Konser Öncesi Ve Sonrası Haberler

Bir Hayranın Gözünden Waters Konseri

20 haziran gecesi Roger Water Istanbul da tam evimin karşısında kuruçeşme Arena da bir konser verdi.içinde olduğum karışık duyguları yazıya dökmem mümkün değil ama nolursa olsun bölük pörçükte olsa kafama göre yazmaya gayret edeceğim.
1972 yılında Isviçrede okuldan döndüğümde yanımda oradan sadece 45 kg tutan bir bavul içinde getirdiğim ses tesisatım vardı. Tüm okul hayatımda biriktirdiğim para ile almıştım bu tesisatı.Bunun üzerine bir tek sabun bile getirmedim.Gümrükten Altan Kardeşimin yardımları ile geçtim ve bavulu hiç açmadan yatağımın altına sakladım. Devamı …

Roger Waters Istanbul DVDsi

20 Haziran gecesinin anisini yasatmak için o günden beri toplamaya çalistigim konser ile ilgili görüntüleri bir DVD de toplayabildim. Firat, Murat Kosar, Marte Elings, Ali Ertem`in katkilariyla Dogan Haber Ajansinin konserde çektigi 3 parça`nin da dahil oldugu diskin içerigi sunlardan olusuyor;

DHA nin tüm Türk TVleri için hazirladigi konserle ilgili çekimler.

In The Flesh`in tamami, Mother ve Set The Controls dan kisa bölümleri
Konser alanindan çesitli görüntüler
Sahnenin en önünden çok net toplam 9 dakikalik çesitli çekimler.
Roger Waters`in Lizbon konserinin ses kayitlari esliginde Konser öncesi ve konserde yapilan en iyi fotograf çekimlerinden olusan resim galerisi.
Siparis için http://www.alseyret.com

Le Monde da Roger Waters Söyleşisi

MAGNY-COURS – Roger Waters’ın 20 Haziran’da İstanbul’a da uğradığı ‘The Dark Side of The Moon’ turnesi devam ediyor. 14 Temmuz’da Fransa’nın Magny-Cours kentinde sahneye çıkan Waters konseri öncesi Le Monde gazetesiyle bir söyleşi yaptı. Pink Floyd’un kurucularından Syd Barret’ın ölümünün hemen ertesinde yapılan söyleşide Roger Waters, Syd Barret’tan David Gilmour’a kadar eski grup arkadaşlarını anlattı ve Pink Floyd’un veliahtının kim olacağına dair ilginç açıklamalarda bulundu. Radikal okurları için Bruno Lesprit’nin konserle aynı gün yayımlanan röportajından bölümler yayımlıyoruz.
‘The Dark Side of The Moon’ kayıt teknolojisinde çığır açan bir albüm…
Stereo cihaz satanların mekânlarının akustiğini test etmek için bu albümü kullandıklarını biliyorum. Fakat albümün teknolojik yanı beni hiç ilgilendirmedi. Ben sadece şarkıların yaratılmasına konsantre olmuştum.
Bu turnede ‘The Dark Side of The Moon’un rock müzik tarihinin ilk konsept albümü olduğunu öne sürüyorsunuz. Bu albümden altı yıl önce yayımlanan Beatles’ın ‘Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band’ albümü değil miydi ilk konsept albüm?
O bir konsept albüm müydü? Bunu hangi argümana dayanarak söyleyebiliriz?
Şarkılar hayali bir savaş atmosferi yaratıyordu…
Bu çok kuvvetli bir argüman değil. Ancak Beatles’tan da hiçbir şey kaybettirmez. Beatles benim kuşağıma sanatsal yenilik yapmaları konusunda esin veren bir gruptu. Pink Floyd’un ilk albümünü Londra’da Abbey Road stüdyosunda kaydediyorduk. Aynı dönemde Beatles da aynı stüdyoda ‘Sgt Pepper’s…’ üzerine çalışıyordu. O dönemde İngiltere’de rock grubu kuran sanat öğrencileri arasında -ki ben mimarlık okuyordum, tatlı bir rekabet vardı. Soft Machine, Pink Floyd ve diğerleri…
Pink Floyd’un ‘The Dark Side of The Moon’u sizin en çok sevdiğiniz albüm mü?
Hayır. Benim en sevdiğim albüm Fransa’da kaydettiğimiz ‘The Wall’. Çünkü o tüm albümlerin sentezi. Ama Alan Parker’ın bu şarkıdan yola çıkıp çektiği filmi hiç beğenmedim. Parker iyi bir sinemacı ancak ‘The Wall’ karanlık bir filmdi ve filmden çok video-klip’e benziyordu. Filmde tek sevdiğim Gerard Scarfe’ın animasyonlarıydı.
Geçen günlerde ölen Syd Barret Pink Floyd’dan ayrıldıktan sonra da gruba esin kaynağı oldu mu?
Şizofreni teması Pink Floyd’un neredeyse tüm albümlerde yer alır. Sadece ‘Shine on You Crazy Diamond’ Syd’e saygımızı sunmak için yazılmıştı. O iyi yetişmiş, hassas ve entelektüel biriydi.
Pink Floyd’u kurduğunda maalesef çok gençti ve hiç kuşkusuz star sistemi için yaratılmış biri değildi. LSD hiçbir şeyi çözmedi. Syd çağın ölçüsüzlüklerinin kurbanı oldu. Pink Floyd’a onunla devam edemezdik, bu onu daha da kötü bir duruma düşürürdü. Grubun üyeleri Syd’le görüşmeye her zaman devam etti.
David Gilmour ile siz Pink Floyd’dun miras bıraktığı yollarda yürümeye devam ediyorsunuz. Hiç ona konserlerinde destek verdiniz mi?
Asla. Fakat ‘The Delicate Sound of Thunder’ albümünü tesadüfen dinledim. Zayıf bir albüm. Dave olağanüstü bir gitarist ve solist ancak Pink Floyd’dayken de şarkılarda ne anlattığımızı pek anlamazdı. Çünkü o metinlerin yazarı bendim.
Radiohead Pink Floyd’un veliahtı olarak gösteriliyor. Buna yorumunuz nedir?
Radiohead’in çok başarılı olduğu söylenen ‘O.K. Computer’ albümünü dinledim. Çok etkilenmedim. Albüm çok iç karartıcı, Thom Yorke’un sesi de ağlamaklı. Günümüzün müzikleri beni pek ilgilendirmiyor zaten. Daha ziyade Maria Callas’tan ‘Norma’yı dinliyorum.

Radikal Gazetesi 17.07.2006

Arkadaşımız Ozan Keskin Magny Cours’daydı

Arkadaşımız Ozan Keskin bu sene benim sayamayacağım kadar çok David Gilmour ve Roger Waters konseri izledi. Bunlardan daha önce Gilmour konser izlenimlerini sitede yayınlamıştım. Şimdi kendisi İstanbul ve Berlin`den sonra Fransa da bir yandan Formula 1 yarışları yapılırken diğer yanda verilen Roger Waters Magny-Cours konserini izleyip bizler için yorumladı.

” Berlin ve İstanbul konserlerinden sonra Dark side of the moon live turnesinin son Roger Waters konserini izlemek üzere Orléans şehrinden Magny-Cours’a doğru yola koyuldum. Son derece keyifli yollardan geçerek, yolun 1 saati henüz bitmişken, bir anda inanılmaz bir trafik başladı. Bugün Fransız devriminin ( 14 Temmuz ) kutlandığı ulusal tatil olduğundan, yollar ne güzel bomboş olur derken bir anda tüm hayatım boyunca gördüğüm en yoğun araba trafiğiyle karşılaştım. Bir ara resmen REM’in klibindeki gibi herkes arabalarından indi, otoyolda öyle gezinmeye başladı. Sadece konsere gelenlerin değil, aynı zamanda Formula 1’in Fransa etabının yapıldığı yer olan Magny-Cours’a gidenlerin meydana getirdiği trafiği açıkçası hesaba katmamıştım hiç. En azından bu kadarını, güya bir de yola erken çıkmıştım. Bir yandan da sürekli kendi kendime söyleniyordum,” Ulan roger nerden aklına geldi burda Allahın unuttuğu yerde konser vermek? Şöyle Paris’te medeni bir yerde verseydin diye”…

Lafı uzatmayayım, 2 saatlik yolu tam 4.5 saatte kattetikten sonra kan ter içinde halde konser alanına akşam dokuz gibi yetiştim. Formula 1 sahasının devasal alanı içinde olan her tarafta içki yiyecek büfeleri olan, insanların dörbir tarafa çadır kurduğu, sağa sola yattığı tam festival ortamı vardı. Konser başlamasına yakın herkes toparlandı. 35.000 kişilik kapasiteli alan neredeyse tamamen dolmuştu. Sağ tarafta Vip tribünü vardı, orada boşluklar vardı. Kimbilir hangi hıyarlara kıyak bilet gönderildi de gelme zahmetinde bulunmadı diye düşündüm.

Benim 68 euro bayıldığım biletim “Pelouse d’or” diye ayrılmış, göreceli olarak daha iyi görüş açısına sahip yerdeydi ama geç kalınca istediğim lokasyonu bulamadım tabi. Genelde en önler olmasa bile hem en iyi görüntü ve ses’i alabilmek için tam sahneyi ortalamaya çalışırım konserlerde, bu sefer mümkün olamadı. Ön taraflarda, tam sol kenarda durmaya karar verdim. Gerçi yine de iyiydi: konsere gidenler Roger’in bu tarafa epey geldiğini hatırlayacaktır. Resmi başlama saatinden 10 dk. evvel, 21.20 ‘de sahneye Roger ve grubu çıktı alkışlar içinde. Yine aynı repertuar, In the Flesh, Mother,… Alan çok büyük olduğu için hoporlörlerin sayısı da oldukça artırılmıştı, genel volume’da hem Istanbul hem Berlin konserinden daha yüksekti. Hatta “Perfect Sense”‘deki petrol tankının patlama anında hoparlörlerin dibindeydim, resmen inledi herbir tarafım.

Shine on’un başında Syd Barrett’dan bahseder diye düşünüyordum ama Roger’dan bir ses çıkmadı nedense… Ancak Wish you were here’ı Syd’a ithaf ederek sundu.

Konserlerde arada bir etrafımı da gözlerim. Kendi kendime nerde İstanbulda neredeyse bütün şarkılara eşlik eden seyirci kitlesi diye düşünmeden edemedim. Sanırım biraz da İngilizce özürlü olmalarından olsa gerek etrafımdaki hiçbir Fransız doğru dürüst hiçbir şarkıya eşlik edemiyordu. En bilindik parçalarda bile hafiften bir mırıldanıp, hemen susuyorlardı. Leaving Beirut’ta ekrandaki filmde bol bol fransızca kelime geçmesi bir çok fransızı sevindirmiştir tahminimce.

“Sheep” benden yine tam puan aldı, koyun ses efektleri konser alanın dört bir taraftan daha belirgin geldi. Bu arada epey konuşulan Roger’in
lip-sync yapma konusuna bu sefer epey dikkat ettim, tam dibimde de ekranlar olduğundan. Bence Fletcher memorial, have a cigar ve sheep’de kesin yapıyor, zaten belli de oluyor : Mikrofona bu anlarda acayip yapışıyor, veya elini ağzını kapatacak şekilde tutuyor ama bence hiç sorun değil sound açısından bir gariplik olmasındansa böyle bir yola başvurmasını 60 yaşını geçmiş biri için hiç yadırgamıyorum doğrusu.

Bu arada bu tür konserlere laf olsun diye gelen hatunlara hasta oluyorum. İstanbulda da aynı şey olmuştu; devamlı “pardon, geçebilirmiyim” diyerek sağa sola, ite-kaka itmeye çalışan, devamlı car car konuşan kızlar burada da fazlasıyla mevcuttu, hatta bir tanesi de sigarasıyla kolumu yaktı, hala acıyor ! Neyse, çok hoş bir kızdı, affettim :))

Konserin 2. yarısında Roger ” Şimdi çok eski bir dosttu sahneye davet ediyorum diyerek Nick Mason’u davet etti. Çılgınca bir alkış koptu. Maalesef çok yakından göremedim büyük ekranlar dışında, zira yerimi değiştirmiştim. Ve DSOFTM başladı. On the run’da ses inanılmazdı, yanımdaki tipler anlam veremediğim şekilde baktım elleriyle kulaklarını tıkıyordu.

“Time”‘ın girişinde Nick Mason perküsyonunu resmen konuşturdu.

“Us and them'”in başında, Jon Carin’in sesine bir şey oldu. Sesi çıkmadı, sonra bir anda çok yüksek çıktı. Roger hemen kötü bir bakış attı ama mikrofondan da kaynaklanmış olabilir.

“Brain Damage”‘da ekranda gözüken anlam veremediğim uçan ilaç kapsulleri görüntüsünün aynısının Kraftwerk’in son turnesinde “Vitamin” adlı parça sırasında kullanıldığından herhalde Roger Waters’ın haberi yoktur, başı ağrıyabilir bile bence.

Bu hafta başında koşa koşa aldığım Pulse DVD’sini konsere gelmeden bir kere daha izlediğimden, konser boyunca sürekli aklıma geliyordu. Bir yandan da içimden ah diye geçiniyordum. Earl’s court’daki “Comfortably numb” performansı ile bu konserde hatta David Gimour’un solo konseriylede.. Pulse turnesinin yanına yaklaşamanın imkansız olduğunu gördüm — bu yorumum müzikal açıdan değil, görsel açıdan – Maalesef o zamanlar Pulse turnesini seyretmek mümkün olamıştı. Aman allahım, o ne konsermiş ! DVD’de süper. Okan sanırım gitmişti earls court konserlerine , Şanslı insan…!

Ben dolayısıyla David-Rick , Roger-Nick ikililerin solo konserleriyle yetinmek durumundayım. Tabi buna da şükür.

Çok iyi bir Roger Waters konseri daha biterken aynı trafik akibetine maruz kalmamak için.Comfortably Numb’ın yarısında ben yavaş yavaş arka tarafa yöneldim ,

Roger Waters’ı böylece turnesinin sonu için yavaş yavaş Amerika’ya uğurlarken, sırada ve en son olarak Fırat ile bir aksilik olmazsa gideceğimiz David Gilmour’un Venedik konserleri var…”

Roger Waters`ın İtalya Konseri Canlı Yayında

Roger Waters`in 12 Temmuz Çarşamba günü İtalyada Lucca şehrinde vereceği konser sponsorlarından birinin RAI yayın kurumu olması sayesinde radyodan ve internet üzerinden canlı yayınlanacak. The Dark Side Of The Moon`un tüm performansı sırasında Nick Mason`un da yer alacağı konseri dinleyebilmek için http://www.radio.rai.it/radio1 tıkladıktan sonra sağ üst köşede yer alan “Ascolta Live” linkini tıklamak gerekiyor.

Bu Ayki Roll da Waters Konseri

Roll dergisi çabucak hazırlanarak geçtiğimiz ayın 20 Haziranında izlediğimiz Roger Waters konserine tam 10 sayfa ayırdı. Konseri oldukça iyi birşekilde ve izleyicilerin gözünden aktaran dergi Okeania ile de yaptığı söyleşiyi sayfalarına yansıttı.

Temmuz sayısı bayilerde.

Radikal gazetesinin görüşlerine başvurduğu bazı kişilerin konser ile ilgili yorumları şöyle,

DEMİR DEMİRKAN (Müzisyen)
Bu yılın en önemli konseri Roger Waters konseriydi. Geçtiğimiz yüzyıla müzikal, sosyal, politik ve psikolojik alanda damgasını vuran Pink Floyd’un ikinci dönemindeki dominant üreticisi olan Roger Waters bir dâhidir, hatta dâhilerin arasında en cesur olanlarındandır. Hayatını bu şekilde anlamlandırıp, yaşadığı dönemi bu şekilde değerlendiren ve şekillendiren bu insanın İstanbul’da verdiği bu konser bence sadece bu yılın değil, ülkemizde şu ana kadar dünya çapındaki müzisyenler tarafından verilen konserlerin en önemlisidir.

ŞEBNEM FERAH (Müzisyen)
Roger Waters konseri bence yılın en önemli etkinliğiydi. Konserden bu yana bir haftadan fazla geçti ve hâlâ etkisindeyim. Önemli bir tarihi ana tanıklık edebilmek gibiydi. Şarkıları dinlemenin yanı sıra, gerçekten yaşadığımı hissettiğim, insanlık adına ne varsa 15 bin kişinin aynı anda hücrelerinde hissedebildiğini düşündüğüm, unutulmayacak bir konserdi.

MEHMET TEZ (Rolling Stone yayın yönetmeni)
Bir konsere gittiğinizde sizi gerçekten mutlu eden şey, şarkılara eşlik edebilmektir. O konserde çalınan şarkıların hayatınızda bir yeri ve hikâyesi yoksa, iyi bir konser izlemiş olur, memnun bir şekilde evinize dönersiniz. Ama her şey bir arada olduğunda sesiniz kısılır, adrenalin artar, ayaklarınız yerden kesilir. Bu konser benim için Roger Waters’dı

DERYA BENGİ (Roll dergisi yayın yönetmeni)
Sezon açılışını Morrissey’le yaptık, herhalde uzun yıllar sonra da ‘Zeki Mürenli konser’ olarak hatırlanacak. Doğru dürüst dinleyemediğim yeni albümünden çaldığı şarkılardan bile bu kadar etkilendiğime göre, hakikaten çok güzel bir konserdi. Konser benim için konserdir, ‘organizasyon’ ya da ‘event’ değil. Biralar sıcakmış, tuvaletler yetersizmiş hiç koymaz, ben sahnedeki müziğe bakarım. Bütün Pink Floyd repertuvarını hallaç pamuğu gibi atan nefis Roger Waters konseri çoktan ölmüş bir saflığı diriltti galiba. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için duygusunu insanlara geri getirdi.

CEM YEGÜL (Pozitif yönetim kurulu üyesi

Sting konserine gidememiş olsam da Roger Waters’ı kaçırmadım, bence muhteşem bir konserdi. Çok sağlam çaldılar, Pink Floyd tam kadro orada olsaydı aynı şeyi söylerdim herhalde. Ambiyans da çok önemliydi, bir tarafta orman bir tarafta Boğaz, çok keyif aldığım bir konser oldu Roger Waters.

AYLİN ASLIM (Müzisyen)
Bana göre bu yazın en önemli konserlerinden biri Roger Waters’dı. Türkiye’de bu kadar uzun zamandır beklenen, bu kadar büyük bir ismin en sonunda gelmesi, daha da ötesi konsere gelen herkesi büyüleyip gitmesi bence önemli bir olaydı.

MURAT BEŞER (Milliyet gazetesi müzik yazarı)
İki heyecan verici konseri geride bıraktık; bunlardan ilki Sting, diğeri Roger Waters’dı. Fahiş bilet fiyatlarına karşın her ikisinin de ful çekmiş olması sevindirici.

GÖRGÜN TANER (İKSV Genel Müdürü)
Bu senenin, hatta son birkaç yılın bence en iyi konseri Roger Waters’dı. Pink Floyd’un beyni sayılan Roger Waters’ın, üzerinden otuz yıl geçtikten sonra bu kadar canlı ve heyecanlı bir konser verebileceğini tahmin etmiyordum açıkçası. Bu konserin üzerine, yaz içinde kimi dinlesem, o kadar da etkilenmeyeceğim gibi hissediyorum.

Yeni İstanbul Konser Videosu

Konser için Hollanda dan gelen dostumuz Marte Elings, Sony kamerasıyla uzaktan da olsa başarıyla çektiği videosunu bize gönderdi. Buradan çekebilirsiniz. Umarım serverde yer kalmıştır 🙂

Dream TV yayınından İstanbul In The Flesh videosu burada!

Konserin açılışı Dream TV yayınından

Roger_Waters_Istanbul_In_The_Flesh.part1.rar

Roger_Waters_Istanbul_In_The_Flesh.part2.rar

Roger_Waters_Istanbul_In_The_Flesh.part3.rar

Roger_Waters_Istanbul_In_The_Flesh.part4.rar

Bugünkü gazetelerden toparlanmış Roger Waters konser yazılarını basın bölümünde bulabilirsiniz.

Konu hakkında yazılarımız ve düşüncelerimiz daha çok forumlarda. Vakit bulup kendimizi toparlayana kadar 20 Haziran gecesi Waters`a en yakın kişi olarak çektiğim 200 fotografı sizinle paylaşıyorum. Belki de internetteki en çok Roger Waters konser fotografının yer aldığı site olmuştur.

20 Haziran 2006 Kuruçeşme Roger Waters Konser Resimleri

Tüm eski haberleri burada bulabilirsiniz okudukça konserin nostaljisini yaşarsınız.

Roger Waters`in 2 Haziran da Lizbon da verdiği konserin ilk bölümünün DVDsi için bana yazabilirisiniz. Waterstanbul@okeania.net

Istanbuldan Roger Waters Geçti

Yaklasik 40 yildir özlemle beklenen Pink Floyd`un beyni Roger Waters, dün gece Istanbul bogazini titretti. Konserden 200 adet fotografi burada bulabilirsiniz. Forum kismimizda ödüllü bir yarisma düzenledim. Benden de iyi anlatabilecek arkadaslara sans verip onlara orjinal Pulse DVDsi kazandirabilecek bu yarisma Roger Waters konserini en iyi anlatan yaziya verilecek. Konuyla ilgili tüm bilgiler burada .

Lütfen çevrenizden, gazete ve TVlerden topladiginiz bütün bilgileri bana ulastirin. Bu bilgileri sitede adinizi referans göstererek bir araya toparlayalim. Iste asagida Waters ve klavyeci Jon Carin`in Istanbul resmi.

Türk basininda konser haberlerini okumak için tiklayin.

Ancak 21 Haziran tarihli Sabah gazetesinde bir haber vardi ki evlere senlik. Ne haberi yazan ne de foto muhabiri Roger Waters`i taniyor olacak ki Waters ile ilgili haberde gitarist Snowy White`in resmi kullanilmisti.

Resim Ian Ritchie nin sitesinden alinmistir. Konserden önceki gece Ortaköydeki Jazz barin sahibi Süha bey ile konustugunu söyleyen Ritchie, Türk izleyicisinin harika oldugunu sitesinde yazdi.

Türk basininda Roger Waters konser yazilari için tiklayin

Waters 50 000 kISIyle DUVarI YIkIn Dedi

Istanbul konserinden sonra Israil e geçen Roger Waters, The Wall albümüyle tüm dünyaya verdigi duvarlari yikma mesajinin en anlamlisini Israil ile Filistinliler arasina yapilan duvarin yikilmasi için verdi. Duvara sprey boya ile We dont need no thought control (Düsünce kontrolüne ihtiyacimiz yok!) yazan Waters`a asiri sagci Yahudiler tepki göstererek kamu malina zarar vermekten tutuklanmasini istediler. Sorusturmanin sonuna kadar da Israil disina çikisinin yasaklanmasini istediler.

Dün gece yaklasik 50 bin kisiye konser veren sanatçi, konserin sonunda gülümseyerek, “Inaniyorum ki, Israilli bu yeni jenerasyon komsulariyla baris yaparak komsulariyla baris içinde yasamayi basaracaktir.” dedi.

Hürriyet gazetesinin haberi için tiklayin

Israil konser resimleri için tiklayin

Roger Waters Berlin Konseri

Roger Waters turnesine 8 Haziran Perşembe gecesi Berlin konseriyle devam etti. Konsere katılan arkadaşımız Ozan Keskin`in konseri anlattığı yazıyı burada bulabilirsiniz. İstanbul konseri öncesi bilmeniz gereken detaylar ve özellikle Leaving Beirut parçasının Türkçe sözlerini burada bulabileceksiniz.

Roger Waters Konser Resimleri

Bir yandan konseri bekler hazırlıklar yaparken diğer yandan da kendimize en iyi fotograf çekebilecek makinayı seçme derdindeyiz. Ancak devam eden turneden 10 Haziran da Hollanda da verdikleri Arrow Rock Festival, Lichtenvoorde konserinde çekilmiş aşağıdaki resimler elimize ulaştı paylaşalım istedik. Umarım biz daha yakın ve net pozlar yakalayabiliriz.

Biraz komik de olsa kukla astronot herhalde gülümsetecektir, koca Pink Floyd gösterilerinin yanında….

Roger Waters Lizbon Konseri

Geçtiğimiz 2 Haziran da Lizbon da konser vererek turnesine başlayan Roger Waters konserinin tüm detayları ve fotografları burada. İstanbul konserinden önce tüm detayları ve dikkat etmeniz gereken yerleri önceden öğrenmek istiyorsanız tıklayın…

Roger Waters Çıldırttı.

Aylardır beklenen Roger Waters turnesi 3 Haziran Lizbon konseriyle başladı. Brain Damage ve Pink Floydz sitelerinden derlediğim izleyici izlenimlerini toparladım.

4.5 tonluk lazer ve ışık ekipmanı ve Comfortably Numb da alev alan ateş çemberiyle Waters, Pink Floyd ruhunun çılgınlıklarını 3 saat süren konseriyle yaşatmaya başladı.

Konserin tek olumsuzluğu, AOL`un sitesinden canlı olarak tüm dünyaya yayınlanacağı duyurulmasına rağmen, konser başlarken yayının iptal edilmesi ve ilgili duyurunun yarım saat sonra yapılmasıydı.

Buna rağmen konsere gidenler çok büyük bir şov izledi. Yerel saatle 00:30 da başlayan konser 03:15 de sona erdi. Muhteşem surround ses sisteminde verilen konserin ışık ve ses düzeninin 2002 yılı konserlerinden çok daha iyi olduğu belirtiliyor. Kendisinden önce sahne alan Santana`dan sonra sistemin düzenlenmesi için 30 dakika beklenmiş. Bu sırada seyircilerin olduğu bölüme 10 adet yeni büyük hoperlör ilave edilmiş. Sahne gerisinde yine bildik klasik Pink Floyd yuvarlak ekranı yer almasına karşın oynayan filmler ve ışık düzeni tamamen yenilenmiş. In The Flesh çalarken de çok sayıda havaifişekli gösteri konulmuş.

İlk bölüm The Wall albümünden Happiest Days Of Our Lives-Another Brick In The Wall ve Mother ile başladıktan sonra, Waters oturarak söylediği 3 The Final Cut parçasıyla sürüyor.

2002`deki In The Flesh turnesinde çaldıklarına benzer parçalar çalan Waters ilaveten Have A Cigar ve Sheep`i de bu turnede seslendirmeye başlamış.

15`er dakikalık iki aranın verildiği konsere, Bush`un Irak politikasına göndermeler yapan Leaving Beirut ve The Final Cut parçaları eklenmiş. Ne yazık ki şu ana kadar en sevdiğim Waters solo parçalarından olan “Its A Miracle” dan söz edilmiyor.

Festival de Waters`in yanısıra Sting, Santana, Guns`n Roses, Paul McCartney, Jamiraquai, Shakira, Red Hot Chilli Peppers gibi isimler de yer aldı.

Konserden ilk resimler de PinkFloydz sitesinde yer aldı.

Vali`ye Mektup Basında

Arkadaşımız Fracman`ın İstanbul Valisi Muammer Güler`e sitesi http://www.tahinpekmez.org üzerinden yazdığı açık mektup basında ve çeşitli internet sitelerinde de yankı buldu. İşte Akşam gazetesinin 29 Mayıs tarihli sayısından haberin resmi;

pftn hakkında

PinkFloydTurk.Net admini, Floyd fanı, müziksever, eski ses mühendisi.

21 Ağustos 2006 tarihinde İstanbul Konseri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: