Genesis Temmuz 2007 Paris Konseri

11 Temmuz Çarşamba günü Steely Dan konserinin üzerinden iki gün geçtikten sonra bu kez Ozan`ı ve beni Genesis konseri heyecanı sardı. İlginç bir şekilde internetten gideceğimiz konserin 15 gün önceki Duseldorf ayağını DVD kalitesiyle indirip izleme şansı bulmuştuk. Bu konser İngiltere, İsveç ve İspanya da sinemalarda canlı olarak yayınlandı. Sanırım bir eleman bu görüntüleri bir şekilde DVDye aktarıp internete koyma şansı buldu. Aslında bir çok kişi izleyeceği şeyin süpriz olmasını
ister ama ben çok merak ettiğim için (PULSE konseri öncesinde de Amerikadaki görüntülerin videosunu heyecanla arayarak izlemiştim) özellikle seyrettim. Hazırlıklarımızı yapıp kaldığımız Orleans şehrinden konserin yapılacağı Lyon`a öğlene doğru yola koyulduk.

Konserin kapı açılışı saat 17.00 de olduğu için planlarımızı ona göre yaptık. Ancak sanırım yeterince hazırlıklı yapmamış olmalıyız ki yola çıktıktan bir süre sonra benzinin azaldığını fark ettik ve benzinci aradık. Fransada adım başı benzinci yok. Bunun üzerine arabada bulunan GPS sisteminden yardım alarak en yakın benzinciye yönlendik. Fransa da benzinciler öyle her saat açık durmak gibi bir eziyete katlanamıyorlar öğlen yemek saatlerinde ve akşam mesai bitimiyle benzinciler kapanıyor. Nitekim vardığımızda benzinci kapalıydı. GPS sisteminde yakındaki diğer benzincilerin telefon numaraları var.

Hepsini aradık hepsi kapalıydı veya cevap vermiyordu. Biz de en yakındaki bir başka benzinciye yöneldik. Fakat bu sefer de GPS sisteminin o benzinciyi hala açık bildiği anlaşıldı. Çünkü her yerinde otlar bitmiş, terk edilmiş bir matruk yer çıktı.

Oraya giderken gördüğümüz bir başka benzinciye ulaştık. Teknoloji bir yerde iş zorlaştırıyor bir yerde kolaylaştırıyor. Bu benzinci de otomatik idi. Kredi kartınızla kendiniz dolduruyordunuz. Fekat gel gelelim bu kez bizim kredi kartlarını kabul etmedi. O sırada gelen bir motorlu Fransız arkadaşımız para karşılığında kendi kartından 20 € luk kullanmamıza müsaade etti.

Ozan nezaketen 19 € doldurup 1 € da onun kar etmesini sağlayacak kadar da düşünceli davrandı. 20 € kaç kilometre götürecek benzin ederki diyebilirsiniz, burada benzin Türkiye`den çok daha ucuz olduğu için araba 280 km gidecek kadar benzin aldığımızı gösterdi. Ve tekrar yola koyulduk. Yolda verdiğimiz bir moladan sonra stadyum`a 2 km kala trafiğin felç olduğunu fark ettik ve hemen oraya park edip 2 kmlik yolu yürüyerek stada vardık. Olympic Lyon (Fransanın en sık şampiyon olan takımıymış) stadının çevresini dolaşarak içeri girmeyi başardık. Tshirt kısmı çeşit çeşit Genesis ürünleriyle doluydu.

Çıkarken alırız diyerek bir hata yaptık ve saha içine girdik. Kocaman bir sahne, önü siyah perdeyle kapatılmış enstruman bölümünü hakim gören bir yere oturduk. İzleyicilerin en genci muhtemelen 30 yaş civarındaydı. En son turnesini 1995 de yapmış, son albümünü 1992 de çıkartmış bir grup için normal sayılırdı bu haliyle. Ancak resimlerde de fark edileceği gibi turnenin diğer ayaklarında olan şey burada da başımıza gelmişti. Güneş batmamıştı ve konser saati gelmek üzereydi. Neden konser için harcanan onca ışık düzenine rağmen bunların hiç fark edilmeyeceği saatte başladıklarını anlayamadık. Muhtemelen ilk parçalardaki ışık düzenin gereksiz olması gibi bir neden olabilir ki tabi ki saçma bir düşünce.

Sahnenin her iki yanında yer alan dairesel büyük ekranlarda reklamlar daha sonra da Bowie, Depeche Mode`un klipleri dönmeye başladı. Bizim memleketteki birbirini çekemeyen şarkıcılar geldi aklıma. Hatta bir ara sadece audio olarak Pink Floyd – Money çalmaya başlayınca seyircilerden bir uğuldama yükseldi ve bir kısmı şarkıya eşlik etti. Ve nihayet konser saati geldi. Sahnenin arkasındaki yüzlerce kare parçaya bölünmüş olarak duran ekranda Genesis klipleri tv ekranından gösterilmeye başlandı. Ses sistemi başlangıçta boğuk ve karmaşık gelecek bas sesler çıkartması bana hayal kırıklığı yaşattı. Böylesine bir konser`in ses siteminin iyi olamayacağını düşünemiyordum. Ve elemanlar Chester Thompson, Darly Stuermer, Phil Collins, Mike Rutherford ve Tony Banks sahneye çıktı.

İlk parça Duke albümünden Behind The Lines enstrumantaliydi. Ardından yine Duke albümünden Turn It On Again, No Son Of Mine vs ardı ardına gelmeye başladı. Ve ses sistemindeki güzelliği fark etmeye başladım gerçekten de herşey dört dörtlüktü. Aslında Genesis konseri için kalkıp Fransaya giden birisi için herşey tamamdı da Genesis beş beşlik değildi. Eğer bu sene bu reunion Peter Gabriel ve Steve Hackett`i de içine alacak şekilde gerçekleşmiş olsaydı kuşkusuz konserin görkemi bir o kadar artacaktı. In The Cage başlayarak eski döneme geçtiklerinde yaklaşık 30 sene önce ilk Genesis dinlediğim yıllara döndüm ve onca yıl kötü kasetler, plaklar vs ile dinlediğim eser gözümün önünde canlandırılıyordu.
Önümdeki 2 metrelik adama rağmen inanılmaz keyifdi benim için. Burada izleyiciler göremiyorum diye öne geçmek için birbirini yemiyordu. Ben de onlar gibi benden uzun insanların arkasında kalsam bile heyecan yapıp yırtınmak istemedim. Zira sahnede görülecek pek birşey yoktu. Diğer şeyler en arkalardan bile rahatça izleniyor. Ayrıca gelirken sadece burada bulunmanın bile bana yeteceğini düşünüyordum. Fakat bazı şeyler de eskisi gibi değildi doğal olarak. Phil, yaşına göre çok hareketli olmasına karşın yüzlerce defa izlediğim eski konserlerindeki kadar enerjik ve heyecan dolu değildi. Davulun başında çok daha hırsla zevkle çaldığı o günlerin artık pek gerilerde kaldığı belli oluyordu. Şimdi artık sadece gerektiği zaman davul atakları yapıyordu. Ancak sahne önünde seyirciyi kolayca coşturabilme yeteneğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Domino parçasını sunarken eskiden de yaptığı gibi stadın kendine göre sol, sağ, orta ve arka bölümlerini ayrı ayrı hareketlendirerek Domino etkisini uygulamalı olarak tanıttığı bölüm zevkle izleniyor.

Aslında muhtemelen tüm bu anlattıklarımı bir ingiliz müzik yazarı sıkıcı, tek düze, ve alışıla gelmiş olarak yorumlayabilir ama ben ilk kez canlı izlediğim için ve ayrıca sonuçta müzik değerini yitirmediği için bu yorumlara da iştirak etmezdim. Yalnız gitarist Darly Stuermer maalesef muhteşem güzellikteki Firth Of Fifth parçasında attığı berbat solo ile parçayı mahvettiğini söyleyebilirim.
Işık ve ekran görüntüleri hava karardıkça daha anlamlı hale geldi ve Invisible Touch parçasının bitimiyle zaten ufak bir iki nedenden ötürü bana Pulse konserini andıran gösteri benzer şekilde atılan havaifişeklerle iyice hatırlattı. Sonuçta harcadığım emeklerin kesinlikle izlenmesi gereken bir konser için olduğunu düşünerek staddan ayrıldım. Bu imkanı bana sağladığı için arkadaşım Ozan`a ömür boyu minnettar kalacağım.

Bir not da konser sonrası için. Bizde herhangi bir stad olayından uzun süre ayrılamayan insanlar bir de Fransa`da konserden çıksınlar bakalım. Trafik uzun süre felç halindeydi. Ama kimse arada delirip fırlamıyor kimse buhran geçiriyormuşcasına insanları yara yara ilerlemiyor kısacası bizdeki delilerden burada yok. Herkes sakin sakin davrandığı için trajik başka olaylar olmuyor. Biz akdenizliyiz açıklamasına sığınan yurdum insanının o kafayla pek birşey düzeltemeyeceği açık.

Biraz Fransa reklamı yapmış gibi duran bendeniz aslında dünyada en çok Fransızlardan nefret ederim ancak açık olarak görülen gerçekleri de yadsıyamam. Avrupa birliğine girmemizi istemeyen Fransanın çok haklı gerekçeleri olduğunu söyleyerek siyasi bir söylemle yazımı bitireyim. Darısı Türkiyenin başına.

İlk günden beri hiç değişmeyen konserin set list`i
Behind The Lines / Duke’s End
Turn It On Again
No Son Of Mine
Land Of Confusion
In The Cage / The Cinema Show / Duke’s Travels
Afterglow
Hold On My Heart
Home By The Sea / Second Home By The Sea
Follow You Follow Me
Firth Of Fifth / I Know What I Like
Mama
Ripples
Throwing It All Away
Domino
Drum Duet
Los Endos
Tonight Tonight Tonight
Invisible Touch

I Can’t Dance
The Carpet Crawlers

Konserden çektiğim fotoğraflar

 [AFG_gallery id=’28’]
Okan DOĞU
14 Temmuz 2007 – Orleans

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

14 Temmuz 2007 tarihinde Prog Grupları içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: