A housewife from Encino
Whose husband’s on the golf course
With his book of rules
Breaks and makes a ‘U’ and idles back
To take a second look at you
You flex your rod
Fish takes the hook
Sweet vodka and tobacco in her breath
Another number in your little black book

These are the pros and cons of hitchhiking
These are the pros and cons of hitchhiking
Oh babe, I must be dreaming
I’m standing on the leading edge
The Eastern seaboard spread before my eyes
“Jump” says Yoko Ono
“I’m too scared and too good looking” I cried
“Go on”, she says
“Why don’t you give it a try?
Why prolong the agony all men must die”
Do you remember Dick Tracy?
Do you remember Shane?
And mother wants you
Could you see him selling tickets
Where the buzzard circles over
Shane
The body on the plain
Did you understand the music Yoko
Or was it all in vain?
Shane
The bitch said something mystical “Herro”
So I stepped back on the kerb again

These are the pros and cons of hitchhiking
These are the pros and cons of hitchhiking
Oh babe, I must be dreaming again

These are the pros and cons of hitchhiking
Yoko Ono esprisi; davulcu Andy Newmark’ın gördüğürüyadan kaynaklanmaktadır. Rüyasında kendisini uçağın kanadında görür ve YokoOno’nun da ona “atla” dediğini aktarır Waters’a.

11. 5.06 AM ( Every Strangers Eyes )

Rüya gören adam kafededir; garson kız tatlı ve yumuşak bir sesle kahve ister misiniz, krema ve şeker de ister misiniz diye soruyor. Garson kız da karısının bir başka kişiliğidir; kocasına sevgiyle hizmet eden, ilgi gösteren, pohpohlayan kadın. Rüya gören adam kahvesini içerken zihnini havalandırıp dünyada dolaştırır: yol kenarlarındaki dinlenme tesislerinde, hamburgercilerde, kadillak limuzinlerde, kapanmış şirketlerde, kaldırım kenarlarında, kütüphanelerde, tren istasyonlarında, kitaplarda, banklarda, tarihin sayfalarında, tekerlekli sandalyelerde, şehiriçi trafik kazalarında, resmi kurumlarda, deniz kenarındaki paskalya panayırlarında, çizim odalarında, şehir morgunda, aydınlatma lambalarının altında,lastik damgalarla bulanıklaşmış yüzlerde ….ve yabancıların gözünde kendini daha iyi tanır, O da diğer insanlar gibi bir insandır, herkes gibi insani sorunları olan biridir, ortaya döktüğü sorunlar gözünü kamaştırmış, neredeyse körleştirmiştir, karısıyla güzel günleri de olmuştur, onları hatırlar. Rüyasından uyanır, karısıyla yatağında başbaşadır, herşey kolaylaşmış, rüyaların ağırlığından kurtulmuştur. Umutsuzluğunun karısına olan sevgisini nasıl tehdit ettiğini farkeder,onun gözlerindeki umudu görür, Bay Doğru’yla gitmeyeceğine ikna olur, aşklarına güvenmeli, aralarına duvar örmek yerine onu her haliyle seveceğine inanmalıdır.

5.06 AM (Every Strangers Eyes)
Hello…you wanna cup of coffee?
I’m sorry, would you like a cup of coffee?
Ok you take cream and sugar?
In truck stops and hamburger joints
In Cadillac limousines
In the company of has-beens
And bent-backs and sleeping forms
On pavement steps
In libraries and railway stations
In books and banks
In the pages of history
In suicidal cavalry attacks
I recognise…
Myself in every stranger’s eyes

And in wheelchairs by monuments
Under tube trains and commuter accidents
In council care and county courts
At Easter fairs and sea-side resorts
In drawing rooms and city morgues
In award winning photographs
Of life rafts in the China seas
In transit camps, under arc lamps
On unloading ramps
In faces blurred by rubber stamps
I recognise…
Myself in every stranger’s eyes

And now from where I stand
Upon this hill I plundered from the pool
I look around, I search the skies
I shade my eyes, so nearly blind
And I see signs of half remembered days
I hear bells that chime in strange familiar ways
I recognise…
The hope you kindle in your eyes

It’s oh so easy now
As we lie here in the dark
Nothing interferes it’s obvious
How to beat the tears
That threaten to snuff out
The spark of our love
12. 5.11 AM (The Moment of Clarity )

Rüyalarla yaptığı yolculuk sonrasındaki berraklık anı. Sık sık tekrarlanan bir andır. Bazen terkedileceğini sanıp korkuyla uyanır, sonra karanlıkta yanında olup olmadığını anlamak için saçlarına dokunur, rahatlar, yanındadır. Onsuz bir an bile yaşayamayacağını düşünür, ona fısıltıyla “ Seni seviyorum” der.

And the moment of clarity
Faded like charity does
Sometimes I open one eye
And I put out my hand just to touch your soft hair
To make sure in the darkness that you were still there
And I have to admit I was just a little afraid, oh yeah
But then… I had a little bit of luck
You were awake
I couldn’t take another moment alone.

Sibel Güven

Açıklamalar için eğer izin verirlerse
Sibel Güven ve Cüneyt Alpay’a çok teşekkür ediyorum.

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

20 Ekim 2007 tarihinde Roger Waters Şarkı Sözü Çevirileri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

  1. sibel güven”sibel ferah güven”mi?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: